1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. MAKALE

  4. Hasan PULUR: Bektaşi'siz ramazan olur mu?
Hasan PULUR: Bektaşi'siz ramazan olur mu?

Hasan PULUR: Bektaşi'siz ramazan olur mu?

HİÇ, Bektaşi'siz ramazan olur mu? Bektaşi her zaman anılır ama, ramazan sohbetlerinde yeri başkadır.Bektaşi'nin düşüncesinden,...

A+A-

Hasan PULUR: Bektaşi'siz ramazan olur mu?HİÇ, Bektaşi'siz ramazan olur mu? Bektaşi her zaman anılır ama, ramazan sohbetlerinde yeri başkadır.
Bektaşi'nin düşüncesinden, söylediklerinden kısacası fıkralarından hoşnut olmayanlar, onun Tanrı'ya inancından şüphe duyduklarını yayarlar.
Onlara göre Bektaşi, "Allah'ı ve buyruklarını inkâr eden bir zındık"tır. Onu tanımayan, onun düşüncesinin özünü anlamayanların önyargısıdır bu. Bektaşi "inkâr"cı değil "tenkit"çidir, "yergi"cidir.
Eleştirileri ve yergileri, Tanrı'ya değil, yollarını sapıtanların kendi yarattıkları "tanrı" anlayışınadır, kendi yasalarını örnek alarak "tanrı buyruğu" diyenleredir.

* * *

OTUZ küsur yıl önce 1970'te, şair Metin Eloğlu ile şair Oğuz Tansel "Bektaşi fıkralarını" manzumlaştırmışlar, şiirleştirmişler. Şimdi ikisi de hayatta olmayan bu şairlerden Oğuz Tansel'in kızı Prof. Dr. Aysıt Tansel, "Bektaşi Dedikleri" adlı kitabı tekrar yayımlamış... (x)
Bektaşi'yi iyice tanımanız için birkaç örnek...
YÜZ PARA
Şu ölümlü dünyada işi işlerden biri,
Yoksul Bektaşi'ye -her nasılsa- yüz paracık verir
O da eyvallah deyip kırar kirişi...
Beriki bir cakayla ardından seslenir:
- Soluğu meyhanede alacaksın değil mi baba?
Tuzu kurunun densizliği işte bu, ne denir?...
- Eli açık sultanım, yüz parayla da Hicaz'a gidilmez ya!

* * *

YOLCU
Oruç yerken yakalamışlar Bektaşi'yi
Yaka paça yargıç önüne.
Tanıklar falan fıstık, horozlanmış öteki
Be hey cin çarpası, niye oruç tutmazsın?
Bizimki hiç istifini bozmadan:
Yolcuyum, demiş kurusun huyum!
Tanıklardan bir işgüzar hemen atılmış:
Bildim bileli kasabadan çıkmamıştır.
Bektaşi'nin yalancıktan kaşları çatılmış:
Benim yolculuğum karşı köye değil ki,
Ben öbür dünya yolcusuyum.

* * *

ELBETTE
Ramazana mı varsın, bayrama mı demişler.
Bektaşi kül yutar mı çakıvermiş dalgayı...
Şöyle bir ölçüp biçmiş kocaman ay'ı:
Yok iftarıydı, yok sahuruydu, daha da neler...
Hangi sofraya çöksen düğün çorbasından tut da
Taskebabına, irmik helvasına kadar.
Çerkeztavuğu, hünkârbeğendi de olur bazen,
Pufböreği, tulumpeyniri ve de reçel...
Bayram dediğin üç günde geçer,
Canımın içi elbette bir ay ramazan!

* * *

RAMAZANI yarıladık sayılır, bayrama az kaldı, bereketli iftar sofraları...
Allah kabul etsin!
—————
(x) Evrensel Basın Yayın

<!--

var prefix = 'ma' + 'il' + 'to';

var path = 'hr' + 'ef' + '=';

var addy43372 = 'h.pulur' + '@';

addy43372 = addy43372 + 'milliyet' + '.' + 'com' + '.' + 'tr';

var addy_text43372 = 'h.pulur' + '@' + 'milliyet' + '.' + 'com' + '.' + 'tr';

( '' );

43372 );

( '' );

//-->n

<!--

( '' );

//-->

<!--

( '' );

//-->

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.