1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. RÖPORTAJ

  4. Ali ASKER : Biz baharlara gebeyiz
Ali ASKER : Biz baharlara gebeyiz

Ali ASKER : Biz baharlara gebeyiz

YILLARIN USTA MÜZİSYENİ VE HALK OZANI ALI ASKER: Biz baharlara gebeyiz     Hemen hemen bir çoğumuz onun türküleri ile...

A+A-

Ali ASKER: Biz baharlara gebeyizYILLARIN USTA MÜZİSYENİ VE HALK OZANI ALI ASKER: Biz baharlara gebeyiz   
 
Hemen hemen bir çoğumuz onun türküleri ile yol aldık. Alanlardan sesleniyordu çoğu zaman, "Eylem güzelim" diyordu, sonrasında "Metris'in Önü"nü unutmuyordu. 17 yaşında tattığı acıları "Ben hep 17 yaşındayım, her ayak sesinde ürperirim" diyerek hapishanedeki arkadaşlarının duygularına, sesi ve yüreğiyle tercüman oluyordu.

Söylediklerinin ve yazdıklarının bedelini sürgüne gönderilerek ödedi. Ülkesine dönemedi yıllarca, hasreti anlattı uzaklardan, Fransa'dan. Kimden söz ettiğimizi ilk cümlemizden anlamışsınızdır: Ali Asker. Fransa'dan İstanbul'a birkaç günlüğüne gelmişti Ali Asker, bizde bu vesile ile yanına gittik. Öğrendik ki bir ay içinde yeni albümünü çıkartacakmış. Hazır bir araya gelmişken de yeni albümden türkü dinlememek olmaz dedik ve Ali Asker mini bir konser verdi bize, vokalisti Songül'de yanındaydı. Müzikle başladığımız yolculuğumuza derin sohbetle devam ettik.

» Uzun bir aradan sonra Türkiye'ye geldiniz. Bir sebebi var mı?

Özel bir nedeni yok. Ülkemi özlediğim an gelirim. Onun da dışında konserlerim vardı, televizyon çekimleri vs...

» 25 yıldır Fransa'da yaşıyorsunuz, Türkiye'de yaşamayı hiç düşünmediniz mi?

Düşündüm ama beni de Fransa'ya bağlayan, çok nedenim var. Ailem orada... Biliyorsunuz ki yıllarca göçebe yaşadım, bunun adına da sürgün hayatı diyelim. Şimdi yerleşik bir hayat kurdum kendime, dostlarım orada, hayatımı orada kurdum ben...

» Zaman zaman da olsa Türkiye'de yaşasaydım demiyor musunuz?

Gönlüm istiyor tabii. Türkiye'ye yerleşeyim ama imkânlar yok. Fransız vatandaşıyım neticede... Bazen düşünüyorum da gerçekten nerede, nereli olduğuma şaşırıyorum. Sadece iki dağın arasında değil birçok dağın arasında kaldım.

» Biraz geriye gittiğimizde, yani sürgün yıllarına doğru, en çok yara alanlardan birisiniz...

O yıllardaki savunduğumuz değerlerden dolayı bizi hain olarak ilan ettiler. Biz sadece emeğimizin karşısında sağlam, insanca yaşanacak, yaşamı sürdürecek bir düzen istedik. Bunun için mücadele ettik, bu mücadelenin bedeli ağır oldu. Tabii ki sadece ben değil, benim gibi binlerce insan mağdur oldu. En ağır koşullarda yaşatıldık. Bunun içinde en ağır işkenceleriden geçtik. Düşünün ki hapishanedesiniz, kendi köyünüzün yanışını seyrediyorsunuz bu ne kadar acı.... İçerdeki insanlar ailelerinin aç kaldığının gördüler, böyle bir yaşamdan, böyle bir çizgiden geçtik ama güçlüydük. Evet bizim, bize karşı olanlarla hâlâ sorunumuz var...

» Genelde sürgün edilenler bir daha ülkesine dönmüyor, siz de Fransız vatandaşı oldunuz...

Bizim ki elbette ki zorunlu bir ayrılıştı Türkiye'den. O yıllara doğru gittiğimde de, sokakta kavga ettik, o kavganın neferlerinden birisiyiz biz. Binlerce insan içeri alındı. En ağır koşullarda yaşanılan dönemden geçtik. Onları unutmak mümkün değil. İnsanlara bazen unutturduk mantığıyla bakıyorlar ama hayır, kolay unutulur mu hiç? Ama çocuklar o yıllarda yaşayan çocuklar tanıktır. Onlar yazacak, anlatacak. Bunlar tarihi belgelerdir. O tarihi süreci yaşayanlar bugün çok şey anlatacak... Evet gittim ve dönmedim, yaşama koşulum yoktu ki...

» Dünden bugüne baktığınızda neler düşünüyorsunuz peki?

Çok zor şartlarda ve ortamlardan buralara kadar gelebildik. Avrupa'nın en ücra köşesinde yaşadım. İnsanlık onuru çiğneniyorsa bunun karşısında durdum. Şu anda da duruyorum. Bu durumdan da şikâyetçi değilim. Çünkü yaptığım bir doğru var, o zamanda bu doğruya inanarak yaptım. Her koşulda yapacaktım. İyi ki yapmışım diyorum, ve iyi ki anlatmışız...

» Peki Türkiye Avrupa'dan nasıl görünüyor?

Avrupa'da belli ölçülerde demokrasi vardı. Yazdığın, yayımladığın yazılardan dolayı baskı görmüyorsun. Söylediğin her söz için sorgulanmıyorsun. O günde öyleydi bugün de böyle... Şunu düşünüyorum; Sivas'ta 35 insan diri diri yakıldı. Ekranlarda izledik, bu kadar acı bir olay var mı... Dünya halkları bunun ne kadar korkunç bir facia olduğunu biliyorlar. Türkiye bunun farkında değil, olmak istemiyor. Türkiye'nin sorunları elbette beni de ilgilendiriyor. O yüzden bunları söylüyorum, bu insanlık ayıbından kendilerini nasıl kurtaracaklar ve nasıl affetirecekler bilemiyorum.

» Çok yeni bir şey değil...

Tabii bir de 12 Eylül var... Kapitalist sistemin istediği bir şey vardı, insanları bireyselleştirmek istiyorlardı ve öyle bir insan topluluğu yarattılar. Ve bu konuda bu işin önderliğini yapanlar, bu konuda başarılı oldu. Ama şunu da söylüyorum, Türkiye yaratılan bu toplumla bir gün hesaplaşacak. Ben öyle görüyorum. Ben hiç umudumu yitirmedim ve rahatça söylüyorum, gelecek sosyalizme gebe.

» Peki her şeyin sorumlusu 12 Eylül mü? Toplum olarak biz ne yaptık?

12 Eylül gerçekten birçok olumsuz şeyin anası. Bu süreç içinde neden biz kendimize hesap sormuyoruz, bize düşen pay nedir diyorsan, biz sessiz kaldığımız ve toplum kendine soru sormadığı için onayladı.. Eğer toplum sessiz kalmasaydı, sorunları dile getirseydi, kendiyle hesaplaşsaydı belki durum çok daha farklı olurdu. Evet 12 Eylül bunu yarattı ama bizim sessiz kalışımız da bunu onayladı. Geç değil ki, bugün kendimizle hesaplaşalım, buradan başlayalım.

» Uzun yıllar Fransa'da yaşıyorsunuz, oradan baktığınızda Türkiye'de ne görüyorsunuz?

Savaşı görüyorum. Bu çok acı. Türkiye medyası garip bir medya. Her şeye rant için bakıyor. Medya bağımsız olur, hesap sorar. Evet medya yönlendiriyor, ama halkın karşısında duruyor, durum böyle olunca da baktığım her yer, Türkiye kan revan içinde. Tabii bu 12 Eylül'e kadar dayanıyor. Bugün zaman zaman Kürt tartışması, zaman zaman Alevi tartışmasıyla bölüp parçalanıyoruz. Medya korkunç bir şekilde milliyetçi ve taraflı davranıyor. Ben bu insanların yerinde olsam protesto ederim. İzlemem. Sokağa çıkıp siz ne yapıyorsunuz diyemiyor muyuz? Türkiye'de teslimiyetçilik hâkim.

» Sizin müziğinizle, sesinizle ve sözünüzle büyüyen bir kuşak var. "Ben hep 17 yaşındaydım" diyerek büyümeye çalışan, yitik ülkenin yolcularıydılar aslında.

Tabii o yıllara gittiğimde farklı bir yaşamımız vardı. Evet acı ve korkuyla büyüdük, her ayak sesinde ürperdik ama onurlu yaşadık. Arkadaşlarımızı yürekten sevdik. Omuz omuza yürüdük yollarda. O zamanlar böyleydik. Kulağımız hep dışarıdaydı. Geçen her ayak sesinin serdiğinde, evin kapısı çalınacak mı çalınmayacak mı beklerdik. Birileri uyurdu ama sen uyumazdın. Ne zaman baskın yapılacak bunu bilmezdin. Hapishanede de durum aynıydı.

» Hâlâ o mücadele ruhunu taşıyor musunuz?

Tabii ki. Her zaman söylüyorum: Biz varız. Sayımızın farkında değiliz. Biz baharlara gebeyiz. Kardelen çiçekleri gibiyiz dağların doruklarında. Biz de yavaş yavaş yapraklarımızı açacağız elbet.

» Güncel bir soru da sormak istiyorum. Almanya'da çekilen 'Tatort' dizisiyle Alevilere karşı olumsuz bir girişim gündeme geldi, bu konu size neler düşündürtüyor?

25 yıldır yurtdışındayım. Bugüne kadar çok şey yaşadık elbette. Yine yakın zamanda Almanya'da ARD televizyonunda yer alan 'Tatort' adlı dizide Türklerin de yer almasını istemişler ve Alevi bir ailenin üzerinden oynanıyor film. Ve filmde Alevileri, aşağılayıcı bir duruma düşürme söz konusuydu. Ne gariptir ki Türkiye'de devletin sesi çıkmadı. Ben diyorum devletin bu işte parmağı var.

» Tam da Alevi sorunları tartışılırken böyle bir durum ortaya çıktı...

Evet burada çözülüyor aslında. Bakın, Türkiye'de Kürt sorunu var, Alevi sorunu var, bunlar sürekli tartışılıyor zaten. Ne yapıldı, Kurban Bayramı'na ve K.Maraş katliamının yıldönümüne denk getirildi, bu dizi olayı. Alevi ailesini zor duruma düşürdü. Bu olay üzerine Almanya'da 50 bin kişi yürüdü. Türkiye'de bırakın hükümeti, halkın partisiyim diyen bir CHP'nin, Baykal'ın ağzından tek bir kelime çıkmadı. Ama unutmasınlar bunların hepsi hanelerine yazılıyor. Ama bu işe sesini çıkartmayanları ben suçluyorum ve bu işte parmakları var diyorum.

* * *

İnsanları politikalarıyla yalnızlaştırdılar

»Peki bugün herkesin dilinde olan türkülerin söylenmesine nasıl bakıyorsunuz? İçi boşaltılıyor mu türkülerinde?

Anadolu'da halk acılarını hep türkülerle anlattı. Ama bugün bakıyorsunuz türküler de kirlenmeye başlamış. Ve artık bazı şeyler rant için yapılıyor, rant için türkü söyleniyor. Ama birinin bir şeyi söylemesi lazım. Türküler elbette dinlenecek, söylenecek. Biz bir zamanlar kavga türküleri ile yola çıktık. Ama şimdi diyorum ki, kavgaların, acıların, çığlıkların değil, dayanışmanın sesi olalım, bir arada yaşamanın sesi olalım.

»Bir aradalık diyoruz ama Türkiye'deki tablo bunu göstermiyor gibi... Bugün AKP'nin iktidarda olduğu bir sürecin içinde toplum...

Bence bundan korkmamak lazım. Dün türban takmayanlar bugün AKP iktidarda diye türban takıyorsa bu durum onların duruşlarıyla ilgili diye düşünüyorum. Demek ki çıkarına göre davranıyor. Bugün başka bir iktidar gelsin ona göre davranacaktır. Esnek olan, kendini özgürce ifade edemeyen, kendisini bir başkasına teslim eden yapı ve bireyin geleceği sağlam olmaz. Ama ben biraz gözlem yaptığımda, siyasi partilerin izlediği yola baktığımda değerlendirmelerim farklı olur. AKP'ye halk oy verdi diye suçluyoruz ya hani... Bu kadar basit değil. Oy verenler mi suçlu?

Ben diyorum ki, insanları açlığa mahkûm edenler utansın. İnsanların, bir kilo un karşılığında oyunu alanlar utansın. Çocuklarına ayakkabı almak için oy verenler utanmasın, onları o hale düşürenler utansın. Bu insanlar aç kaldı, açlığı, sürgünü yaşayanlar bilir. Onlarca yüzlerce köy boşaltıldı, bu insanlar şehre geldi şehirdekiler kabul etmedi. Sanki bu ülkenin insanları değil. Irkçı politikayla yaklaşıldı, bu politikadan dolayı yalnız kaldılar, direnecek, ayakta duracak güçleri kalmadı. Fakat şunu çok iyi biliyorum, bu insanlar hep yüreklerinden yandı. O yanıklar bacalardan çıkan duman gibi kendini göstermedi, o dumanı da içlerine verdiler, iyice korlaşsın diye... İşte asıl tehlike burada. İnsanlar çıkmazda. Bir kilo şekere, bir kilo una oy verenler bana göre onurlu, onu ona teşvik eden, onun oyu için dalavere çevirenler onursuz.
 
GÜLSEN İŞERİ

BİRGÜN - 20 Ocak 2008

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.