Deniz Çamur

Deniz Çamur

Bozan'da kimler vardı?

A+A-

25033-100462009992178-100000851375294-11299-1318848-n.jpg

 
Kimsesiz iki insan vardı, biri evsiz barksız ve köyümüzdeki çocukların çok kızdırdığı için şimdilerde buna çok üzüldüğüm Hassoğ dayı ve Eymirdeki akrabalarının yanına her gitmek isteğinde Salman dedemin yanına gelip, yola çıkıp çıkmama konusunu dedeme danışan bir kolu sakat olan gariban bir Heyriye'miz vardı.
 
m-ozturk-arsiv41.jpg
Soluk soluğa kapımızın önüne kadar gelip çağıllara oturup anama ''şiştim Tamam'' diyerek nefes almakta ne kadar zorlandığını anlatan Mamoş dayı ve çok güçlü bir insan olarak anımsadığım ve birgün kızı Elif ablamızı yanına alıp İstanbulun yolunu tutan Hanım bibi vardı.
 
zeynaloezdemir21.jpg
Kulakları iyi duymayan ve elindeki bastonuyla tek başına köyde ve köyün bahçe arası yollarında dolaşan Şevked dayı ve Televizyona 'Tırabızon' diyen, aklına geleni hesapsızca söyleyen ve hayat mücadelesinde saçını süpürge ettiğini düşündüğüm Sultan bibi vardı.
 
cs109.jpg
Bağ ve bahçesinin her bir yanı özenle düzenlenmiş, budanmış, kesilmiş ve çevrilmiş, elini değidirdiği her işi son derece özenerek yapan usta Besseynoğlu Hüseyin dayı vardı.

zamanin-gencleri.jpg
Aklımın yettiği dönemde her seçimde rakipsiz köyümüzün muhtarı olan engin ve mütevazi kişiliğiyle aklımda yer edinen Sami dayı ve vefat haberini duyduğumda çocuk aklımla çok üzülüp köyün harman yerine doğru koştuğumu anımsadığım ve nazarımda adeta dağ gibi güçlü ve kuvvetli olarak anımsadığım Gülende bibi vardı.
 
222402-4842037897227-717527999-n.jpg
Çocuklarının üzerine titreyen ve Bozanın bence en çalışkan ismi olan, adı gibi Kamil olan ve akşamları Dedemin yanına en çok uğrayan isimlerin başında gelen Kamil dayı ve hayatını ev ve bağ-bahçe işlerine adamış Emey bibi vardı.
 
emmog-dayi.jpg
Hızlı konuşması, şakacı, sevecen yapısı aklımda yer edinen ve herkesin çok sevdiği ve şakalaştığı Emmög dayı vardı.

Gidişini hala kabul etmek istemediğim, vefatına kendi öz akrabalarımdan daha çok üzüldüğüm, insanı ayrı güzelliklere taşıyan doyumsuz anlatımını, sohbetini ve sofrasını tüm Bozanla ve Arguvanla paylaşan efsane muhtarımız ve canımız Aleysan abi vardı.
 
avnidayi.jpg
Arada bir Malatyadan gelen ve bacağının birinin kesik olmasını çok merak ettiğim ama hala bilmediğim ve dedem ve Tamam anamın 'akrabamızdır' diye devamlı tembihledikleri ve Türkçeyi çok iyi konuşan ve kullandığını anımsadığım Avni dayı vardı.
 
Köyümüzün yukarısında oturan ve kapılarının önünde çıkan kaynak suyundan içtiğimiz, aklımda hep omuzunda kürekle bağ bahçe işlerine koşturan Memmed Mustafa dayı ve vefatını anımsadığım ama yüzünü maalesef unuttuğum Zeynep bibi vardı.
 
Köyde hayatını kaybettiğini anımsadığım ilk insan olan -evlerinin odasında sırtı Kamil dayı gilin eve dönük makatta oturduğu halini anımsadığım- Gülağa dayının anası Döndü bibi vardı.
 
Köyümüzün karşısında yoktan varettiği bağı ve bahçesiyle ne kadar emektar ve çalışkan olduğunu ispatlamış olan ve maalesef çok erken yaşta aramızdan ayrılan Veysel dayı vardı.
 
scan10035.jpg 
Çermede iş kazası geçirdikten sonra eşeğinin üzerinde Çerme'den gelip kapımızın önünden geçtiğinde herzaman ki gibi değildi. Normal olarak her geçişinde bizlere sevgi dolu birşeyler diyen ama bu kez hiç ses etmeden, iki büklüm geçişini unutmadığım Memmed Ali küğremiz ile Bozandaki kadınları tansiyon ölçme cihazıyla tanıştırdığını anımsadığım Zezey ve 'gurban' dediğinde hissedebilende insanın en saf, yalansız, samimi, temiz ve yalın hali olan Happa küğrelerim vardı.
 
Malatyadan her gelişinde köyümüzde coşkuyla karşılanan ve saygı gören,hitabı ve varlığıyla ağırlığını hissettiren, kimselerden korkmayan Tamam anamın bile çekindiğini düşündüğüm tek isimdir diyebileceğim, keskin ses tonu hala aklımda yer edinmiş olan komiser Musa Köse dayı vardı.
 
bozan-koyu-alevi-dede.jpg
Bükülmüş beliyle hayatının sonuna kadar çalışan ve bıyıklarını oldu bitti çok sevdiğim ve doğal Dedem gibi gördüğüm Celal dayı ve adeta melek gibi bir varlık olan Fındıh bibi vardı.

'Sahiplenmek ve değer vermek nedir?' diye sorsalar aklıma köye her geldiğimde yaşlı Tamam anama yük olmayayım diye beni evlerinde kahvaltıya çağıran, banyo ihtiyacımı karşılamam için merdivenlerinin altındaki banyosunu benim için hazırlayan ve sevgi dolu bir yürekle bana herzaman 'küçüğüm' diye hitap eden Arife teyze vardı.
 
Kapılarının önünde yüzü güneşe çevrili oturan Hasan Hüseyin dayının anası, adı gibi güzel, kendi güzel, yumuşak yüzlü, Hanım bibi vardı.
 
Ana tarafımız Eymirliliğimizden dolayı ayrıca bir yakınlık gösterdiğini hep hissettiğim ve herzaman halimizi hatırımızı soran, konuşurken sevgi dolu gözlerle bakan, gözleri hep gülen Zeynep bibi vardı.
 
En yakın komşularımız ve çocukluk arkadaşlarım Mahire ve Tahirenin emektar ve cefakar anaları Kürt kızı Şaarban (Şehriban) bibi vardı.
 
90 küsür yaşlarındaki ve gözleri görmeyen haliyle, torunları Tahire ve Mahire ile oynadığımızda yerde oturur hali aklımda yer edinmiş Hıdır Mansur dayının anası Sultan bibi vardı.

 
scan10008.jpg
Kendi kardeşi çocukları, üvey evladı olan babamı, üvey torunu ben ve kardeşimde dahil sahip çıkıp besleyip büyüttüğü sahipsiz ve yetim sayısı bilinmeyen ve 'sevgi emektir, sahiplenmeketir' sözünün ete kemiğe bürünmüş örneği olan canımdan çok sevip saydığım ve oğluma adını verdiğim Salman dedem vardı.

Birimizi 3 aylıkken diğerimizi 40 günlükken (ben ve kardeşimi) alıp gözü gibi koruyup büyüten, hiç kimselerden korkusu olmayan, ömrümden alıp ömrüne verilmesini çok dilediğim, kendisine birgün dahi sahip çıkamadığımız yiğit ve tırnağımıza taş değse canı yanan Tamam anam vardı.

Tamam anamla birçok kavgasına şahit olduğum halde beni sevdiğini hissettiğim ve benimde sevdiğim, çocuklarına ne kadar düşkün olduğunu gözümün önünde evlerine girmiş olan kara bir yılanı oğlunu korumak için eline aldığı ayakkabıyla öldürerek gösteren yiğit ama kimsesiz Gülay yengem vardı.

Bizleri büyüten, özü aratmayan ama gerçeklikte üvey dedem Salman Aydoğdu'nun tek öz evladı olan ve çocukluk ve gençlik yıllarımda babam kadar çok sevip saydığım ama annemin vefatı sonrası gelişen süreç nedeniyle küs giden Abdullah emmim vardı.
560021-4049634737504-151574418-n.jpg 
En son geçen yaz gördüğüm ve bir daha göremeyebileceğimi düşünerek sarılıp vedalaştığım, ustalığı ve insanlığıyla bilinen ve bende yer edinmiş olan Sadık dayı vardı.
 
Ebem ne zaman hiç sevmediğim herle yapınca beğenmeyip elimi askılı bahçivan kot pantolonumun cebime sokup paşa paşa evlerine gittiğim ve daha 5-6 yaşlarındaki beni büyük bir adam agırlar gibi sofrasına konuk eden 'adamına göre palan dikerim' lafının sahibi Nazım dayı ve narin yapılı sessiz Mercen bibi vardı.
 
Bir sabah tüm ailece köyden göçüp gittiklerini anımsadığım ve evlerinin kapısı arada sırada köye kalaycı geldiğinde açıldığını anımsadığım Akkide dayı vardı.
 
Kimselere zararı dokunmayan ve köyümüze ayrı bir güzellik ve özellik katan ve bize sıkça gelen Hasanoğ dayı vardı. Burada bir anımı sizlerle paylaşmak istiyorum; sene 1994 idi sanırsam, Tamam anam bana dedi ki 'gurban bu Hasanoğ iyice gudurmuş, bana dedi ki Tamam sende yaloğuzsun bende, gel aynı evde durak''. Bunun üzerine bende Tamam anamı kızdırmak için dedim ki ''Ana çok güzel olur, yine bir dedem olur, kabul et'' dedim. Bunu duyan Tamam anam bu kez Hasanoğ dayıyı unutup bana verip veriştirmişti.
 
Aklımda hep sitem eder hali yer edinmiş olan ve bizim eve sık sık gelen yufka yürekli körüseynin Yusuf dayı ve çok kez evlerinde bulunduğum ve oğullarının bizleri, bizlerinde kendilerini sevdiğimiz, kardeşimle sofrasında çok kez karnımızı doyurduğumuz Sultan bibi vardı.
 
Hiç abartmadan söylüyorum; köye sanki emekli olup dönerek yerleşmiş eğitimli bir çift gibi gördüğüm Fayık dayı ve Tamam anamın bize her zaman 'akrabamızdır' diye tembih ettiği yumuşak yüzlü ve sevgi dolu yüreği konuşmasına ve sözcüğüne yansıyan Zeynep bibi vardı.
 
Aklım yettiği ilk zamanlarda hasta olduğunu anımsadığım ve oldukça zayıf bir bünyeye sahip olduğunu bildiğim Eğirtmen dayı ve evinin işlerine koşturup Hatun bibi vardı.

Her konuşmamızda ve hal hatır edişimizde tavrı ve davranışıyla karşısındakine 'daha nasıl çok ilgi ve önem gösterebilim' hissi veren, insancıl mahçubiyetiyle ne kadar engin ve duygusal bir yapıya sahip olduğunu düşündüğim Münire abla vardı.

 
fevzidayi-z-bibi.jpg 
Hayatını kaybettiğinde 'Ölüm için çok erken değil mi?' diye kendimce hayatı ve ölümü ilk kez sorguladığımı anımsadığım ve aklımda ince yapısıyla yer edinmiş olan Feyzi dayı ve köyümüzün meydanında Gurutdaşlı otobüscülere Mamanlı otobüscüler saldırdığında yiğitce araya girip Gurutdaşlıları koruduğu aklıma yazılmış olan ve yine Tamam anamın 'akrabamızdır' diye bizi tembihlediği yumuşak yüzlü, sevecen Zöhre bibi vardı.
 
386413-10150400549958248-837611188-n.jpg
Durmaksızın hep işlerinin peşinde koşan, köyümüzün belkide en uzun boylusu Hümmet dayı ile ev işlerine koşturan kızıl kınalı saçları aklıma kazınmış olan Hacöğ bibi vardı.

 1459665-740951009252707-24727729-n.jpg
Güttüğü sürüsüyle kapımızın önünden geçen, her geçişinde nazımız geçtiği için şavlanıp koyunlarının sırtına bindiğimizde, ses etmeyen, başımızı okşayan arzının oğlu Hüseyin dayı ve hayatın yaşattığı zorlukların adeta yüzüne işlenmiş yiğit ve emektar Hatem bibi vardı.
 
fatikbibi.jpg
Çok erken kaybettiğimiz, ince uzun boyu ve zayıf bünyesiyle aklımda yer edinen, herkesle iyi geçinen Kemal dayı ve yüreği pamuk gibi olan ve bizlere ve herkese canı gönülden 'gurban' diye hitap eden çok sevdiğim Fatik bibi vardı.
 
murteze-dayi.jpg
'Köyde bana okulumu ve derslerimi en çok kim sormuş olabilir?' diye tüm Bozanlılara sorsam belkide herkesin en son tahmin edeceği bir isimdi o. Kulağı iyi duymayan, lafını esirgemeyen, taş gibi bünyesi var denilen, kış aylarında kapımız önünde akan Bozan deresine agzını dayayıp buz gibi soğuk suyunu içen kapı komşumuz Mürteze dayı ve evinin odaları arasında mekik dokuyan emektar Yeter bibi vardı.
 
Almanyadan geri dönüş yapan ve hem Malatyada hem köyümüzde dönemsel yaşayan ve en küçük oğluna Maradona deyip çok sevdiğimiz Muharrem dayı vardı.
 
.......

Bu yazdıklarım Bozanlı küçük bir çocuğun 4-10 yaşları arası köy izlenimleridir.

Benim nazarımda her biri son derece değerli olan köyümün insanları arasında hayatta olmayanlar hakkında aklımda yer edilenleri kısaca yazmaya çalıştım. İstedim ki hem çocukları ve torunları okusun hemde beraber yad edelim.

Feodal yanım çok güçlüdür ve bundan asla gocunmam.
Beni ben yapan yer köyümdür ve bu yazdığım hayatta olmayan ve yazmadığım hayattaki güzel insanlarımızdır.
Hiçbirisinden tek bir kötülük görmedim, olumsuz hiçbir tecrübe edinmedim.
Köyde herkes dayımızdı, bibimizdi, abimiz, ablamız ve kardeşimizdi.
O günlere duyduğum özlemim asla azalmadı.

Bugün var yarın yokuz, öldüğümde tüm işe yarar organlarımı bağışlayacağım, kalan bedenimin yakılıp küllerim bağlama eşliğinde ''İşte gidiyorum çeşmi siyahım' türküsüyle rüzgarın köyüme doğru estiği bir havada karşıdaki tepeden rüzgarlara teslim edilmesini vasiyet ettim.
 
'Memleket; ne insanın doğduğu yerdir, ne doyduğu yerdir, memleket insanın çocukluğunu geçirdiği yerdir' demiş şair.

Ricamdır: Lütfen kimse ne az yazmama, ne çok yazmama nede eksik yazmama gocunmasın ve gücenmesin. Çocuktum, bu yazıya döktüklerimi gördüm, hissettim, algıladım, aklım bu kadarına yetiyordu, dilim bu kadarını anlatmaya yetti. Eksik ve yanlışımda olabilir, insanları bu kadar gözlemleyebildim, bu kadar tanıyabildim, malum çoğunu daha ben çocukken kaybettik.
 
Deniz Çamur
08.02.2020
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum