1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Mazlum ÇİMEN : 'Hüzündür Bize Yakışan'
Mazlum ÇİMEN : 'Hüzündür Bize Yakışan'

Mazlum ÇİMEN : 'Hüzündür Bize Yakışan'

Mazlum ÇİMEN : 'Hüzündür Bize Yakışan' Film müziklerinin usta isimlerinden biri o. Bu sene 15.’si düzenlenen Altın...

A+A-

Mazlum ÇİMEN : 'Hüzündür Bize Yakışan' Mazlum ÇİMEN : 'Hüzündür Bize Yakışan'

Film müziklerinin usta isimlerinden biri o. Bu sene 15.’si düzenlenen Altın Koza’dan Derviş Zaim’in filmi Nokta’ya yaptığı müzikle En İyi Film Müziği Ödülü’nü aldı. Çok zorlu yolları kat ederek geldiğini söylüyor Çimen. Bir serüvendi müzik yaşamı Mazlum Çimen’in. O, halk müziği ozanı. Ama kemanla başladı müziğe. Ardından da bale sanatçısı olarak görev yaptı ama her dönem film müziklerinin içinde yer aldı. Ortaya çıkardığı ürünlerle hep konuşuldu.

» Yaptığınız film müzikleri oldukça ses getiriyor. Adana’dan da ödülle döndünüz. Nokta filminin müziğinden başlarsak, nasıl gelişti? Projede sizi ne çekti?

Derviş’le yıllar öncesinden tanışıyoruz. O zamanlarda da bir araya gelip konuşmuştuk. Hep aklımızdan birlikte bir şeyler yapmak geçiyordu. Ben de “zaman pişirir, kaçınılmaz olarak yan yana geliriz” dedim Derviş’e. Nitekim öyle oldu. Uzun zaman önce düşündüğümüz bu olay, bu projede buluştu. Proje zor bir projeydi, öyle bir filme müzik yapmak bence bir hayli zor. Ne yapacağınızı bilmiyorsunuz, nasıl bir şey olacağını da bilmiyorsunuz. Melodi de oluşmadı kafamda. Derviş’e “benlik gibi değil” dedim. Ama yine de başladık. Hikâyeyi düşününce melodiler geldi aklıma. Ama filmden kareler görünce o melodi başka bir şey oldu. Beyaz var, Tuz Gölü var. Filmde o beyazı müzikle nasıl beslerim diye epey bir kafa yordum. Enstrüman gelmedi aklıma. Sonunda bağlamanın sapını kısalattım... Yeni bir tarz yarattım. Derviş çok beğendi. “Psikopatsın sen” dedi. Ben de çaldığım enstrümanının adını ‘psikopat’ koydum. Ortaya çıkan müzikten de keyif aldım.

» Farklı bir tarz olsa da yine de bir Mazlum Çimen tınısı alıyoruz filmdeki müzikten…

Muhakkak, teniniz ve teriniz gibidir bu ve bir şekilde kokar. Nokta filminde de iki yerde melodik yapı var, diğer yerler doğaçlama... O koku da sanırım doğaçlama olan yerden.

» Film müzikleri sizin hayatınızın adeta bir parçası haline geldi...

Temelde film müziği yaparak başladım. Benim asıl olarak dayandığım yer film müziğiydi. Onat Kutlar’la başladım müziğe onu asla unutamam. Uzun metrajlı ilk filmim Mem û Zin’di. ‘Soğuk Geceler’ adlı film müziğimle Altın Portakal Ödülü’nü almıştım. Sonra ‘Işıklar Sönmesin,’ ‘Büyük Adam Küçük Aşk,’ gibi filmlerle devam etti yolculuğum.

» Bunlar Mazlum Çimen tınısını taşıyan çalışmalardı değil mi? Şimdi Nokta’ya baktığımızda her ne kadar o kokuyu alsak da farklı bir tarz olduğu çok açık...

Değişiyor tabii. Kendimi tekrarlamaktan nefret eden biriyim. Çok fazla film müziği yapmama tercihim de oradan kaynaklanıyor. Çünkü bir süre sonra kendinizden çalmaya başlıyorsunuz. Gerek yok buna, az işle iyi işler çıkar.

» Ama bir önyargı var sizin müziğinizle ilgili.

Zaten öyle bir yargı oluştu ki “Mazlum Çimen sadece sosyalist filmlerin müziğini yapar” gibi. Halbuki klasik müzik okudum ben, her türlü müzik yapıyorum. Üzerime oturmuş bir kimlik var artık.

» Müziklerinizdeki o hüznü nasıl ortaya çıkarıyorsunuz? O acının sizde yarattığı etki ne?

Acı bende sağlamdır. Ben film müziklerine kaynak bulmaya çalıştığımda araştırmam, geriye dönüp anı tarlamdan bir demet ot koparsam, o bana üç ay yeter.

Çünkü benim anı tarlam sırf acıyla doludur. Aslında hepimizin böyle ama biz görmüyoruz. Bir de unutuyoruz. Unutan bir toplum olduğumuz için unutuyoruz.

» Belki geriye dönmeye korkuyoruz...

O da doğru. Ama unutan bir toplumuz kabul edelim. Ne acılar yaşadığımızı çok çabuk unutuyoruz. Ben hayatımda yaşadığım en büyük acıyı aklıma getirdiğimde, o beni dört film götürebilir. Ama müzikal olarak kendi kişiliğime baktığımda, ne kadar değişik bir şey de yapsam içinde hep hüzün kokar.

» Bu hüzün sizde hep olacak mı?

Hüzün gidersen ben de giderim. Hüzün bize yakışandır. Benim yaşamımdaki temel hüzne oturmuş. Neşeli şeyler de yapıyorum ama içinde mutlaka hüzün vardır. Yazarken illaki hüzünlü olsun diye yazmıyorum. Kendiliğinden olan bir şey… Eğer yaptığın bir şeyin içinde hüzün yoksa yaşam yoktur ki.

» Yazarken de acı çekiyorsunuz zaten değil mi?

Öyle çıkıyor zaten. Oraya dönüyorum, o acı kanıyor, kendi anı tarlamı kanatıyorum. Bu sırada ben de kanayarak tabii ki. Ve tüm bunlar melodi bulmamı sağlıyor.

» Yeni bir çalışmanız var mı? Örneğin yeni bir albüm?

MP3’ten, korsandan sonra neden yapalım ki... Satmıyor, ulaşmıyor vs. Çünkü her albüm bir maliyet.

» Dizi müzikleri peki?

Dizi yapmıyorum. Yapılmalı tabii ki ama kendi aralarında savaş var. Yapalım ama bir proje olmalı. Dizi müziği temelinde para olduğu için yapılıyor. Çünkü kazanmamız lazım ki istediğimizi yapalım. Bir de tabii benim kanal tercihlerim oluyor, böyle olunca teklif gelmiyor zaten. Soyadım gereği reddettiğim kanallar var. Dizi de yapsanız etik olarak kendinizi sorguluyorsunuz.

GÜLŞEN İŞERİ / BİRGÜN - 13 Haziran 2008

Bu haber toplam 23 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.