1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. MAKALE

  4. Aklın Kandilini Söndürmek
Aklın Kandilini Söndürmek

Aklın Kandilini Söndürmek

Aklın Kandilini SöndürmekHasan Harmancı“Sizler tıpkı birer arkeolog gibi toprağın altında Aleviliğin köklerini ararken, yukarıda birileri...

A+A-

Aklın Kandilini SöndürmekAklın Kandilini Söndürmek

Hasan Harmancı

Sizler tıpkı birer arkeolog gibi toprağın altında Aleviliğin köklerini ararken, yukarıda birileri dallarımızı kırıyor, meyveleri çalıyor. Lütfen biraz da dışarı bakın. Yoksa siz yeryüzüne çıktığınızda uğruna savaşacağınız bir şey kalmayacak.”

İşte Alevinin yaşadığı sorunun açık acilliği Sinan Işık’ın bu sözlerinde yatıyor. Biz yeraltında kendi damarlarımızı arıyor ve o damarlara yapışan yabancılıklarla uğraşırken, birileri o noktaları köklerimizden aldığımız can sayarak dallarımızı hunharca kırıyor. Tüm meyvelerimizi biz daha uyanmadan çalıyor, çırpıyor ve “hayat ağacı”mızı bizim yaşayamayacağımız, gölgesini bile bulamayacağımız soysuz bir ağaca dönüştürüyor.

Bu nedenle, ne yazık ki çocuklarımız gelecekte hangi dala tutunacaklarını bilemeyecek. Misyonerler Aleviliğin yabancılaşması ve felsefi varlığını üretmesinin önüne geçmek için tüm güçleriyle karşımızda. Bilinen bir sözümüzdür: Bir Alevi’nin “öz’ünün darda” olması gerektir. “Yol bir sürek bin bir” şiarıyla elleri kanda olan, çıkarlarıyla bizi İslam, Hıristiyan ayırmadan yabancılaştıran, sürükleyenler karşısında durmak yerine, umursamaz bir tavırla tüm mücadelemizi heba ediyoruz. Aleviliğin mücadelesi her zaman bugün görünen örgütlü mücadelesi gibi olmamıştır. Kılıçtan geçirilen, ipte sallandırılan, sürülen, zorla alıkonulan veya katliamlı süreçten geçtik.

Bu durumun Cumhuriyet’le tarih olduğunu sandığımızda ise Maraş’ta, 12 Eylül zindanlarında, Sivas’ta, Gazi’de hatırlatıldı. Biz bu hatırlamanın mirasçısıyız. Böyle devam etmekle çocuklarımıza da bırakacağımız bu olacaktır. Bu mirası taşımak bile önemli bir adımdır artık. Şu nedenle ki, artık çocuklarımız koca bir İslamcı eğitim ordusunun eline geçmiştir. Her şey İslamlaşmıştır ya da İslamlaşmış kara bir Aleviliğe dönüşmektedir. Alevinin cenazesi Müslümandan farksız defnedilmemekte, cemi Kuran’sız yürütülmemekte, dili anti-laik bir dile dönüşmekte. Devletin tüm kurumları fırsatını yakaladıkça, açılımlı-açılımsız yasaları kullanarak silahlı veya silahsız olsun bu ülkenin camilerden yönetildiğini bize kanıtlamaktadır. Aleviler de buna alkış tutar gibi, cemlerinde “ordumuzun kılıcı keskin olsun” diyebilmektedir.

Şimdi bu siyaset dünyasında kendi yanlışlarımız ve kirletmelerimizi en kısa sürede aşarak, birlik olmak ve kanla yazılan tarihimizin devamını gelecekte yaşamamak için önyargılarımızdan ve kandırmaca dan, çıkarımızdan arınmalıyız. Hiç bir Alevi kimlik, kimliğinin üzerine basarak bağımsız olarak siyaset yapamaz. Hiç bir Alevi tek başına sokakta, mecliste, işyerinde başarılı olamaz. Üretilmiş kandırmaca her zaman boynumuzdadır.

Onlar şimdi karşımızda ve umursamaz sandığımız gibi Alevilik adı altında gençlerimizin ellerine tutuşturulan, bilim-kurgu/fantezi edebiyatı ile yeni yollar aranmaktadır. Hiç şüphe yoktur ki Alevilik birikimimiz bunu anlama ve anlatmakta yeterlidir. Dünya tarihi ve bu tarihin bir parçası olarak bilinçli Aleviler her koşulda tüm bir evrenin tarihini öğrenir. Sorgular ve taşlarını sabırla yerine oturtur. Her şey gün gibi ortadadır. Alevilik bir deneme yanılma tahtası değildir. Gençliğin bu halde kullanılması, heba edilmesi özveri olarak değerlendirilemez. Kör olmak Alevi insanın düşüncesinde yaşamaz. O tüm tektanrılı dinlerin karşısında direndiği gibi içindeki kurtları ile de mücadele etmeyi bilir.

Sınan Işık’ın yıllardır sessizce sürdürdüğü mücadeleden öğrendiği önemli bir çıkarım olarak yazının başında söylediği önemlidir. Güçlerimizin dağıtıldığı ve kendisine ait olmayan nefes alıp vermelere dönüştürüldüğü noktada kendimizi yenilemeliyiz. Alevilik kendisi gibi düşünenlerle akrabadır. Akrabalığını yadsımaz. Ancak akrabalık adı altında hiç bir dinin, ideolojinin yapmacık ve kandırmacalı kimliğine dönüşmez. İşte bunu iyi bilerek toprağın altındaki Aleviliğe yönelirken, yetiştirdiğimiz meyvelerimizin tarumar edilmesine izin vermemek ve uyanık olmak gerek. “Öz’ümüz darda” dediğimiz şey budur. Her Alevi sorumluluk hissetmelidir. Hele örgütlü Alevilik zamanın İnsanlıktan çalındığını görmelidir.

Alevi insan yanında kurtarılması ve umutlandırılması gereken yüz milyonlarca kadın, çocuk ve gencin olduğu bilinmelidir. Anadolu’da yakılan ışığın kendisine yararı yokken evrene ne hikmeti dokunabilir dememek gerek. Örgütlü Avrupalı Aleviler ile sanal dünyanın çocukları artık bizim için yeni bir dünyanın kapısını açmıştır. O kapı Aleviliğin kendisini evrenselleştireceği ve insanlığa adayacağı yerdir. Bu yadsınamaz. Bu şans ötelenemez.

Bu çağrımızdır. Herkes özeleştirisini vermelidir. Korkumuzdan ve yabancılığımızdan sıyrılmak elzemdir. Yoksa yüzleri kirlenenler her yeniden neyi keşfettiklerini sanarlarsa sansınlar, her ne yeniden söylüyor görünseler de aynı noktada olacaklardır. Kandıracakları kimse kalmamıştır. Önemli olan hataların sahiplenilmesidir. Dürüst ve Alevi insanın gücü buradadır. Aleviliğe inanmak, Aleviliğe gönül vermek, “öz”ün dara çekilmesidir. Şimdi sıra “Skandal” adı altında uyardığımız canlardadır. Can olmak Alevilikte belli kurallara bağlıdır. Fazla söz yorgunluğu ve biçimsizliği arttırır. Yalan ve talanı çoğaltır. Herkes Aleviliğin “anayasasına” uymalıdır. Her Alevi “üç can bir cem” diyerek yoluna sahip çıkmalıdır. Cemaller can ve şan bulmalıdır. Buna uymak istemeyenler hastalıklıdır. Bu hastalıklarından kurtulmak mümkün olmayabilir. Ancak fantezileri değerini yetirmiştir.

Sinan Işık’ın dikkat çektiği şu sözler Alevi erkanına uygundur: “Yaşananlar mücadelenin bir parçası, kaybetmek diye bir şey yoktur. Bu durumu şuna benzetiyorum, bence biz kendimizi dara çektik ve gereğini yaptık. Bize de bu yakışırdı.”

Aleviliğin gerçeği karşısında Musalar, İsalar, Muhammetler susturulmalıdır. Sesimiz yükseldikçe, yankımız arttıkça insanlığa sunduğumuz değerler, umutlar yüceleşecektir. Aklın kandilini söndürmeye neden olanların yapacağı en doğru şey, Alevi kamuoyundan özür dilemektir.

KAYNAK: Alevihaber.com - 25 Nisan 2010

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.