1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. MAKALE

  4. Madımak neyin simgesi olabilir?
Madımak neyin simgesi olabilir?

Madımak neyin simgesi olabilir?

Madımak neyin simgesi olabilir?Oral ÇALIŞLAR / Radikal7. Alevi Çalıştayı’nın ikinci günkü maddelerinden ilki ‘Madımak...

A+A-

Madımak neyin simgesi olabilir?Madımak neyin simgesi olabilir?

Oral ÇALIŞLAR / Radikal

7. Alevi Çalıştayı’nın ikinci günkü maddelerinden ilki ‘Madımak ne olmalı’ şeklindeydi. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında davetlilerin kaldığı Madımak Oteli’nde yaşanan olay, Alevilerin hassasiyet gösterdiği konuların başında yer alıyor. Madımak imgesinin üzerinde taşıdığı simgesel yüklerin çok çeşitli şekillerde analizi mümkün. Tekbir sesleriyle Madımak Oteli’ni yakan saldırganlar, 37 insanın yangının dumanından zehirlenerek yaşamlarını yitirmelerine neden olan bu olay, Türkiye’nin kolektif toplumsal belleğinin en hassas parçalarından biri.

Alevilerin bir kesimi, uzunca bir süreden beri, olayların unutulmasının engellenmesi için Madımak Oteli’nin, müzeye dönüştürülmesini istiyor. Alevilerin bu isteğine toplumun diğer kesimlerinden de destek geliyor. Çalıştay katılımcıları bu konuyu tartışırken, bir anlamda eski defterler açıldı ve bir yüzleşme tartışması başladı.

***

Madımak konusu açıldığı zamanlarda aktardığım bir anımı tekrar etmek istiyorum: Dönemin Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü’ye, bir görüşmemizde “sekiz saat boyunca eylemcilere devlet güçleri neden müdahale etmediler” sorusunu yöneltmiştim. Kendisi benim bu sorumu şöyle cevaplamıştı: “Bu soruyu ben de bir MİT yetkilisine sordum. Onun cevabı şöyleydi: ‘Bazı hareketlerin gazını almak için serbest bırakmak, eylem yapmalarına göz yummak gerekir.’”

2 Temmuz katliamında ortaya çıkan bilgi ve bulguların ışığında ortaya çıkan gerçek; olayın devlet içindeki güçlerin bir provokasyonu olduğu yönünde. Ancak bu provokasyona bazı İslami kesimler de alet oldular, suç işlediler, kullanıldılar. Dava, her zaman olduğu gibi tetikçilerle sınırlı kaldı ve derinlemesine bir araştırma yapılmadı.

İslami kesimler devletin bu konudaki sorumluluğuna dikkat çekerken, olaya alet olan, katliama katılan, destek veren dindarları görmek noktasında ‘çekingen’ bir tutum sergilediler.

Madımak Oteli’nin müze yapılmasının ötesine geçen derinlikli bir yüzleşmeye ihtiyaç olduğu, tartışmalar sırasında netlik kazandı. İslami kimliğiyle tanınan bazı isimler de bu konudaki üzüntülerini belirten açıklamalar yapıyorlar. Acıyı paylaştıklarını söylüyorlar. Ama iş Sivas’taki katliama alet olanlara, katılanlara gelince, ‘ama’yı eklemeden duramıyorlar. “Ama Aziz Nesin’in kışkırtıcılığını da unutmamak gerekiyor” diyorlar.

***

Aziz Nesin’in o dönemde ‘Şeytan Ayetleri’ kitabını basacağını söylemiş olmasını, olayların tırmanmasının nedenlerinden biri olarak değerlendirmek ayrı bir tartışma konusu... Ama bu argüman Sivas’ı açıklamak için elbette ki yeterli değil. Sivas, dindar bir kitlenin siyasi amaçlarla ‘intikamcı’ şekilde yönlendirilmesinin ürünü olarak değerlendirilebilir. Büyük bir olasılıkla, ‘intikamcı’ zemini iyi saptayan derin devlet güçlerinin onları istedikleri şekilde yönlendirmiş ve dindarları kullanmış olmaları söz konusu.

Sivas’ın acısının hatırlanmasının/hatırlatılmasının, sorunun çözümüne yetmediği ortada. Ancak bugün yapılabilecek şeylerin olduğu da bir gerçek. Bu noktada Çalıştay’da bir konsensüse ulaşıldığından söz edilebilir. Katliamın yapıldığı yerde olayı anma amacıyla bir alanın hazırlanması yönünde bir konsensüs var. Bu alan müze olabilir, kültür merkezi olabilir, ya da Madımak oteli ve yanındaki bir bina daha yıkılabilir, bir gül bahçesi oluşturulabilir, bir anıt dikilebilir. Bu şekilde üç farklı çözüm önerisi var...

Üzerinde birleşilen noktaların en önemlisi şu oldu: Hangi türden bir anma mekânı yapılırsa yapılsın, bunun ortak bir inisiyatifle gerçekleştirilmesi şart. Özellikle değişik eğilimdeki Sivaslıların sürece katılmasının sağlanması çok önemli bulunuyor. Alevi olmayanların da içinde yer aldığı sivil inisiyatiflerin mekanın hazırlanmasına katılımı gerekli görülüyor. Bu mekanın; ayrışma ve nefret duygularını yansıtmaktan kaçınan, kardeşliği ve barışı simgeleyen bir şekilde oluşturulması öngörülüyor. Yani, Madımak’ın bir kardeşlik simgesine dönüştürülmesi isteniyor.

Çalıştay’ın ürünü olan bu saptamalar; Devlet Bakanı Faruk Çelik tarafından bakanlar kuruluna sunulacak.

***

Zorunlu din dersi ne olacak’ sorusu da en kritik sorulardan biri. Ortada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği bir karar duruyor: Din derslerinin içeriği insan haklarına aykırı bulunuyor. Çalıştay’da konuşulan bu konunun aslında şimdiye kadar hükümet tarafından çoktan çözülmüş olması gerekiyordu.

Bugünün de sonuna geldik. Alevi sorunu konusunda bu Çalıştaylar önemli bir başlangıç sayılabilir. Köklü çözümler için zamana gerek olduğunu bir kez daha kavramış bulunuyoruz.

KAYNAK : Radikal - 30 Ocak 2010

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.