1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. TARİH

  4. Aşık Mahsuni şerif'i Saygı ve Özlemle Anıyoruz.
Aşık Mahsuni şerif'i Saygı ve Özlemle Anıyoruz.

Aşık Mahsuni şerif'i Saygı ve Özlemle Anıyoruz.

Çağımızın Pir Sultanı olarak adlandırılan ve Anadolu Alevi Edebiyatının yaşaması ve geliştirilmesinde önemli üretimler sergileyen...

A+A-

Aşık Mahzuni  Şerif Beste Yarışması'nın Üçüncüsü Yapılıyor Çağımızın Pir Sultanı olarak adlandırılan ve Anadolu Alevi Edebiyatının yaşaması ve geliştirilmesinde önemli üretimler sergileyen ve Halk Müziği alanındaki çalışmalarıyla bir ulu çınar, dev bir ozan olan Aşık Mahzuni ŞERİFi yitirmemizin üzerinden 9 yıl geçti.

Bu dev ozanı bir kez daha saygıyla anıyoruz.

1939 yılında Maraş’ta doğan Mahzuni Şerif, 17 Mayıs 2002 yılında yaşama gözlerini yumdu. Bu yıl Mahzuni’nin 9. ölüm yıldönümü. Aşık Mahzuni, geçen bu dokuz yıl sonunda da toplumdaki diriliğini, olanca gücüyle korumaktadır.

O bıraktığı eserlerle büyük çoğunluğun beyninde, gönlünde ve dilinde halen olanca canlılığıyla yaşamını sürdürmektedir.

Kuleli Askeri Lisesi’nde okurken, muhalif görüşleri nedeniyle ordudan atılır. 1961 yılında, Mahzuni ait olduğu alanda (yani halk ozanlığı alanında) eserler üretmeye başlar. O günden sonra yüzlerce plak ve kaset yapmaya başlar.  

Mahzuni Şerif daha 10 yaşındayken amcası Aşık Fezali’den (Behlül Baba) saz çalmayı öğrenir. 15 yaşından itibaren şiirler yazmaya, türküler söylemeye başlar. O dönemlerde Mahzuni daha çok usta malı eserler okur. 1955’lerden itibaren kendi eserlerini üreterek ozanlık işlevini yüklenir. Mahzuni o tarihten ölene kadar bu misyonunu, hiç ödün vermeden onurlu bir şekilde sürdürmüştür. 

Mahzuni yaklaşık 45 yıllık ozanlık dönemine; 450 adet 45’lik plak, 10 adet longplay; 65 kaset sığdırmış ve doğaçlama yaptığı eserlerle birlikte yaklaşık 20 bine yakın şiir ürettiğini belirtmiştir. Mahzuni, “Dolunaya Tül Düştü” isimli kitabında bu bilgiyi vermiştir. Doğal ki önemli olan yazdığı şiir adedi, söylediği türkülerin niceliği değildir. Bu eserlerin içeriğidir.  

Hakkında yazılan ve yazdığı kitaplar ile de, uluslararası edebi tartışmalara konu olur, 1998 yılında dünyanın, yaşayan üç büyük ozanı arasında birinci sırayı alır.  

Mahzuni Şerif’in yaşam görüşü, dünyaya, evrene, topluma ve insana bakışını; dünyayı, evreni, toplumu ve insanı yorumlayışını anlayabilmek için, onun eserlerine şiirlerine ve yorumlarına bakmak gerekiyor. Mahzuni’nin eserlerini incelediğimizde hümanist anlayışın onun en belirgin yönü olduğunu görürürüz. Geleneksel halk şiirini ve halk ozanlığını süzgeçten geçirdiğimizde, büyük ozanlarımızın hemen hepsinde belirlediğimiz ortak yanların çok olduğunu görürüz. Bu ortak yanların; hümanist olmaları, dinin özüne, içeriğine inanmaları, şekilsel inancı dışlamaları, bilimi önder görmeleri, aklın ve vicdanın özgürlüğünü savunmaları, Allaha sevgiyle yönelmeleri, barışı, dostluğu, güveni, eşitliği kardeşliği, bütünlüğü vb savunmaları, aklı ve mantığı düşüncelerinin ana kaynağı saymaları, haksızlığa başkaldırmaları, mazlumun yanında yer almaları vs görürürüz. Ozanlarımızn böyle erdemli değerleri savunmalarının maddi ve tinsel kaynaklarını Anadolu’nun kültürel kalıtında aramak gerekmektedir.  

İnsanlığın ekin merkezi 

Bilindiği gibi Anadolumuz binlerce yıl insanlığın bir ekin (kültür) merkezi olmuştur. En eski tarihi, en eski geçmiş, en eski uygarlıklarıyla bütündür Anadolu. Hangi taşı kaldırsanız altında bu toprağın en eski yerlerinden kalma bir yaratma ürünü, bir başarı kalıntısı, bir düşünce belgesi bulursunuz. Bu varlıklar, bu kalıntı niteliği taşıyan buluntular Anadolu’nun gerçek tarihi belgeleri, kalıntılarıdır bizim için. (İsmet Zeki Eyüpoğlu; Anadolu İnançları, Anadolu Mitolojisi. Geçit Kitapları 1987 Bas. Sayfa 30). Eyüpoğlu’nun yaşam da belirttiği gibi Anadolu uygarlıklarının odak noktasıdır. İnsanlığın en zengin kültürel malzemesi bu topraklardadır. Hemen her görüş, her inanç bu topraklarda yaşamıştır. Yine hemen her görüşün, her inancın kalıtını taşıyan mabetleri, kervansarayları, dinsel ibadet yerleri, tarihi yolları, köprüleri, sarayları, kümbetleri vardır.  

 İşte Halk ozanlarını besleyen kaynak bu bitmez tükenmez kültürel birikimdir. Kültür zenginliğidir. Mahzuni Şerif de bu çeşmeden beslenmiştir. Aşık Mahzuni 20. Yüzyılın en büyük halk ozanlarından birisidir. Halk ozanı; halkın değer yargılarını, yaşamdaki sınıfsal çelişkileri, yaşadıkları bölgenin coğrafi koşullarını, doğa olaylarını, halkın uğradığı felaketleri, halkın sevinçlerini, üzüntülerini, acılarını, kederlerini, yoksulluklarını, varsıllıklarını, korkularını, savaşlarını vs olgularını en ince duygularla estetik değerler de katarak, anlatan halk bilimi insanlarıdır.  

Bu tanımdan hareketle Mahzuni’nin ozan kimliğine baktığımızda onun yukarıda yaptığım tanıma uyan bir yapıta sahip olduğunu görürüz.

İnsanı etkileyen her şey

Mahzuni Şerif’te toplum ve insanı etkileyen her şeyi bulmak olasıdır. Öyle ki onda bilim vardır, din vardır, kitap vardır, toprak vardır, meclis vardır, kader vardır, soru vardır, sorgu vardır, felsefe vardır, köy vardır, şehir vardır, devlet vardır, millet vardır, doğruluk vardır, barış vardır, yiğitlik vardır, güzellik vardır, erdem vardır, zam vardır, zulüm vardır, hoşgörü vardır, açlık vardır, yoksulluk vardır, dünya vardır, evren vardır, zevzeklik vardır, nakkaşlık vardır, yuh vardır, övgü vardır, yergi vardır, memleket vardır, direnç vardır, yol vardır, karlı dağlar vardır, başkaldırı vardır, gardiyan-hapishane vardır, öğüt vardır, insanlığa sesleniş vardır, sevgi vardır, deli vardır, mağara vardır, okul vardır, aydın vardır, diploma delisi vardır, su vardır, doğum vardır, ölüm vardır, soyanlar vardır, ceylan vardır, hacı-hoca-dede vardır... vs. Kısacası toplumla ilgili ne ararsan eserlerinde bulabilirsin. Görüldüğü gibi Mahzuni Şerif çok yönlü bir ozanımızdır.

Mahzuni; Alevi-Bektaşi: sosyalist, demokrat, laik, çağdaş, Atatürk’e gönülden bağlı; bağımsızlıktan, yoksullardan, mazlumlardan, ezilenlerden yana bir duruş sergileyen, eserlerinin özünü bu değerlerle donatan bir halk ozanımızdır.  

Mahzuni biraz Yunus Emre, biraz Nesimi, biraz Pir Sultan, biraz Karacaoğlan, biraz Aşık Veysel’dir. Yunus gibi ilahi; Karacaoğlan gibi gönül aşkı ile dolu bir insandır. O Pir Sultan gibi başkaldırıcı, Nesimi gibi sorgulayıcı, Veysel gibi doğacıdır. Bu anlamda Mahzuni bu ozanlarımızın bir senkterizmidir (birleştirici) dir adeta.

Ozanımız zaman gelir “Hesap edilip hak alınsın / kavgalar hep lafta kalsın / Kaygusuz bir devlet belki / başımıza var edilsin” diyerek başkaldırır, Pir Sultan olur. Zaman gelir “Adem ile Havva vücut bulurken / Cennet miyim, Şeytan mıyım ben neyim?” diye sorgular.

Nesimi olur. “Aşk şarabın doya doya / sundum,sundum içmedin” der. Karacaoğlan olur, “Bahar gelip lale sümbül açınca / Boz bulanır ehli sökerler yaylalar” diyerek Veysel olur.

Kılavuzu Pir Sultan 

Mahzuni Şerif Araştırmacı Yazar Süleyman Yağız’la yaptığı bir söyleşi de şunları söylemiştir. “Geçmişteki ozanları, yaşayan ozanları bir bir inceledim. Kendime yol gösterici, eylem kılavuzu olarak seçtiğim Ozan Pir Sultan oldu.  

Ses olarak da etkilendiğim Davut Sulari’dir. Toprak çocuğuyuz, toprağa karşı büyük özlemimiz vardır. Bunu da en iyi dile getiren Veysel Baba idi. Belirli bir derecede onun da etkisinde kaldım. Davut Sulari’den esinlendiğim sese, Aşık Veysel mulayimliğini kattım. Düşün felsefemi de yukarıda belirttiğim gibi Pir Sultan’dan aldım.”(Süleyman Yağız İşte Bizim Mahzuni; Hasat Yay. 2. Baskı 1991; sayfa 12-13) Mahzuni Şerif gelenekten beslenen, ama çağdaş değerlerle donanmış ve geleneğin üzerine çağdaş değerleri katarak gelenekten sıyrılabilmiş ender ozanlarımızdan biridir. Gerek saz çalma tekniği, gerek tonlama ve tını, gerek sözlerindeki felsefi içerik ve gerekse yaşamdaki duruşuyla o çağdaş bir ozan olmayı bilmiştir. Mahzuni çağının tanığı bir ozandır. O ürettikleriyle ölümsüzleşmiştir.  

Mahzuni halkının değerlerini çok iyi özümsemiş o değerlere sahip çıkmıştır. O halkının hiçbir değerini küçümsememiş, halkın gözü, kulağı ve sesi olmasını bilmiştir. Halk için sanat üretmenin doğruluğunu öldüğünde kanıtlamıştır. Bu halk öldüğünde Mahzuni’sine ne kadar değer verdiğini cenazesine katılarak göstermiştir. O gün yüzbinler Mahzuni’yi uğurlamak için son görevlerini yapmak için Hacı Bektaş’a gelmişlerdir. Halk Mahzuni’yi anlamış ve onu kalbine gömmüştür. Halk ozanını kalbinde yaşatmayı sürdürmektedir.  

Ozanımızı 9. ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz...

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.