1. HABERLER

  2. BASINDA ALEVİLER

  3. ABD RAPORU: TÜRKİYE'DE DİNİ ÖZGÜRLÜKLERDE GELİŞME YOK
ABD RAPORU: TÜRKİYE'DE DİNİ ÖZGÜRLÜKLERDE GELİŞME YOK

ABD RAPORU: TÜRKİYE'DE DİNİ ÖZGÜRLÜKLERDE GELİŞME YOK

Alevilere ayrımcılık gayrimüslime engel ABD raporunda, "Gayrimüslimler üst düzey devlet görevlerine gelemiyor. Aleviler Sünni...

A+A-

Alevilere ayrımcılık gayrimüslime engel

ABD raporunda, "Gayrimüslimler üst düzey devlet görevlerine gelemiyor. Aleviler Sünni İslamın anlatıldığı derse girmek zorunda kalıyor. Dini kıyafet yasağı sürüyor" denildi

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın "Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu 2007"de, Türkiye'ye de bir bölüm ayrıldı. Raporda, dini özgürlüklerin anayasa ile koruma altına alınmasına rağmen ülkedeki gayrimüslim azınlıklar üzerinde büyük bir toplumsal baskı olduğu ileri sürüldü. Raporda, "Gayrimüslimlerin devlet kurumlarında üst düzey görevlere gelmesinin engellendiği" belirtildi.

Raporun Türkiye ile ilgili bölümünde 2007 yılı boyunca ülkede dini özgürlükler konusunda önceki seneye oranla kayda değer bir gelişme gözlenmediği, İslam dininden başka bir dine dönmek isteyenlerin, akrabaları ve komşularından baskı ve şiddet gördüğü ileri sürüldü.

Aleviler 15 milyon

Raporda, dini azınlıkların yanı sıra Türkiye'de sayıları 15 ila 20 milyonu bulduğu belirtilen Alevilerin de çeşitli hükümet politikalarıyla ayrımcılığa uğradığı yer aldı.

Alevilerin dini yükümlülüklerini yerine getirdiği cemevlerinin yasalar tarafından ibadethane olarak değil, kültür merkezleri olarak tanındığı ve bu nedenle, camilerin aksine devletten maddi yardım alamadığı kaydedildi. Okullarda uygulanan zorunlu din dersi müfredatının sadece Sünni İslam kurallarına göre hazırlandığı, buna rağmen Alevi öğrencilerin de bu derslere girmek zorunda bırakıldığına dikkat çekildi. Hükümetin, Ocak 2007'de din dersi müfredatına Alevilikle ilgili konuları da eklediği, ancak bunun birçok Alevi tarafından yetersiz bulunduğu vurgulandı.

Müslümanlara baskı

"İslami köktendinciliğin" yükselmesine dair duyulan endişenin, bazı Müslümanlara yönelik baskı haline gelebildiği öne sürüldü. Geçen nisan ayında Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yayımlanan ve irtica faaliyetlerinin vurgulandığı açıklamaya da dikkat çekildi. Raporda, 2007 yılı boyunca Türkiye'deki diğer din özgürlüğü ihlallerine dair şu maddeler yer aldı:

GAYRİMÜSLİMLERE ŞİDDET: Son iki yıl içinde ülkenin 10 ayrı şehrinde gayrimüslimlere yapılan saldırılarda, 3 kişi hayatını kaybetti, 20'den fazla kişi bıçaklandı ya da ciddi şekilde dövüldü. Bazı kiliseler bombalandı. Ülkede yaşayan Hıristiyanlara ülkelerine dönmemeleri halinde öldürüleceklerine dair mektuplar ve telefonlar yoluyla gönderilen tehditler devam ediyor.

DİN DEĞİŞTİRMEK İSTEYENLERE BASKI: Yasalar yasaklamasa da din değiştirme çoğu zaman polis ve devlet görevlileri tarafından şüpheyle karşılanıyor. Dinlerini değiştirdikten sonra nüfus cüzdanlarına yeni dinlerinin yazılması için resmi dairelere başvuranlar, devlet memurlarının tacizine ve sataşmalarına hedef oluyor. Din değiştirme, toplumsal olarak da "kabul edilemez" bir şey olarak görüldüğünden, dinlerini yaymak isteyen gruplar engellemelere ve şiddete maruz kalıyor.

MÜSLÜMANLARA KISITLAMALAR: Devlet politikaları genel olarak dini özgürlükleri desteklemek yolunda olsa da "İslami köktendinciliğin" ülke güvenliğini ve bütünlüğünü tehdit edeceği endişesi, dindar Müslümanların, orduda ve üniversiteler dahil olmak üzere devlet kurumlarında üst düzey görevlere atanmasına mani oluyor. Özellikle askerler, dini ibadetlerini yerine getiremiyor ve türbanlı bir kadınla evlenirlerse "İslamcı" olmakla suçlanıyor.

VAKIFLAR: Kıbrıs ile ilgili gerginliğin doruğa çıktığı 1974 yılında, gayrimüslim vakıflarının yeni mal ve mülk edinme hakları ellerinden alındı.

Bu tarihten itibaren özellikle Rum ve Ermeni vakıflarının bir çok mülkiyetine devlet tarafından el konuldu. Konunun AİHM'ye yansımasının ardından Türkiye 2002'de gayrimüslim vakıflarına mülkiyet edinme haklarını geri verdi. Ancak, yeni düzenlemede, devlete, gayrimüslim nüfusun ciddi azalma gösterdiği bölgelerde vakıfların mallarına el koyma yetkisi verilmesi, keyfi uygulamalar olabileceği yönünde kaygı yaratıyor.

EKÜMENİK SORUNU: Müslüman olmayan azınlıklar, 1923 Lozan Antlaşması'yla tanındı. Ancak, bu tanıma ABD tarafından "Ekümenik" (Evrensel) olarak kabul edilen Fener Rum Patriği ile Ermeni Patriği'nin yasal statüsünü kapsamıyor. Ayrıca, Fener Rum Patrikhanesi Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması çabaları sonuçsuz kaldı.

TÜRBAN: Kamu kuruluşları, üniversiteler ve diğer okullarda türbanı da kapsayan "dini kıyafete ilişkin geniş yasak" devam ediyor. Laiklik yanlıları, "İslamcılar" olarak nitelendirilen bir kesimin türbanı "siyasi bir araç" olarak kullanmakla suçluyor ve türban yasağının kaldırılması halinde bütün kadınların, başını örtme yönünde baskı altına kalacakları endişesini taşıyor.

DIŞ HABERLER SERVİSİ - MİLLİYET - 17.09.2007


Dini Özgürlükler Raporu

Amerika Dışişleri Bakanlığı'nın 2007 Uluslararası Dini Özgürlükler Raporunda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın dini özgürlükleri koruduğu ve hükümetin buna saygılı olduğu; ancak bazı sınırlamaların bulunduğu yazıyor.

Raporda, Müslümanlar ve diğer dinlere mensup kişiler üzerinde bazı sınırlamaların olduğu ve Müslümanlara üniversiteler dahil olmak üzere devlet dairelerinde kısıtlama uygulandığı belirtiliyor.

Dışişleri Bakanlığı raporunda, toplumsal ayrımcılık ve taciz, Müslüman olmayan gruplara yönelik saldırı ve tehdit olaylarına rastlandığı; ve bunun baskı oluşturarak dini özgürlükleri kısıtladığı yorumu yapıldı. Raporda, kendi dinini yaymak isteyenler üzerinde - sıkça olmamakla beraber - bazı kısıtlamalar uygulandığı belirtildi. Raporda, Hristiyan örgültere göre, Türkiye'de 1100 Hristiyan misyonerin faaliyet gösterdiği yazıyor.

Raporda Hükümetin "İslamcı köktendinciliğe" karşı çıktığı ve "türban yasağının" sürdüğü dile getiriliyor.

Raporda, azınlık grupların, ayrımcılığa maruz kaldığı ve kamu sektöründen dışlandıklarını ileri sürdükleri; İslamcı kesimin de Yahudi karşıtı (anti-semitik) söylemini sürdürdüğü belirtiliyor.

Öte yandan, Dışişleri Bakanlığı raporunda, din değiştirenler üzerinde baskı oluşturulduğu uyarısında bulunuluyor.

Dışişleri Bakanlığı raporunda dini azınlıkların mal edinme hakkına geniş yer ayrılıyor. Fener Rum Patrikhanesi’nin Heybeliada Ruhban Okulunun yeniden açılması çabalarının “sonuçsuz kaldığı” belirtiliyor.

Alevilerin Cem Evi açmak istediklerinde engellemeyle karşılaştıkları; Diyanet İşleri Başkanlığı’nın camilerin bazı masraflarını karşılarken Cem Evleri’nin bazı masraflarını karşılamadığı yazıyor.

Bu arada, Türkiye’de zorunlu din dersi olduğu; tanınan azınlıkların din dersinden muaf olurken Alevilerin muaf tutulmadığı ve din derslerinde Sünni doktrinin öğretildiği ileri sürülüyor.

Raporda, Türkiye’de tarikatların ve camaatlerin yasak olmasına rağmen yaygın olduğu ve çok sayıda siyasetçinin bile tarikatlarla ilişkili olduğu belirtiliyor.

Raporda, 18 Nisan’da Malatya'da üç Protestan’ın öldürüldüğü hatırlatılıyor ve azınlaklara yönelik tehdit, taciz ve saldırı olayları ayrıntılı bir şekilde sıralanıyor.

Raporda resmi kaynaklar, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlere dayandırılarak verilen istatiklerde, Türkiye'de 65 bin Ermeni Ortodoks; 23 bin Yahudi; 4 bin Rum Ortodoks olduğu belirtiliyor. Türkiye'de bu grupların Lozan Antlaşması uyarınca "gayri-Müslim azınlıklar" olarak tanındığı; ancak bu tanınmanın dini liderlerik organlarını kapsamadığı belirtiliyor. Rapora göre, ayrıca, Türkiye'de 10 bin Bahai; 15 bin Süryani; 5 bin Yezidi; 3300 Yehova Şahidi; 3 bin Protestan; ve sayıları tam olarak bilinmeyen Bulgar, Kıldani, Nesturi, Gürcü, Katolik ve Maruni Hristiyan bulunuyor. Verilen istatistiklere göre, yüzde 99'u Müslüman olan Türkiye'de 15-20 milyon Alevi var.

15/09/2007


2006 ULUSLARARASI DİN ÖZGÜRLÜĞÜ RAPORU

(ALEVİLER İLE İLGİLİ MADDELER)

Bölüm I. Dinsel Nüfus Yapısı

Ülkenin Sünni Müslüman çoğunluğunun yanı sıra, Anadolu’da bulunan diğer dinlerin geleneklerinden esinlendiği gibi hem Şii hem de Sünni İslami görüşleri birleştiren bir inanç sistemine bağlı olan Aleviler’in sayısının 15 ila 20 milyon arasında olduğu tahmin edilmektedir. Bazı Aleviler, dini konuşma, şiir ve dans aracılığı ile kadın ve erkeklerin hep birlikte ibadet ettiği törenler düzenlemektedir. Hükümet, Aleviliği heteredoks bir İslam mezhebi olarak değerlendirirken, bazı Türk Aleviler ve köktenci Sünniler Alevilerin Müslüman olmadıklarını ileri sürmüştür.

Bölüm II. Din Özgürlüğünün Durumu

Hükümet, İslami kurumlar ve eğitimi, Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla idare etmektedir. Diyanet, ülkede bulunan 77.500 kayıtlı caminin idaresinin denetiminden ayrıca il ve beldelerde kamu görevlisi olarak çalışan imamlara istihdam sağlamaktan sorumludur. Özellikle Aleviler olmak üzere, bazı gruplar Diyanet’in diğer inançları yok sayarak yalnızca ortodoks Sünni inançları yansıttığını iddia etmişlerdir; ancak Devlet, Diyanet’in hizmet talebinde bulunan herkese eşit davrandığını ileri sürmektedir.

Aleviler inançlarını özgürce yaşar ve “Cem evleri” inşa edebilir ancak Cem evleri yasal anlamda ibadet yeri olarak kabul edilmemektedir. Alevi örgütü temsilcileri Cem evleri kurma girişimleri sırasında çeşitli engellerle karşılaştıkları iddiasında bulunmuşlardır. Ülkede yaklaşık yüz adet Cem evinin olduğunu ve bu sayının ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını söylemişlerdir.

İstanbul’un Kartal ilçesindeki Aleviler, yerel yetkililerin Cem evi inşasına izin vermemeleri kararına karşı yasal mücadelelerine devam etmişlerdir. 2005 yılının Ocak ayında Ankara’nın Çankaya ilçesinde yaşayan Aleviler bir Cem evi açmak amacıyla mülk satın alma başvurusunda bulunmuşlardır. Belediye yetkilileri Diyanet’e başvurmuş, Diyanet orada yer alan camilerde ibadet edebilecekleri için Çankaya’daki Alevilerin Cem evine ihtiyaçları olmadığını beyan eden bir mektup yayınlamıştır. Yine 2005’in Ocak ayında Diyanet İstanbul’un Sultanbeyli ilçesindeki yetkililere, Cem evlerinin İslami ilkeleri ve Türk yasalarını ihlal ettiğini beyan eden bir mektup göndermiştir.

Ayrıca iddialara göre 2006'nın Mayıs ayında İstanbul Sultanbeyli belediyesi yetkilileri Alevi bir grup olan Pir Sultan Abdal Derneği’nin gerekli yapım iznini almadığı gerekçesiyle bir Cem evinin yapımını durdurmuştur. Dernek yetkilileri, belediye başkanı ve personelinin temel atma törenine katıldıklarını ve projeye müdahale etmeyeceklerine dair söz verdiklerini açıkladı.

Diyanet kayıtlı camilerin elektrik ve su gibi masraflarını karşılamaktadır fakat resmi olarak tanınmayan cem evleri ile diğer ibadet yerlerine bu hizmeti sağlamamaktadır. 2006'nın Mayıs ayında Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu Cem evleri gibi “mistik ibadet” yerlerini destekleyecek fonlarının olmadığını söyledi.

Birçok Alevi, Hükümet’in, din derslerinde kendi doktrin ve inançlarına yer vermemesinden dolayı ayrımcılık yaptığını iddia etmiştir. Aynı zamanda, Diyanet'i, Alevi etkinlikleri ya da dinî liderlerine özel fonlar ayırmadığı için, taraf tutmakla suçlamaktadır.

Anayasa ilk ve orta dereceli okullarda din ve ahlak dersi zorunlu olarak verilmesini öngörmüştür. Dinsel azınlıklar bu dersten muaftır. Ancak bazı dinsel azınlıklar — örneğin Protestanlar — özellikle kimliklerinde, hükümet tarafından tanınmış azınlık dinlerinden biri yazmıyorsa muafiyetten yararlanmakta zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Hükümet din derslerinin dünya dinlerinin tamamını kapsadığını iddia etmektedir fakat dinsel azınlıklar derslerin Sünni İslam öğretisini yansıttığını ve bu nedenle gayri Müslimlerin muaf tutulduğunu söylemektedir.

2004’te Alevi bir anne-baba zorunlu din derslerinin din özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu; dava halen devam etmektedir. 2004 Haziran raporunda Irkçılık ve Hoşgörüsüzlük ile Mücadele Avrupa Komisyonu, Hükümet’e ya dersleri seçmeli yapması ya da içeriğini bütün dinleri gerçekten ve adil olarak kapsayacak biçimde genişletmesi yönünde tavsiyede bulunmuştur.

Nisan 2006’da Alevi bir babanın oğlunun okuldaki din derslerinden muaf tutulması için başvurduğu İstanbul Mahkemesi’nde dava babanın lehine sonuçlanmış ancak Mayıs ayında temyiz mahkemesi kararı bozmuştur.

Sayıları 500.000 ila 1 milyon arasında (özellikle batı Anadolu ve İstanbul’da toplanmış) ve ülkenin en büyük Şii cemaati olan Caferiler, din özgürlükleri konusunda bir sorun yaşamamaktadır. Kendi camilerini yapmakta ve idare etmekte ayrıca kendi imamlarını atamaktadır; ancak Aleviler’de olduğu gibi ibadet yerlerinin yasal bir statüye sahip olmamasından dolayı Diyanet tarafından desteklenmemektedir.

Din Özgürlüğü Konusundaki İlerlemeler ve Olumlu Gelişmeler

Haziran 2006’da İstanbul Taşdelen belediyesi yetkilileri Alevi bir örgüte Cem evi yapmaları için yer tahsis etti. Alevi cemaati üyeleri, bu karar Cem evlerinin ilk kez bir kültür merkezinden çok bir ibadet yeri olarak resmen tanındığını gösterdi şeklinde konuştu.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.