1. HABERLER

  2. TARİH

  3. Bahçelievler Katliamı
Bahçelievler Katliamı

Bahçelievler Katliamı

1978'de TİP ÜYESİ YEDİ ÖĞRENCİ KATLEDİLDİ: Bahçelievler KatliamıTürkiye'de 1978 yılı, faşist terörün giderek azgınlaştıği; okulların, derneklerin,...

A+A-

1978'de TİP ÜYESİ YEDİ ÖĞRENCİ KATLEDİLDİ: Bahçelievler Katliamı

Türkiye'de 1978 yılı, faşist terörün giderek azgınlaştıği; okulların, derneklerin, kahvehanelerin basıldığı, bombalandığı, otomatik silahlarla tarandığı yıl olarak tarihe geçti. Faşistlerin köşe başlarında pusu kurdukları, kendinden olmayan herkese saldırdığı o yıl; Prof. Dr. Bedri Karafakioğlu, Doç. Dr. Bedrettin Cömert, Dr. Necdet Bulut, Savcı Yardımcısı Doğan Öz öldürüldü, Doç. Dr. Servet Tanilli uğradığı silahlı saldırıda sakat bırakıldı. Türkiye, o yıl toplu katliamlarla sarsıldı; Kahramanmaraş'ta 105 kişi, Sivas'ta 9 kişi, Ankara Balgat'ta 5 kişi, Ankara'da 7 TİP'li devrimci öğrenci, İstanbul'da 5 işçi, İstanbul'da Beyazıt'ta 7 devrimci öğrenci ve daha yüzlercesi hunharca katledildi...

TELLE BOĞMAYA KALKTILAR

Saat 22.00'ye doğru kapı çaldı. Televizyon seyretmekte olan öğrenciler kapıyı açtıklarında karşılarında silahlı dört kişi vardı. İçeri girenler evdeki 5 devrimciyi etkisiz hale getirerek ellerini arkadan bağladı. Katiller evde 3 kişiyi beklerken 5 kişi bulmuşlardı. Plana göre evde iki ya da üç kişi olması gerekiyordu. Bir süre kendi aralarında tartıştılar. Dışarıda kendilerini bekleyen "Reis"e danışmaya karar verdiler. Devrimci öğrencilerin sorgusu sürerken Reis bir şişe eterle geri dönmüştü. Öğrenciler eterle bayıltıldılar. Saat 24.00 sıralarında Ankara Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi öğrencisi Hürcan Gürses de eve geldi. O da arkadaşları gibi bayıltıldı. Faruk Ersan ders çalışmaktan geri dönerken evin girişinde faşist çete tarafından yakalandı. Katiller "esirleri" nasıl öldüreceklerini kendi aralarında tartışıyordu. Eve giren dört kişiden biri olan "İdi Amin" lakaplı kişi, onları telle boğabileceğini söyledi. Telle beceremeyince havlu ile boğmayı denedi. Osman Nuri Uzunlar boğularak öldürülmüştü. Ancak onları böyle öldü-remeyeceklerini düşünen katiller, Salih ve Serdar'ı Reis'in arabasına götürdüler. Reis, Serdar'ı tekrar eve yolladı. Araba Faruk ve Salih ile birlikte hareket etti. Kaçırılan iki öğrencinin cesedi ertesi gün, Eskişehir yolu üzerinde enselerinden kurşunlanmış olarak bulundu. Araba hareket ettikten sonra evdeki beş devrimci "İdi Amin" lakaplı katil tarafından kurşuna dizildi. Katil, evden koşarak uzaklaşırken eve giren komşular korkunç manzara ile karşılaştılar.

KATILLERIN ŞEREFİ...

Yerde yatan 5 kişiden Serdar Alten ağır yaralıydı. Hastaneye kaldırılan Serdar, olayı bütün ayrıntılarıyla anlattı. Hacettepe Hastanesi'nde tedavi edilen Serdar Alten, 17 Ekim'de yaşamını yitirdi. Ser-dar'la birlikte katliamda ölen devrimcilerin sayısı 7 oldu. Katliama karışanlardan bazıları, katliamın ardından yakalandı: "İdi Amin" lakaplı Haluk Kırcı, Ahmet Ercüment Gedikli, İbrahim Çiftçi, Ömer Özcan, Duran Demirkıran. İbrahim Çiftçi dışındaki sanıklar ceza aldı. Katliamı yöneten "Reis" yani dönemin Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Çatlı ise aranmaya başladı.

Yıllar sonra 3 Kasım 1996'da Susurluk'ta Mercedes marka bir araba ile bir kamyonun kazasında ortaya çıktı Abdullah Çatlı. Kazada ölenlerden biriydi. Kaza, "devlet-mafya-aşiret" ilişkilerinin ortaya çıkmasına neden oldu. Skandalin ardından dönemin DYP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller: "Bu devlet uğruna kurşun atan da, yiyen de her zaman bizim için saygıyla anılır. Onlar şereflidirler" diyerek Cadılara sahip çıktı. Unutmadık!

TİP'in toplumsal meşruiyeti

Behice Boran'ın 1985'de Sofya Radyosu için Stefka Pirvanova ile yaptığı röportajın ses kaydından...

HAYATTA fikirlerin yansıması sadece bireysel düzeyde olmaz, hele bir toplumu değiştirmek, geliştirmek istiyorsanız, örgütlü biçimde çalışmanız lazımdır, bir örgüt içinde olmanız lazımdır; bu neticeye geldim, yani bir parti içinde çalışmanız lazımdır; bu neticeye geldim ve 1942'den itibaren elimden geldiği kadar örgütlü şekilde Türkiye'nin sosyalizmi hedef alan yönde değişebilmesi, gelişebilmesi için çalıştım. Başardım, başaramadım, ne kadar başardım; bu konularda hiçbir şey söylemem: Bunu ancak tarihçiler söyleyecek, Türkiye'deki hareketi yazdığı zaman (...) Faşizme karşı bütün güçlerin birleşmesi; faşizme, emperyalizme karşı, savaşa karşı, bütün güçlerin birleştirilmesi ve birleşik mücadele verilmesi. Bu, yani çok eski bir fikirdir, geliştirilmiş bir fikirdir. Sol Birlik yeni bir şey icat etmedi, bilinen bir şeyi Türkiye'de uygulama adımı attı, bir adımdır. Umarız ki bu yolda gelişir, güçlenir, kuvvetlenir ve gerçek bir birleşik mücadeleyi başlatır; umudumuz bu, kararımız bu, isteğimiz bu... Bu yazı, Behice Boran'ın TÜSTAV Yayınlarımdan yakında çıkacak olan bütün yazıları ve bütün konuşmalarının derlendiği kitaptan alınmıştır.

06/10/2007 - Birgün

 

Bu haber toplam 45 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.