1. HABERLER

  2. Devlet Yeniden Dizayn Edilirken Alevilik Nerede Konumlandırılacak
Devlet Yeniden Dizayn Edilirken Alevilik Nerede Konumlandırılacak

Devlet Yeniden Dizayn Edilirken Alevilik Nerede Konumlandırılacak

Devlet Yeniden Dizayn Edilirken Alevilik Nerede Konumlandırılacakİbrahim Bahadır(...) Alevi örgütlenmelerinin çabasıyla kazanılan kimi mevziler...

A+A-

Devlet Yeniden Dizayn Edilirken Alevilik Nerede KonumlandırılacakDevlet Yeniden Dizayn Edilirken Alevilik Nerede Konumlandırılacak

İbrahim Bahadır

(...) Alevi örgütlenmelerinin çabasıyla kazanılan kimi mevziler gelecekte elde tutulmak isteniyor ya da daha da zenginleştirip kalıcı hale getirilmek isteniyorsa; geleceğe ilişkin yeni model arayışları bizler için oldukça önemli bir yer teşkil etmektedir...

Soğuk Savaş Konsepti’nin ardından oluşan yeni dönemde; bir taraftan uluslararası alanda yeni güç odakları oluşurken, ulusal devletlerin kendi içlerinde iktidar paylaşımı kendini göstermektedir. Bunu Türkiye’nin yeni durumunda görmek mümkündür. Bu dönemin tarihsel olarak dizaynı’nın AKP gibi İslamcı duyarlılığı kuvvetli bir parti aracılığı ile gerçekleştiriliyor olması ise oldukça manidardır.(1)

Bu yeni güç mücadelesini kazanan AKP, 90 senelik bir devlet organizasyonuna hâkim olurken, yeni bünyeye uygun yeni bir örgütlenme modeli çıkarmaya hazırlanmaktadır. Bu var olan kurumları tamamen tasfiye yerine, onları yeniden düzenleyip yanlarına yenilerini de ekleyerek yeni bir modele doğru gitmektedir.  Bu yeni modelde Aleviler ve Kürtlerin nasıl konumlandırılacağı temel soru işaretidir. Bu meseleye artık devletin duyarsız kalamayacağı gerçeğinden yola çıkarak Kürt sorunu ya da Alevi sorunu konusunda geleneksel tutumun sürdürmesi pek mümkün görünmemektedir.

Büyük ihtimalle seçim sonrası anayasa düzenlemesi bir anlamada taşların yeniden dizilmesi olarak görmek ve hatta kendine uygun başkanlık gibi bir modelinde yasal zemini oluşturma girişimi olacaktır. Diğer taraftan da 19. yy. ulus devlet modeline göre örgütlenmiş devletin tıkandığı Alevilik ve Kürt sorununda hakların sınırını yeniden çizecektir. Kürt sorunu ile ilgili tartışmalar oldukça canlı sürdürülürken; Alevilik konusunda ortamın oldukça sesiz olduğu konuyla ilgili tartışmaların ve önerilerin ise oldukça zayıf olduğu görülmektedir.  AKP'nin konuya ilişkin düzenlemelerinin ve bunun yeni anayasa içinde nasıl düzenleneceğine ilişkin bir ipucu görünmemektedir

Her ne kadar günümüzde anayasa tartışmaları çok ön planda olmazsa da bunun bir yerlerde hazırlığının yapıldığı gün gibi aşikârdır. Seçim sonrasında bunun baskın bir şekilde önümüzde bulmamız ve anayasa değişikliğinde olduğu gibi birkaç gün içinde zaten hesaba katılmayacak fikirlerin istenmesi kimseye bir katkı sağlamayacaktır. Önümüzdeki altı aylık dönem ve yeni anayasa tartışmaları biz Aleviler açısından oldukça önemli yere sahiptir.  Devletin yeniden dizayn edildiği bu tartışmalara hazırlıksız yakalanmak istemiyorsak, konu ile ilgili hazırlıkları şimdiden yapmak oldukça önemlidir. Bu yeni oluşumda tartışmalara direk müdahil olarak geleceğimize sahip çıkmalıyız.

Bu yeni dönem bizler açısından da oldukça önemli bir tarihsel dönemeç olabilir. Aleviliğin önümüzdeki dönem nasıl konumlandırılacağı tartışmaları bu konudaki modelleri kaçınılmaz olarak üretmeyi zorunlu hale getirmektedir. Bunu yapabilmek içinde en azından kendimizle ilgili modellerin hazır olması ve örgütlerin öneriler üzerine mutabakat sağlamaları yaptırım güçlerini artıracaktır. Konu üzerine tartışmalarda cem evlerinin statüsü ve dedelere maaş bağlanması gibi sorunun sadece bir parçası üzerinden tartışmak asıl meseleden bizleri uzaklaştırıp, gelecekte daha da içinden çıkılmaz bir durumun yaratılması kaçınılmazdır.

Eğer cem evleri ve Dedelerin yetiştirilip yönlendirileceği daha üst bir mekanizmanın parçası haline getirilemezse,  bunlarla ilgili kadrolar bu günden Alevilerce hazır edilemezse hangi hak verilirse, verilsin çok kısa bir süre içinde bunların elimizden çıkması kaçınılmaz olacaktır.

Bu tartışma Aleviler için en acil ve can yakıcı bir tartışma olup, zamana bırakılmayacak kadar önemli bir yere sahiptir. Konuyla ilgili model arayışları ve bunun günümüz dünyasında konumlandırılmasının nasıl olacağına ilişkin düşünceler bir an önce tartışılarak karara bağlanmalıdır. Bu aynı zamanda karar verilen modele uygun insanlarında yetiştirilmesi için çok önemlidir.  Eğer gerekli alt yapısı oluşmamış, kadroları hazırlanmamış bir hak, onun için mücadele edenlere değil tam tersine onu verenlerin lehine işlemesi kaçınılmazdır. Devlet 10 senedir ilahiyat fakültelerinde Alevilikle ilgili uzman adam yetiştirmesinin hiçte boşuna olmadığı bilinmelidir. Alevi çevrelerde ise bu konuda bir çalışma olmadığı hatta bu konularda bir geriye gidişin hâkim olduğu bilinmektedir. 

Eğer hem teorik planlama hem de kadro anlamıyla bir hazırlık yapmaz, sadece hak talebini şikayetler ile sınırlandırırsak sonuç elde etmemiz mümkün değildir.  “Bu durumda devletin haklarımızı verdiği yani kazandığımızı sandığımız zamanda asıl kaybettiğimizi anlamamız çok uzun süre almayacaktır.” Önümüzdeki dönemde konuyla ilgili kurumlaşmalarda devletin yetiştirdiği ilahiyatçıları kullanması kaçınılmazdır. Biz istediğimiz kadar tepki duyalım cem evlerinde hizmet verecek dedeleri ilahiyatçıların yetiştirmesinin önüne geçebilmek mümkün olmayacaktır. Onun için bu günden yarına hem model hem de konuyla ilgili personelin yetiştirilmesi oldukça önemli bir yere sahiptir. 

Son 20 senelik örgütlenme modeli dernekler üzerinden günümüze kadar gelmiştir. Bu modelin kendisi Aleviliğin geleneksel modeli olmayıp modern zamanların başka fikirler için üretilmiş örgütlenme tipleridir. Her ne kadar bu modeller bizlerin bir araya gelmesini sağlasa bile, Aleviliğin yeniden inşası ve kendini yeniden üretmesinin önünde de ciddi bir engel teşkil etmektedir.  Hatta bu örgütlenme modeli içerisinde üretilen gelenekten kopuk teorik üretimler gelenek içinde yoğrulmuş kitle ile örgütlerin bağını kopartmaktadır. Ya bizler içinde bulunduğumuz örgütlenme modeline uygun teorik üretimlerimizle savrulacağız ve Aleviliğin dışında yeni bir şey olacağız. Bu yeni durumu kabullenemeyen geniş kitleleri de büyük guruba teslim edip asimilasyona kendimiz katkı sunacağız.

Alevi örgütlenmelerinin çabasıyla kazanılan kimi mevziler gelecekte elde tutulmak isteniyor ya da daha da zenginleştirip kalıcı hale getirilmek isteniyorsa; geleceğe ilişkin yeni model arayışları bizler için oldukça önemli bir yer teşkil etmektedir. Bizler geleneksel modelleri göz önünde bulundurarak durumumuza uygun bir örgütlenme modelinin yeniden planlanması,  gerekli alt yapının hazırlanması ve konuyla ilgili kadroların oluşturulmasını sağlayarak kalıcı olduğumuzu herkese göstermek zorundayız.

Konunu başına tekrar dönersek önümüzdeki dönem devletin yeniden dizayn edilme dönemi olduğu görülmektedir. Bu durumda bu sorunları görmezden gelerek sorunu başkasına havale edip dışta tutarak var olmak ve kalıcılaşmak mümkün değildir. Kendi durumumuza uygun modellerin geliştirilerek bunun anayasal düzenleme içerisinde yer alınmasının sağlanması ya da onların engellenmesini sağlayacak maddelerin ayıklanması bizler için hayati önem taşımaktadır. 

Hak arama mücadelesinin önemli iki ayağı vardır; eğer bunlar at başı götürülemezse mücadeleden başarıyla çıkmak mümkün değildir. Sadece talepler değil taleplerin nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin düzenlemeler ve burada istihdam edilecek kadrolarda o esnada hazır edilmelidir. 

Eğer bizler kurumlar ve kurumlara ilişkin gerekli insan anlamıyla hazırlığımızı yapmadan verilecek haklar bizlere değil devletin işine yarar. Bu arada 10 senedir ilahiyat fakültelerinde yetiştirilen akademisyenlerin ne için kullanılacağı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Yarın Aleviliğe ilişkin bir takım düzenlemeler olsa aleviler aleyhine bir sonucun çıkması muhtemeldir. Çünkü oluşturulacak kurumda dedelerin yetiştirilmesi yeterli kadrosu olmayan bizler değil yetişmiş bu personele verilecektir. Onların yetiştireceği dedelerinde kendi insanlarımız asimile etmesine yardımcı olacaktır. Yani bizler hak aramak için vergimiz mücadele sonucunda kazandığımızı düşünürken asıl gerekli hazırlığı yapmadığımız için kaybetmiş olacağız.

DİPNOTLAR:

(1) Burada kast edilen devletin İslami devlet modeline göre şekillendirilmesi değildir.  İslamcı entelektüeller tarihte İslami bir devlet modelinin olmadığın keşfetmeleri uzun sürmemiştir. Köken Fuat Köprülü'ye dayanan görüşler 1996 dan sonra dile getirilmiştir. İslami devlet modeline tarihte oluşmuş modelleri de Fars ve Bizans devlet modellerinin kopyası olarak kalmıştır. Günümüzde de uygulanan tek bir modelden bahsetmek mümkün değildir. Bu duruda İslamcı oluşumlar son zamanlarda siyasal hayattan daha çok toplumsal hayatın dindarlaştırılmasına daha yakın durmaktadır.

Alevi Haber - 8 Ocak 2011

Bu haber toplam 13 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.