Farkında mısınız?

Farkında mısınız?

Farkında mısınız?İNSAN HAKLARININ 62. YILINDA AKP İLE HAK İHLALLERİ VE BASKILAR SONUCU TOPLUM SAVUNMASIZ HALE GELDİ! Turan Eser İnsan Hakları...

A+A-

Farkında mısınız?Farkında mısınız?

İNSAN HAKLARININ 62. YILINDA AKP İLE HAK İHLALLERİ VE BASKILAR SONUCU TOPLUM SAVUNMASIZ HALE GELDİ!
 
Turan Eser

 
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi bundan 62 yıl önce bugün, yani 10 Aralık 1948 yılında yayınlandı. İnsan hakları açısından evrensel değeri olan bir belgedir. İnsan haklarını güvence altına alan bu bildirgeyi Türkiye'de imzalamıştır. Ama sadece imzalamıştır! O kadar!
 
Evrensel hukuk, insanın doğuştan kazandığı haklarının, devredilemez, ertelenemez olduğunu ve evrensel nitelik taşıdığını ifade etmektedir.  Ama doğarken özgür ve eşit olan insan, doğumdan sonraki yaşamında karşı hak ihlalleriyle karşı karşıya kalıyor.

2011’in arifesinde Türkiye insan hakları uygulamalarında bu evrensel ilkeleri dikkate alınmıyor. İnsan hakları evrensel bildirgesinin kabul edilişinin 62. yılında, Türkiye toplumu AKP tarafında baskı altına alınmaya, susturulmaya ve savunmasız bırakılmya devam ediyor. Sahte referandum aldatmacalarına rağmen, darbe ürünü Anayasa korunuyor. Anayasanın zorunlu hale getirdiği din dersleriyle, Diyanetiyle, 120 Bin imamı ve 96 bin camisi, 10 bin Kuran kursu, İmam Hatip Liseleriyle ve onlarca İlahiyat Fakülteleriyle toplum dindarlaştırma devam ediyor.

Evrensel hukuk değil, dinsel kurallar referans alınıyor, AİHM kararlarına değil, “Ulemaya danışmak” gerektiğine hükümet vurgusu devam ediyor.
 
İNSAN HAKLARININ 62. YILINDA İSLAMİZASYON
 
Türkiye İnsan hakları Evrensel Bildirgesinin Kabul edilişinin 62. yılında, okullarda zorla din eğitimi verme ve Sünniliği dayatma ilkelliği devam ediyor. Çocukların yüksek çıkarı çiğneniyor. Şimdiden ilköğretim okulunda, çocukların başları zorla kapatılıyor. Bunun adına ise özgürlük diyorlar. Okulda ve derslerde namaz kıldırılması halen devam ediyor. Tüm çocuklarının zorunlu din dersine tabi olması 21. yüzyıl ilkelliği olmaya devam ediyor. Mezhepçi bir ve sürekli dini telkin içeren zorunlu din dersi AİHM kararına, insan haklarına aykırı bir uygulama olup, tam anlamıyla bir ilkellik göstergesidir. Asimilasyoncu devlet uygulamasıdır.
 
Türkiye'de insan hakları ihlalleri devam etmektedir.

Türkiye'de insan hakları ihlalleri devam etmektedir. İnsan haklarına dayalı, demokratik ve özgürlükçü, çoğulcu bir toplum tasarımı projesi, resmi görüşün halen kabul etmemekte ısrar ettiği ideolojik tercih olarak güncelliğini korumaktadır.

AB sürecinde en çok açığa çıkan, insan hakları ihlalleri konusunda, uygulamada hiçbir değişim olmadığı gibi, uyum yasaları ise, dışlayıcı ve inkârcı tutumu devam ettirmektedir.

Farklı kimlikler açısından bakıldığında, İnsan hakları evrensel bildirgesinin kabul edilişinin 62. yılında Türkiye'de;

• Nüfusun üçte birini oluşturan Alevilerin hakları ihlal edilmeye devam etmektedir.

Zorunlu din dersleri ile çocuklara zorla dinsel eğitim verilmektedir.

• Asimilasyon politikalarının devamı için Alevi köylerine zorla cami yapılmaya, Alevi yerleşim birimlerinde ideolojik müdahaleler devam etmektedir.

Resmi din dayatması ile farklı inançsal kimliklere yönelik ayrımcılık devam ederken,  ayrımcılığa maruz kalanların vergileri ile Diyanet İşleri Başkanlığı finanse edilmektedir.

"Alevi" kimliğinin resmen tanınması yerine inkâr halen devam etmektedir.

Cemevlerine yönelik siyasi ve hukuksal inkâr ve ihlaller devam etmektedir.

Kürtlerin etnik ve kültürel kimlik hakları gasp edilmeye devam ediyor. Kürt sorununun çözümünde şiddetten arındırılmış, barış içinde, eşit koşullarda bir arada yaşama talebi red ediliyor.

Kürtçe dili üzerinde yasakçı zihniyet halen devam ediyor. 12 yaşında katledilmiş Uğur kaymaz’ların sırtında halen kurşunlar çıkmaya devam ediyor.

Romanlara yönelik ayrımcılık ve dışlama devam etmektedir. Ayrımcılığa karşı yasal bir güvence halen yapılmadı.

• Romanların eğitiminde yaşanan engel ve dışlama halen devam etmektedir.

• Romanları potansiyel suçlu muamelesi yapmak, günlük davranış haline getirildi.

• Romanların sosyal ve hukuksal güvenliği sorunu halen çözülmedi.

• 15 yaşındaki “Çingene Kudret” Beycuma’daki M Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki basket potasına asılı bulundu. Hükümet bu olayı da sessizce örtbas etti. Çingene olmanın dayanılmaz acısı hak ihlalleriyle devam ediyor.

• Her gün 3 kadın şiddet sonucu öldürülmeye devam ediyor. Kadınlar hayatın her alanında ayrımcılığa ve dışlanmaya maruz kalıyor.

Farklı cinsel yönelimlere sahip insanlara yönelik şiddet, sokaklardaki saldırı, taciz ve önyargı halen devam etmektedir. Eşcinsellere ve Travestilere yönelik siyasi, hukuksal ve sosyal ayrımcılık toplumsal baskı mekanizmaları güçlendirmeye devam ediyor. İslamcı kesimlerin farklı cinsel yönelimi olan kişileri “hastalıklı” olarak damgalaması ise, bu baskıları daha da artırmaya devam ediyor.

Eşcinsellik suç olmaktan çıkarılmalıdır ve cinsel yönelim ile cinsiyet kimliği nedeniyle uygulanan ayrımcılık ve şiddetin önünü devlet kesmelidir.

Gayri Müslimlere yönelik ayrımcılık ve 6-7 Eylül ruhu halen yaşatılıyor.

• Türkiye’de gayrimüslimler yönelik tehdit ve korkunç saldırılar Dink, Santoro, Malatya olaylarında olduğu gibi devam ediyor. Siyasetin ve devletin milliyetçi ve gayrimüslim-fobik söylemi bu ayrımcılığın kaynağı olmaya devam ediyor.

• Kendilerini ifade etmek isteyen, parasız ve demokratik eğitim hakkı talep eden öğrenciler üzerinde, 12 Eylül’ün ürünü olan faşist bir yapılanma olan YÖK’ün baskıcı ve yasakçı uygulamaları devam ediyor.

Üniversiteler anti demokratik yapılarıyla, YÖK, polis, AKP hükümeti ve Cemaatlerin kurduyu baskıcı ve anti demokratik egemenlikleriyle, öğrenciler üstünde kabus olmaya devam ediyor.

• AKP hükümeti eleştiriye, itiraza ve demokratik hak arama taleplerine özgürlük tanımıyor. İtirazlarını, eleştirilerini ve ekonomik, demokratik ve siyasi hak arama talebiyle ortaya çıkan işçileri, gençleri, kamu emekçilerini, farklı kesimleri “faşistlikle” suçlamaya devam ediyor.

• İşsizlere ve yoksullara karşı sosyal olması gereken devlet, ayrımcı ve hak ihlali yapmaya devam ediyor. Türkiye’de 15 milyon insan günde 2 dolarla geçinmek zorunda. İnsani gelişme düzeyimiz 85. Sırada kalmaya devam ediyor. Nüfusun yüzde 13.5’i işsiz.

Türkiye'de Alevilere ve diğer toplumsal kesimlere karşı yapılan ekonomik, siyasal ve hukuksal ayırımcılık ve haksızlık karşısında, siyasi, ekonomik  ve hukuksal bir açılım yoktur. AKP hükümetinin herkesin eşitlik haklarından yararlanması için, eşitlik fiilen yaratılmasını sağlayacak ve hak ihlallerine son verilmesini sağlayacak bir siyasi iradesi ve projesi de yoktur.  

Devlet, hukuku ve siyaseti dinsel ve dilsel açıdan uyguladığı ayrımcı özelliklerinden arındırmalı, herkesin farklılıkları ile eşit koşullarda bir arada kardeşçe yaşamasını sağlamalıdır.
 
Eşitlikçi, özgürlükçü, katılımcı ve çoğulculuğu esas alan demokratik bir Anayasa şart!

Bunun için uluslararası belgelere, insan haklarına ve temel özgürlüklere dayalı, bir  toplumsal mutabakat sözleşmesi olan eşitlikçi, özgürlükçü, katılımcı ve çoğulculuğu esas alan demokratik bir Anayasa yapılmalıdır. Devletin yurttaşları ile eşit koşullarda ve eşit zeminde buluşması için 62 yıl geçte olsa, adım atılmalıdır.

Bu vesileyle herkesin "İnsan Hakları Haftası" nı kutluyor ve haklarına sahip çıkamaya davet ediyorum.

Savunmasız kalmamak için, insan haklarına ve değerlerine sahip çıkalalım.

<!--

var prefix = 'ma' + 'il' + 'to';

var path = 'hr' + 'ef' + '=';

var addy87014 = 'turaneser' + '@';

addy87014 = addy87014 + 'gmail' + '.' + 'com';

var addy_text87014 = 'turaneser' + '@' + 'gmail' + '.' + 'com';

( '' );

87014 );

( '' );

//-->n

<!--

( '' );

//-->

<!--

( '' );

//-->

Alevi Haber - 11.12.2010

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.