1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Eğitim-Sen : Siyasi Kadrolaşma ve Gericileşme Adımı
Eğitim-Sen : Siyasi Kadrolaşma ve Gericileşme Adımı

Eğitim-Sen : Siyasi Kadrolaşma ve Gericileşme Adımı

Rektör Atamaları Üniversitelerde Siyasi Kadrolaşma ve Gericileşmeye Yönelik Önemli Bir Adımdır! Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde...

A+A-

Eğitim-Sen : Siyasi Kadrolaşma ve Gericileşme Adımı Rektör Atamaları Üniversitelerde Siyasi Kadrolaşma ve Gericileşmeye Yönelik Önemli Bir Adımdır!

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç'ın açıklaması.

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından yapılan atamalarla 21 üniversitenin rektörleri yeniden belirlenmiştir. Cumhurbaşkanı’nın YÖK tarafından kendisine gönderilen ve her üniversite için üç adaydan oluşan liste içinden yaptığı tercihlerde 21 üniversitenin 9’unda YÖK tarafından kendisine gönderilen listedeki 2. ve 3. adayları tercih etmiştir. Cumhurbaşkanı’nın rektör ataması yaparken AKP yandaşı olma ya da AKP karşıtı olmama ölçütüne göre atama yaptığı ortaya çıkmıştır.

Son rektör atama süreci üniversitelerdeki rektör seçimlerinin göstermelik olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Ülkenin en eğitimli kesimi olan üniversite hocalarının kendi yöneticilerini seçmelerine dahi izin verilmemekte, tercihlerine saygı duyulmamaktadır. Üstelik üniversitedeki bu rektör seçimi komedisinde, sadece öğretim üyeleri (Yard. Doçent, Doçent ve Profesörler) oy kullanabilmekte, öğretim üyeleri dışında kalan öğretim elemanları, (asistanlar, okutmanlar, uzmanlar), idari personel ve öğrenciler oy kullanamadığı gibi, üniversitenin işleyişinde hiçbir söz hakkı bulunmamaktadır. Ne var ki, rektör seçimi sorununun, üniversitelerimizi cendere altına alan YÖK sisteminin egemenliği altında seçimlerin biçimsel demokratik geleneklere uygun yapılmasıyla çözülmesinin mümkün olmadığı vurgulanmalıdır. Demokrasi salt bir seçim sürecine indirgenemez.

Üniversite rektörleri YÖK düzeniyle otoriter yetkilerle donatılmıştır. Deyim yerindeyse rektörler, astığı astık kestiği kestik bir yönetim anlayışı ve pratiği ile anılmaktadır. Birçok rektör, mahkeme kararlarını bile hiçe saymakta, YÖK sisteminin verdiği yetkilerle öğretim elemanları, idari personel ve öğrenciler üzerinde baskıcı ve otoriter devlet anlayışının denetim işlevini yerine getirmektedir.

Öğretim üyeleri arasından seçilen ve akademik gelenekler uyarınca eşitler arasında birinci ilkesine göre seçilmesi gereken ve üniversitede aşağıdan yukarıya doğru demokratik mekanizmalarla oluşturulan yürütme ve karar organları arasında eşgüdüm sağlamakla sınırlı olması gereken rektörler, üniversite senatolarını ve diğer organları göstermelik bir biçimde işleterek tüm kararlarda belirleyici olmakta, atama yükseltme süreçlerinde sahip olduğu yetkilerle öğretim üyeleri üzerinde, YÖK düzeninin itaat/sadakat üretme misyonunun taşıyıcısı olarak çalışmaktadırlar. Bu nedenle rektör atamalarında liyakat değil, sadakat esas alınmaktadır.

Ayrıca rektör seçimleri süreci yakından incelendiğinde rektör adaylarının seçim propagandası için kurdukları web sitelerinde üniversitelerin daha da ticarileşmesi yolunda vaatlerle öğretim üyelerinin karşısına çıktığı görülmektedir. Bu gelişme Erdoğan Teziç’in YÖK Başkanlığı zamanında hazırlanan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün son atama kararlarıyla ilgili açıklamasında referans gösterdiği “Türkiye’nin Yükseköğretim Stratejisi” adlı belgenin tasarladığı girişimci üniversite modelinin bir yansımasıdır.

TÜSİAD’ın rektör atamaları ile ilgili son açıklamasının altında, hükümetin kadrolaşma kaygısı ile hareket ederek, üniversitelerdeki piyasacılık fikri etrafında oluşan uzlaşmanın bozulmasına yol açacağı kaygısı yatmaktadır. Üniversitelere dayatılan gerici ve piyasacı kuşatmayı kırmanın yolu, YÖK düzeninden beslenen her kesime karşı, üniversitelerin gerçek sahibi olan bilim insanları, öğrenciler ve emekçiler eliyle YÖK düzeninin tümüyle ortadan kaldırılması, şirketler için değil insanlık için bilim üreten, demokratik ve laik bir üniversite için mücadele etmektir.

Yeni dönem, üniversitelerde gerici ve piyasacı saldırıların daha artacağı bir dönem olacaktır. Mücadele dolu günler bizi beklemektedir. Atamaların ardından üniversitelerde yaşanan istifalar anlamlı tepkiler olsa da yeterli değildir. Tüm üniversite bileşenlerinin üniversitelerimizde yaşanan piyasalaştırma ve gericileştirme uygulamalarına karşı örgütlü tutum takınması, üniversiteye, bilime ve bilimsel değerlere yakışır bir davranış olacaktır.

Bizler, eğitim ve bilim emekçilerinin temsilcileri olarak biliyoruz ki, üniversiteye demokrasiyi ancak ve ancak üniversite bileşenlerinin örgütlü birlikteliği ve gücü getirecektir. AKP’nin demokrasi ve emek düşmanı politikalarına karşı gerçek ve tutarlı bir muhalefetin üniversite ayağını oluşturmak için, tüm üniversite bileşenlerini ortak mücadeleye davet ediyoruz.

Cumhurbaşkanı Gül, Rektör Atamalarında Anti-Demokratik Mirası Sahiplendi!

Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik in açıklaması.

Bilindiği üzere, 21 üniversitenin rektör adayları, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından belirlenmiş ve Cumhurbaşkanı’nın onayına geçtiğimiz günlerde sunulmuştu. YÖK Genel Kurulu, 21 üniversite için 63 ismi belirlemiş, Genel Kurul’da rektör adaylarının isimleri oylama sırasına göre Köşk’e gönderilmemiş, bazı üniversitelerde en çok oy alan adaylar liste dışı bırakılmıştı.

YÖK’ün son derece anti demokratik bir yöntemle rektör adaylarını belirlemesinin ardından, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dün 21 üniversitenin rektörlerini belirlemiş ve YÖK tarafından kendisine iletilen ve tamamen anti-demokratik yollarla hazırlanan rektör adayları listesi içerisinden yine AKP’ye yakınlığıyla bilinen ve listenin ilk sırasında yer almayan kimi isimleri rektör olarak atamıştır.

Bu noktada bir yandan “türbana özgürlük” bildirisine imza atan 3 öğretim üyesinin rektör olarak atandığı görülmüş, öte yandan da üniversitelerde türbana geçit vermeyeceğini bildiren Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın, YÖK’ün listesinde birinci sırada yer almasına rağmen rektör olarak atanmamıştır.

Göreve geldiği gün “herkesin cumhurbaşkanı” olacağını belirten ve her fırsatta demokratlıktan söz eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ne seçimlerde en yüksek oy alan rektör adaylarının YÖK tarafından elenmesine itiraz etmiş, ne de gerçekleştirdiği atamalarda demokratik kriterlere yaslanmıştır. Görülmüştür ki, rektör atamalarında en önemli kriter, AKP’ye ve onun programına bağlılıktır.

Aslında gerek AKP gerekse Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, karşı çıkıyor gibi göründükleri YÖK’ün antidemokratik yapısına ya da daha önceki Cumhurbaşkanı’nın rektör atamalarının siyasi yapısına dört elle sarılmakta ve geçmiş dönemden miras aldığı anti-demokratik yapıyı, kendi siyasal projesi doğrultusunda sahiplenmektedir. AKP’nin daha önceki rektör atamalarına karşı çıkışının arkasında üniversitelerin demokratikleşmesi ve özerklik gibi bir kaygının olmadığı, tüm kurumlarda olduğu gibi üniversitelerde de yandaş yapıların tesis edilmesinin öncelik olarak görüldüğü bir kez daha gözler önüne serilmiştir.

Yeni atanan rektörlerin, üniversitelerin daha fazla ticarileştirilmesi ve üniversitenin tamamen piyasanın hizmetine sokulması konusunda, Cumhuriyeti ve onun üniversitelerini koruyup kolladığını belirtilirken, o Cumhuriyet’in öğrencilerini piyasa karşısında ezdirmekte beis görülmemiştir. Yeni atanan rektörlerin eski rektörlerin uygulamalarını aratmayacakları ve devraldıkları piyasacı bayrağı daha da ileri götürmek isteyecekleri bilinmektedir. Üniversitelerimizde piyasacılık konusunda belirgin bir anlayış farkı yaşanmayacak olsa da, üniversitelerin giderek cemaatlerin ve gericiliğin hizmetinde birer siyasi iktidar aygıtına dönüşmesi noktasında yeni dönemde belirgin saldırıların olacağı da ortadadır.

Yeni dönem, üniversitelerde gerici ve piyasacı saldırıların daha artacağı bir dönem olacaktır. Mücadele dolu günler bizi beklemektedir. Atamalarının ardından üniversitelerde yaşanan istifalar anlamlı tepkiler olsa da yeterli değildir. Tüm üniversite bileşenlerin üniversitelerde yaşanan piyasalaştırma ve gericileştirme uygulamalarına karşı örgütlü tutum takınması, üniversiteye, bilime ve bilimsel değerlere yakışır bir davranış olacaktır.

Eğitim Sen olarak, üniversitelerin bütün bileşenleri ile birlikte özgür, eşit ve demokratik bir yapıya kavuşması, özerk-demokratik, laik ve kamusal bir üniversite için mücadelemizi sürdüreceğiz.

ALEVİ HABER AJANSI - 8 Ağustos 20008

Bu haber toplam 15 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.