Alevi Çalıştayı'nda dağ fare mi doğurdu?

Alevi Çalıştayı'nda dağ fare mi doğurdu?

Alevi Çalıştayı'nda dağ fare mi doğurdu?2009 yılında başlanan Alevi Çalıştayı’nın nihai raporu yayımlandı. Alevilerin taleplerini...

A+A-

Alevi Çalıştayı'nda dağ fare mi doğurdu?Alevi Çalıştayı'nda dağ fare mi doğurdu?

2009 yılında başlanan Alevi Çalıştayı’nın nihai raporu yayımlandı. Alevilerin taleplerini karşılayamayan rapor, Aleviler tarafından, Sünni ulemanın zihniyetini yansıtmakla eleştirildi.

AKP Hükümetinin 3-4 Haziran 2009 tarihlerinde başlattığı ve 28-30 Ocak tarihlerindeki son toplantı ile toplam 7 oturumdan oluşan Alevi Çalıştayı’nın nihai raporu açıklandı. Devlet Bakanı Faruk Çelik’in yürütücülüğü ile gerçekleştirilen Çalıştay’ın sonuç raporu, Çelik ve Başbakan Erdoğan’ın onayları ile Alevi Çalıştayları Moderatörü Yrd. Doç. Dr. Necdet Subaşı tarafından hazırlandı.

Çalıştay bir hesaplaşma için mi kullanıldı

Çalıştay’ın nihai raporunda yer alan en ilginç bölümlerden biri Tekke ve Zaviyelerin kapatılması ile ilgili kanun hakkındaki bölümdü. Alevi Çalıştayları Nihai Raporu’nda ‘Cumhuriyet Kanunları’ olarak bilinen ‘Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması’yla eğitim - öğretimin birleştirilmesini öngören Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun yeniden “ele alınabileceği” vurgulandı. Cumhuriyet'in laik değerleri yücelten söylem ve uygulamalarının Alevi toplumunu umutlandırdığı belirtilen raporda, ancak tekke ve zaviyelerin kapatılmasının, dedelerin otoritesinin gayrı meşru ilan edilmesinin, eğitim müfredatında tatminkar düzeyde girememiş olmalarının, mistik-batıni karakterli inanç ve uygulamalara devletin itibar etmemesinin, Alevilerin sorunlarının çözümü konusunda ümitsizlik yarattığı öne sürüldü. Yeni Anayasa hazırlığı yapan AKP iktidarının cemaatlerle olan bağı göz önüne alındığında bu tasarının, Alevi toplumunun ihtiyaçlarına cevap vermekten öte cemaatlerin isteklerini yerine getirilmesine yarayacağı düşünülüyor.

Cemevlerinin durumu

Cemevlerine hukuki bir statü kazandırılması gerektiğinden bahsedilen Nihai Rapor, bu konuyu tekke ve zaviyelerin kaldırılması ile ilgili kanunla bağlıyor. Bu kanunda yapılacak düzenlemeyle Cemevlerine huküki bir statü kazandırılabileceğinin iddia edildiği Rapor’da, Cemevleri’nin birere ibadethane olduğu gerçeğinin reddedildiği dikkat çekiyor. Raporda, cemevleri gerçeğinin kabul edilmediğini belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Fevzi Gümüş, "Maalesef cemevleri, Diyanetin, Sünni ulemanın zihniyet dünyasıyla algılanıyor, algılanmak isteniyor. Cemevlerinin ibadethane olduğu gerçeği kabul edilmiyor. Bunun yerine bir kültür merkezi teranesi sürdürülmek isteniyor. Aleviler, Cemevlerinin ibadethane olduğu gerçeğinden asla vazgeçmeyeceklerdir" dedi.

Dedelere maaş

Raporda, “dedeliği, yeni koşulları da dikkate alan bir düzenek içinde “ihya edecek” özgün bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çerçevede eğitim kurumları yeniden inşa edilebilir” denildi. Dedelerin, Alevilerin inanç önderi olarak kabul edilmediği Rapor’da belirtilen dedelerin konumu ile Alevi toplumundaki dedelerin konumu arasındaki fark dikat çekiyor. Gümüs, rapor için “devletten maaş alan imamlaşmış bir dede makbuldür” dedi.

Zorunlu din dersleri

Zorunlu din dersleriyle ilgili anayasal bir düzenleme yapılmasının şart olduğu ifade edilen raporda, bu dersin diğer derslerle aynı statüde tanımlanması önerildi. Anayasa'nın 24. maddesinin seçmeli din derslerinin isteğe bağlı şekilde verilmesine olanak tanıdığı hatırlatılan raporda, Milli Eğitim Bakanlığının, başta Aleviler olmak üzere tüm inanç gruplarının bu derslerden yararlanmalarını sağlayacak teknik çalışma yapması gerekliliği üzerinde duruldu. Zorunlu din dersinin kaldırılması gibi bir konuyu gündemine dahi almayan Rapor, sadece din dersinde Alevilik ileilgili bölümler konusunda Alevi toplumunun söz sahibi olmasını önerdi.

Madımak

Madımak’ın müze olması konusunda istekli olmadığı bilinen iktidar, bu konuda da Alevilerin temel talebinin etrafından dolanmayı tercih etti. Madımak Oteli’nin bir bölümünün, hayatını kaybedenlerin anısını hatırlatacak şekilde düzenlenebileceğinin belirtildiği raporda, otelin girişine, kurbanların isimlerinin sıralandığı, “Ortak acı hatırası, sağduyu ve sevgi yoksunluğunun çok acı verici olaylarından birisi 2 Temmuz 1993’te burada yaşanmıştır. Bu acı olayın kurbanlarının adlarını, diğer bütün sevgisizlik kurbanlarıyla birlikte, ortak ve derin bir acıyla ve rahmetle anıyoruz” yazılı pano asılabileceği belirtildi.

“Mağduriyet söylemi ne kadar gerçek”

Raporun satır aralarında AKP iktidarının Alevilere dair şüpheci yaklaşımının etkileri kendisini gösteriyor. Raporda, “ayrımcılığa maruz kalma iddialarının derinlemesine incelenmesi ve bu konudaki kabullerin gerçeklik değerinin soğukkanlılıkla ortaya çıkarılması gerektiği” gibi ifadeler dikkat çekti.

“Aleviler kendi inançlarını tanımlamak zorunda”

Raporda, Aleviliğin tanımlanmasının, Alevilerin görevi olduğu belirtildi. Bu kapsamda Alevilerin de kendi yükümlülüklerini yerine getirerek, inanç alanlarını tam bir netlik içinde ortaya koymaları gerekliliği belirtildi. Ancak Alevilerin yılardır yaptığı tanımlamaları kabullenmeyen AKP hükümetinin “Aleviler kendi inanç alanlarını tanımlamak zorundadır” demesi, bir samimiyetsizlik göstergesi olarak değerlendirildi.

Diyanet İşleri ve “üst islam”

Raporda, Alevilerin de Diyanet İşleri Başkanlığının sunduğu hizmetlerden yararlanma hakkına sahip olduğu belirtilerek, ''konunun siyasallaşmış olması soğukkanlı şekilde ele alınmasını zorlaştırmaktadır. Diyanet'in üst İslam söylemi konusundaki bilinen hassasiyetlerin takipçisi olmaktan yılmaması gerekir'' değerlendirilmesinde bulunuldu. Diyanet'in diğer mezheplere nasıl hizmet götüreceği, devletin nasıl bir yapılanmaya gideceği konusunda hukuki çerçevede çalışmalar yapılması gerekliliği vurgulanan raporda, Diyanet’in sorunlu konumu ve inançların devletin kontrolüne alınması gibi konulara ise değinilmedi.

“Sünni ulemanın fikirleri”

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Fevzi Gümüş, raporda Alevilerin taleplerinin etrafından dolanıldığını ve egemen sünni bakış açısını yansıtan ve onu güçlendirecek olan bir yol haritası çıkartıldığını vurguladı. Gümüş, “Raporda ifadesini bulan ve çözüm gibi gösterilen üstelik 7. Çalıştay'da uzlaşma ile çıktığı iddia edilen öneriler de, bizim nezdimizde Alevilerin asimilasyonuna hizmet eden, insan hak ve özgürlüklerinin sınırını Diyanet İşleri Başkanlığı’nda cisimleşen ve devlet yönetiminin her aşamasında kendini hissettiren “Sünni egemen devlet”in başladığı yerde bitiren, tamamen Sünni ulemanın bakış açısının ürünüdür” dedi.

“Bu AKP çalımıdır”

Alevilik Araştırmaları Merkezi Başkanı Ali Yıldırım, raporun tam bir AKP çalımı olduğunu belirtti. Yıldırım, “Bu raporda esas olarak Aleviler suçlanmaktadır. Alevilerin ne istediğini bilmediği iddia edilmektedir. Alevilerin kendilerini tanımlayamadığını ileri sürmek, ne istediklerini bilmediklerini söylemek tam bir AKP çalımıdır” dedi.

(soL - Haber Merkezi) - 02.04.2011

Etiketler : ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.