1. HABERLER

  2. ALEVİ KURUMLARINDAN

  3. Madımak 15 Yıldır Her Gün Yanıyor: Seyirci Kalacak mıyız?
Madımak 15 Yıldır Her Gün Yanıyor: Seyirci Kalacak mıyız?

Madımak 15 Yıldır Her Gün Yanıyor: Seyirci Kalacak mıyız?

Madımak 15 Yıldır Her Gün Yanıyor: Seyirci Kalacak mıyız?Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Sivas Şehitlerinin aileleri ve 2 Temmuz etkinliklerine...

A+A-

Madımak 15 Yıldır Her Gün Yanıyor: Seyirci Kalacak mıyız?Madımak 15 Yıldır Her Gün Yanıyor: Seyirci Kalacak mıyız?

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Sivas Şehitlerinin aileleri ve 2 Temmuz etkinliklerine destek veren demokratik kitle örgütleri temsilcileri, bugün Mülkiyeliler Birliği'nde düzenledikleri basın toplantısı ile "2 Temmuz Şehitlerini Anma Haftası" kapsamında yapılacak etkinlik programı hakkında bilgi verdiler. Toplantıda PSAKD Genel Başkanı Av.Fevzi GÜMÜŞ tarafından okunan basın metninde şu görüşlere yer verildi:

2 Temmuz 1993'te, bu toprakların direniş simgelerinden biri olan Pir Sultan Abdal adına düzenlenen şenliklere katılmak üzere Sivas'a giden 33 aydın ve sanatçının, kaldıkları otel ateşe verilerek katledilmeleri, Anadolu tarihinin en dramatik dönemeçlerinden biridir. Tarihin Madımak katliamı olarak not ettiği bu vahşet, o gün bugündür lanetlenir, ancak hemen ertesi gün unutulmaya bırakılır. Çünkü, içinde onlarca insanın bulunduğu koca bir otelin, içindekilerle birlikte yakılması, pek anımsanmak istenmez. Oysa tarih, anımsanabildiği ölçüde, insanlığın geleceğine ışık tutan bir alandır. Tarihin tekerrürünü önlemek için yaşananlardan dersler çıkarmak gerekir. Madımak gibi, tarihin en büyük vahşetlerinden birinin yaşandığı bu coğrafya insanı açısından “unutmamak” ve “unutturmamak” vicdani ve toplumsal bir görevdir.

Madımak Katliamı Alevileri olduğu kadar, aydınlıktan, demokrasiden, laiklikten yana olan herkesi derinden yaraladı. Ancak  Madımak'ı, yalnızca Pir Sultan Abdal Derneği'nin, Alevi Kuruluşlarının, Demokrasiden, Laiklikten, Emekten yana güçlerin  her 2 Temmuz'da andığı bir kara gün olmaktan çıkartıp, toplumsal belleğimizde sürekli canlı tutmamız gereken tarihi bir vahşet olarak anımsamak ve belki de yakın tarih adı altında ders olarak okutmak gerekir. Madımak'ın müze haline dönüştürülmesi, Alevi ve Sünnilerin farklılıklarının bilincinde, birarada yaşamalarının toplumsal bilinçlere aşılanmasını sağlayacak ve çocuklarımızın geçmişin ışığında geleceği güvenle kazınmasının da önünü açacaktır. Alevilerle Sünniler arasında olması gereken kardeşliğin çimentosu da böyle sağlamlaştırılabilir.

Madımak müze olmalıdır. Çünkü, yaşanan vahşetleri anımsamamak, tarihimize not düşülen utançlardan uzak kalmamıza neden olabilir. Halbuki toplumsal barış için ihtiyacımız olan şey bu utanç kaynağı ile yüzleşmek, bir daha yaşanmaması için her gün yeniden hatırlamak ve hatırlatmaktır. Geçmişinden ders çıkarmayanların gelecekte benzer vahşetleri yaşamayacaklarının hiçbir güvencesi olamaz. Bir çeşit dinler ve inançlar mozaiği olan Anadolu'nun, bu zenginliğini koruyup geliştirmesi için her şeyden önce yaşadığı tarihten dersler çıkarması ve geleceğe barış içinde, farklılıklarını koruyarak bir arada yaşamayı ilke edinmiş bir toplum bırakmasıyla mümkün olacaktır.

Madımak'ın müze olması, toplumsal barış için anlamlı bir simge olacaktır. Böyle bir simgeye hepimizin ihtiyacı var. Bu, bir yanıyla, sekiz saat boyunca, istedikleri yardımı kendilerine ulaştırmayan devletin 33 aydın ve sanatçıya olan manevi özür borcunun karşılığı, diğer yanıyla da farklı din ve inançların kendilerini özgürce ifade edebilme hakkının kabulü anlamına gelir. Böylece hem toplum, hem de ölümlere seyirci kalan devlet, borcunu ödemek için ilk adımını atmış olacaktır.

Bu ülkenin iç kanaması olarak tanımlanması gereken katliamın yapıldığı Madımak’ı “Utanç Müzesi”ne dönüştürme çağrılarını, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kültür Bakanı’nın “bütçemiz yetersiz” diyerek reddetmesi, “kırk dereden su getirme” çabasına benziyor ve çok incitici geliyor. Çünkü Madımak Otelinin altında bir kebapçı dükkanı bulunduğu sürece aslında bu ülkenin aydınlıktan yana insanları her gün yakılacak. Madımak 15 yıldır her gün yanıyor. Bu nedenle de, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kültür Bakanı’nın bütçeyi bahane etmeden bu utancın temizlenmesi yönünde acil adım atması gerekiyor. Adım attığı taktirde biliyoruz ki bütçe bulunur. Devlet bulmazsa bunu Alevi Kurumları, Demokrasi güçleri bulur.

Bizler 15 yıldır kararlı bir şekilde Madımak katliamının, sadece Madımak’ın da değil, bir arada yaşama kültürünü tahrip eden karanlıkta kalmış bütün katliamların aydınlığa kavuşturulması için mücadele veriyor ve laikliği, bireyin ve emeğin özgürleştirilmesini, devletin demokratikleştirilmesini savunan ülkemizin vicdanı olan güçler olarak 2 Temmuzlarda alanlarda buluşuyor,  Madımak Oteli’nin müzeye dönüştürülmesine ilişkin mücadeledeki kararlılığımızı ifade ediyoruz.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da 2 Temmuz’da Türkiye’nin aydınlığına, çağdaşlığına, demokrasi ve laikliğe, halkların kardeşliğine, eşitliğe, özgürlüğe, bir arada yaşama kültürüne ve çok kültürlülüğe inananlar alanlarda olacak. Buradan bir kez daha Alevi Örgütlerimizi, Sol Siyasi Partilerimizi, Sendikalarımızı, Demokratik Kitle Örgütlerimizi, Odalarımızı, Barolarımızı, Emek ve Demokrasi güçlerimizi kısacası ülkemizin vicdanını, 2 Temmuz 2008 Çarşamba günü Alanları doldurmaya, Sivas’ta Madımak Oteli önünde buluşmaya davet ediyoruz.  

Av.Fevzi Gümüş
PSAKD Genel Başkanı

Ankara'da yapılacak 2 Temmuz Anma Etkinlikleri Programı için tıklayın > > >

ALEVİ HABER AJANSI - 26 Haziran 2008

Bu haber toplam 8 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.