1. HABERLER

  2. ALEVİ HABER

  3. Semavi Dinlerin Alevilikle sorunu nedir?
Semavi Dinlerin Alevilikle sorunu nedir?

Semavi Dinlerin Alevilikle sorunu nedir?

Alevilik tarihi ile Anadolu Mezopomya tarihi aynı gövdede dal vermiş. Türkler in ve Kürtlerin kadim dini Alevilik'tir...

A+A-

Alevilik tarihi ile Anadolu Mezopomya tarihi aynı gövdede dal vermiş. Türkler in ve Kürtlerin kadim dini Alevilik'tir, Dünyanın en kadım ve en ulu inanışının. Alevi inanışı olduğunu Gerçek Alevi İnanışının içinde hiç bir çelişki bulunmadığını . Gerçek Alevi İnanışının bilimle hiçbir çelişkisinin olmadığını gördüm. Aleviler: İnsanoğlunun kayıp hafızasını, kadim tarihini, canları pahasınada olsa günümüze taşıdılar. Nefeslerinde, Ayin-i Cem’lerinde yaşattılar. Onlar: Yakıldılar ama kimseyi yakmadılar. Onlar: Katledildiler ama kimseyi katletmediler. Alevilik tarihinde ‘’Cihad’’ saldırısı diye bir kara leke yoktur. Kimsenin İnancına tasallutta bulunmadılar. Üzerlerine hiçbir masum kanı sıçramadı. Onlar, yurtlarından sürüldüler ama hiç kimseyi yurtsuz bırakmadılar. Tarih boyunca ne talana tevessül ettiler, nede köle sahibi olup köleciliğe bulaştılar.

Zulümün her türlüsünü gördüler ama zulmedici olmadılar. Hedef seçtikleri yüce Ahlakı şu dört kelimelik tek bir cümle ile özetlediler: ‘’Eline Diline eline sahip ol’’ dediler. Ne kadar barışçı olduklarını ‘’İncinsende İncitme’’ diyerek ilan ettiler. İnsan ayrımı hiç yapmadılar. ‘’Aynı vardan var olmuşuz’’ dediler. ‘’Yetmiş iki millet birdir’’ dediler. Hiç bir baskı rejimini hoş karşılamadılar. Öteki semavi dinler demokrasiye karşı savaş açarken, Alevi inanışı demokrasiyi el üstünde tuttu. Çünkü onlar: aile yaşamları başta olmak üzere zaten demokrasiyi, yaşayıp- yaşatmaktaydılar. Kadınlarını geri plana asla itmediler. Onların çağdaş hukukla da hiçbir sorunları olmadı.

Zira, çağdaş hukukun yerine koymak istedikleri bir ‘’Şer-i Hukuk anlayış ve talepleri zaten yoktu. Alevi İnanışı’nın İnsanoğlunun tek tanrılı ezeli inanışı olduğunu gördüğüm gibi, ebedi inanışı olacağınada inanmaktayım. Çünkü bu İnanışın ne bilimle, ne demokrasiyle ne de adaletle hiç bir çelişkisi yoktur. Bilim inanılmaz bir hızla ve ivme kazanarak gelişmekte. Eşyanın (Maddenin) ve evrenin sırlarını bir bir çözmekte. Bilimin yarattığı ivmeden antropoloji ve tarih gibi sosyal bilimler de nasiplerini almakta. Bilimin bu fevkalade gelişmesi. Bütün semavi din teoloğlarını telaşa düşürmekte. Onları kutsal kitaplarında var olmayan kehanetler uydurmaya zorlamakta. Onlar, bilim karşıtı kuramlarını bir türlü ört-bas edememektedir. Ne kadar çırpınsalarda çaresizdirler. Alevi İnanışı ise, bilimin her yeni atılımında güç almakta, haklılığı tescillenmektedir.

Merakla beklemekteyim: Kapadokya’dan Mısır’a Mezepotamya’dan Peru’ya Meksika’dan Orta Asya’ya, Hazar’dan Tibet’e ve Anadolu’dan Uygur’a kadar tek tek ortaya çıkan geçmişin bilgileri, halka halka biribirlerine bağlanacaktır. Ve Alevi İnanışı’nın ‘’Ulu’’ geçmişi bir abide gibi meydanda parıldıyacaktır. Bu soylu inanış, canları pahasına da olsa yaşayıp bu güne taşıyanlara aşk olsun diyorum..

Bu haber toplam 165 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.