1. HABERLER

  2. Alevilerin Değerlendirmesi Gereken Yeni Olanaklar
Alevilerin Değerlendirmesi Gereken Yeni Olanaklar

Alevilerin Değerlendirmesi Gereken Yeni Olanaklar

Alevilerin Değerlendirmesi Gereken Yeni OlanaklarTeslim TÖRE"(...) Alevileri, sistem partilerinin kuyruğuna takmaya çalışan bu kuyrukçulara...

A+A-

Alevilerin Değerlendirmesi Gereken Yeni OlanaklarAlevilerin Değerlendirmesi Gereken Yeni Olanaklar

Teslim TÖRE

"(...) Alevileri, sistem partilerinin kuyruğuna takmaya çalışan bu kuyrukçulara rağmen, Alevilerin artık, katılımı oranında, kendi bileğinin gücü, alın teri, emek değeri olacak olan bir partinin kurulması için çalışan, Alevileri kendi özel ve tüzel kişilikleri ile kendisi olmaya davet eden Alevi Bektaşi Federasyonu var. Aleviler için böylesi bir tarihi fırsat ilk kez doğmuş durumda..." 

Global kapitalizm, üretim, tüketim, üleşim  gibi iktisadın doğal yasaları ile müthiş bir çelişki  içine girdi. Söz konusu çelişki, kapitalizmin rekabetçi ve ithal ikameci dönemlerde olduğu gibi kendini  bir üst düzeyde üretmesine olanak tanımıyor. Geçmiş kriz dönemlerinde olduğu gibi, yeniden Pazar paylaşımı için bir dünya savaşı çıkartıp,  milyonlarca tüketiciyi kırıp, üretimi yükselterek  krizden çıkamıyor. Çünkü krizin çıkış nedeni  talep fazlalığı değil arz fazlalığı. O nedenle krizden çıkabilmek için öncekilerden farklı yöntemler kullanmak zorunda kalıyor.

Global kapitalizm, canlı emeğin yerine nesnelleşmiş emeği yani makineyi koydu. Dolaysıyla üretim güçleri ile arasındaki çelişkiyi asgari düzeye indirdi. Ama hem üretici hem de tüketici olan canlı emeği üretim sürecinin dışına itmekle bu sefer de tüketici güçleri zayıflattı. O nedenle tüketiciyi imha etmiyor tüketicinin alım gücünü yükseltmeye çalışıyor. Tüketiciye, “simit alın, sarımsak alın, bir şeyler alınki krizden çıkalım” reklamı yapıyor. Bu reklamları deve dişi gibi ekonomistlere yaptırıyorlar. Ekonomi profesörleri, alıcıyı bir şeyler almaya ikna etmeye çalışıyorlar ki, sistemi kurtarsınlar. Ama sistemin böylesi uyduruk şeylerle kurtulma şansı hiç kalmadı. 

Nesnelleşmiş emeğin ürettiğini, tüketebilecek yeterli bir tüketim gücü yoktur. Arz talep dengesi köklü bir şekilde bozuldu. Pazar dolu, alıcı yok. Global kapitalizm, kendisini var eden üretim, tüketim, üleşim gibi iktisadın doğal yasaları ile derin bir çelişkiye düşerek, kendini aşma, yenileme yeteneğini kaybetmekle kalmadı, önlenemez bir yıkım sürecine de girdi. Buna rağmen bir devrim durumu da doğmadı. Ama, evrim süreci, nitel sıçramaya doğru bir gelişim eğrisi izlemeye başladı. Bu verili durum, kapitalizmi, zorlu ve zorunlu bir iç başkalaşım sürecine sokuyor.

Global kapitalizm aynı şeyi Türkiye ye de yaşatıyor. Bazı şoven güçlerin bağırma, çağırma, çeşitli  çığlıkları  arasında, dış dinamizm Türkiye’yi bir yerlere doğru sürüklemeye devam ediyor. Düne kadar emperyalizme sırtını dayayarak Türkiye’nin ilerici, devrimci, dinamik  güçlerine kan kusturanlar, şimdi anti emperyalist kesildiler. Bu durum belli olanaklar da yaratıyor. Ortam bir çok şeye gebe. Ergenekon gibi devlet destekli, bir cinayet örgütünün çözülmesine, Ordunun cunta yapma yetkisinin elinden alınmasına, Kürt sorununun çözümüne, Alevilerin taleplerinin elde edilmesine, dolaysıyla da ortamın biraz daha demokratikleşmesine doğru bir gidiş var. Bu gidiş her demokrasi gücüne belli olanaklar sağladığı gibi Alevilere de bağımsız politika üretme, toplumun politize olma düzeyini yükseltme gibi olanaklar sağlıyor.

Aleviler; kendi tarihlerinde ilk kez, politik zeminli, ideolojik bir iç bölünme yaşıyor. Bir kısmı, kendisi olmak, kendisine özgü tüzel ve özel politik kimlik ve kişilik yaratmak için mücadele ederken, bir kısmı da onlarca yıldır olduğu gibi bugün de kuyrukçuluk yaparak, Alevileri, sistem partilerinin yedeğine takma çalışmalarına devam ediyor. Bu yeni ve önemli bir yol ayrımıdır. Aslında yol ayrımı, sadece kendi özel ve tüzel kişiliğine bir kimlik oluşturanlar için geçerlidir. Kuyrukçuluğa devam diyenlerin yeni bir şey yaptıkları ya da denedikleri yok.  Onların bir kısmı, yıllar önce olduğu gibi, CHP-MHP’nin kuyruğuna, bir kısmı da AKP’nin kuyruğuna takılmaya devam ediyor.

Kendisi olmak, kendisi için siyaset yapmak, kendi özel ve tüzel kişiliğini geliştirip, siyasi arenadaki yerini alabilmek, halkların kurtuluşuna ve üyesi olduğu insan topluluğuna katkı yapmak için Cumhuriyet’ten beri, (nesnel ortam itibariyle) Alevilere ilk kez böylesi bir fırsat düştü. Tek partili dönemde Alevilerin böyle bir şansı yoktu zaten. Çok partili döneme geçildikten sonra da, inanç temelli partiler yasağı vardı. O nedenle de ideolojik hiçbir yakınlığı olmayan, sistem partilerinden birisinde kendini ifade etmek ve siyasete müdahil olmak zorunda kalıyordu. TİP’ in kurulmasından sonra Alevilerin bilinçli olan kesimi TİP’e yöneldi. Burjuvazi buna bile tahammül edemedi. Sözüm ona 12 yıldızlı bir aslanlı Alevi partisi kurup, Alevilere hile yaparak TİP’i parlamentonun dışına itti. Sonra da Alevi partisi diye kurmuş oldukları partinin milletvekillerinin bir kısmını satın alarak, Alevilerin onuru ile oynadı ve o partiyi de bitirdiler.

Sonraki süreçte, sistem partileri Aleviler üzerinde çeşitli oyunlar oynayarak, Alevi toplumunu peşlerinden sürüklemeye devam ettiler. Bu gün artık  Alevilerin alın teri, emeği, yüreği ve bileğiyle kendini ifade edeceği, Türkiye halklarının çıkarları temelinde mücadele yürüteceği    bir siyasi yapılanma yaratabilmek için yeni bir ortam oluşmuş durumda.

Ama buna rağmen, kuyrukçular aktif  bir şekilde işlevlerini sürdürmeye devam ediyorlar.

Söz konusu kuyrukçuluğun başını İzzettin Doğan’la Çamuroğlu çekiyor. Çamuroğlu AKP’nin kuyruğuna, İzzettin Doğan’da  MHP ile CHP’ şovenizminin kuyruğuna takmaya çalışıyor.

Aleviler, bu güne kadar sistem tarafından çok istismar edildi. Ama hiçbir istismar, İzzettin Doğan’ın ki kadar utanç verici ve Alevilerin de insanlığın da yüz karası olmadı. İzzettin Doğan, Aleviliği 12 Eylül faşizminin bir dayanağı haline getirmeye çalıştı. 12 Eylül’ün partisi olan Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP)’nin kurucu üyeliğini yaptı. O partide Malatya Milletvekili adayı olup Alevilerin o partiye oy vermesini, desteklemesini istedi. Malatya Alevileri oy vermedi. Dolaysıyla  Parlamentoya seçilemedi. MDP, Türkiye çapında hezimete uğradı. Türkiye halkları faşist MDP’yi benimsemedi, reddetti. Yine de cuntanın zoruyla,  parlamentoya 71 milletvekili soktu.

Meclis celselerinin  birinde, bir milletvekili işkence iddialarıyla ilgili önerge verdi. İşkence iddialarının arasında, işkencecilerin kadınların cinsel organlarına cop kullandığı iddiası da vardı.12 Eylülün partisi olan MDP’nin genel başkanı Turgut  Sunalp, Kürsüye çıkıp, “zıpkın gibi genç delikanlılar var elimizde, kadınlara karşı  neden cop kullanalım o gençleri kullanırız”  gibisinden laflar etti.  Bir Alevi dedesi olan İzzettin Doğan, kadın erkek eşitliğini Batıdan da önce tanımış, onları yaşamın olmazsa olamazı olarak görmüş Alevilere, kadını bu şekilde aşağılayan bu adamın liderliğindeki partiyi salık verdi. Bu amaçla kurucu üyesi ve milletvekili adayı olarak, Alevileri bu liderin öncülüğündeki partiye katılıp destek vermeye çağırdı.

Yüz yıllardır Kendisi de mazlum bir topluluk olarak, zalime karşı mazlumdan yana olan  Aleviler, böyle bir faşist parti ve böylesine ahlak düşkünü liderin kuyruğuna takmaya çalıştı.  Bu ahlak dışı olay, Alevilerin hiç unutmaması gereken, onur kırıcı, rencide edici, utanç verici,   yüz karası bir olaydır. Geçen parlamento seçiminde de, Alevileri, şoven  MHP, CHP koalisyonuna oy vermeye davet etti. Çamuroğlu’nun içine yatmış olduğu çamurun üzerinde durmaya hiç gerek yok. İçine düştüğü çamur onu düşkün etti zaten.

Alevileri, sistem partilerinin kuyruğuna takmaya çalışan bu kuyrukçulara rağmen, Alevilerin artık, katılımı oranında, kendi bileğinin gücü, alın teri, emek değeri olacak olan bir partinin kurulması için çalışan, Alevileri kendi özel ve tüzel kişilikleri ile  kendisi olmaya davet eden  Alevi Bektaşi Federasyonu var. Aleviler için böylesi bir tarihi fırsat ilk kez doğmuş durumda. Aleviler, birilerinin  partisine destek olup kuyruğuna takılmak yerine, sadece kendileri için de değil, halk için halkala birlikte örgütlenme sürecini yakalamış durumda. Bu, süreç hızla ilerliyor. Yakalanmış olan bu süreç, alevi halkı tarafından güçlü bir şekilde desteklenir ve hedefine ulaştırılabilirse, Aleviler kendileriyle birlikte, Türkiye halklarının ve insanlığın geleceğine de katkı yapmış olurlar.

Alevilerin özgürleşmesi: özgürleşme yolunda yürüyen, solcular, sosyalistler, emekçiler, Kürt özgürlük hareketi gibi ezilenlerin kurtuluşunu amaçlayan güçlerle birlikte bir siyasi yapılanmanın yaratılması ile mümkün olacaktır.

Bunları görmeyip, eskiden kalma kuyrukçuluk yapma ve Alevileri de bu mecrada tutmaya çalışmak, kötülük üstüne kötülük yapmak anlamına gelir. Siyasal olarak özgürleşmeyen, özgürleşme mücadelesi veren güçlerle bütünleşmeyen ve hala şu ya da bu partinin eteğine takılan bir Alevi topluluğu inanç özgürlüğünü de elde edemez. Alevileri ve Alevilerle birlikte   Aleviliği de özgürleştirecek tek fenomen, Alevilerin kendisi için politika yapabileceği, özgürleşmek isteyen diğer güçlerle birlikte, siyasi ortama müdahale edebilecek bir politik perspektife sahip olmasıdır.

Teslim TÖRE
KAYNAK : Alevihaber.com - 6 Eylül 2009

Bu haber toplam 9 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.