1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Genç: İsimlerimizin açıklanması özel amaçlı
Genç: İsimlerimizin açıklanması özel amaçlı

Genç: İsimlerimizin açıklanması özel amaçlı

Genç: İsimlerimizin açıklanması özel amaçlı ANKARA - Ergenekon’un 10. dalgasında gözaltına alınarak tutuklanan Özel...

A+A-

Genç: İsimlerimizin açıklanması özel amaçlı Genç: İsimlerimizin açıklanması özel amaçlı

ANKARA - Ergenekon’un 10. dalgasında gözaltına alınarak tutuklanan Özel Hareket Dairesi eski Başkanvekili İbrahim Şahin’in evinde yapılan aramada 12 kişilik bir suikast listesi ele geçirilmişti. Polis, diğerlerini saklı tutarken, Sivas’taki Ermeni cemaatinin liderinin yanı sıra listedeki iki ismi daha açıkladı: Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Eski Genel Başkanı ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Av. Kazım Genç ile ABF Genel Başkanı Ali Balkız. Biz de bu iki isimden Kazım Genç’le adlarının neden bir suikast listesinde yer almış olabileceğini, polisin neden kendilerini deşifre ettiğini, listede yer aldıklarını öğrendiklerinde neler hissettiklerini ve Ergenekon davasını konuştuk.

* Ergenekon soruşturması kapsamında bir suikast listesi açıklandı. ABF Genel Başkanı Ali Balkız’la birlikte sizin de isminiz vardı. Böyle bir suikast listesinde isminiz neden yer almış olabilir?

- Basına yansıdığına göre İbrahim Şahin kendisine bağlı 6 tim oluşturmuş. Bu timlerle Alevi ve Ermeni kesimlerden bazı örgüt yöneticileri infaz edilerek toplumda bir infial yaratmak, oluşan kaos ortamında AKP iktidarını yıpratmak amaçlanmış. Biz basına yansıyandan farklı şeyler olabileceğini düşünüyoruz.

* Ne gibi…

- İşte 12 kişilik bir suikast yapılacaklar listesi hazırlandığı söyleniyor. Ama nedense bayramdan önce zaten korumaya alınan, yani zaten bilinen Sivas’taki Ermeni cemaati başkanı ile Alevi örgütleri yöneticileri olarak ABF Genel Başkanı Sayın Ali Balkız’ın ve benim adım kamuoyuna deşifre ediliyor. Bunların teknik olarak böyle olmaması gerekir.

* Hukuksal açıdan…

- Hukuksal açıdan da hazırlık soruşturması gizlidir, dava açılıncaya kadar kimseye bilgi verilmez. Teknik olarak da olması gereken devletin yetkili birimleri böyle bir bilgiyi edindiklerinde hemen ivedi olarak bizlerin güvenliğini sağlamak, korumaya almak ve böyle planlar yapanları yakalamaktır. Bu ikisi de olmuyor. Planlayanlardan en tepe noktada olduğu söylenen İbrahim Şahin’in bilgisayarında bu krokiler çıkmış ama 6 tim olduğu söyleniyor. Bir tim yakalandı diğer 5 tim duruyor. Bizim adımız deşifre edileceğine bunların yakalanıp bu tehlikenin ortadan kaldırılması gerekirdi. Bunlar yapılmadığına göre bunun arkasında bazı kirli oyunlar mı dönüyor diye düşünüyoruz.

AMAÇ MÜCADELEMİZİN İVMESİNİ KIRMAK

* Ne gibi oyunlar dönüyor olabilir?

- Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu 2007-2008 yıllarında çok önemli sıçrama yaptı. 2007 Ekim ayında AİHM’de zorunlu din dersleri davasını kazandık, 2008 Nisan ayında hükümete ‘bu kararı uygulayın’ dedik, Haziranda da resmen başvurduk. Uygulanmayınca Ağustos’da Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine bildirdik, ‘yargı kararlarına uymuyorlar’ diye, orada hükümeti sıkıştırdık. Artı zorunlu din dersine ilişkin yargı kararına uyulmadığı için 7-8 ilde oturma eylemi yaptık ve toplumun dikkatini oraya çektik, çok önemli destekler gördük. Daha da önemlisi Türkiye’de Aleviler herhangi bir katliama uğramadan, sadece kendi hakları için de değil, ötekiler diye adlandırılan herkesin hakları için, ‘eşit yurttaşlık hakkı’ talebiyle Türkiye’nin dokuz noktasından büyük Alevi yürüyüşü başlattılar. 9 Kasımda Ankara’da 135 bin kişiyle son yılların en görkemli mitingini yaptılar. O miting öyle bir Türkiye fotoğrafıydı ki Ferhat Tunç sahnede Kürtçe söylerken, miting alanında insanlar ellerinde Türk bayraklarıyla halay çekiyorlardı. Miting alanında kardeşleşme sağlanmıştı. Aleviler barışçıl demokratik bir biçimde taleplerini dile getirdiler ve herkes buna kulak asmak zorunluluğu hissetti. Hükümet bir şeyler söyledi, muhalefet bir şeyler söyledi. 9 Kasımdan bugüne gazeteleri tetkik edin her gün Alevilerle ilgili üç beş haber muhakkak vardır. Adana’da, 20 bin kişilik bir mitingle 30 yıl sonra Maraş katliamının gizli belgelerinin açıklanmasını ve katliamın üstündeki sisin kaldırılmasını istedik. Hükümet cephesinde bakıldığında Alevi Bektaşi Federasyonu var, bunun yöneticileri var, Pir Sultan örgütlülüğüyle de organize bir biçimde Alevi toplumunun demokratik haklar mücadelesini sürüklüyorlar, bizi sıkıştırıyorlar, öyleyse bu ivmeyi kırmamız lazım. Listede olan diğerlerinin söylenmeyip sadece 2 Alevi örgüt yöneticisinin söylenmesinin o ivmeyi kırma amaçlı olduğunu söylüyoruz.

HİÇ BİR SİYASETÇİ ARAMADI

* Yani sadece sizin isminizin açıklanmasının özel bir amacı olduğunu düşünüyorsunuz.

- Evet, öyle düşünüyoruz ve bunda da haksız değiliz. Ben Kazım Genç olarak, gördüğünüz gibi mütevazı bir büroda avukatlık mesleğini yürüten sade bir yurttaşım. Benim kişiliğimden kaynaklı, böyle bir eyleme hedef olacak bir konumum yok. Hedef alınan Pir Sultan genel başkanlığıdır, Alevi Bektaşi Federasyonu genel sekreterliğidir, genel başkanlığıdır. Mücadelemizi sindirme amaçlıdır. Çok ilginçtir, ismimiz açıklandığından beri telefonlarımız susmuyor, ama hiçbir siyasetçi bir tek kelime etmedi. Ne AKP, ne CHP, ne DSP, ne DTP, ne de ÖDP.

* Bunu neye bağlıyorsunuz?

- Şöyle düşünüyoruz, yerel seçim hengamesinin içerisine girmişler, kafalarını kuma sokmuşlar, olan bitenleri görmüyorlar. Bu dikkat edilmesi gereken bir nokta. Diğer bir nokta da Genel Başkanımız Sayın Ali Balkız eğitimcidir. Basında emekli general olarak yazılmasının, basına böyle servis edilmesinin çok planlı programlı olduğunu düşünüyorum. Kim internete girip google’a ismini yazsa böyle bir şey olmadığını görürdü. Ben 53 yaşındayım, Sayın Balkız da 62. Bir can borcumuz var, ha 3 gün önce olmuş, ha 3 gün sonra, bunu önemsemiyoruz. Ama Alevilerin hak mücadelesinin ulaştığı ivmeden sonra, radikalleştirmeye, bu ivmeyi kırmaya kimsenin gücünün yetmeyeceğini düşünüyoruz.

* Suikast listesinde isminizin olduğunu basından mı öğrendiniz yoksa Emniyet size bilgi verdi mi?

- Hayır, emniyetten bir bilgi almadık. Ben cumartesi günü İstanbul’daydım, bir paneldeydim. Panelden sonra cep telefonumu açtığımda çok yoğun kim aramış mesajı geldiğini gördüm. O mesajlardan kimin aradığını not ederken, Pir Sultan Genel Sekreteri Sayın Kemal Bülbül aradı, o söyledi, inanmadım. Çünkü arada böyle şakalar yapıyoruz birbirimize, bir gün önce de kendisini işletmiştim. Şaka yapıyor sandım. Hemen ardından Star gazetesinden aradılar, o zaman inandım.

* Öğrendiğinizde ilk neler hissettiniz, mesela tedirgin oldunuz mu?

- Hayır, tedirginlik hissetmedim, çünkü dostların, canların arasındaydım. Şöyle bir huzursuzluk hissettim, eşim, çocuklarım bunu bir yerde duyar da panik olurlar diye hemen eşimi aradım. Ama geç kalmıştım, annesi arayıp söylemiş. Hiçbir tedirginlik hissetmemek de tuhaf bir duygu. Mesela bu akşam eşimi alıp tiyatroya gideceğim.

ÇETELER ORTAYA ÇIKARILSIN AMA…

* Ergenekon davasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Arka planında ne olursa olsun, devlet içerisindeki çeteleşmeyi ortaya çıkarmaya dönük her hareketi doğru görüyoruz. Ancak bu hareketin masum insanları da mağdur edecek şekilde genişletilmesini ve siyasi iktidarın bazı insanları sindirme politikası olarak kullanmasını doğru görmüyoruz. Çok açık söyleyeyim bir çok düşüncesini paylaşmadığım Sabih Kanadoğlu ile İbrahim Şahin’in aynı ortamda olabileceğini benim aklım almaz. Organize çetelerin yok edilmesine çalışılırken iktidar partisinin kendi muhaliflerini sindirme ve lekeleme noktasında bir çalışması varmış gibi bir hava çok yoğun gözüküyor.

* Geçmişte yaşanan Maraş, Sivas, Çorum katliamlarının Ergenekon’la bir ilişkisi olabilir mi?

- Birebir Ergenokon düzenledi mi düzenlemedi mi, bir bilgimiz yok. Bu söylediğiniz eylemlerin daha fazlası vardır, Malatya vardır, Gazi mahallesi vardır, cezaevi katliamları vardır, Ulucanlar vardır, Diyarbakır vardır. Bunların hepsi devletin bir yerlerinden birileri tarafından organize edildi. Bu tartışmaya ihtiyaç duyulmayacak kadar açıktır. Bu, devletin bir yerlerindeki birileri, Ergenekonun içinde midir, yanında mıdır, talimatı Ergenkon’un içinden mi almıştır, onu bilemiyoruz. Bizim bu söylemimizi rahmetli Ecevit’in çekmecesinde çıkan bilgi notu somutlaştırmıştır. Maraş katliamını MİT içindeki MHP kanadının yaptığını söyleyen bilgi notu keşke o yargılamalar sırasında ortaya çıksaydı. Biz onun için “Maraş’ı unutmamak gerekir” dedik. Gazi’nin Susurluk uzantısı fotoğraflara yansıdı. Ama hiç biri ceza almadı. Adem Albayrak adlı polisin silahından çıkan kurşunla 3 kişi öldüğü halde 1 yıl 8 ay cezayla geçiştirdiler.

ANF NEWS AGENC - DENİZ BARAN - 15 Ocak 2009

Bu haber toplam 25 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.