1. HABERLER

  2. BASINDA ALEVİLER

  3. Madımak'ın kaderi
Madımak'ın kaderi

Madımak'ın kaderi

Madımak'ın kaderi  Devlet Bakanı Faruk Çelik, Alevi Çalıştayları sonuç bildirgesi raporunun detaylarını açıkladı....

A+A-

Madımak'ın kaderiMadımak'ın kaderi
 
Devlet Bakanı Faruk Çelik, Alevi Çalıştayları sonuç bildirgesi raporunun detaylarını açıkladı. Çelik Madımak hakkında da açıklamalarda bulundu.

Devlet Bakanı Faruk Çelik, Alevi  vatandaşların ihtiyaçlarına cevap verecek, sivil bir yapılanmayı esas alan ve gerçekleri de göz önünde bulunduran formül üzerindeki çalışmayı  şekillendirdiklerini belirtti.

Alevi paydaşların bir vakıf bünyesinde toplanarak faaliyet göstermesini  esas alan bu çalışma kapsamında, kısa vadede, ihtiyaç duyulacak kaynağın  sağlanması, yer tahsisi ve inanç rehberlerinin eğitimi için üniversiteler  bünyesinde enstitü kurulması gibi çözümlerin, ilgili kesimlerle tartışmaya  açılacağını bildiren Çelik, “Orta ve uzun vadede ise bu sivil yapılanmanın,  bugün artık özerkliğinin de tartışılmasının uygun olacağı Diyanet İşleri  Başkanlığı gibi bir devlet kurumu çatısı altında yer alıp alamayacağı  değerlendirmeye açık olacaktır” dedi.

Bakan Çelik, Başbakanlık Dolmabahçe Ofisi'nde yaptığı basın  toplantısında, “Alevi Çalıştayları Nihai Raporu”nu açıkladı.

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin müfredatıyla ilgili  çalıştaylarda varılan mutabakat gereğince Alevilerden oluşan bir komisyon  kurulduğunu hatırlatan Çelik, komisyonun 3 ay gibi kısa bir sürede tamamladığı  çalışmanın, Din Öğretimi Genel Müdürlüğüne sunulduğunu, Genel Müdürlüğün yaptığı çalışmanın da 13 Aralık 2010'da Alevilerle paylaşıldığını söyledi.

AİHM'nin, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi müfredatına ilişkin 2007 yılında verdiği kararda belirttiği “nesnellik ve çoğulculuk” ilkeleri ışığında hazırlanan yeni müfredatın, Talim ve Terbiye Kurulunca da onaylandığını anımsatan  Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şunu da bu vesileyle ifade etmeliyim ki bu derslerin artık olağan  dersler arasında görülmesi ve yine bu derslerle ilgili belli başlı yaklaşımların  da normalleşmesi gerektiği kanısındayım. Nusayri ve Caferi vatandaşlarımızın  taleplerini de karşılayan bu yeni müfredat, inşallah 2011-2012 eğitim ve öğretim  yılında öğrencilerimizin sıralarına konmuş olacaktır. Bütün bunların, hamı  pişirmek yerine pişmişi ham etmek isteyenlere rağmen 14 asırlık bir meselede, sadece 2 yıla yakın bir sürede aldığımız mesafeyi göstermesi açısından son derece  önemlidir diye düşünüyorum.”

CEMEVLERİNİN STATÜSÜ SORUNU

Bakan Çelik, aldıkları bu mesafe sayesinde, Alevi vatandaşlarla kalıcı  muhabbet köprüleri kurduklarına dikkati çekerek, samimi ve kararlı bir şekilde  yola devam ettiklerini belirtti.

“Hiç kuşkusuz, önümüzde önemli bir eşik daha var. O da cemevlerinin  statüsü konusudur” diyen Bakan Çelik, konuşmasına şöyle devam etti:

“Cemevlerinin hukuki bir statüye kavuşturulması konusunda çalıştay  katılımcıları arasında fikir birliği sağlanmıştır. Ancak bu statü, nasıl bir  statü olmalıdır sorusu, karşımıza iki önemli tartışma alanı çıkarmaktadır.  Bunlardan birincisi, konunun teoloji boyutuyla ilgilidir. Teoloji konusunda  yetkin akademisyenler, inanç anlamında farklı yorumlar ve mezhepler olsa da  Hıristiyanlıkta ve Musevilikte tek bir ibadethane olduğunu, İslam dininin de  ibadethanesinin tek olduğunu, farklı bir ibadethanenin farklı anlamlara yol  açacağını dile getirmektedirler. Çalıştaylar sürecinde tartışılan diğer bir husus  da konunun hukuki boyutlarıdır. Bu noktada; İnkılap Kanunu olarak bilinen,  Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda güvence altına alınan ve laiklikle  doğrudan bağlantılı olan 1925 tarihli ve 677 sayılı tekke ve zaviyelerin  kapatılmasını öngören kanun, temel belirleyici bir role sahiptir.”

Faruk Çelik, bu kanunla, sadece cami ve mescitler korunduğunu, tüm tekke  ve zaviyelerin kapatıldığını, Aleviliğe ve Bektaşiliğe has “dedelik, babalık,  çelebilik” gibi unvanların yasaklandığını anımsatarak, bunun yanında yine bir  devrim kanunu olan bazı kisvelerin giyilemeyeceğine dair kanuna istinaden  çıkarılan 1935 tarihli tüzüğün de konuya açıklık getirdiğini bildirdi.

Bu tüzüğün 3. maddesinin “Mabetler, her din ibadetine mahsus ve usule  muvafık olarak teessüs etmiş olan kapalı mahallerdir” düzenlemesini, hükme  bağladığını vurgulayan Çelik, bu maddenin, mabetleri din eksenli olarak  tanımladığını söyledi.

Her iki düzenlemenin de Cumhuriyeti kuran iradenin düşüncelerini açıkça  ortaya koyduğunu ifade eden Çelik, “Bu düzenlemeleri yok sayarak, görmezden  gelerek bulunacak her çözüm, yeni ve daha büyük sorunların ortaya çıkmasına yol  açacaktır. Onun için herkesin, özellikle de siyasilerin; konuya ilişkin  söylemlerine dikkat etmeleri, mevcut durumu dikkate almayan, sadece günü  kurtarmaya yönelik çıkışlardan özenle kaçınmaları gerektiği inancındayım” dedi.

"SEÇİM SÜRECİNDE SİYASİ MALZEMEYE DÖNÜŞMESİNİ ÖNLEMEK İÇİN...”

Hükümet olarak konunun üzerinde ciddiyetle durduklarını vurgulayan Çelik,  Alevi vatandaşların ihtiyaçlarına cevap verecek, sivil bir yapılanmayı esas alan  ve gerçekleri de göz önünde bulunduran formül üzerindeki çalışmalarını  şekillendirdiklerini bildirdi.

Bu çalışmanın, Alevi paydaşların bir vakıf bünyesinde toplanarak faaliyet  göstermesini esas aldığına işaret eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kısa vadede, ihtiyaç duyulacak kaynağın sağlanması, yer tahsisi ve  inanç rehberlerinin eğitimi için üniversiteler bünyesinde enstitü kurulması gibi  çözümleri, ilgili kesimlerle tartışmaya açacağız. Orta ve uzun vadede ise bu  sivil yapılanmanın, bugün artık özerkliğinin de tartışılmasının uygun olacağı  Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir devlet kurumu çatısı altında yer alıp  alamayacağı ya da ne şekilde yer alabileceği hususları da değerlendirmeye açık  olacaktır. Bu noktada konunun hassasiyeti nedeniyle seçim sürecinde inanç  meselelerinin siyasi malzemeye dönüşmesini önlemek amacıyla ve özgürlükler boyutu  da dikkate alınarak, çalışmamızın yeni Anayasa sürecini de fırsat bilerek  değerlendirilmesinin daha uygun olacağı kanaatindeyiz.”

Bugüne kadar çalıştaylarda kararlaştırılan tüm konuları, ilgili  taraflarla konuşarak, uzlaşarak veya gerçekleri dikkate alarak çözüme  kavuşturduklarını belirten Çelik, “Madımak bunlardan biridir, Din Kültürü ve  Ahlak Bilgisi müfredatı konusu da bunlardan bir diğeridir. Cemevleri statüsü  konusunda hukuk komisyonumuzun çalışmaları ve gelinen nihai bu noktada taraflarla  oturup yapılacak müzakere, Türkiye'nin özellikle Anayasal sürecini dikkate  aldığınız zaman inanıyorum ki çok sağlıklı bir yapılanma bu süreç içerisinde  gerçekleşmiş olacaktır” diye konuştu.

hurriyet.com.tr - 31.03.2011

Bu haber toplam 16 defa okunmuştur
Etiketler : ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.