1. HABERLER

  2. MAKALE

  3. Haluk ŞAHİN : Başı açık kadınların korkuları
Haluk ŞAHİN : Başı açık kadınların korkuları

Haluk ŞAHİN : Başı açık kadınların korkuları

Haluk ŞAHİN : Başı açık kadınların korkuları Son zamanlarda iktidar mensuplarından ve onlara yakın yazarlardan sık sık duyduğumuz bir cümle...

A+A-

Haluk ŞAHİN : Başı açık kadınların korkularıHaluk ŞAHİN : Başı açık kadınların korkuları

Son zamanlarda iktidar mensuplarından ve onlara yakın yazarlardan sık sık duyduğumuz bir cümle var.

"Onların da kaygı ve korkularını anlamaya çalışmalıyız."

'Onların' dedikleri, Türkiye'de laikliğin bilinçli bir biçimde erozyona uğratıldığından kaygı duymakta olan kesimler, özellikle başı açık kadınlar.

'Onların da kaygı ve korkularını anlamaya çalışmalıyız!' cümlesinde 'Hayret yaa, her şey güllük gülistanlıkken bunlar niye endişe ediyorlar!' türünden bir ima da var. Sanki onlar (ya da bu kaygıları dile getirenler) farklı ülkelerde yaşıyorlar ve aralarında hiçbir iletişim yok. Sanki taraflardan biri çok uzaktan, başka bir gezegenden gelmiş.

Bu kaygıları samimi olarak anlamak isteyenlere, adını vermek istemediğim bir işkadınından gelen şu elektronik mektup yararlı olabilir:

"Bu sabah Ümraniye'de sabah 10'da iş görüşmem vardı. Nasıl olduysa trafik açıktı, yarım saat erken gitmişim, zamanım var, bir yerde oturup kahvaltı edeyim dedim.

Dışarıdan bakıldığında en düzgün, en şık (Mado gibi bir yer düşünün) yere girdim...

Daha doğrusu kapıyı araladım, bir adam koşarak geldi... Ben de sandım koşup kapıyı açıyor, hoşgeldiniz diyor... 'Yalnız mısınız?' diye sordu... Ben yine bütün iyi niyetimle, kalabalık da değil ama güzel yere oturtacak herhalde beni diyerek, 'Evet' dedim... 'Yanınızda erkek yoksa alamıyoruz bayan!..' demez mi!.. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. 'Nasıl yani' dedim, 'Öyle bayan, sormayın işte' dedi...

Bunu Suudi Arabistan ya da Afganistan'da yaşasam anlarım ve saygı gösteririm, 'Şeriat var' derim.. Ama böyle ılımlı İslamiyet'le yönetilen bizim gibi ülkelere yakışmıyor...

Yani mesele, eşarbı çene altından, üstünden bağlamak değilmiş, görüldüğü üzere...

Çene altından bağlasam da, türbanlı da olsam, ben oraya yanımda erkek olmadan giremiyorum..."

Tek bir olay, Türkiye'yi temsil etmez diyeceksiniz. Elbette etmez. Ama ben, geçen hafta içinde bu türden beş-altı olay duydum. Bir havaalanında polisin başörtülü başörtüsüz ayrımı yapmasından, başı açık olduğu için minibüse alınmayanına, beş-altı olay.

Bir hafta içinde. 2008 yılının şubat ayında!

Laik Türkiye Cumhuriyeti'nde!

Psikolojik sonuçları daha da vahim olan Tarsus'taki sapık kezzapçı olaylarından filan söz etmiyorum.

Böyle bir Türkiye çıkmaya başlıyor karşımıza. Başta kadınlar olmak üzere 'onlar'ın kaygıları bunlardan kaynaklanıyor.

Mağdur duruma düşen kadınlar şikâyetlerini yansıtacak bir makam kalmamasının acısını da çekmekteler.

Kendinizi o işkadınının yerine koyun: Ne yapardınız? Ümraniye Belediyesi'ne gidip olayı anlatsa ve şikâyet etse ne yanıt verirlerdi ona? Herhalde çaktırmadan için için güler, "Burası Müslüman semt, 'bayan'" derlerdi içlerinden.

"Git sen Beyoğlu'nda kahvaltı et!"

İçlerinden bazıları, bu ayrımcılığı yaptığı için cennete gitme olasılığının arttığını düşünen dükkân sahibini kutlarlardı belki de. Kendileri de ondan geri kalmamaya karar verirlerdi.

22 Temmuz seçimlerinden ve türbana özgürlük tartışmalarından bu yana bu türden olaylar çoğalıyor. Birilerinin cesaretinin arttığını anlıyoruz.

AKP'nin yönetim kademelerinde bulunanların çoğunluğunun, bu arada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bu gibi olayları onaylamadığını biliyorum. İşin asıl vahim tarafı da orada zaten.

Tabanın dinci talepleri AKP'nin vaatlerini aşmaya başladı. Değişen atmosferden cesaret alan bazı kesimler 'Ben inancımı yaşamak istiyorum' genellemesinin içine 'Tek başına dükkânına gelen kadın müşteriye satış yapmamayı ya da minibüsüne almamayı' da katmaya başladılar. Bunu ibadet sayıyorlar.

Bu eğilim derhal sert önlemlerle engellenmezse, AKP'nin de kontrol edemeyeceği bir çığ haline dönüşebilir. AKP de o çığın altında kalır.

Eyy, 'onlar'ın kaygılarını da anlamaya çalışmalıyız diyenler! Bilmem anlatabildim mi?

Haluk Şahin
RADİKAL- 17 Şubat 2008

Bu haber toplam 17 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.