1. HABERLER

  2. BASINDA ALEVİLER

  3. Alevi düşmanlığına 'Hayır'
Alevi düşmanlığına 'Hayır'

Alevi düşmanlığına 'Hayır'

Alevi düşmanlığına 'Hayır'Referandum konusunda gazetemize görüşlerini bildiren Aleviler, Alevi düşmanlığı ile oy toplamaya...

A+A-

Alevi düşmanlığına 'Hayır'
Alevi düşmanlığına 'Hayır'

Referandum konusunda gazetemize görüşlerini bildiren Aleviler, Alevi düşmanlığı ile oy toplamaya çalışan Erdoğan'ın Anayasa paketien 'Hayır' diyor. Alevi Bektaşi toplumunun inanç önderi, Hacı Bektaş Postnişini Veliyiddin UlusoyBen şahsen hayır diyeceğim. Alevi toplumunun da yüzde yüzü ‘hayır’ der diye düşünüyorum” dedi. Ulusoy, "Kardeşsek eğer ve sünni kardeşimiz camiye gidiyorsa; bizim cemevimiz neden tanınmıyor diye soruyor ve ekliyor: “Alevi bir adamın AKP’ye inanma şansı yok.”

ÖKER : TARAFIZ

Avrupa'daki Alevi örgütlenmesinin önemli isimlerinden Turgut Öker ise Referandumun Türkiye açısından sonucunu şöyle özetliyor. “Ya daha da azıtacaklar, ya da bu zihniyete dur denilecek." Taraf olduklarını söylüyor Öker. Türkiye’nin bir an önce bu şeriatçı zihniyetten kurtulması için, AKP’nin alaşağı edilmesi için, Alevi toplumunun bu referandumda hayır diyerek tarafını belirleyeceğini söylüyor.

Yeni Anayasa'ya 'Evet' diyen EDP'nin yöneticilerinden Necdet Saraç'ın görüşleri ise kendi partisinden bile ayrışmış. Saraç şöyle konuştu: "Anayasa tartışması evet hayır ikilemine sıkışmış durumda. Bu doğru değil… Dayatılanın dışına çıkıp bakabilmek gerekiyor. İş, manipüle ediliyor. Bu anayasanın yeni bir demokrasi getirmesi mümkün değil. Ben ‘hayır’ın siyasal açıdan doğru bir tavır olduğunu düşünüyorum."

KENANOĞLU : 12 EYLÜL'LE HESAPLAŞMA YOK

Hubyar Sultan Derneği başkanı Ali Kenanoğlu ise, “Bu anayasanın 12 Eylülle hesaplaşma anayasası olmadığını herkes çok açıkça biliyor. 12 Eylül'le hesaplaşmak isteyen öncelikle Kenan Evren'in isimlerini okullardan caddelerden sokaklardan kışlalardan kaldırsınlar. Biz de samimiyetlerine inanalım. ‘Yargı Alevilerin elinde.’ deniliyor.  Belli bir inancın elinde derken bu kast ediliyor. Gizli ve açık olarak bu propaganda yapılıyor. Açık olarak söylüyoruz; Bu ülkenin her kurumu kuruluşu sünnilerin elindedir. Kabul edelim ki yargı Alevilerin elinde… Ne zararı var? Demek ki şöyle bir zihniyet var. Aleviler hiçbir yerde yönetici olamazlar.  Anca onlar öteki olarak kalmaya devam etmelidirler mantığı vardır… Bu bile bizim açımızdan hayır dememiz için yeterli nedendir" dedi.
 
Muharrem Ercan dede, "Tüm makyajın altında iki madde var. Anayasa mahkemesini ve HSYK’yı ele geçirmeye dönük maddeler. Sadece sorun gücün AKP’ye geçmesi değil, iktidara gelen her siyasi parti kendi hakimini atamaya başlayacak.  AKP bizi bu amacına alet etmek istiyor. Bunlar için niye biz alet olalım ki?" dedi.

ALEVİ SANATÇILAR DA 'HAYIR' DİYOR

Konuyla ilgili Alevi kökenli ve alevi müziğinin temsilcisi iki sanatçıyla konuşuyoruz…

İlki, Erdal Erzincan: "Burada tamamen AKP’nin kendi çıkarlarına göre düzenlenmiş bir şey var. Bunu anlamak için çok alim olmak gerekmiyor." 

Bir diğer sanatçı Tolga Sağ’ı daha duygusal tepkiler içerisinde buluyoruz: "AKP’nin şu an uygulamaya çalıştığı şey neyse, onun Türkiye için hayırlı olacağına inanmıyorum. Bu kadar net!” 

'Başbakan ayrımcılık yapıyor'

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Fevzi Gümüş, referandum mitinglerinde Alevileri hedef alan açıklamalarına tepki göstedi. Gümüş, yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi:

“Sincan mitinginde ‘Dedelerden talimat alma devri bitiyor’ şeklinde konuşarak, Adalet eski Bakanı Seyfi Oktay’ın şahsında sanki kamu kurumlarındaki kadroların dedeler tarafından belirlendiğini ima etmesi, Çorum’da Ebusuud Efendi vurgusuyla ‘Alevilerin katlinin vacip’ olduğuna dair fetvalar yayınlayan Osmanlı şeyhülislamına sahip çıkması, ‘Bana Alevi hakimler ceza verdi’ şeklindeki ifadeleri, ‘candaş medya’ tanımlaması, Sayın Kılıçdaroğlu’nun Kürt ve Alevi kimliğinden hareketle başlattığı ‘soy- sop’ tartışması, Başbakan Erdoğan’ın Alevi düşmanlığının, bölücü ve ayrımcı yaklaşımının açık kanıtlarıdır. Erdoğan, açıkça Alevi-Sünni ayrımı yapmaktadır ve güya muhafazakar Sünnilere de, Alevilere karşı cephe kurmayı önermektedir. Başbakan, insanları ötekileştiren tavrıyla ve tehlikeli söylemleriyle açıkça insanlık suçu işlemektedir." Gümüş, bu hırçın ve nefret söyleminden dolayı Erdoğan’ı kınadığını, Alevileri ötekileştiren, ayrıştıran tavrının sonuçları konusunda da kendisini uyardıklarını bildirdi.

EDP'de 'Hayır' çıkışı

Referandumda “evet” tavrı alan EDP Genel Başkanı Ziya Halis’e rağmen, MYK Üyeleri Kazım Genç, Muhterem Aktaş, Necdet Saraç ve Servet Demir, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Alevi ayrımcılığı ve kışkırtıcılığı” yaptığı gerekçesiyle referandumda “hayır” diyeceklerini açıkladı.

EDP MYK üyeleri yaptıkları yazılı açıklamada, Başbakan Erdoğan’ın referandum kampanyasının son günlerinde Alevilere yönelik ayrımcılığı ve saldırganlığını giderek artırdığını belirterek, Erdoğan’ın bütün ülkenin başbakanı olduğu gerçeğini unutarak, bu söylemleriyle alanlarda açıkça ayrımcılık yaptığını, farklı kimliklere, kültürlere, inançlara saldırarak açıkça suç işlediğini öne sürdüler. Başbakan’ın Alevi öğretisinin en önemli makamlarından biri olan “Dedelik makamını” ağzına dolayarak, rencide ettiğini ifade eden üyeler şöyle devam etti:

“Ebu Suud’la övünen bir Başbakanın aslında Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘soyu’ ile Seyfi Oktay’ın ‘dedeliği’ ile uğraşması sürpriz değildir. Aleviler açısından sürpriz olmayan bu söylemlerin aslında kamuoyunun tümü için de sürpriz olmaması gerekir, ama ne hikmetse sürpriz olabiliyor. Belediye Başkanlığı sırasında Karacahmet Dergahı’nı yıkan, İstanbul il binasını Karaağaç Dergahı’nın üzerine diken Recep Tayyip Erdoğan, bir süre bastırdığı, bilinçaltına ittiği ‘Alevi düşmanlığı’nı son söylemleriyle yenden gündeme taşımıştır. Sünni refleks yeniden öne çıkmıştır. Olan budur. Bu nedenle ‘çakma demokrasi kahramanı’ olan Erdoğan, Batı’da ayrı, Doğu’da ayrı konuşsa da sıra Alevilere gelince, neresi olursa olsun Alevilere saldırmaktan, rencide etmekten, aşağılamaktan ve suç işlemekten kaçınmıyor.

Alevi ayrımcılığı ile yargı demokratikleşmez. AKP ve Erdoğan’ın Alevi tahammülsüzlüğü inanılmaz boyutlara varmış durumda. Yargıda ve ordu da bırakın Alevi hakimiyetini, birkaç Alevi kökenli kişinin bulunması bile AKP’yi olağanüstü rahatsız ediyor. ‘Yüksek yargıya Aleviler dolduruldu’ diyen Başbakanı, devletin mahkemeleri cemevleri yada zorunlu din dersi ile ilgili davalarda Diyanet İşleri Başkanlığı’nı konu ile ilgili bilirkişi olarak kabul ederek yalanlıyor. Alevilerin hakim olduğu söylenen yargıda her ne hikmetse Aleviler yararlanamıyor. AKP de, Recep Tayyip Erdoğan da, siyasal İslam’ın temsilcilerinin hiç biri bu ülkeye asla demokrasi getiremezler. Çünkü bunların demokratlığı yalnızca kendi cemaatleri ile sınırlıdır. Çünkü bunların hukuku ile 12 Eylül hukuku aynıdır; tekçidir, dayatmacıdır, zorlayıcıdır. AKP’nin zihniyetine de, uygulamalarına da ‘hayır’.

Referandum kampanyası bir kez daha göstermiştir ki; AKP, Türkiye’nin demokratikleşmesinin önünde, en az diğer statükocu güçler kadar engeldir. Bizler; Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin Merkez Yürütme Kurulu üyeleri olarak AKP zihniyetine de, uygulamalarına da ‘hayır’ diyor, bütün demokrasi güçlerini de bu doğrultuda ortak tavır almaya, eşit, adil ve özgür bir Türkiye için hep beraber bir adım öne çıkmaya davet ediyoruz.”

VEDAT KARA / BİRGÜN - 09 Eylül 2010

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.