1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. GÜNCEL

  4. Büyükanıt'a şantaj mı yapılıyor?
Büyükanıt'a şantaj mı yapılıyor?

Büyükanıt'a şantaj mı yapılıyor?

Büyükanıt'a şantaj mı yapılıyor?Fikri Sağlar'dan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt’la ilgili şok iddialar..Fikri...

A+A-

Büyükanıt'a şantaj mı yapılıyor?Büyükanıt'a şantaj mı yapılıyor?

Fikri Sağlar'dan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt’la ilgili şok iddialar..

Fikri Sağlar’ın Birgün gazetesindeki dünkü köşesinde yer verdiği iddialara göre, Başbakan Erdoğan ile Orgeneral Büyükanıt’ın Dolmabahçe’de yaptığı özel görüşmede, Büyükanıt’ın önüne eşinin yaptığı harcamaları gösteren bir dosya konuldu ve dosyanın ortaya çıkması halinde tıpkı Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil’in başına gelenlerin Büyükanıt’ın da başına gelebileceği ima edildi.

Fikri Sağlar'ın yazısı : Büyükanıt’a dosya verildi mi?..

Anayasa Başkan Vekilinin polisler tarafından dinleniyor iddiaları sonrası Ankara’da heyecan doruk noktaya çıktı. Ne oluyoruz?!. Oysa ”dinlenme” iddiaları yeni değil. Üstelik bildiğimiz bazı gerçek olaylarda hafızalarımızda!..

•••

1988 yılında, Genel Sekreterliğini yaptığım SHP’nin Genel Başkanı “Erdal İnönü’nün meclisteki odasının “da dinlendiğini tespit etmiştik.

Yaptığımız çok gizli toplantılarla ilgili haberlere Başbakan Özal tarafından atıflar yapılır ya da elde edilen bilgiler ışığında gündemle ilgili geliştireceğimiz taktiklerin önü, hemen anında “Özal ve bakanları” tarafından cevabi açıklamalarla kesilirdi. Benzeri olaylar birkaç kez tekrarlandığında dönemin Emniyet Genel Müdürü ve MİT Müsteşarları ile bizzat ben konuşmuş, “resmen şikâyet etmiş ve bu duruma çare bulunmasını istemiştim.” Pişkince bana; “henüz böyle gelişkin bir tekniklerinin olmadığını iletmişlerdi.” Daha sonra Genel Merkez binamızı ve Meclis Grup odamızı kendi imkânlarımızla aratmış ve bazı yasadışı bilgilere ulaşmıştık. Aynı kaygıları dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz da yaşadı. Ve özel çalışma odasında “böcekler” bulundu.

•••

İktidarların muhalefeti ya da devletin bazı kurumlarının siyasi iktidarları, veya, kendilerince “karşıt” olarak görülen yetkili yetkisiz bazı kişileri takip ettiği, dinlediği, fotoğraflarını çektiği, ilişkilerini araştırdığı, haklarında raporlar tutuğu bilinen bir gerçek... Bu takip dün daha ilkel, bugün ise son derece teknolojik aygıtlarla daha yakın ve daha pervasızca yapılıyor!..

Dün bazı kurumlar,korkutmak ya da susturmak için bazı yöntemleri kullanıyorlardı. Ama son derece gizli ve sessizce bu işlemi sürdürüyordu. Üstelikle herkesi takip edecek cesaretleri de yoktu. Çünkü yakalandıklarında “yasaların onlara ne yapacağını” biliyorlardı.

Bugün daha sinsice, ama daha yeni teknik ve başarıları kanıtlanmış taktiklerle takiplerini yapıyorlar. Ne var ki günümüzde takip edilenler de, kuşkulanılan siyasiler de ve ortalama vatandaş da devletin ve hükümetlerin takip etme “hevesini” biliyor.

Ancak, bu “kıskaçtan” kurtulacak bir yol bulamıyor!.. Sokaklar kameralarla dolu. Tüm telefonlar kolayca dinlenebiliyor. Bilgisayarlar rahatça takip ediliyor. Her türlü iletişim kontrol altında. Artık istenirse uzaydan her türlü resmi alınabiliniyor, her ses kayıt ediliyor ve her olay takip edilebiliyor. Yani herkesin malı meydanda!..

Maalesef en temel insan hakkımız bu gün gasp ediliyor. Ama en vahşi ihlal Türkiye de!..

•••

Hukukun üstünlüğünü kabul eden ülkelerde vatandaşın “özel yaşamı” güvence altındadır.

Yargı kararı olmadan, takip edilemez, telefonları dinlenemez,ilişkileri araştırılamaz, fotoğrafları çekilemez!.. Başka takipler sırasında “tesadüfen takılan” bilgiler nedeni ile ”yasa dışı” faaliyetleri tespit edilenler bile suçlu olarak kabul edilemez. Alınan kayıtlar hemen “yok” edilir.

•••

Oysa Türkiye’de devlet ve AKP arasında birbirilerini “yok etme” üzerine ciddi bir savaş yaşanıyor. Bu tehlikeli savaş, Türkiye’yi hukuk devleti olmaktan çıkarmaktadır.

Bugün devlet içinde kendilerine bağlı personel ile tüm olanaklar kullanılarak “hükümet” ve “ordu” amansız bir kavgaya girmiş.

Devletin bazı kurumları seçilenleri takip ederken, hükümette bu kurumlardaki etkin kişiler hakkında raporlar tutturmakta.

Amaç, birinin diğerini alt edebilmesi adına, gerekli olan yanlışların, eksiklerin, hataların ve suçların bulunması!..

•••

Tam bu yorumun ardından AKP’yi yakından bilen bir hukuk adamının bir iddiasını dile getirmek istiyorum. Herkesin merak ettiği Başbakan ile Büyükanıt’ın Dolmabahçe görüşmesi ilgili bilgi!.. Başbakan bu görüşmede; Bayan Büyükanıt’ın yapmış olduğu harcamaları içeren bir dosyayı Genel Kurmay başkanının önüne koymuş.

Dosya içeriği son derece ürkütücüymüş.

Böylece, bu dosyanın ortaya çıkması halinde tıpkı Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Erdil Paşanın başına gelenlerin Büyükanıt’ın da başına gelebileceği ima edilmiş!..

O günden sonra Büyükanıt, Başbakanı ve AKP’yi doğrudan hedefleyen açıklamalardan kaçınmış. Görev süresinin uzatılmasını istememesinin altında yatanda “bu neden“ olduğu iddia ediliyor.

•••

Basında çıkan; Abdüllatif Şener’in Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi askerlerle yaptığı görüşmenin “tutanakları” önüne konularak “seçimlere girmesinin önlendiği” iddiası hatırlanınca, yukarıdaki iddianın ciddiye alınması gerekir!.. Bu konu mutlaka Mecliste gündeme getirilmeli!

•••

Bu ”kol kıvırma,güç gösterme çabası!” pervasızca devam ederse Türkiye “kabile” yönetimine teslim olur!..

Acaba bir milletvekili çıkıp da bu memlekette “neler oluyor!“diye sormayacak mı?!..

Fikri SAĞLAR
BİRGÜN - 16 Mayıs 2008

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.