Kemal DERİN : Avrupa Birliği Alevileri Tanımlamaktan Vazgeçti

Kemal DERİN : Avrupa Birliği Alevileri Tanımlamaktan Vazgeçti

AVRUPA BİRLİĞİ ALEVİLERİ TANIMLAMAKTAN VAZGEÇTİ Avrupa Birliği Komisyonu; Türkiye’ye ilişkin ilk ilerleme raporunu Kasım 1998’de...

A+A-

Kemal DERİN : Avrupa Birliği Alevileri Tanımlamaktan VazgeçtiAVRUPA BİRLİĞİ ALEVİLERİ TANIMLAMAKTAN VAZGEÇTİ 

Avrupa Birliği Komisyonu; Türkiye’ye ilişkin ilk ilerleme raporunu Kasım 1998’de yayımladı. Bu İlerleme Raporu’nda Aleviler; “İnsan Hakları ve Azınlıkların Korunması” üst başlığı altında değerlendirildi. Bu raporda dahi Aleviler ile ilgili “Türkiye’nin Alevi Müslümanları“ tanımına yer verildi. Ancak 2007 İlerleme Raporu’nda Aleviler ile ilgili hiçbir tanımlamaya yer verilmedi. Daha doğru bir tespitle Avrupa Birliği Komisyonu, Alevileri tanımlamaktan vazgeçti. Zira daha önce yayımlanan raporlar incelendiğinde bu tespit doğrulanmakta. Şöyle ki;

Kasım 1999’da yayımlanan İlerleme Raporu’nda; “Din özgürlüğü bakımından, Lozan Antlaşması ile tanınan dinsel azınlıklar ve diğer dinsel azınlıklar arasında bir muamele farklılığı hala mevcuttur” denilerek, Lozan Antlaşması ile tanınan “dinsel azınlıklar” ile Lozan Antlaşması’nda tanınmayan “dinsel azınlıklar”a atıfta bulunuldu. Yani üstü örtülüde olsa Aleviler “dinsel azınlık” statüsünde değerlendirildi. Bu vurgulamaya 2000 yılı İlerleme Raporu’nda da “Azınlık Hakları ve Azınlıkların Korunması” üst başlığı altında “Alevilere yönelik resmi yaklaşımda herhangi bir değişiklik olmadığı görülmektedir” denilerek devam edildi.

Kasım 2001’de yayımlanan İlerleme Raporu’nda “İnsan Hakları ve Azınlıkların Korunması” üst başlığı altında, ilk kez Aleviler ile ilgili daha somut bir tanımlamaya yer verdi. Zira ilk kez bu raporda Alevilerden bahsedilirken; “Sünni olmayan Müslüman topluluk” denildi. Bu tanımlama ne yazık ki, 2002 İlerleme Raporu’nda sürdürülmedi. Ancak Kasım 2003’de yayımlanan İlerleme Raporu’nda yeniden 2001 İlerleme Raporu’nda ki; “Sünni olmayan Müslüman topluluk” tanımına yer verildi.

Tartışma yaratan 2004 İlerleme Raporu’nda; “Sünni olmayan Müslüman azınlıkların statüsünde hiç bir değişiklik olmamıştır. Aleviler, resmen dinsel bir topluluk olarak tanınmamaktadır” denilerek Aleviler ile ilgili daha net somut tanımlamada bulunuldu. Kasım 2005’de yayımlanan İlerleme Raporu’nda; “Sünni olmayan Müslüman toplulukların durumuna bakıldığında, hiçbir değişme olmadığı görülmektedir. Özellikle Alevilerin bir dinsel topluluk olarak resmen tanınmaması durumu devam etmekte” denilerek, Aleviler ile ilgili tanımlamaya yer vermeye özen gösterildi. 2004 İlerleme Raporu’nda olduğu gibi; “Alevilerin, bir dinsel topluluk olarak resmen tanınmaması” ifadesi kullanılarak azınlıkların tanımlanmasında kullanılan “etnik, dinsel, dilsel” sınıflandırmalardan “dinsel” sınıflandırmaya yer verildi. 2005 İlerleme Raporu’nda Aleviler, dolaylı olarak “azınlık” statüsünde değerlendirildi. Bu tanımlama, AB Komisyonu’nun ilk etapta geri adım attığı izlenimini vermekte ise de, gerçekte AB Komisyonu’nun Alevilere bakışında hiçbir değişiklik olmadı.

İlk kez 2001 İlerleme Raporu’nda kullanılan “Sünni olmayan Müslüman topluluk” ibaresi her ne kadar yeniden kullanılmış ise de, 2005 İlerleme Raporu’nda Aleviler, “dinsel topluluk” statüsünde değerlendirilerek tanım netleştirildi. Yani Aleviler etnik ya da dilsel bir azınlık değil “dinsel” bir “azınlık” olarak tanımlandı. Alevilerin “dinsel bir topluluk” olarak değerlendirilmesi aynı zamanda Alevilerin; dinsel özelliklere sahip oldukları, kültürlerini, geleneklerini ya da dinlerini korumaya yönelik üstü örtülü de olsa bir dayanışma duygusu gösteren bir grup oldukları da vurgulanmış oldu.

Kasım 2006’da yayımlanan İlerleme Raporu’nda Aleviler yine; “İnsan Hakları ve Azınlıkların Korunması” üst başlığı altında değerlendirildi. Raporun “Yerine Getirilmesi Gerekli Üyelik Şartları” üst başlığı altında ise; “Düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne gelince, ibadet özgürlüğü genelde saygıyla karşılanmaktadır. Ancak Müslüman olmayan dinsel toplumlar düşünüldüğünde ki bunların bazıları resmi olarak tanınmamıştır. Ve resmen tanınmayan geniş Müslüman Alevi toplumu da vardır” denilerek yine Aleviler ile ilgili tespite yer verildi. Burada üstü örtülü olarak Türkiye’nin azınlık haklarına yaklaşımında değişiklik olmadığı ve Lozan Antlaşması’nda “azınlık” olarak kabul edilenler dışında “azınlık” kabul etmediğine vurgu yapıldı. Yani Müslüman olmayan (gayrimüslim) toplulukların içinde yer almakla birlikte resmi olarak tanınmayan “dinsel” toplulukların statüsüne vurgu yapıldı. Alevilerinde bu statüde olduğu belirtildi ve bu şekilde Alevilerin de resmi “dinsel” topluluk olarak tanınmadığı belirtildi. Ancak 2006 İlerleme Raporu ile daha önce yayımlanan İlerleme Raporları birlikte değerlendirildiğinde; ilk kez 2001 İlerleme Raporu’nda kullanılan “Sünni olmayan Müslüman topluluk” ibaresinin bu raporda terk edildiğini görüyoruz.

Komisyonun 2007 İlerleme Raporu’nda bırakın “Sünni olmayan Müslüman topluluk” tanımlamasına yer verilmemesini, Alevilerle ilgili hiçbir tanımlamaya yer verilmemektedir. Yani Alevilerin ülke içerisindeki statüleri tanımlanmamaktadır. Hatta tanımlamaktan özenle kaçınıldığını görmekteyiz. Alevilerden “İnsan Hakları ve Azınlıkların Korunması” üst başlığı altında bahsedilmekle birlikte, Alevilerin sorunlarının irdelenmesi yüzeyseldir. 2007 İlerleme Raporu’nda Alevilerle ilgili tanımlamaya yer verilmemesi ise, Avrupa Birliği’nin Alevileri tanımlamaktan vazgeçtiğini açıkça göstermektedir.

AV. KEMAL DERİN
Adana / 12 Kasım 2007

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.