Gazi davası halkın vicdanında kapanmadı

Gazi davası halkın vicdanında kapanmadı

Gazi davası halkın vicdanında kapanmadı 15. yılında da Gazi Mahallesi halkı, yaşadığı katliamın sorumlularının cezalandırılmamasına tepkilerini...

A+A-

Gazi davası halkın vicdanında kapanmadı Gazi davası halkın vicdanında kapanmadı

15. yılında da Gazi Mahallesi halkı, yaşadığı katliamın sorumlularının cezalandırılmamasına tepkilerini göstermeye devam ediyor.

15. yılında da Gazi Mahallesi halkı, yaşadığı katliamın sorumlularının cezalandırılmamasına tepkilerini göstermeye devam ediyor. Gazi’de kiminle konuşsanız, katliamın üzerinden sanki 15 yıl değil de birkaç hafta geçmiş hissine kapılıyorsunuz. Herkesin ortaklaştığı nokta katliamın emrini verenlerin cezalandırılmamış olması. Bu nedenle hukuki olarak hangi boyutta olursa olsun Gazi halkı için katliam davası kapanmış değil. Kanayan bir yara olmayı sürdürüyor.

Veli Küçük ya da büyük ama bu katliam devlet tarafından yapılmış bir katliamdır” diye sözlerine başlayan Mahmut Engin’in oğlu Sezgin Engin ilk protesto yürüyüşünde postanenin önünde vurulmuş. Oğlunun vurulduğunu işyerinde öğrenen Baba Engin ilk önce Gaziosmanpaşa hastanesine gitmiş. Sonra Çapa, Haseki neredeyse bütün hastaneleri dolaşmış. Ertesi gün Cerrahpaşa’da daha 17’sinde olan oğlunun cansız bedeniyle karşılaşmış.

BİRLEŞMELİYİZ

Davanın Trabzon’da görülen duruşmasına her gittiklerinde “Çatlılar ölmez vatan bölünmez” sloganıyla karşılandıklarını anlatan Mahmut Engin, böylesi zorluklarla süren davanın sonunda sadece Adem Albayrak adlı polisin ceza aldığını, onun da 18 ay hapis yattıktan sonra serbest bırakıldığını dile getirdi. “Bu nedenle gittik AİHM’e başvurduk. Devlet AİHM’deki savunmasında ‘Bunlar karakola saldıracaktı bizde savunma yapmak zorunda kaldık’ diye ifade verdi. AİHM de ‘O zaman neden plastik mermi kullanmadınız. Kullansaydınız bu insanlar şimdi hayatta olurlardı’ yanıtını verdi” diyen Mahmut Engin, Türkiye’de katliamların bir daha yaşanması için ise bütün emekçilerin bir araya gelerek gerçek bir sol partide birleşmesi gerektiğini dile getirdi. Engin şöyle devam etti: “Ama CHP’de değil. Çünkü CHP sol değil.”

Katliamda yakının kaybeden bir başka ailenin ferdi ise Rıza Yıldırım. Okmeydanı’nda otururken Gazi Katliamı’nın haberini televizyondan geçen altyazıda öğrendiklerini dile getiren Yıldırım, bu yazıyı gören ağabeyinin yerinden fırlayarak Gazi’ye gittiğini ve polis kurşunuyla yaşamını yitirdiğini söyledi. “O gün hayatımız karardı. Artık ülkede yaşayan ezilenler olarak dersler çıkartmak zorundayız ki bu katliamlar bir daha olmasın” diyen Yıldırım, emekçileri birlik olmaya çağırdı.

İNSAN VİCDANINDA SONUÇLANMADI

Cemevi Mütevelli Üyesi Eyüp Güneysel, “Devlet nezdinde hukuki süreçler bitebilir ama insan vicdanında kendi vicdanımızda sonuçlanmadığını biliyoruz. Çünkü gerçek sorumlular yargılanmamıştır” diye konuştu. Güneysel, katliamda 20’nin üzerinde insanın öldüğünü, 450 kişinin yaralandığını ve 400’den fazla gencin hapis yattığını anlattı. Yaşananların tün sorumluluğunun bir kişiye yüklendiğini onun da az bir ceza aldığını vurgulayan Güneysel, “Hukuk sistemi bu işi sahiplenmedi devlet yetkilileri gerçeğin ortaya çıkmasını istemedi. Buradaki halkın maddi katkısı ve duyarlılığı ile süreç uzun süre takip edilebildi” dedi.

Kahvehaneyi tarayarak olay çıkartanların o zaman görevde olan komutanlardan emir aldığını ve olayın başka yerlere sıçraması için kışkırttıklarını düşündüklerini dile getiren Güneysel, şunları söyledi: “Bunların ortaya çıkması gerekiyor. Halk bu tür olaylara karşı örgütlü ve duyarlı oldukça bunların hesabı sorulabilir.”

HALKIN KATILMI SAĞLANMALI

Halkın balkonlardan kaldırımlardan izlemesi yerine kendileriyle yürümesini istediklerini ifade eden Güneysel, bunun için katliam anmalarında siyasi kurumların daha ılımlı ve duyarlı hareket etmesi ve kaynaşmış bir yapıyla anmanın yapılması gerektiğini vurguladı. Siyasi yapıların olumlu tavır sergilemeleri halinde halktan daha çok katılım olacağına dikkat çeken Güneysel, “Biz Gazi Cemevi olarak bütün yönetim ve şehit aileleri böyle bir arayış içindeyiz. Biz ailelerin merkezde olduğu ve onların getirdiği programı esas alan bir işlevi yürütüyoruz” dedi.

FAİLİ MEÇHULLERİN KATİLLERİ AYNI

Gazi olaylarında “Bu olay kontrgerilla olayıdır. Halkın çıkarına karşı yapılan bir eylemdir. Bölge de ne yapılmak isteniyorsa Gazi’de de o yapılmak isteniyor ve biz buna karşı uyanık olmalıyız, bilinçli olmalıyız” dediğini aktaran Güneysel, şöyle devam etti: “Bence buradaki 17 kişinin katili kimlerse bölgedeki 17 bin kişinin katilleri de aynı, daha doğrusu ülkede ki bütün faali meçhul kişilerin katilleri aynı. Örneğin Hrant Dink’in katilleri aynı olmasa da anlayış olarak aynıdır.”

Özgür ve demokratik yapı için halk mücadeleyi yükseltmediği sürece katillerin at oynatmaya devam edeceğini ifade eden Güneysel, “Bizde burada insanların birlik olmasını ve birlikte örgütlenmesini dayanışmalarına sahip çıkmasını istiyoruz. Bölgede ki duruma da sahip çıkılmasını isteriz ki onlarda buradaki duruma sahip çıksınlar. Bu anlamda düşünen ve mücadele eden bütün güçleri mücadeleye çağırıyoruz” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)

BİRLEŞMEK ZORUNDAYIZ

İlk önce ticari bir taksiden insanlara ateş açıldı ve olaylar başlamış oldu. Halk öldürülen dedeyi sahiplenip harekete geçince yeni cinayetler başlamış oldu. Gazi Mahallesi halkının direnç gösterip kendini korumaya çalışması ve kendini korurken 17 şehit vermesini birilerinin, birilerine basit bir saldırısı gibi ele alamayız. Sünni halkın Alevilere yönelik bir saldırısı olarak da değerlendiremeyiz. Çünkü ilk yürüyenler arasında Karadenizli Sünniler de vardı.” Mustafa Ağır 12 Mart ve sonrasında yaşananları böyle özetledi. Medyanın provokasyonun parçası olduğunu yaşayarak gördüklerini Anlatan Ağır, şöyle devam etti: “12 Mart günü Muhtar Nevzat Altun makamında gazetecileri ağırlayıp olaylar hakkında bilgi verirken medya cemevinden aldığımız bilgilere göre’ diye haberler geçiyordu. Buradaki amaç Alevileri Sünnilere karşı kışkırtmaktı. Cemevindekilerin ‘Saldırıyı Sünniler yaptı’ dediği söylendi oysa bunların hepsi yalandı. Gazi olaylarından sonra Gazi dışında çalışan işçiler işlerinden atıldılar. Gazi Mahallesi’nin ekonomik geliri yarı yarıya düştü ve insanlar ekmek kavgası peşine düştüler.” AKP Hükümeti’nin de bunu yaptığını muhalif olan kesimlerin ekonomik damarını kestiğini anlatan Ağır, “Böylece var olan toplumsal muhalefeti dejenere ediyor” dedi. Gazi’de oynanan oyunun her yerde yapıldığına dikkat çeken Ağır, “Sistem her yerde saldırıyor ekonomik ve sosyal damarınızı kesiyorlar” dedi.

Bugün yaşananları “Güçler dengesi yer değiştiriyor” şeklinde tanımlayan Ağır, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim için değişen bir şey yok. Ha şimdi devlet yapmış ya da AKP’nin derin devleti yapmış? Sopa indiği zaman sopayı tutamadıktan sonra isterse babam olsun beni ezdikten sonra... Biz emekçiler ezilenler birleşmek zorundayız. Emekçiler gerçekten birlik olmayı becerirlerse karşılarında herkes o zaman susacak.”

Bir daha yaşamamak için..

GAZİ Cemevi Başkanı Veli Gülsoy, katliamı ve sonrasında yaşananları gazetemize değerlendirdi: “12 Mart’ta ben Gazi Mahallesi’nde değildim Sivas’taydım. Basından devamlı takip ettim. Gazi olaylarının içeriğini çok iyi biliyoruz. Yapılan bir katliamdır. Bizi bu katliam kadar çok üzen bir konu da mahkemenin Trabzon’a taşınmasıydı. İnsanlar gittikleri yerde kalacak yer bulamıyor burada zaten bir zulüm yaşayan halk Trabzon’a gönderilerek bir zülüm daha yaşatıldı. Bizler bir daha Sivas’ı, Çorum’u, Gazi’yi yaşamamak için ne yapmalıyız bu önemlidir? Bunu bir daha yaşamamak aklı ve mantığı kullanarak çocuklarımıza ve halkımıza zarar gelmeyecek şekilde demokratik haklarımızı korumak için de birlikte hareket etmeliyiz. (İSTANBUL)

Evrensel / Rıza Çiçek - 13 Mart 2010

Etiketler : , ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.