Arif Sağ’ın eşinin cenazesi neden sazlarla ve deyişlerle kaldırıldı?

Arif Sağ’ın eşinin cenazesi neden sazlarla ve deyişlerle kaldırıldı?

Geleneğe uygun yaşayan Alevilerin Hakka yürüme erkânı, özü itibarıyla Yıldız bacı için düzenlenen erkândır. Asimilasyondan nasiplenmeyen, özünü-mirasını koruyan, “yahu şimdi Alevi olduğum ortaya çıkacak, işim bozulacak, terfi alamayacağım, komşum ne der, amirim-arkadaşım ne söyler” gibi aptalca kaygı taşımayan Aleviler, erkânı böyle yürütürler.

Arif Sağ da bir Alevi yurttaş, bir önder, bir örnek sanat adamı olarak, hem kendi tercihi hem de “hem yârim, hem yarım” dediği eşinin vasiyeti üzerine, bu dünyadan göçtüğü güne değin Alevi gibi yaşayan Yıldız Bacıyı, Alevi erkânına göre yolcu etmek istedi ve erkân öyle yürütüldü.

Peki, sorun ne?

Köyde, şehirde- kasabada olmak üzere her gün yüzlerce Alevi bu gelenek üzere sırlanırken, Yıldız Bacının erkânı neden bu denli ilgi çekti; şaşırttı?

Çünkü medyanın yoğun ilgisi üzerine ‘sırlama’ ya da ‘Hakk’a yürüme erkânı’ dediğimiz tören kitlelere, seven-sevmeyen herkese ulaştı ve ‘Katolik, fanatik-Ortodoks İslamcıların’ ve ırkçıların tepkisine yol açtı. Neler yazılmış neler… Özü şu; “neden cenazeyi böyle kaldırıyorsunuz, siz Müslüman değil misiniz?”

Terbiyesizlik, hakaret…

DEYİŞLER, DÜAZLAR, GÜLBANKLAR…

Kardeşlerim;

Türban türban diyerek, Hıristiyan rahibelerinin giyimini taklit etmek, siyasi simge olarak kullanmak için yıllardır kıyamet kopartan kardeşlerim; biz, yakınlarımızın öldüğüne inanmayız yahu… ‘Don değiştirdi, devr-i daim olsuz’ deriz.

Bakın, ‘çok sevdiğinizi’ söylediğiniz ama asla anlamadığınız, hiçbir biçimde nasiplenmediğiniz Yunus da öyle der; “ölür ise tenler ölür, canlar ölesi değil…”

Bu erkân, bir Türk-Türkmen geleneğidir yahu… Ne Arap’a öykünmektir ne de Hıristiyan’a… Bize özgüdür bize, bu yurdun insanlarına. Çocukluğumu, köyümdeki törenleri anımsıyorum da, deyişler, düazlar, gülbanklar… Hakk’a yürüyen canın sevdiği eşyaların gömüte konulması.

Tek kelime Arapça yoktu, tek kelime…  

Bu erkânlarda Pir Sultan Abdal’ın şu deyişini çok dinledim;

“şu karşı yaylada göç katar katar

bir güzel sevdası serimde tüter

bu ayrılık bana ölümden beter

geçti dost kervanı eylemen beni, eylemen beni”

Demem o ki, bu erkânı Arif Sağ icat etmedi-uydurmadı; üç aşağı-beş yukarı zaten böyleydi… Ama Arif Sağ nasıl saza, söze, deyişe, türküye, Yol’a, öncülük etiyse, Hakka yürüme erkânının anımsanmasına da öncülük etti…

Hepsi bu ya, hepsi bu…

Arif Hoca’nın tavrıyla söyleyeyim; “size ne yahu?

Kardeşlerim; bizi anlayın, duygudaşlık yapın… Hem; “din, inanç ve vicdan özgürlüğünden yana olduğunuzu” söyleyip, hem de; “aaa, bu nasıl Müslümanlık, bu nasıl gelenek, tören” dememelisiniz, ayıp! Geleneğimizi, kendimizi, çocuklarımızı ve yurdumuzu bu din fanatizminden, Şii-Sünni boğazlaşmasından-ilkelliğinden korumak istiyoruz, lütfen anlayın… Hatta elinizden gelirse siz de öyle yapın. Ne idüğü belirsiz ENSARcılara, imamlara, cinsi sapıklara çocuklarınızı emanet etmeyin. Dini, evinizde siz öğretin. Herkesin din âlimi olması gerekmiyor ki…

Neden zorunlu din dersine, Diyanet’e, karşıyız? Neden yanıp-yakılarak cemevlerimizi kuruyoruz? Neden hukukumuzu sonuna kadar kovalıyor, Türkiye yargısından elde edemezsek AİHM’ne başvurup, oradan karar getiriyoruz? Neden ser veriyor, dövülüp-kovulmayı, aşsız-işsiz kalmayı göze alıp asimilasyonu reddediyoruz?

Farkımız var dostlar, biz farklıyız ve iyi ki de öyleyiz, iyi ki de varız. Yoksa bu ülke çoktaaan Suriye, Irak, Pakistan, Bengaldeş vb olurdu… Din ve mezhep çatışmasına, emek sömürüsüne, emperyalizme karşı olmamızı geleneğimize ve inanç kabulümüze borçluyuz. Laikliğe, eşitliğe, demokrasiye, insan haklarına, 72 millete aynı nazarla bakmak felsefemizi bu kültüre borçluyuz.

Farklı olmak, farklı itikad etmek, farklı din ve inanç kabulünü benimsemek kötü bir şey değil dostlarım… Zenginlik…

Farklı ibadet etmiyor, inanmıyor, din ve Tanrı tasavvuruna farklı anlamlar yüklemiyor, Yıldız bacı örneğinde olduğu gibi cenazemizi farklı erkânlarla kaldırmıyor, sevdiklerimizi anılarla, türkülerle, biz özgü hüzün, acı ve saygıyla yolcu etmiyor-edemiyorsak, neden cemevi inşa ediyor, ölümüne mücadele ediyoruz?

***

Arif Hocam eşini, Kutup Yıdız’ını,

Tolga, biricik anacığını,

Biz hepimiz, ömrünü Yol’a adayan, çilesini çeken bir bacımızı kaybettik!

Üzüntümüz büyük, acımız tarifsizdir…

Yıldız’ı, yıldızların yanına uğurluyoruz…

Işığı bol, yoldaşı yıldızlar olsun…

Murtaza Demir/Otv

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Alevi Haber Web Sitesi