1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. MAKALE

  4. Fatih ALTAYLI : Düşünmek serbest, onlar gibi düşünüyorsan
Fatih ALTAYLI : Düşünmek serbest, onlar gibi düşünüyorsan

Fatih ALTAYLI : Düşünmek serbest, onlar gibi düşünüyorsan

Fatih ALTAYLI : Düşünmek serbest, onlar gibi düşünüyorsan  Aylardır bağırıyorum, “Ne özgürlüğü, ne...

A+A-

Fatih ALTAYLI : Düşünmek serbest, onlar gibi düşünüyorsanFatih ALTAYLI : Düşünmek serbest, onlar gibi düşünüyorsan
 
Aylardır bağırıyorum, “Ne özgürlüğü, ne demokrasisi. Düpedüz çoğunluk diktatöryasına gidiyoruz” diye.
Entel takımının umurunda değil.
Son olarak Sinan Çetin demiş, “Sessiz devrim yapıyorlar” diye.
Sinan farkında değil. Bunun önce şimşeği çakar, ardından sesi gelir.
Ondan sonra duyar devrimin sesini.
Başbakan Erdoğan, simge de olsa, fikirlere özgürlük diye türbana özgürlük istiyor.
Dün sokaktaydım.
Yolda gördüğüm 10 otomobilden beşinde kadınlar türbanlıydı.
Kentin yan mahallelerine gidince bu oran daha da artıyor.
Bu özgür olmayan hali.

Ya bir de özgür olsa ne olacak acaba.
Üniversitede türban serbest olsa ne olurmuş?
Bir şey olmaz.
Olsun.
Peki üniversiteyi bitiren kız asistan, doçent, profesör olmak isterse ne olacak?
4 yıl sonranın tartışması da bu mu olsun!
Biliyorum niyet bu.
Önce üniversite. Sonra her yer.
Hadi delikanlı olun, Kasımpaşalı olun. Baştan söyleyin.
Söyleyin de, ona göre tartışalım meseleyi.
Bir seferde, toptan.
Amaç özgürlükmüş.
Öyle diyorlar, Sinan gibiler de inanıyor.
Fikir özgürlüğü ise, inanç özgürlüğü ise, düşünceleri açıklama özgürlüğü ise, o zaman Başbakan niye herkesi fırçalayıp duruyor.
Yok yanlış anlamayın, “Anasını da alıp giden” adamdan bahsetmiyorum.
Fırçalananlar Yargıtay Başsavcıları, Danıştay Başkanları, rektörler.
Kim ağzını açsa, ağzının payını en tepeden alıyor.
Yargıtay Başsavcısı “Olmaz” diyor.
Yanıt geliyor, “Size mi kaldı”
Danıştay “Tehlikeli olur” diyor.
Yanıt dünden hazır: “Size mi soracağız”
Bir rektör “Bu işin yan etkileri olur” diyor.
Fırçayı yiyor, “Sen sus otur yerinde”
Ne özgürlük ortamı ama değil mi!
Düşünmekte özgürsünüz, bunu söylemekte özgürsünüz.
Ama bir şart var.
Basit bir şart.
“Onlar gibi düşünmek” şartı.
Onlar gibi düşünüyorsan istediğin kadar düşünebilirsin. Dahası düşünceni söyleyebilirsin.
Onlar gibi düşünmüyorsan. Düşünebilirsin. Ama söylemezsin.
Tabii şimdilik.
Pek yakında; onlar gibi düşünmüyorsan, düşünemezsin de.
Öyle olacak emin olun.
Sinan Çetin’in dediği gibi.
Sessizce. Sessiz bir devrimle.

<!--

var prefix = 'ma' + 'il' + 'to';

var path = 'hr' + 'ef' + '=';

var addy4957 = 'fatihaltayli' + '@';

addy4957 = addy4957 + 'haberturk' + '.' + 'com';

var addy_text4957 = 'fatihaltayli' + '@' + 'haberturk' + '.' + 'com';

( '' );

4957 );

( '' );

//-->n

<!--

( '' );

//-->

<!--

( '' );

//-->


HaberTürk   - 21 Ocak 2008

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.