L.Doğan TILIÇ : Böyle tanıklıklar olmasın

L.Doğan TILIÇ : Böyle tanıklıklar olmasın

Böyle tanıklıklar olmasın L.Doğan TILIÇ Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de uyardığına göre, endişe etmekte haksız değiliz....

A+A-

L.Doğan TILIÇ : Böyle tanıklıklar olmasın Böyle tanıklıklar olmasın

L.Doğan TILIÇ

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de uyardığına göre, endişe etmekte haksız değiliz. Tepemizde toplanan kara bulutlar, dağıtamazsak bir şekilde, bizi darmadağın edecek bir fırtınanın habercisi. Baksanıza; 6-7 Eylül'ü, Sivas'ı, Çorum'u, Maraş'ı işaret ediyor Çiçek: "Teröre lanet mitinglerinde hiç umulmadık sonuçlara işi götürebiliyorsak, iyi niyetle kötü niyetle, geçmişte yaşandı... Maraş'ta, Çorum'da, Sivas'ta yaşanan olaylara, 6-7 Eylül olaylarına bir bakın. Birilerinin bir yanlışı sonuçta hepimizi üzen sonuçlara götürmüştür. Şimdi bazı gazete manşetlerinde görüyorum, bazı yerlerde tepki koyanlar bir kısım insanlara karşı da bir tavır içinde oluyor... Bu, Türkiye için terörden daha büyük tehlikeyi doğurur."

6-7 Eylül'ün tanıkları bırakıp gittiler. 1955'in yaprak döküm zamanıydı. Birileri "Atatürk'ün Selanik'te doğduğu eve bomba atıldı" söylentisini yaydılar. 6 Eylül akşamı İstanbul sokaklarına döküldü kızgın kalabalık. 10 saat sürdü ya da sürmedi; 4348 Rum işyeri, 1000 Rum evi yakılıp yıkıldı, yağmalandı. Öldürülenler, ikisi Ortodoks papaz, 15-20 insanımızdı. Bırakıp gidenlerse binlerce. Bugün 84. yaşgünü kutladığımız Cumhuriyet kurulurken 110 bin Rum vatandaşımız vardı bu topraklarda yaşayan. Şimdi, 2500 kadarlar. Başbakan yardımcısı "hepimizi üzen" olaylar arasında sayıyorsa eğer, anımsamak gerek 6-7 Eylül'de olanları.

"Birilerinin hepimizi üzen yanlışı" Çorum daha dün gibidir, yaşayanlar için. Yine de kaçımız hatırlıyoruz şimdi, 1980'in Temmuz sıcağında "Alaadin Camii bombalandı" yalan haberleriyle Aleviler'in yaşadığı Milonü mahallesine yollandığını azgın kalabalıkların.

Derdim dehşet öyküleri anlatmak değil. Hatice Kaltakcı'nın sözleri sıradan bir tanıklık Çorum'da yasananlara: "Kalabalık bir grup evimin önüne geldi. Kocamı alıp götürdüler; önce bir bakkala, sonra bir kahveye soktular. Buradan çıkardılar, başına bir torba geçirdiler, önlerine kattılar, sopalarla vurdukça düşüyordu. Ben korktum, bayıldım. Böyle devam etmişlerdi. Şehir dışına kadar hapishanenin arkasına çıkınca orada ölmüş, otların içine atmışlar. Kocamı beş gün aradım. Hastane morguna getirmişler, tanıyamadım. Tanınacak hal koymamışlardı..."

Çorum olayları bu ve benzeri tablolarla yaklaşık 10 gün sürdü. 60'a yakın insanımız yaşamını yitirdi, yetkililere göre. Alınan kayıp ihbarlarının sayısı 100 idi. Sayısız da yaralı... Yüzlerce ev ve iş yeri kundaklanmıştı. Olaylardan sonra 600 kadar aile Çorum'dan göç etmek zorunda kaldı. Çiçek de uyardığına göre, anımsamak gerek Çorum'u!

Maraş ise tam bir dehşetti, vahşetti, katliamdi. Yine bir provokasyonla başladı herşey. Bir faşistin Çiçek Sineması'nda patlattığı bombayı, iki solcu öğretmenin öldürülmesi izledi. Ve "cenaze törenine katılanlar camiyi ateşe verdi" yalanı üzerine harekete geçen silahlı sopalı kalabalıklar Alevi mahallelerine saldırdılar. Resmi verilere göre 105, resmi olmayan verilere göre 500'e yakın insanımız öldü. Tecavüzler, yakmalar, yıkmalar, yağmalar gördü Maraş.

Yusuflar Mahallesi Dalyan Sokak'ta oturan Naciye ve Habibe Ünver de kurbanlarındandı Maraş'ın: "23.12.1978 sabahı saat 09.00 sıralarında saldırgan bir grup evimizi bastı. Korkumuzdan, komşumuz Osman KÜÇÜKBEŞE'nin evine gittik. Hepimiz bir odada gizlenmeye çalışıyorduk. Saldırganların sayısı tahminen beş altı bin kişi kadardı. Önce evimizi yağmaladılar, eşyalarımızı dışarı çıkararak yaktılar. Bir grup saldırgan da saklandığımız evi bastı. Saklandığımız odanın kapısını içerden kilitlemiştik, kapının kilidini ve kapıyı taradılar. İçerde bulunan Mehmet ÜNVER alnından kurşunla yaralandı. Kapıyı kırdılar, odaya daldılar. İçeride bulunan erkekleri alıp dışarıya çıkardılar. Yol üzerinde 'Allahını seven vursun' diye bağırdılar. Topluca taş, sopa, balta ile vurmaya başladılar."

Bunları anımsatıyorsam şimdi; hükümetin en tepesindeki kişiler, başbakan yardımcısı, cumhurbaşkanı bile endişelendiği içindir. Bunları yazıyorsam şimdi; 84 yaşındaki Cumhuriyet benzer tanıklıkları bir daha asla dinlemesin diyedir.
 
30.10.2007
L.Doğan TILIÇ - BİRGÜN

<!--

var prefix = 'ma' + 'il' + 'to';

var path = 'hr' + 'ef' + '=';

var addy8027 = 'dogantilic' + '@';

addy8027 = addy8027 + 'birgun' + '.' + 'net';

var addy_text8027 = 'dogantilic' + '@' + 'birgun' + '.' + 'net';

( '' );

8027 );

( '' );

//-->n

<!--

( '' );

//-->

<!--

( '' );

//-->

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.