1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. TARİH

  4. 16 Mart Beyazıt Katliamı
16 Mart Beyazıt Katliamı

16 Mart Beyazıt Katliamı

16 Mart Beyazıt Katliamı16 Mart Katliamı, İstanbul Üniversitesi'nde 16 Mart 1978 günü 7 öğrencinin ölümüyle sonuçlanan...

A+A-

16 Mart Beyazıt Katliamı

16 Mart Beyazıt Katliamı

16 Mart Katliamı, İstanbul Üniversitesi'nde 16 Mart 1978 günü 7 öğrencinin ölümüyle sonuçlanan bombalı-silahlı saldırıdır.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. sınıf öğrencisi olan, Ülkücü öğrencilerin içinde gizlice faaliyet gösteren genç bir istihbaratçı, İstanbul Emniyeti'ne geçtiği bilgi notunda, ülkücülerin 8-10 gün içinde İstanbul Üniversitesi çıkışında solcu öğrencilerin üzerine dinamit atıp, silahlı tarama yapacakları’’nı bildirmiştir.

Emniyet arşivine 7 Mart 1978 tarih, 1.D.2.12780 koduyla girip resmiyet kazanan bilgi notunda belirtilen yer ve tarihte gerçekleşen katliama engel olunmadı. Bilgi notu katliamla ilgili soruşturma ve yargılamalar sürerken hiç ortaya çıkmadı. Olaydan 19 yıl sonra dava ikinci kez açılıncaya, bilgi notunun yazılışının üzerinden 22 yıl geçinceye kadar.

Şükrü Balcı ve Süreyya San'ın aralarında bulunduğu polis şefleri ‘‘görevlerinde kayıtsız kalmak’’la, Reşat Altay ise saldırıya uğrayan öğrencileri dağılma noktasına kadar koruma altında tutması gerekirken üniversite kapısında terketmekle suçlandılar. İzmit 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde TCK 230 uyarınca görevi ihmalden yargılanıp, delil yetersizliğinden beraat ettiler. Sanık emniyetçiler hakkında verilen tek ceza polis başmüfettişlerinin önerdiği, disiplin cezası niteliğindeki ‘‘ihtar’’ cezası olmuştur.

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Tarihte bugün: 16 mart

1978'de İstanbul Üniversitesi'nden çıkan bir öğrenci grubunun üzerine bomba atılması sonucu yedi öğrenci öldü. Daha sonra silahlı kişilerce gruba ateş açıldı ve çok sayıda kişi yaralandı.

16 mart 1978'de İstanbul Üniversitesi'nden öğle üzeri dersten çıkan Hukuk ve İktisat Fakültesi öğrencilerine kimlikleri saptanamayan bir grup tarafından bombalı ve silahlı bir saldırı yapıldı.
 
Saldırıda Hatice Özen, Cemil Sönmez, Baki Ekiz, Turan Ören, Abdullah Şimşek, Hamit Akıl ve Murat Kurt öldü, 41 öğrenci yaralandı. Olaydan sonra İstanbul Üniversitesi Senatosu, üniversiteyi süresiz kapatma kararı aldı.
 
Öğrencilerin üzerine bomba atanların içinde olduğu iddia edilen Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi Hamit Akyüz, 17 nisan 1978'de İzmit'te yakalandı.
 
Saldırı nedeniyle İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi'nde açılan davada, Ülkü Ocakları İstanbul Şubesi Başkanı Orhan Çakıroğlu, Kazım Ayaydın, Mehmet Gül, Ahmet Hamdi Paksoy ve Sıddık Polat yargılandı.
 
30 mart 1980'de biten davada Sıddık Polat'a 11 yıl hapis cezası verildi, diğer sanıklar beraat etti. Askeri Yargıtay'ın 5 ekim 1982 tarihli kararından sonra Sıddık Polat da beraat etti.
 
Dava, zamanaşımına uğramak üzereyken yeni delillerin ışığında olaydan 17 yıl sonra 1995 yılında İstanbul Altıncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde ikinci kez açıldı.
 
1997'de İstanbul Barosu bünyesinde kurulan Susurluk Komisyonu'na gelen bazı belgelerden dönemin Ülkü Ocakları Başkanı Lokman Kondakçı ile dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş arasında katliamın karanlık noktalarını aydınlatacak önemli bir görüşme yapıldığı anlaşıldı.
 
Avukatlar bu belgeleri mahkemeye sundu ve Milli İstihbarat Teşkilatı'ndan belge ve görüşme tutanaklarının tamamının gönderilmesini istedi. MİT mahkemenin bu isteğine olumsuz yanıt verdi ve İçişleri Bakanlığı'nın muhatap alınmasını istedi.
 
Uzun süren yazışmalardan sonuç alınamaması üzerine avukatlar, "MİT'in mahkemeye müdahale ettiği, savunma haklarının kısıtlandığı" gerekçesiyle davadan çekildi.
 
Ayrıca, büyük bölümü açıklanan, bazı gazetelerde de yayınlanan belgeler nedeniyle Avukat Cem Alptekin 'gizli belgeleri açıkladığı' iddiasıyla İstanbul Beşinci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandı ve beraat etti.
 
16 mart 1978'de düzenlenen silahlı-bombalı saldırı nedeniyle açılan davanın, MİT'in istenen belgeleri göndermemesi ve bu nedenle davanın sonuçlanmaması nedeniyle avukatlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu.
 
Avukatlardan Hilmi Hanta, "16 martın çözülmesi demek, 12 eylülün çözülmesi demek. Onun için yıllardır MİT istenilen belgeyi göndermiyor. Aradan 25 yıl geçtiği halde deliller karartılıyor, toplanması engelleniyor" dedi.
 
CNN TÜRK

Etiketler : , ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.