1. HABERLER

  2. MAKALE

  3. Kemal OKUYAN : Ergenekon Kadar Başımıza Taş Düşsün!
Kemal OKUYAN : Ergenekon Kadar Başımıza Taş Düşsün!

Kemal OKUYAN : Ergenekon Kadar Başımıza Taş Düşsün!

Kemal OKUYAN : Ergenekon Kadar Başımıza Taş Düşsün!    İki gündür liberal ve de doğal olarak gerici basında okuyoruz, meğer...

A+A-

Kemal OKUYAN : Ergenekon Kadar Başımıza Taş Düşsün! Kemal OKUYAN : Ergenekon Kadar Başımıza Taş Düşsün!
  
İki gündür liberal ve de doğal olarak gerici basında okuyoruz, meğer Sivas katliamınının da arkasında Ergenekon varmış... Derin devlet ya da işte onun bir kanadı, suçu dincilerin üzerine atmak için bu tezgahı tertiplemiş. Bu nedenle “gericilik” diye ayağa kalkmanın anlamı yokmuş. Asıl suçluların peşinden gidilmeliymiş. Zaten bir akademisyenimize bir arkadaşı demiş ki, “içeride MİT’in de iki adamı vardı, onlar da yandı...”

Vay anasına, biz de 15 yıldır boşuna masum kişileri suçlamışız. Halbuki, biraz derinlere inebilsek, suçluyu da şıp diye buluvereceğiz. Zaten, şu sömürü dediğimiz de, altını kaşıyalım, kontrgerilla işi çıkabilir... Bitmedi... Geçmişte bize CIA operasyonu diye yutturulan birçok olayda CIA’nin, MOSSAD’ın bir günahı olmayabilir. Onlar işin görünen kısmı, derine inip bakalım, Ergenekon neden olmasın!

Erdoğan zaman zaman çiftçiye, işçiye hakaret mi ediyor, vardır işin içinde adamı çıldırtan bir derin ilaç... Pervasızca sermayecilik yapan Unakıtan’ı araştıralım, altından AKP’yi itibarsızlaştırmak için görevlendirilmiş bir “derin memur” çıkabilir...

Sonra İstanbul’u gaza boğup Erdoğan’ı güç duruma düşüren Vali Muammer, Ergenekon’da 19 numara olmaya sakın! İyi düşünelim, akıllı olalım...

Deli saçması!

Doğruların en bayağı, en sahtekarca çarpıtılması...

Sivas’a dönelim. 1993’te Sivas katliamına devletin göz yumduğu, devletin bu katliama çanak tuttuğu, hatta bu katliamı yönlendirdiği söylenebilir, söylenen yalan olmaz. Hükümetiyle, askeriyle, istihbaratıyla, polisiyle... Tersini düşünmek saçma. Bununla birlikte, Türkiye’de gerici toplumsal örgütlenmelerin bütünüyle sentetik olduğunu, devlet tarafından yaratılıp, devlet tarafından hareket ettirildiğini ileri sürenler de fena halde saçmalıyorlar.

Sivas katliamının dincileri güç duruma düşürmek için gerçekleştirildiği iddiası, solun, bıraktım solu, Türkiye’deki bütün ilerici birikimin reddidir. Dinci ideoloji ve örgütlenmelerin sola karşı, devrimci harekete karşı, yurtseverlere karşı yıllarca kullanılmasını geçtim, bu ideoloji ve örgütlenmelerin “doğal” olarak karşı-devrimci bir “değer” taşıdığını da bir kenara koyuyorum. 1993 yılında devletin ya da derin güçlerin “dincileri güç duruma düşürmek” gibi bir niyetle hareket ettiğini ileri süren her kimse, gericinin, provokatörün dik alasıdır.

Sivas katliamında devletin kirli parmağı vardır. Ama o parmak, solu test etmek ve sindirmek için çaba harcamıştır. Ve başarılı da olmuştur. Örnek olsun Sivas katliamından birkaç yıl sonra sol dinci gericilik karşısında zavallılaşmış, kişiliksizleşmiştir. Ve şimdi bu kişiliksizliği bayrak yapanlar, “devlet yaptı, dincilerin üzerine attı” demektedir.

İnsaf, dinciler yıllarca Sivas katliamı konusunda burunlarından kıl aldırdılar mı? Katillere  arka çıkmadılar mı? Şimdi yeni yeni “unutalım, yara saralım” diyorlar. Unutmak isteyen unutur!

Sonra ne zamandan beri “gericilik” devletten bağımsız bir güç olarak görülüyor? Türkiye’de devletin kurumlarında çok uzun bir süredir laf olsun diye değil, tamamen dinci referanslarla hareket eden sayısız kadro var. Bunlar ne olacak? Bunlar suç işlemez, bunlar provokasyon yaratmaz mı?

Ve sonuç: Acaba 1993’ten sonra kim güç duruma düştü? Dinciler mi? Türkiye solu mu? Bu sorunun yanıtı üzücüdür, lakin solu bu duruma düşürenlere karşın bu ülkede sol ayağa kalkmayı bilecektir.

KEMAL OKUYAN
SOL HABER - 3 Temmuz 2008

Bu haber toplam 20 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.