1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Erdal YILDIRIM - Yeni HARMAN Söyleşisi
Erdal YILDIRIM - Yeni HARMAN Söyleşisi

Erdal YILDIRIM - Yeni HARMAN Söyleşisi

Erdal YILDIRIM - Yeni HARMAN SöyleşisiALEVİLERİN ÖNÜNE SERİLEN HIZIR PAŞA SOFRASIDIR Hepimiz biliyoruz ki, tarihin çeşitli dönemlerinde...

A+A-

Erdal YILDIRIM - Yeni HARMAN SöyleşisiErdal YILDIRIM - Yeni HARMAN Söyleşisi

ALEVİLERİN ÖNÜNE SERİLEN HIZIR PAŞA SOFRASIDIR

Hepimiz biliyoruz ki, tarihin çeşitli dönemlerinde aslına ihanet eden bu tür ihanetçiler, hainler ve Hızır paşalar hep olmuştur. Bundan sonra da böyleleri olacaktır. Ve insanlık, ihanetçileri mutlaka kayıtlara geçirecek, altını çizerek not edecek ve asla unutmayacaktır.

- Erdal Bey, AKP'nin 11 Ocak'ta vücut bulan açılımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle kamuoyuna “AKP’nin Alevilik Açılımı” olarak;  dolayısıyla hükümetin Alevi açılımı olarak lanse edilen, aslında 11 ocakta, yani yemeğin olduğu geceye kadar AKP’nin ve hükümetin yetkili organlarınca sahiplenilmeyen, özelde kendisini milletvekili seçenlere karşı vefa borcunu ödemeye çalışan birisinin tasarımıdır. Diğer yandan ise Amerikan emperyalistlerinin AKP aracılığıyla, sinsi bir şekilde uygulamaya koyduğu Büyük Ortadoğu Projesinin  ‘ılımlı islam’ projesini tamamlayacak halkalarından olarak tasarladığı bir projenin parçasıdır.

Açılımın kaynağı kim olursa olsun, bu projenin amacı yüzlerce yıl boyunca inkar edilen, baskı altında ibadet ve inançlarını yaşamaktan men edilen, hatta bu nedenle defalarca katliamlara maruz aklan Aleviliği asimile etme, sisteme entegre etmek; Çamuroğlu gibi taşeronlarla Aleviliği dönüştürme, sünnileştirme ve şiileştirme çalışmaktır.
 
- PSAKD'nin öncülük ettiği bir grup dede Ankara'da bir araya gelerek AKP'nin 11 Ocak'taki iftarına katılanları 'düşkün' ilan etmişti. Bunun amacı nedir? Nasıl karşılandı bu kamuoyunda?

Alevi yol ve erkan kurallarına, Alevi inancına aykırı davranarak Aleviliğe zarar verenlere uygulanan en ağır yaptırımlarından birisidir düşkünlük. İşlenen suçun niteliğine bağlı olarak kısa ve uzun süreli, hatta ömür boyu dışlanma ile ceza verilebilir. Toplum düşkün edilen kişi ile tüm ilişkilerini sonlandırılır. Adam öldürmek, başkasının eşini kaçırmak, ırza tecavüz, Alevi karşıtlarıyla işbirliği yapmak ‘düşkünlük’ için gerekçe olabilir. 

12 farklı Ocağı temsil eden 12 Alevi dedesi tarafından ilan edilen düşkünlük kararı, özellikle Alevi toplumu nezdinde son derece olumlu karşılanmış, karar çok güçlü bir şekilde desteklenmiştir. Hem örgütümüzün, hem de dedelerimizin o günkü basın toplantısı ve dedelerin düşkünlük kararı sonucu, milyarlarca para harcanarak; üstelik günlerce radyo ve televizyonlardan şatafatlı duyurular yapılarak organize edilen yemeğe Türkiye’deki 298 Alevi örgütünden sadece 6 tanesi katılmıştır. Kaldı ki, bu 6 örgüt kısa süre önce kurulan paravan tabela örgütlülükleridir.

Örgütümüz bu yemekten önce düzenlediği basın toplantısında Alevilere “Önünüze serilen sofra Hızır paşa sofrasıdır. Alevilere yakışan ise, Pir Sultan duruşudur” demiştir.  Ve gururla gördük ki, Aleviler Hızır Paşa sofrasına, defalarca olduğu gibi bu sefer de itibar etmemişlerdir.

- Siyasi geçmişi itibarıyla sürekli zik zak çizmiş olan Alevi kökenli AKP milletvekili Reha Çamuroğlu hakkında ne düşünüyorsunuz? İftarın düzenleyicisi konumundaydı.

12 Eylül askeri faşist darbesi öncesinde sol radikal bir yapılanma içerisinde yer alan, hemen 12 eylül sonrasında Alevilik ile ilgili araştırmalar yapan, kitap yazan Çamuroğlu,  kısa sürede liberal politik yapılar içerisinde de yer almıştır. Ve hemen devamında T.Çiller ve Mehmet Ağar’ın Susurlukçularla içli dışlı partisinde genel başkan yardımcısı olmuş, hatta bir dönem de MHP ile flört etmiş, oradan da hızla AKP’ye geçmiş ve ne yazık ki, Alevi kimliğiyle milletvekili olmuştur.

Görüldüğü gibi neredeyse birkaç yılda bir, oradan oraya, rüzgarla birlikte başı boş dolanan yaprak misali savrulmuş bir kişidir Çamuroğlu. Ve yaşamının her döneminde adeta renkten renge giren, durmadan yalpalayan Çamuroğlu hakkında söylenecek elbette çok anlamlı sözler vardır, ama benim kendisini muhatap alıp söyleyecek çok sözüm olmayacaktır. Zira Çamuroğlu gibiler hakkında en doğru sözleri gelecekte tarih ve insanlık nasılsa söyleyecektir. 

- Çamuroğlu, "Madımak'ı unutmak gerekir" diyordu bir demecinde. Ne diyeceksiniz bununla ilgili?

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’a Pir Sultan Abdal Etkinlikleri için yurtiçinden ve yurtdışından giden yazar, aydın, sanatçı, semahçı 35 kişinin gerici, şeriatçı ve faşistlerce yakılarak katledilmesini unutmak olsa olsa olsa sadece hainler, ihanetçiler, asimilasyoncular tarafından ifade edilebilir. İnsanlık tarihinin ve yakın tarihimizin en vahşi, insanlık dışı katliamlarından birisi olan 1993 Sivas Madımak Katliamını unutmak en basit ifadeyle İHANETTİR. Hepimiz biliyoruz ki, tarihin çeşitli dönemlerinde aslına ihanet eden bu tür ihanetçiler, hainler ve Hızır paşalar hep olmuştur. Bundan sonra da böyleleri olacaktır. Ve insanlık, ihanetçileri mutlaka kayıtlara geçirecek, altını çizerek not edecek ve asla unutmayacaktır.

Bu nedenle özellikle Madımak Otelinin ne olacağı ile ilgili olarak, çok uzun zamandır kimi kurum ve kişilerce ortaya atılan “hoşgörü, kardeşlik, kültür müzesi”  gibi tanımlamaların oldukça sığ ve yanlış olduğunu söylemek durumundayım. Aleviler ile sistem hesaplaşmadan, bu hesaplaşmada gerçek sorumlular ortaya çıkarılıp yargılanmadan, cezalandırılmadan; üstelik kimler adına kardeşlik, ne için hoşgörü ve hangi kültür adına müze olacağı belirtilmeden, hatta kimilerince ‘çiçekçi’ dükkânı olması gibi, yangında yitirdiklerimizi bir kez daha öldürecek şekilde çeşitli isimlerle adlandırılmasını anlamak gerçekten çok zor.

Bu gerekçelerle ve en önemlisi insanlığın böylesine korkunç katliamları unutmasının önüne geçmek için;  Şehitlerimizin unutulmaması ve unutturulmaması için otel yıkılarak yerine  “ Madımak Utanç Müzesi ”  yapılmalıdır.

- Temel talepleriniz nelerdir verdiğiniz mücadelede?

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Demokratik Alevi hareketini oluşturan örgütler olarak temel taleplerimiz :

• Aleviliğin inanç olarak kabul edilmesi,
• Cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması,
• Zorunlu Din Derslerinin kaldırılması,
• Diyanet İşleri Başkanlığının  lağvedilmesi,
• Madımak’ın Utanç Müzesi olması,
• Nüfus kağıtlarındaki “dini” alanının kaldırılması olarak özetlenebilir. 

Bunun yanında Alevi köylerine zorla cami yapılmasından biran önce vazgeçilmesi, Hace Bektaş Veli Dergahı vb Alevi Dergahlarının gerçek sahipleri olan Alevi kurumlarına verilmesi gibi taleplerimiz de mevcuttur.

Ancak tüm bu talepleri yinelerken bir kez daha altını kalın çizgilerle çizmek durumundayım ki, Alevilik sorunu ülkemizde yaşanan ekonomik, kültürel, sosyal sorunlar, sağlık ve eğitim konusundaki sorunlardan, yani demokrasi sorunundan ayrı tutulamaz. Aleviler ve Alevi örgütleri, ülkedeki demokrasi sorununun çözümlenmesi durumunda Alevilik sorununun da çözümleneceğinin bilincindedir. Aleviler, yalnız kendileri için değil, ülke toprakları üzerinde dil, din, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm farklı kimliklerin kendilerini özgürce ifade edebilecekleri; Halkların Kardeşliği ve barış içinde bir ülke için çabalamaktadırlar.
 
- 3 Şubat'ta, Kadıköy'de 'Öğretimize, özgürlüğümüze saygı' mitingi düzenleyeceksiniz. Mitingin oluşumuna katkı sunan ihtiyaçları ve amacınızı anlatır mısınız?

 
Özellikle son birkaç ayda hem yurtiçinde, hem de yurtdışında Alevilere ve Aleviliğe karşı çok yoğun olarak sürdürülen bir iftira ve karalama politikası gözlemlenmektedir. Ve özellikle 22 Temmuz seçimlerinden sonra AKP’nin Alevilerin yoğun yaşadığı yerlerde oy alamamış olmasını da hesap ederek,  sözde ’Alevi açılımı’ adıyla - ne yazık ki Alevi kökenli bir milletvekili- ve onun kurdurduğu birkaç paravan devşirme dernek ve sözde dedeler aracılığıyla başlattığı asimilasyon faaliyetleri; Amasya Anadolu Kız Meslek Lisesinde okuyan Alevi çocukların yaşadıkları baskılar nedeniyle okullarını değiştirmek zorunda kalmaları, İstanbul, Adana ve ülkenin bir çok yerinde kimi zaman sözlü, kimi zaman da fiziki saldırılarla karşı karşıya kalmaları ve hatta Almanya’da ulusal bir TV Kanalında yayınlanan Tatort adlı polisiye dizide Aleviliğe iftira edilmesi, ve bu dizinin sadece Almanya’da da değil, söz konusu kanalın Avusturya ve başka ülkelerdeki kardeş TV’lerinde de yayınlanmış olması bu mitingi yapma kararımızda etkili olmuştur. 

Ayrıca önemle belirtmeliyim ki, yine 22 Temmuz seçimlerinden sonra birçok alanda Amerikan emperyalizminin güdümündeki işbirlikçi AKP hükümetinin emek cephesi üzerinde emperyalist politikalar uygulaması; sınır ötesi operasyonlar ile Halkların Kardeşliğine ve toplumsal barışa faydası olmayan politikaları hayata geçirmeye çalışması; Genel Sağlık Sigortası ile emekli olma yollarının engellenmesi ve mezarda emekliliğin dayatılması; Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu'nda yapılan değişiklikler, güvenlik güçlerinin son dönemlerde birkaç kişiyi döverek, kurşunlayarak öldürmesi ve birçok konuda ülkede hak ihlalleri ve anti-demokratik uygulamaların sürmesi de mitingi düzenleme nedenlerimizdendir. 

- Alevi hareketinin en köklü kurumusunuz. Kaç şube ve üyeniz var?

Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin Genel Merkezi Ankara’da olup, ülkenin değişik şehir ve ilçelerinde toplam 48 şubesi ve 40.000’e yakın üyesi vardır.
 
- Mitinge ne kadar insan bekliyorsunuz?

Mitinge katılım konusunda yaklaşık bir sayı öngörüsünde bulunmak oldukça zor. Ancak “Öğretimize Özgürlüğümüze Saygı” Mitingini gerçekleştirmeye karar verme nedenlerimiz göz önüne alındığında, mitingimize sadece Alevi Bektaşi Federasyonuna bağlı örgütlerin değil, ABF dışındaki Alevi örgütlerinin ve inançlara saygılı herkesin; ülkemizde birlikte demokrasi mücadelesi verdiğimiz siyası parti ve siyasal yapıların, platformların, sendikaların, meslek örgütlerinin, yöre derneklerinin katılacağına inanıyoruz. Bu anlamda mitinge on binlerce kişinin katılım sağlayacağını ve destek vereceğini ümit etmekteyiz.
 
- Almanya'nın devlet televizyonu NRD'de yayınlanan TATORT adlı bir dizide Alevilerin ensest ilişkiler içerisinde bulunduğunu ima eden bir sahnenin yer alması üzerine Alevi örgütleri ve kamuoyu ayağa kalkmıştı. Köln'de 50 bin kişinin katıldığı bir mitingle durum protesto edilmişti. PSAKD'nin öncülük ettiği Demokratik Kitle Örgütleri İstanbul'da bulunan Almanya Büyükelçiliği'ne siyah çelenk bıraktılar. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz? Almanya'daki bir dizide Aleviler hakkında spekülafit ithamların yer alması nasıl olabiliyor? Gerçekte bu dizinin arkasında kim(ler) var sizce?

Bu konunun sadece yönetmene, senariste, TV kanalı yönetimine maledilmesi ve bu kişilerce  sınırlandırılması mümkün değildir. Dizinin yapımında ve oyuncuların içinde çeşitli Türkiyeli sanatçıların rol aldığını biliyoruz. Üstelik Almanya’da TC Diyanet İşleri Başkanlığı örgütlemesinin çok güçlü olduğu da göz önüne alınırsa, söz konusu iftira ve  karalamaların çıkış noktası veya bağlantısı noktasında bir fikir edinmek ve  dizinin arkasında kim veya kimlerin olduğunu tahmin etmek oldukça kolaylaşmaktadır. 

Öte yandan dizinin yayınlandığı TV kanalı ARD / NDR TV,  Federal Almanya Cumhuriyeti devletinin resmi devlet kanalıdır. Bu nedenle PSAKD olarak Genel Başkanımız Kazım Genç, 03 Ocak 2008 tarihinde Almanya’nın Ankara’daki Büyükelçiliği ile yaptığı görüşmede,  dizinin yayından kaldırılması, TV kanalının ve özellikle Alman hükümetinin Alevi toplumundan özür dilemesi gerektiğini içeren bir dosya sunmuştur.

PSAKD Marmara Bölgesindeki şubeler olarak, 5 Ocak 2008 tarihinde İstanbul’daki Almanya Konsolosluğu önünde kitlesel bir basın açıklaması yaparak aynı talepleri haykırdık. Hem Almanya büyükelçiliğine sunduğumuz dosyada, hem de basın açıklamamızda çok açık bir şekilde TV kanalının ve Alman hükümetinin Alevi toplumundan özür dilemesi gerektiğini talep etmemize rağmen, bugüne kadar bu yönde olumlu bir gelişme tespit edemedik.

Buranda bir kez daha açıklamak isteriz ki, TV Kanalı yöneticileri ve Alman hükümeti çok açık ve anlaşılır bir şekilde Alevi toplumundan özür dilemezlerse eyleme ve etkinliklerimiz bundan sonra da gelişerek devam edecektir. 

- Röportaj için teşekkür ederiz. Çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Ben teşekkür ederim.

Erdal YILDIRIM
PSAKD MYK Üyesi
2 Şubat 2008, İstanbul
Bu Söyleşi Yeni Harman Dergisinde yayınlanmıştır

Bu haber toplam 30 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.