Bu Dünyadan Olmayan Tek Canlı İnsanoğlu

Tuncay Özenç
Yaklaşık 5 milyar yaşında olan Dünya da canlı cansız ne varsa İnsanoğlundan daha eski, daha yaşlı ve daha Dünyalı.
Dağlar, tepeler milyonlarca yıldan beri oradalar.
Deniz canlıları balıklar, balinalar milyonlarca yıldan beri okyanusun sakinleri.
Ovalar, yaylalar, filler, bizonlar, kertenkeleler, karıncalar yüzbinlerce yıldan beri dünya üzerinde gezinip duruyorlar.
Sadece karnı doyacak kadar avlanıyor,
Kendine yetecek kadar besleniyorlar,
Fazlasına el uzatmıyorlar.
Doğanın dengesini asla bozmuyorlar,
Ne kendi yaşam alanlarını ne de başka canlıların yaşam alanlarını tehdit etmiyorlar.
Yaşam böyle ahenkli ve dengeli bir şekilde devam ederken Dünya yaşan takvimine göre oldukça kısa sayılabilecek bir zaman önce insanoğlu ortaya çıkıyor ve her şey değişiyor.
Bir süre doğaya uyumlu ve dengeli bir yaşam sürmeye çalışsa da kısa zaman sonra başkalaşıyor, doğaya tabiata aykırı bir şekilde davranmaya başlıyor.
İhtiyacından fazlasını avlıyor,
İhtiyacından fazla alan işgal ediyor,
Her konuda ihtiyacından fazlasına sahip olma güdüsüyle doğanın dengesini alt üst ediyor.
Ormanları yok ediyor,
Gölleri akarsuları dereleri ırmakları kurutuyor,
Yaban hayatı ve hayvanları yerinden yurdundan ediyor.
Tam bir istilacı gibi canlı cansız ne varsa talan ediyor.
Ormanların, ağaçların, derelerin, çayların, ovaların, yayların, kuşların, böceklerin, fillerin bizonların dünya üzerinde ne varsa tek düşmanı insanoğlu.
İnsanoğlunu doğaya uymayan yaşam biçiminden, tahripkâr ve tehditkâr varlığından bu Dünyadan olmadığını anlamak lazım.
İnsanoğlunu birileri giderken Dünya da mı unuttu? Yoksa başka bir yerde bir suç işledi de ceza olarak Dünya ya mı atıldı bilinmez.
Her kim unuttuysa sahip çıksa veya her nereden geldiyse geri gitse de bu istila sona erse.
Yaşam normale dönse,
Ormanlar yeniden salınsa yeşerse,
Hayvanlar yeniden yaşam alanlarına dönse,
Dereler, setler barajlar olmadan yeniden özgürce aksa,
Dünya bir nefes alsa...