1. YAZARLAR

  2. Tuncay Özenç

  3. Yetişmek Mümkün Değil
Tuncay Özenç

Tuncay Özenç

Can Karadeniz
Yazarın Tüm Yazıları >

Yetişmek Mümkün Değil

A+A-
Lozan antlaşmasında bir madde varmış, 2023 e kadar yeraltı kaynaklarımızın çıkarılmasına izin vermezlermiş yalanına inanan çok insan gördüm.
Kim nasıl bir yalan uydurmuşsa bir hayli inananı olmuş belli ki.
Onun dışında sağcısı, solcusu, Laz’ı, Çerkez’i, Alevi’si, Sünni’si madenlerimizin işletilmesine, yeraltı ve enerji kaynaklarının kullanılmasına, ülkemizin kalkınmasına gelişmesine karşı çıkan kimseye denk gelmedim
Tam aksine;
Madenlerimiz, yeraltı kaynaklarımız küresel şirketlere peşkeş çekilmesin, ormanlarımız talan edilmesin, derelerimiz kurutulmasın, ovalarımız tarım alanlarımız yok edilmesin diye yayan yapıldak yollara düşüyorlar.
Haklı olarak sormak istiyorlar;
Altın, gümüş, bakır yeraltı kaynaklarımız da ormanlar, yaylalar yerüstü zenginliklerimiz, oksijen kaynaklarımız değil mi?
HES ler enerji kaynaklarımız da dereler hayat kaynaklarımız değil mi?
Jeotermaller sürdürülebilir enerji kaynaklarımız da ovalarımız sürdürülebilir ekmek kaynağımız, aşımız değil mi?
Ne kadar şanslıyız, ne kadar şükretsek azdır.
Memleketimizin yeraltında ayrı zenginliklerimiz, yerüstünde ayrı zenginliklerimiz var.
Bir ağacın meyvesini yemek için dalını gövdesini kırmak mı gerekir.
Birinden faydalanmak için diğerini feda etmek zorunda mıyız?
Ülke menfaatleri ikisini de kazanmayı gerektirmez mi?
Altın çıkarmak isteyen küresel şirket için ağaçlardan ormandan vazgeçersek,
HES yapmak isteyen şirket için derelerden çaylardan vazgeçersek,
Jeotermal yapmak isteyen şirket için ovalardan vazgeçersek, bunu yapanlara yetki verirsek ülke menfaatlerini yerine küresel şirketlerin menfaatlerini korumuş olmaz mıyız?
Aklımızı mantığımızı hepten mi kaybettik?
Memleketin bir yerinde yayla katliamı, aynı anda başka bir yerinde dere katliamı, başka bir yerinde ova katliamı, başka bir yerinde orman katliamı yetmek yetişmek mümkün değil.
Kazdağılarına da yetişilemedi, vardıklarında büyük meydan muharebesi çoktan bitmiş.
Taş üstünde taş kalmamıştı.
Dalları gövdesinden ayrılmış yüzbinlerce ağaç kütüğünün cansız bedenleri ile karşılaştılar.
Görünen tablodan daha acı verici olanı,
Bir bölge milletvekilinin zafer sahibi komutan edasıyla ağaçlar kesilirken neredeydiniz. Yetişemediniz o iş bitti demesiydi.
Evet, yetişmediler sayın vekil,
Hangi dereyi kurutacağınızı, hangi yaylaya çökeceğinizi, hangi ormana dalacağınızı kestirmek mümkün değil.
Çok hızlısınız bu yüzden kazanıyorsunuz.
Kazdağlarında da kazandınız.
Yüzbinlerce ağacı yere serdiniz.
Taş üstünde taş,
Kök üstünde ağaç bırakmadınız.
Memleketin akciğerlerini söktünüz.
Heybetinizden dereler çaylar, ovalar yaylalar titriyor.
Ne büyük bir zaferin sahibisiniz.
Ne kadar övünseniz azdır.
Çocuklarınıza torunlarınıza anlatabileceğiniz yegâne başarınızda budur.
Ağaçları, ormanları kırdınız.
Dereleri, çayları, gölleri kuruttunuz.
Yaylaları ovaları talan ettiniz.
Memleketin ırzına geçtiniz.
Siz geçtiniz.
Akrabalarınız geçti.
Yandaşlarınız geçti.
Yeter ula yeter.
Anlamışam, memleketin esas düşmanı sizsiniz.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.