Alevilikte Şii-Caferiliğin sosyolojik açıdan etkisi var mı?

Alevilikte Şii-Caferiliğin sosyolojik açıdan etkisi var mı?

Aleviliğin temel yazılı kaynakları tarihsel, kültürel, antropolojik ve sosyolojik açılardan incelendiğinde Alevilik ve Caferilik arasında ki inançsal ilişkinin aralarındaki sembolizmin dışında hiçbir ortak paydası yoktur.

A+A-

Aleviliğin temel yazılı kaynakları tarihsel, kültürel ,antropolojik ve sosyolojik açılardan incelendiğinde Alevilik ve Caferilik arasında ki inançsal ilişkinin zannedildiğinin aksine sembolizmin dışında hiçbir ortak paydası yoktur. Şiilik ve Sünnilik arasında İslamın şartları ile şeri yaşamın birbirleriyle örtüştüğü , bu ekollerden çıkan dörtyüze yakın tarikatın da islam dininin şartları değerleri dini yaşamlarında görmek mümkündür. Oruç ,namaz,hac, kelime-i şehadet ve zekat bu değerleri inkar eden bir tarikat veya mezhep yoktur.
Bu çalışmamda Aleviliğin teorik inanç açısından ehlibeyt ve 12 imam inancı ,imamet ,mehdi inancı ve takiye oruç ,namaz,hac ,zekat humus ,kurban kavramları, tevelle teberre, üç sünnet ,yedi farz,on yedi erkan ,on dört masumu pak, on yedi kemerbest gibi teolojik kavramları sosyolojik olarak karşılaştırılarak Alevilikte ki karşılıklarını; yoksa nereden inanç öğretimize girdiğinin tahlil ve sorgulamasını yapacağız. Teolojik kavramların bir çoğu bilinçli değil duygusal anlamda nefeslerde , gülbanklarda ; siyasi anlamda ise icazetnamelerde ,secerelerin ilk giriş bölümlerinde yazılması asimilasyon sürecinin resmi evraklarda kendisini göstermesi açısından önemlidir.

Aleviliğin tarihsel olarak şii öğretilerle özellikle Batıni ismaili propagandacılarla karşılaşmış bilhassa safeviler döneminde etkilenmişlerdir.Şiiliğe ait inanç esaslarının nefeslerde işlenmesi de 15 yy sonu Hurufiliğin Bektaşiliğin içerisinde erimesi ve 16 yy itibariyle de Şah İsmailin yazdığı tasavvufi tekke şiirlerin etkisi bir çok alevi kızılbaş ozanın etkilenmesine şiirlerinde bu kavramları kullanmasıyla; cemlerde, zakirlerin dilinde ,dedelerin gülbank ve menkıbe anlatışlarında yer verilmiştir.Alevi öğretisinden çok şii öğretinin mistik ve mübalalı anlatımlarını zenginleştirerek alevi örtüsü altında inanç tabanına vermesiyle pekiştirilmiştir. O dönemde İmam Cafer buyruk kitabının içine şii-alevi öğretisinin birbiriyle karıştırılıp Caferiliğin el kitabı olarak dolaştırılması ile Şiilik kanalı güçlendirilmiş Aleviliğin yazılı kayanakları olarak tanıtılmıştır. Tabiî ki inanç tabanımızın yabancı olduğu bu kavramların Şii- Caferilik olduğunu anladığında kimlik değişimi başlamış oldu.Şimdi bu esaslara bakalım.
1- Tevhid: Allah'ın varlığı ve birliği bütün İslâm alimlerinin üzerinde en çok durdukları bir konudur.
Alevilikte vahdeti mevcut anlayışı ile evreni hakk olarak gören onun en küçük örneği insan ise hakkın bir zerresi olup kainatın bir yansımasıdır.
2- Adl: Şîa'nın inanç esasları bakımından Allah insanlara iyiyi de kötüyü de seçebilecek ve işleyebilecek irâde, kudret ve güç vermiştir. Kul fiillerinde tam bir irâde hürriyetine sahiptir. Kul için zorlama (cebr) ve havâle (tefvîz) yoktur. Bununla beraber Şîa'da kaza ve kaderin Allah'ın sırrı olduğu, dolayısıyla bu konuda tartışılamayacağı hatırlatılır.
Alevilikte insan temiz kaynaktan düşüp hakka yürüyene kadar geçirdiği zaman diliminde iradesi ve aklını özgürce kullanır. Cennet cehennemi bu dünyadadır.Burada ilahi bir kudretin hiçbir telkini olmaz.
3- Nübüvvet (Peygamberlik): "Peygamber hiç bir beşer tavassutu olmaksızın Allah Tealâ'dan haber veren insandır.
Alevilik marifet temelli bir inançtır.Yani bir peygamber ve kitap olmaksızında bir insanın hakka ulaşabileceğinin bir inancıdır.Dolayısıyla kırklar mitinde de peygamberi üç kez kovmuştur.Peygamberliğini ümmetine yap .Çünkü girdiği kutsal mekanda ast üst yok herkes birin içinde bir de herkesin .
İmâmet:, din ve dünya işleri ile ilgili olarak her hangi bir şahsın Hz. Peygamber'e vekaleten genel başkanlığıdır".
4- Alevilikte kolektif irade ,toplumsal dayanışma ve paylaşım rızalık şehri ile yönetilme ve her işi rızalık razılık ile yapmak vardır.Bu yüzden inanç tabanımızda çoban veya imam yoktur. Akıl bedenin hükümdarıdır.
5- Ehli Beyt ve on iki imam kabulu şii anlayışda imamlara itaati bir inanç anlayışı haline getirerek siyasal iktidarı ele geçirmenin ve meşrutiyetin kaynağı olarak görmektedir. Çıkışı bu olgularla aldığımızda isyanların çıkması onlar adına isyana taban yaratma arap unsurların dışındaki mevalinin kendi başkaldırmalarının meşrulaştırıp geniş bir taban bulmak için ehlibeyt bayraktarlığı yaptıkları ortaya çıkmaktadır. Alevilikte ki ehlibeyt tasavvuru ,şii ve Sünni anlayışlardan farklıdır.Bektaşilikte ehlibeyte 16yy itibaren methiye ,muhabbet ,bağlılık ifade eden kavram ve sembollere rastlamak mümkündür. Gelin görün ki aleviler imametin ehlibeytin hakkı olduğu düşüncesi yerine demokratik laik ve sosyal demokrat bir devlet sistemini savunmuşlardır.
6- Mehdi inancı ; Alevilikte beklenen mehdi yoktur. Varoluşun esasına göre cenneti dünya üzerinde kurmak için çabalayan üreten çalışan Hızırlar vardır. Dünya üzerinde insanlara yetişen yardım eden sevgiyi örgütleyen zalimin ,zulmün karşısında mazlumun yanında yer almaktır
7- Namaz şii –sünni Müslümanların en temel inanç değerlerinden biridir.Alevilerde ise Niyaz vardır.
8- Oruç Caferilere ve Hanefilere göre farz olan Ramazan orucudur.Alevi Kızılbaşların Muharrem orucu ,Hızır orucu 14Masumu pak orucu ,48 Perşembe orucu vardır. Caferiler bunların hiçbirisini tutmazlar bazılarını bilmezlerde. Caferilerde aşure yapıp dağıtmak yoktur.Aşure törenleri vardır. İslam tarihinde Muharrem ayı ile ilgili iki ayrı aşure töreni vardır.Birisi yas içerikli diğeri emevilerin yaptığı tören ise bayram havasında kutlamışlar yeni elbiseler giymişler ,ziyafet ve yemek helva tatlı dağıtmışlardır.Sonraki süreçte Aşure matemini resmileştiren Şii Büveyhiler döneminde Büveyhi emiri Muizzüdevle zamanında olmuştur.Törenlerin on gün boyunca ağlamak yas tutmak kendilerini zincirle dövmek gibi bir takım matem törenleri uygulanmıştır. Bu törenler Fatimilerden ,Safevilere oradan anadoluya geçmiştir.
Şiiler bu on günlük yas törenlerinde et ,su içerler herşeyi yemekde serbesttirler.Şiilerin sahip oldukları temel algılarla Alevi kızılbaşların muharrem algıları kesinlikle uyuşmamaktadır.
9- Hac kavramı şii ve sünni teolojisinde her Müslümanın yapması gereken vazifedir. Alevi öğretisinde hac pirin ,mürşidin ocağını ziyaret etmektir.Komşusunu ziyaret eden her can hem hac yapmıştır. Gönlünü kabe bilip ona secde etmiştir.Hünkara sorarlar nereden gelirsin diye Hünkarda haccı kabemden gelirim diyerek Baba İlyas dergahını işaret etmiştir.
10- Zekat ve humus Müslümanların namazdan sonra ikinci önemli ibadetidir.Humus ise peygamber ailesinden olanlara yapılan mali yardımdır.
Alevilerde zekat değil gönül esasına göre hakkullah ,çerağ hakkı ,kara kazan hakkı ,lokma olarak verilir. İlahi bir emirle değil insanların içinden ne gelirse o verilir.Alevilerde ayrıcalıklı kimse yoktur maaş gibi veya mali yardım yapılmaz. On iki hizmeti yürüten her can hizmeti bir görev aşkıyla yapar. Karşılık beklemez .
11- Kurban Müslümanlarda sırat köprüsü için kesilen allahın emri bir uygulamadır. Alevilerde ise kansız kurban vardır kansız saçı da denir. Alevilikte sağlıklı hayvanları kesmenin bir katliam olduğunu ;kurban kesilecekse bunu bir fakirin doyurulması ,kız-erkek çocuklarının okutulması ,düşkün olan ,darda olanlara kalıcı çözümler için harcanan her bir kuruş Alevilikte kurbandır.
12- İslamda muta nikahı vardır. Muta süreli geçici nikahtır. Caferiler bunu caiz olduğunu savunurlar.Alevilikte ise kesinlikle bu uygulama yoktur. Tek eşlilik mevcuttur.kadının statüsü erkeği ile birlikte aynıdır.Cemlerde ,düğünde ,işte hep yanındadır. Aleviliğin yazılı kaynakları olarak gösterilen Hüsniye ilk olarak latin alfabesiyle basıldığında muta nikahının meşruluğundan söz edilirken , günümüz de basılan Hüsniyelerin bir kısmında muta nikahı çıkarılmıştır. Her Alevi canın evinde mevcut olan bu kitabın orjinalindeki muta nikahını kabul eden bir alevi varmıdır.? Dikkat ederseniz Aleviliğin yazılı kaynakları olarak dayatılan kitaplar hiçbir zaman için bizim kitaplarımız olmamıştır.Olamazda.Çünkü bu kitaplar dikkatlice incelendiğinde hangi imamı konu alıyorsa islami motiflerin sembollerin hiçbiri Aleviliğin öğretisi ,felsefesiyle uyuşmuyor. Nehcül Belaga ,Hadikatü-Sueda-Hz Alinin cenknameleri ,Kumruname ismiyle Kenzül Mesaib mersiye kitabı bu ve benzeri kitaplarda islamın amentüsü olduğu gibi anlatılır.

Aleviler on iki imamları kabullerinde Şiilerin algıladıkları gibi değil yani tarihsel kişiliklerinden farklı biçimde ele almaktadır. Alevi kaynaklarında Ali ve on iki imamlar siyasi ve hukuki değil ,manevi rehberler olarak yüceltilmiş ve onların tarihsel kişiliklerinden ziyade söylenceler şeklinde aktarılan menkıbevi kişilikleri öne çıkarılmaktadır. Örneklemek gerekirse 12 imamların hepsi çok evlilik yapmıştır. Hac ,oruç ,namaz ,cihat yapmıştır. Anadoluya ayak basmamışlardır Alevilerin menkıbevi anlatımlarında 81 ili gezdirmişlerdir. Alinin ayak basması ,düldülün ayak izi bir çok şehir ve kasabada mevcuttur.
Aleviliğin kök paradigması ehlibeyt ve on iki imam etrafında şekillenen Caferiliğin öğretisi gibi görülmesi bizi yanıltır.Aleviliğin kimliksel alt yapısına baktığımızda duygusal sembolik bir muhabbetten öteye geçmeyen bir pratiği vardır.Şiliğin inanç esaslarını yukarıda anlattık. Bunların hiçbirisini kabul etmemiş inançsal olarak yaşamına katmamıştır. Şii-Caferilerde bizim inançsal söylemlerimizi kabul etmez bilmez. Örneklemek gerekirse içki, kırklar cemi ,dört kapı kırk makam,tenasüh ,devriye.vahdeti mevcut gibi.

Örneğin kırklar miti bu mitte üç isim zikredilir. Ali ,Muhammed, Salmani Faris. Kalan 38 kişi bilinmez. Bu üç ismin yaşamları incelendiğinde sünni ve şii hadisleri incelendiğinde Aleviliğin öznel-nesnel kavramlarından bir kelime cümle bulunmaz. Kırklar cemi yapmadıkları ,buna tanıklık eden şahısların olmadıkları ,ardılları olan imamların ve dağıldıkları coğrafyalarda da bu cemin yapılmadığı tarihsel kaynaklardan çıkmaktadır. Alinin ve peygamberin hiç söz etmemesi, ehlibeytine bu konuda talimat vermediği de var olan şii kaynaklarında da yoktur.
Sonuç olarak değerlendirdiğimizde Aleviliğin geleneksel inanç algılarının asimilasyonunda kullanılan sembol ve motifler inançsal yaşamına etki etmemiştir. Sadece duygusal bir bağ kurularak yakınlık duyduğu kişileri yüceltmiştir. Şii Caferiliğin aktörlerinin yaşamlarındaki orucu, namazı ,çok eşliliği, cihat ,muta nikahını ,hac yapmayı reddetmiş kendi inancını yaşamayı seçmiştir. 

 

Sosyolog İbrahim Ergin

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum