1. HABERLER

  2. BASINDA ALEVİLER

  3. Aksiyon'un haberinin neresi doğru?
Aksiyon'un haberinin neresi doğru?

Aksiyon'un haberinin neresi doğru?

Aksiyon'un haberinin neresi doğru?Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız Aksiyon dergisinin son sayısındaki, Sivas Katliamı'nda “Ergenekon...

A+A-

Aksiyon'un haberinin neresi doğru?Aksiyon'un haberinin neresi doğru?

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız Aksiyon dergisinin son sayısındaki, Sivas Katliamı'nda “Ergenekon parmağı” olduğuna dair kapak haberi ile ilgili sorularımızı yanıtladı. Balkız soL Haber Portalı'na verdiği görüşlerde haberde pek çok hata olduğunu belirtiyor ve haberi manipülasyon amaçlı olarak nitelendiriyor.

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız, Sivas katliamını içeriden yaşamış, süreci başında beri izlemiş, sanıkların yaptıkları savunmaları, tanıkların söylediklerini, polislerin verdiği ifadeleri dinlemiş biri olarak Aksiyon'un son sayısındaki Sivas katliamı ile ilgili haberin manipülasyon amaçlı olduğunu söylüyor. Balkız, haberi katliamın tutuklularını ve firari sanıklarını aklamaya dönük bir girişim olarak nitelediriyor ve “çalakalem yazılmış” olduğunu belirttiği haberin pek çok maddi hata içerdiğini anlatıyor. Balkız'a göre haberi yapan kişi mahkeme tutanaklarını incelememiş. Hatta Balkız “o günlerde yayınlanan yerel Sivas gazetelerini açıp bakmış olsa bile bu kadar kaba hatalar yapmazdı” diyor.

Perşembe günü Cuma namazı

Balkız, haberi yazan kişinin günleri ve saatleri bile birbirine karıştırdığına dikkat çekiyor. Haberde 2 Temmuz günü ile ilgili şöyle bir anlatım yer alıyor: “Aziz Nesin, Şifahiye Medresesi’nde kitaplarını imzalamaya başlar. Bu sırada Cuma vaktinde Selimiye Camii’nin önünde kim oldukları henüz anlaşılamayan bir grup tarafından davullar çalınır.”. Oysa Balkız, sözü geçen olayın yani Şifahiye Medresesi’ndeki olayların 1 Temmuz akşamı yaşandığını ve günlerden de Perşembe olduğunu yani Cuma namazının söz konusu olamayacağını anlatıyor.

Hatalar, çarpıtmalar

Balkız, “Daha önce Zara ilçesinde kutlanan Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nin Sivas’a alınması da başlı başına bir zafiyet” cümlesinin de gerçeği yansıtmadığına dikkat çekiyor.

Balkız yine haberde yer alan ve yazar Devrim Sevimay'ın olayda hayatını kaybeden Serkan Doğan’ın ağabeyi Serdar Doğan ile yaptığı röportajdan alıntılayarak anlattığı, yangın başlamadan içeriye üst rütbeli bir subayın girerek içeridekilere hakaret edip otelden ayrılması hadisesini de şöyle anlatıyor: “Akşam otelin ışıklarını söndürmüştük, aydınlık olunca koridorlardan gidip gelenler dışarıdan görünüyorlardı ve atılan taşları üzerlerine çekiyorlardı. Karanlıkta içeriye üç polis girdi. İçerisi karanlık olduğu için çakmaklarını yaktılar, yüzümüze baktılar ve 'burada polis var mı?' diye sordular. Biz yok deyince de çekip gittiler. Arkasından bir yüzbaşı da içeri girdi ve aynısını yaptı. 'Burada asker var mı?' sorusuna yok cevabı aldıktan sonra çekip gitti. Hemen arkasında da yangın başladı. O polis, o yüzbaşı kimdi diye sormamıza rağmen mahkemede herhangi bir araştırma yapılmadı."

Aksiyon'un haberinde yer alan Sivas katliamına dair bir diğer yeni “ayrıntı” da şöyleydi: “Diğer bir ayrıntı ise 2 Temmuz günü Malatya’dan Ankara’ya toplantıya gitmekte olan bir sendikaya ait otobüsün Sivas’ta mola vermesi ve sonra ortadan kaybolması. Otobüste kimler vardı ve bu davetsiz misafirler daha sonra nereye gitti? Bunlar dönemin emniyet birimlerince takip edilmedi." Balkız, yerel basında çıkan haberler incelendiğinde otobüs olayının da gayet açık olduğunu belirtiyor. Ankara'da KESK'in eylemine gitmekte olan otobüslerden doğudan gelenler 30 Haziran'da Sivas'a uğrarlar ve bu otobüslerde bulunan Eğitim-Sen'li öğretmenler İstasyon Caddesi'nde bir yürüyüş gerçekleştirirler. Bu olay ertesi gün Sivas'ın bazı yerel gazetelerinde “komünistler yürüyüş yaptı” şeklinde yer alır.

Ali Balkız Aksiyon'daki “en kaba” hatalardan birinin de dergide yer alan fotoğraf konusunda yapıldığını anlatıyor. Habere konulan bir fotoğrafın altında “en soldaki kişi Ali Balkız” ifadesi yer alıyor. Ancak Balkız en soldaki kişinin kendisi değil -kendisi fotoğrafta yer almıyor- Aydoğan Yavaşlı olduğunu söylüyor.

Otelin önündekiler kimdi o zaman?

Tüm bunların ötesinde Balkız, 2 Temmuz 1993'de yaşadıklarından yola çıkarak şunları söylüyor: “Biz o gün kapımızın önünde binlerce insanın yüzlerce kez 'Şeytan Aziz', 'Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak', 'Laiklik gidecek, şeriat gelecek' sloganları attıklarını duyduk. Bu insanların çoğu şeriatçı kılığındaydı, yani cüppeli ve sakallı insanlardı ve bunların hepsi video kayıtlarında teşhis edildi. Şimdi 16 sene sonra böyle bir dosya açmanın ve bunu Ergenekon'a havale etmenin anlamı nedir?”

Zekeriya Öz soruları not almış

Ali Balkız bu yılın başında Şubat ayında Ergenekon savcısı Zekeriya Öz ile yaptıkları bir görüşmeyi de aktardı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) eski Genel Başkanı Kazım Genç ile gerçekleştirdikleri ziyarette, Öz'e mahkeme sürecinde ikna olmadıklarını, Sivas katliamı ile ilgili pek çok karanlık nokta kaldığını söylediklerini aktaran Balkız, Öz'den otelin önüne grubu yeniden kimlerin topladığı, otelin önüne bir kamyon taşı kimlerin yığdığı, Divriği'de özel tim varken neden çağırılmadığı, itfaiye hortumunu kimin kestiği, benzini kimin döktüğü sorularına yanıt bulmasını istediklerini, Öz'ün soruları not aldığını ancak bugüne dek herhangi bir yanıt alamadıklarını anlattı.

Balkız eğer bu sorulara yanıt aransaydı, Mehmet Ağar'ın “Bin operasyon yaptık” cümlesinin anlamının da açığa çıkacağını ifade ediyor. “Eğer Savcı Bey'e yazdırdığımız soruların yanıtları bulunacaksa Sivas'a dair pek çok şey açığa çıkar. Ama eğer başta da söylediğim gibi Sivas katliamı bu şekilde, Ergenekon ile birlikte manipülatif amaçlı kullanılacaksa -ki öyle yapılacakmış gibi görünüyor- o zaman vay halimize!” diyor.

Balkız ayrıca mahkemede bir kişiyi teşhis ettiğini, “onu gördüm, kitleyi yönlendiriyordu” demesine karşın yargıç Muammer Ünsoy'un “Ben Sivas'ta bu kişiyi tanırım, böyle bir şey olamaz” dediğini anlatıyor. Bu kişiyi sonrasında mahkemeye bile çağırmamışlar.

Balkız son olarak, Fethullahçıların bu tür yayınları ile ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor: “Sivas katliamının 16. yıl dönümünde, 2 Temmuz 2009 günü Zaman gazetesi olayları iki üç cümle ile geçiştirdi ve şöyle yazdı: '2 Temmuz günü Sivas'ta çıkan yangında 33 kişi hayatını kaybetti'” Yoksa yangın kazara mı çıkmıştı?

(soL-Haber Merkezi) - 31 Temmuz 2009

Bu haber toplam 16 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.