1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. MAKALE

  4. Hasan HARMANCI : Kerbela'nın Acı Suyu
Hasan HARMANCI : Kerbela'nın Acı Suyu

Hasan HARMANCI : Kerbela'nın Acı Suyu

Hasan HARMANCI : Kerbela'nın Acı Suyu        Alevilerin toplumsal beklentileri bellidir. Hak ve özgürlükler,...

A+A-

Alevilerin toplumsal beklentileri bellidir. Hak ve özgürlükler, demokrasi tanımlanmaları içerisinde çağdaş ve evrensel normlarla yerlerini tüm Türkiye olarak almak. Alevilerin sosyal dünyaları bunu zorunlu kılar. Nedenine gelince; Alevilik yaşam standardı olarak hoşgörüyü toplumların beklentisi ve özgürlüklerin yaşanması üzerine kurarlar.

Bakış açıları bu nedenle sıkışmaz. Beklentileri bu nedenle demokrasi genişledikçe evrenselleşir. Baskı ve hak gaspı oluştuğunda ise savunmayla beraber yeni açılımlar için mücadele alanları oluşturur.

AKP Hükümeti tarafından 'açılım' olarak sunulan yeni çalışma temposu Alevileri ne yazık ki kaygılandırıyor. Başı sonu olmayan ve haklar ve özgürlükler noktasında değil de uygulamalar noktasında özellik taşıyan bir program deklare edilmesi sorunun asıl önemli noktası. Aleviler ne bekliyor veya ne talep ediyor AKP ne yapıyor.

Aleviliğin bu çalışma temposu içinde kaybı var mı peki. Daha önceki bu yönde çalışmalarda ve uygulamalarda Alevilik kolayca bölünebiliyordu. Ancak bu sefer öyle olmadı. Alevilik adına oynanan bu tehlike ve tehdit dolu uygulamadan dolayı hiçbir hükümette olmadığı kadar bir araya geliyorlar. Düne kadar kolayca yem gibi görülen vakıf ve dernekler bu yönde gönüllü olmayınca yeni dernek ve vakıf kurulmaya çalışılması bunun en açık örneği. Çözmek mümkün mü bir topluluğun örgütlü yapısıyla diyalog kurulmadan. Canınızın istediğini yapmak, yeni koşullar oluşturmak mümkün müdür demokratik işleyişlerde.

Hele bir de anayasal ve yasal tutumlar sergilemeye çaba harcıyorsanız. Şimdi hükümet olan her partinin değişmez bir özelliği oluşmaya başladı Alevilik için, Aleviler için. O da Alevi kurumlarıyla ilişkiler geliştirip onları büyütmek ve güçlendirmek yerine, onların varlık alanını kuşkuya düşürmeye çalışmak ve onları karalamak. Bu tutumla bir yere varılamayacağı gün gibi ortada. Tabansız amaçsız yola çıkmak denir buna. Sorunu yaşayan ve bu noktada örgütlenmiş olanla çözüm aramak her zaman daha doğru ve yaratıcı eleştirel fikirleri çoğaltır. Gerisi artık yöntem değil. Olsa olsa kandırmaca oyunları oynamak ve yaptığına inanmamaktır.

Kişilikli Alevilik mi Bilirkişilikli Alevilik mi

İktidarda olan hükümetin laiklikle oynadığı ve laikliğe sünger çekmek için yol aradığı bilinen bir gerçek. Bu gerçek içinde en çok öne çıkan bir başka gerçek ise Aleviliğin işleyiş açısından laik olduğu ve laiklik dışındaki işleyişlere ışık saçmayacağıdır. Buradan prim yapacak, puan toplayacak bir şey bulamazsanız, bu nedenle elbette ki sanal ve yalan muhabbetlere düşersiniz. AKP'nin şimdi bazı milletvekilleri ile yaptığı budur. Asla Aleviliğe doğru bir platform bulmak olmaz böyle. Aleviliği bilirkişilik ilişkisi içinde tanımlamak ve çalışmak yerine, toplumsal katmanlar ve ihtiyaçlar çerçevesinde değerlendirmek gerek. Bu nedenle Alevi örgütleri bir kulvar açarak Alevilik için oyuna dönüşen yolların kesilmesi ve bertaraf edilmesi için bir araya geliyorlar. Gelmeliler elbette. Alevilik bir rant sofrası değildir. O sofrada iyilik, insanlık, demokrasi, yeni düşünceler ve hoşgörü çoğalır. Geriyi reddeden bir içeriğe ve birikime sahiptir Alevilik.

Bu nedenle Amasya'da Alevi çocukları canhıraş çığlıklar atıyorlar, o nedenle Alevi köylüler köylerinin imajının bozulmasına, cemevi yerine cami konmasına tepki veriyorlar. O nedenle Aleviler satın alınamazlar. Aleviliği satın almak için siyaseten onlara ne kurarsanız kurun doğru olmadığını gördükleri, sezdikleri kapıları aşındırmazlar. Onların mücadele etmek için bir araya gelemeyeceklerini sanıyorsanız aldanırsınız. Bunun için provokatif yöntemler boşuna deneniyor. Alevilik para ve iktidar avantajlarını toplumsal çaba olarak görmedikleri ölçüde reddederler. Hiçbir Alevi bedelini halkın varlığıyla ödenmesi üzerine kurmaz kariyer ilişkisinde. Politik yuvarlaklık içine düşmüşleri ayırmak gerek elbette ki.

Aleviliğin mücadele alanının hangi aşamada sokağa taşacağı belli olmaz. Çünkü Aleviler biraz da sessiz sessiz mücadele etmeye ve oyunun sonunu görmeye alışıklar. Bu nedenle olsa gerek salon toplantıları ve kamuoyu bilgilendirmeleri ve bilinçlendirmeleri gittikçe artıyor. Şehirde olsun olmasın tüm Aleviler sorunlarına vakıf ve duyarlıdırlar. Onlar tarihsel miraslarından kendilerine kalan dersi iyi bilirler. Bu nedenle son zamanlarda en çok 'devlet dinden elini çeksin' diyorlar. Bu nedenle 'devlet Aleviliği tarif etmekten vazgeçsin' diyorlar.

Alevice Çabalar

Bunu demekle de kalmıyorlar elbette. Adım bekliyorlar. Bu adımın hoşgörüye dayanması için de Alevi Bektaşi inanç önderleri adına basın önünde yapılan açıklamada olduğu gibi önce "2 Temmuz'da Sivas'ta halkımızla birlikte yürümelidir" Başbakan. Bu susmak değildir. Bu toplumun yarasının kanamaya devam ettiğinin göstergesidir. Elbette Alevilerin sorunlarını hükümetler çözmelidir. Bunun başka yolu yoktur. Ancak bu çözümün Aleviler dışında aranması ve tasarlanması olacak şey değil. Binlerce yıldır zaten Aleviler kendi göbek bağlarını kendileri kesiyorlar. Bu nedenle nasıl yaşayacaklarını bilirler elbette. Ancak hukuğun tüm insanlığı kapsayacak biçimde hak ve özgürlükler, adalet ve paylaşım, toplumsal sorumluluk ve aidiyet üzerine kurulduğu bir yüzyılda bundan geri kalmayacakları ortada. O nedenle hükümetlerin geçici 'ulufe' payıyla kendilerini idare etme yollarına başvurmuyorlar ve buna karşılar. Çünkü bir toplumsal düzende olmayacak şeydir dinin kamuca belirlenmesi ve örgütlenmesi.

Düşünün ki bir topluluğun dini lideri "Bütçeden dinsel faaliyetler için pay ayrılmamalı ve Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır " diyor. Türkiye koşullarını düşündüğünüz de bütçeden kaç bakanlığın payını kurtarmış olacaksınız. Bununla sizden iki şey istiyorlar şu Muharrem günlerinde; dinsel sorunlarla ilgilenmeyin ve bunun için ülkenin ihtiyacı olan payı böylesi bir kurumlaşmaya ayırmayın. Daha ne dinebilir ki. Kendilerinden feragat ediyorlar. Bunun içinde yine Aleviler çaba sarfetmekteler. Alevilerin vergileriyle yapılan camilerin vs. nin durumunu ise sadece söylemekle yetiniyorlar. Halbuki bütün dünya haksızlık olmaması için nice çözümler geliştirmiş durumda. Bütün bunlar düşünüldüğünde bile Aleviliğin beklentilerinin yabana atılır olmadığı görülmektedir. İkinci şey ise caminin de cemevinin de kanunla belirlenimine bir son verilmesinin istenmesi. Bu da devletin anayasal sınırlar içinde olması için atılan bir adımdır. Bu adım yine Alevilerden geliyor.

AKP'li Dervişler Düşüşteler, Zulmetmeyin

Bu açıklama ile birlikte olmayan bir şey daha oldu. Onu da söylemek gerek; Alevi inanç önderleri adına Veliyettin Ulusoy'la birlikte Alevi Bektaşi Federasyon'u (ABF) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu'da (AABK) bir açıklama yapıyor. İki kurumsal temsiliyet biçiminde ayrı ayrı ancak üst üste oturan taleplerin dile getirildiği bir basın açıklaması ile birlikte Aleviliğin de bugüne kadar beklediği en coşku verici bir oluşum çıkıyor karşımıza. Ancak burada öne çıkan ve sadece bu gelenekten gelen ve Postnişinlikle temsil edilen kurumla, modern, yasal anlamda kurumsallığı olan kurumların bir çatı altında 'açılım'da bulunmasından daha verimli ne olabilir ki. Başbakan'ın ve beraberindeki vekillerin gözlerinin yaşarması gerekiyor bu durum karşısında. Ancak timsah gözyaşları değil, tüm Alevileri mutlu eden gerçek gözyaşları. Ve bu toplantılardan çıkan acil ve zorunlu bu açıklamalar en çok 'iftar yemeği' sofralarına oturanları sevindirmeli. Oraya giderken daha özgür ve hizmet aşkıyla gitmiş olacaklar. Çünkü, gitmeyecekler ve karşı çıkanlar gerekçeleriyle birlikte hükümetin bu oyalayıcı tutumunun dışında kalmayı yeğliyorlar. Ancak birşey ortaya çıkıyor ki, o da Alevilik adına ahkam kesmek yetmiyor. Bir de örgütlü talebe kulak vermek gerekiyor. Çünkü Alevilerin beklentileri örgütlenmiştir. Yeterli sağduyu da orada birikmiştir. Aleviler örgütlü olmasalardı AKP'li dervişlerin düştüğü durum böyle olmazdı. Artık vekiller dizlerini kırıp namaz kılacakları başka yer arasalar daha iyi olacak. Bunca hüsran, bunca emek… yazık ki yazık…Bu Muharrem günlerinde kötü söz ancak söylemeden geçemeyeceğim; Aleviler de zulmedermiş…

Peki, ABF ve AABK ne istiyor. Onlarda taleplerini şöyle dile getiriyorlar: "Önce hukuksal ve demokratik reformlar…" İktidara başka bu kadar büyük bir açılım emin olun ki hiçbir yapılanma getirmez.

Bu ülkede hükümet olup da dervişan bir aşkla Aleviliğe hizmet yarışında bulunanlara muhalefet eden partiler bile bu kadar cesaretle konuşamazlar. Onlar Alevi gerçi. İşleri hep bir adım önde olmak, bu da işin ayrı bir yanı. Bu yemekle birlikte ortaya ne çıkacağını göreceğiz elbette; diyaloğ mu, yoksa dayatma mı. Şeri mahkemelere giden yol mu, yoksa anayasal özgürlükler mi.

Hasan Harmancı


Alevionline - 12 Ocak 2008 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.