1. HABERLER

  2. DERSİM KATLİAMI

  3. Dersim'in 'bulunan' kızları
Dersim'in 'bulunan' kızları

Dersim'in 'bulunan' kızları

Dersim'in 'bulunan' kızlarıBugün vizyona giren 'Bir Tutam Saç: Dersim'in Kayıp Kızları' belgeseliyle ilgili haberlerin ardından 25 'kayıp kız' daha yönetmen...

A+A-

Dersim'in 'bulunan' kızlarıDersim'in 'bulunan' kızları

Bugün vizyona giren 'Bir Tutam Saç: Dersim'in Kayıp Kızları' belgeseliyle ilgili haberlerin ardından 25 'kayıp kız' daha yönetmen Nezahat Gündoğan ile bağlantıya geçti

Nasıl aklımı kaybetmedim, çok şükür” deyip duruyor, 80’lerindeki Huriye hanım. Yaşadığı da az buz değil. Tıpkı amca kızı Fatma hanım gibi. Perdede belirdiklerinde normal bir hayat yaşayıp artık yaşlılığın keyfini çıkardıklarını düşündürüyorlar. Ama hiç de öyle değil. Çünkü onlar 38’deki Dersim harekatından sonra ailelerinden koparılmış, trenlere doldurulup hizmetçi ya da besleme olarak askerlerin evlerine zorla götürülmüş, bambaşka bir hayat ve din yaşamaya, başka bir dil konuşmaya zorlanmış “Dersim’in Kayıp Kızları”ndan sadece ikisi. Fatma ve Huriye hanımla bu hafta vizyona giren Nezahat Gündoğan’ın “İki Tutam Saç/Dersim’in Kayıp Kızları” belgeselinde tanışıyoruz. Ama bir de hiç göremediğimiz iki kız var: Şemsi ve Sakine. Onlar da amca çocukları. Fatma ve Huriye’den farkları, asla bulunamamış olmaları. Filmde onlar, annelerinin onlar bebekken kesip sakladığı ve bir sonraki kuşağa emanet ettiği iki tutam saç. Yaşıyorlar mı, öldüler mi, hiçbir iz yok.

65 yıl sonra ailesini buldu

Nezahat Gündoğan ikinci belgeseli ‘Dersim’in Kayıp Kızları’nda bir taraftan bu iki tutam saçın peşine düşerken, Fatma ve Huriye’yi yıllar sonra bir araya getiriyor ve onlardan yaşadıklarını anlatmalarını istiyor. Huriye de Fatma da anlatırken zorlanıyor. Ana-babadan alınmak, itilip kakılmak, dilinden, dininden kopartılmak ve evlerin beyleri tarafından tacize uğramak insan kaç yaşına geldiğinde unutulur?

Huriye başlarına düşen bombalardan, üzerlerine açılan ateşlerden sağ kalıp bir asker tarafından alındığında 7-8 yaşlarında. Samsun’a gönderiliyor. O evde yaşadıklarına dair anlattıkları akıllara zarar. Kaçıyor tabii ki. Binbir zorlukla Samsun’a sürgüne gönderilen diğer Dersimlileri, daha sonrasında da ailesinden geri kalanları buluyor. O biraz daha şanslı sayılabilir, yaşadıklarına şans denirse. Fatma hanım ise ailesinden geri kalanları 65 yıl sonra buluyor. Filmde anlattıkları da yaşadıkları gibi parça parça. Malatya’ya bir askerin evine götürüldüğüyle başlıyor. Evin emir eriyle oradan kaçıyor, Kahta’ya gidip evleniyorlar. Kocası bir süre sonra onu bırakıyor, bu sefer boşanmak için gittiği adliyedeki katip talip oluyor, onunla evlenip Kahta’da kalıyor, altı çocuğu oluyor. Aleviliği de Kürtçe’yi de unutuyor. Fatma’yı köklerine aramaya itenler çocukları. Bir de “Bir gün rüyamda annemi gördüm, Dersim’e gel, bizi bulursun dedi”. Bulabildiği kendi gibi 38 katliamından kurtulmuş küçük kardeşi Hasan oluyor. Filmde

Fatma şöyle diyor: “Bunca çileyi çek, bir de kimsesiz öl, bu bana çok zor geliyordu. Annemi babamı hiç unutmadım, aklıma geldiği zaman çıldırasım geliyordu ama ne yapacaksın yetimdim”. Çocuklarına da şöyle diyor: “Eğer ailemi bulamazsam beni Malatya-Elazığ yolu üzerinde gömün, oradan Tunceli arabaları mutlaka gelir geçer.”

25 yeni öykü daha

70 kişiyi tespit etmişti. Filmin festivallerdeki gösterimlerinden sonra yaklaşık 25 yeni öykü daha öğrenmişler. Gündoğan şöyle diyor: “Burada ilginç olan daha önce bizimle görüşmeyi kabul etmeyen kayıp kızlardan bazıları oluşan yeni ortamda görüşmeyi ve konuşmayı kabul ettiler. Diğer önemli ve ilginç gelişme ise bu kayıp kızları götüren veya ‘evlatlık’ alanların cephesinde yaşandı. Bizi arayarak ‘Benim babam ya da dedem de bir Dersimli kız getirmişti’ ya da ‘Bizim ailemizde de bir Dersim evlatlığı vardı’ demeleri ve bu bilgileri bizimle paylaşmaları. Bu yeni ve ilginç öyküleri kayıt altına alıyoruz. Kitap çalışmasının yanında belki de yeni bir filmin konusu olacak.” Filmde hikayelerin dışında şimdiye kadar ortaya çıkmayan pek çok belge ve fotoğraf da var. Metnini Sema Kaygusuz’un yazdığı filmin müzikleri de Mikail Aslan’dan.

Bu salonlarda görülebilir

İstanbul Yeşilçam Sineması, Batman Yılmaz Güney Sineması, Diyarbakır DSM, Urfa Viranşehir Sineması, Kahramanmaraş Kültür Merkezi, Adıyaman Aile Kültür Sineması, Hakkari Yüksekova Vizyon Sineması, Ankara Büyülü Fener Sineması, Gaziantep Hayri Ekşin Sinemaları, Mardin SineMardin

Radikal - NAZAN ÖZCAN - 26.11.2010

Bu haber toplam 34 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.