1. HABERLER

  2. BASINDA ALEVİLER

  3. Malatya'da Öğrencilerin Tercihi Alevi Mahalleleri
Malatya'da Öğrencilerin Tercihi Alevi Mahalleleri

Malatya'da Öğrencilerin Tercihi Alevi Mahalleleri

Malatya'da Öğrencilerin Tercihi Alevi MahalleleriMALATYALILARA GÖRE GÖÇLE GELENLERE DAHA TUTUCUBİRGÜN GAZETESİ DİZİ YAZI VE...

A+A-

Malatya'da Öğrencilerin Tercihi Alevi MahalleleriMalatya'da Öğrencilerin Tercihi Alevi Mahalleleri

MALATYALILARA GÖRE GÖÇLE GELENLERE DAHA TUTUCU

BİRGÜN GAZETESİ DİZİ YAZI VE ARAŞTIRMA DOSYALARI / MAHALLE BASKISINDAN DEVLET BASKISINA
    
Malatya, Türkiye’de belki de dünyada örneği olmayan bir derneğe ev sahipliği yapıyor: Malatya’daki Malatyalılar Derneği… Yerli Malatyalılar her türlü musibetin göçle geldiğine inanıyor....
       

Göçle gelenler tarikatları birlikte getirmişler sonra da siyasallaşmışlar.  Zirve katliamının yapıldığı iş hanının bile daha önce, daha özgürlükçü olduğuna inanılıyor....

Malatya’da çalışma yapmaya gitmeden önce halen Manisa’da sahaflık yapan Mehmet Beşeri isimli dostumu aradım. Yol yordam sordum Beşeri’ye, o da bana aşağıda bulacağınız saptamayı yaptı:

Keban Barajı yapıldıktan sonra, arazisi baraj altında kalan özellikle Elazığ’ın Baskil ilçesi köylüleri, yeni yaşamlarını devam ettirmek için, ceplerinde barajdan aldıkları paralarla, Malatya’ya gittiler. Bu insanların küçük bir azınlığı Alevi, büyük bir çoğunluğu ise Sünni idiler. Köylerinin o özgür ortamından gelip, kendilerini kentteki, kaba saba yapılmış apartman dairelerine hapsettiler. Malatya’nın Malatya olmaktan çıkmasında bu göçün büyük rolü oldu. Malatya gecelerinde yobazlığın karanlığının daha da hükümran olmasını arttırdı. Karakaya Barajı yapılıp, barajın etki alanı, Malatya’nın bir çok köy ve ilçesini de kapsama alanına alınca, kent, yeni bir göç dalgası ile daha karşı karşıya kaldı. Yetmedi, 1984’den beri bölgede devam eden adı konmamış savaş nedeniyle, Doğu ve Güneydoğu’dan göç edenlerin önemli bir kısmı da yaşamlarını Malatya’da devam ettirmeye karar verince, kentin bütün direnme gücü yerle bir oldu. Artık, Malatya’ya özbeöz Malatya çocukları değil, yine bizim kardeşimiz olan, ancak yaşam tarzları bizlerden çok çok farklı olan bu insanlar, hakim olmuşlardı. Yani sizin anlayacağınız, şu “mahalle baskısı” var ya, işte onu Malatya’da uygulayanlar, henüz Malatyalılaşamamış olanlardır. Ama, Malatya tüm bu olumsuzluklarla baş edecek, binlerce yıldan beri olduğu gibi, tarih içindeki yerini ışıl ışıl, pırıl pırıl görüntüsüyle tekrar alacaktır

ÜLKENİN EN İLGİNÇ DERNEĞİ

Malatya, Türkiye’de belki de dünyada örneği olmayan bir derneğe ev sahipliği yapıyor. Derneğin ismi: Malatya’daki Malatyalılar Derneği… Malatya Belediye Başkanı Cemal Akın, Korkut Özal’a çok yakın bir isim olarak biliniyor. Korkut Özal, DP Genel Başkanı’yken, Malatya il başkanlığı yapan Akın’ın, AKP genel merkezine gönderilen teamül yoklamasında son sıralarda olmasına rağmen bir önceki yerel seçimde, Korkut Özal’ın girişimleriyle aday gösterildiği öğrenildi.

Malatya; göçün baskısıyla bugün 500 bine yaklaşan nüfusuyla bölgenin önemli illeri arasında yerini alıyor. Bir yandan İkinci Ordu gibi, devasa bir ordu karargâhını barındırırken öte yandan 33 yıllık geçmişi olan ve halen 19 bin öğrenciyi barındıran İnönü Üniversitesi’ne sahip. Göçle kente gelen kesimlerde ağırlık kazanan türbanın en önemli nedeni aile ve çevre baskısı olarak gösterildi. Cemaatlerin de örtünme konusundaki teşvikleri ile kentin varoşlarında türban hayli yaygın.

“BAŞI AÇIĞA YARDIM YOK” SÖYLENTİSİ…

Kent merkezinde türbanlı ile açıklar bir arada yaşarken, varoşlarda, genç kızların başlarını örtmeden sokağa çıkmasına izin verilmediğine dikkat çekildi. Bu mahallelerin başında da Boztepe, Melekbaba, Başarı, Kiltepe, Koyunoğlu, Göktepe mahalleleri geliyor. Bu mahallelerde tekel büfesi bulunmadığı; büfe açma girişimlerinin bile tepkiyle karşılandığı anlatılırken, belediyenin yardımlarından, aşevinden, Sosyal Yardımlaşma Fonu’ndan “başı açıklara yardım yok” söylentisi nedeniyle kadınların kapandığı, özellikle belediyenin Dert Dinleme Günleri’ne kapanarak gittiği; böylece kapanmanın yaygınlaştırıldığı belirtildi. İslami bir vakfın son dönemde ilköğretim okullarının yanlarında binalar kurarak, sabahçı ve öğlenci öğrencileri burada topladığı, yemek verdiği, ardından etüd adı altında dini eğitim verdiği anlatıldı. Pek çok sitedeki sosyal amaçlı salonların mescide çevrildiği de verilen bilgiler arasında yerini aldı.

Kentte Nurcular, Nakşiler, Süleymancılar, Vahabiler, Aczimendiler (Müslüm Gündüz yandaşları) bulunuyor. Özellikle Adıyaman’dan kente göç edenler Adıyaman’daki Nakşi kollarının burada artmasına yol açmış. Ayrıca, Elazığ dışında Aczimendilerin ikinci merkezi Malatya İskenderpaşa Mahallesi’nde bulunuyor. Eski Malatya olarak bilinen Battalgazi Bölgesi, Malatya’da “Küçük Sincan” olarak nitelendiriliyor. Kent merkezine beş kilometre uzaklıktaki bu bölgede Adıyaman’dan gelenler ağırlıkta. Yine Malatya’nın Darende ilçesi, “Müslümanların Vatikan’ı” olarak nitelendiriliyor. Somuncu Baba Vakfı ilçedeki pek çok faaliyetin denetimini üstleniyor. Muhafazakârlık ilçede her geçen gün artıyor. İzinsiz Kuran kursları kentte ve Battal Gazi’de hayli yaygın. Kent içinde bir pasajda Vahabiler’in bir mescidi bulunduğu, Vahabiler’in namazlarını bu mescitte kılıyor.

Ticaret hayatında cemaat ilişkileri öne çıkıyor. Alevi işadamlarının bile iftar vermek durumunda kaldığı belirtiliyor. (Geçen Ramazan ayında inşaat işi yapan ve AKP’li belediyeden sık sık ihale alan bir işadamının milyarlarca lira harcayarak iftar düzenlediği bildirildi) Yine görüşme yaptığımız Alevi bir işadamı, Ramazan nedeniyle iş yaptığı esnafa ve işyeri komşularına iftar düzenlediğini belirtti. Aynı işadamı, iftara gelenlerin bazılarının daha sonra “Alevi’nin iftarı yenir mi?” diyerek tartışma çıkardığını aktardı. Aynı kişi, Alevi olmasına rağmen oruç tuttuğunu ve Umre’ye gittiğini söyledi. Umre’ye gitmesinin ardından da Nur cemaatine ait özel bir liseden iş aldığını, ama kendi çocuğunu bu okula sokmak istediğinde, “nedense” kabul edilmediğini söyledi.

SOKAKTAKİ DURUM

“Malatya’da adı konulmamış bir baskı var” diyen bir esnaf, “Bakın biz oruç tutmuyoruz. Alevi değiliz. Sünni’yiz. Ancak mağazamızda sigara içmiyoruz, çay içmiyoruz. Mağazanın gerisindeki bir bölümde sigara içiyoruz. Gelen giden bu durumu görür, çıkarımız zedelenir diye endişe ediyoruz. Yalan yok, bu yüzden müşterilerimizin eksilmesini istemeyiz. İnsanlar diğerlerine baka baka muhafazakârlaşıyor, içinden gelmese bile bunu yapmak zorunda kalıyor. Bakın daha önce Ağbaba Hanı’nda (Misyoner faaliyet yaptığı iddiasıyla basılan ve cinayetler işlenen Zirve Yayınevi’nin bulunduğu işhanı) çay ocağı da açıktı, buradaki esnaf sigara da içerdi, son Ramazan’da kapalıydı. Oruç tutmayan da oruçluymuş gibi davranıyor. Size kendimden bir örnek vereyim, babam, kızımın başı açık diye torununu dışladı. Diğer torunlarından farklı davranıyor kızıma. Akrabalar arasında bu durum artıyor. Başı açık olanla ilişkiler sınırlanıyor. Esnafın da katıldığı akşam toplantılarında cemaat liderleri, kimin kimden alışveriş yapacağına karar veriyor. Bize gelenler ise kendi cemaatinden kazık yiyenler. Size şunu açıklıkla söyleyebilirim ki; bürokrasinin kimden alışveriş edeceği akşam toplantılarında belirleniyor. Cemaatler kurumları kendi çevresinden alışverişe zorluyor. Aleviler in bir kısmı da böyle işler yapıyor. Malatya’da bizim bildiğimiz iki Alevi esnaf, yıllık para ödüyor Nurculara. İkisinin de mağazası var” sözleriyle durumu ifade etti.

MAHALLE BASKISI VE ÇOCUKLAR… 
 
Kentte doktorluk yapan bir kişi, bir süre önce oturduğu sitedeki çocukların, kızlarına önce, “Sen niye Kuran kursuna gelmiyorsun” demeye başladığını, sonra da aralarına almadıklarını, çareyi evi değiştirmekte bulduklarını söyledi. Aynı kişi, “Kızım bu yüzden içine kapandı. Bir ara psikolojik desteğe karar verdik ve tıbbi yardım gördü” dedi.

Bu arada, kentteki Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne bağlı havuzda çoğunlukla haşema kullanıldığı, mayo giyenlerin bakışlarla taciz edildiği,  havuzda bikiniyle yüzen birini görmenin olanaksız olduğu aktarıldı.

Kamuda da cemaat toplantıları hayli yaygın. Görüşülen kamu çalışanları, zincirleme bir toplantı anlayışı olduğunu söylediler. Buna göre, 1,5 ay bir evdeki toplantıya katılan kişi, ardından başka bir eve gönderiliyor. Bu evdeki toplantıya giderken de yeni bir arkadaşını yanında getirmesi isteniyor. Ramazan ayında da Teravi davetleri yapılıyor.

Kent merkezinde ortak alanların kullanımında açık ile türbanlılar arasında bir sorun yaşanmasa da, askılı bluz giyen bir kadının her daim tehdide açık olduğu ifade edildi. Kadınlar, özellikle orta yaşlı ve yaşlı kimselerin bakışlarıyla taciz ettiğine dikkat çektiler. Kadınların giderek sokaktan çekildiği, Alevi mahallelerinin istisna olduğu, hatta türbanlı gençlerin bile çoğu zaman boş zamanlarında Alevi mahallelerindeki kafeleri tercih ettiği belirtildi.

ÇÖZÜM: YERİNE GÖRE GİYİN

Görüştüğümüz bütün genç kızlar benzer biçimde “mahallesine göre giyinmek” durumunda olduklarının altını çizdiler. Türbanın iş bulma ve rahat gezmek için bir “referans” olduğu belirtilirken, belediye otobüslerinde yaşı kaç olursa olsun, hamile bile olsa, başı açık kadınlara yer verilmediğini, türbanlılara ise yer verildiğini söylediler. Bu durumu aktaran kadın bir öğretim üyesi, “Ne zaman belediye otobüsüne binsem, başıma geldi. Türbanlılar özel bir muamele görüyor. Ayakta elimde çanta dikilirken, hiç bana yer veren olmadı. Ama otobüse bir türbanlı bindiğinde yaşına bakmadan yer verildi” dedi.

Bu arada süpermarket zincirlerinde kasiyerler genelde türbanlı. Belediyeye ait Esenlik adı verilen mağaza bunların başında geliyor. Aynı şekilde, özel hastanelerde doktor, hemşire ve çalışanların büyük kısmının türbanlı olduğu belirtildi. Kentte son dönemde “tesettüre uygun saç yapan” kuaförlerin çoğaldığına dikkat çekilirken, düğünlerin de şekil değiştirdiği, düğün salonlarında dinsel motiflerin (ilahi ve mevlidli düğünler) öne çıktığı aktarıldı. Malatya’nın iyi bir mahallesinde oturduğunu belirten bir kadın, kandillerde bazı komşularının helva yaptığını, ancak kendisi de dahil başı açık komşularına dağıtmadıklarını söyledi.

Malatya’da 18 binin üzerinde üniversite öğrencisi bulunuyor. Kampus kentin 12 kilometre dışında. Kampüste Kredi Yurtlar Kurumu ile üniversiteye ait kız yurdu bulunuyor. Erkek yurdu ise kent içinde. Her iki yurdun toplam kapasitesinin 2 bin civarında olduğu belirtiliyor. Geriye kalanlar kendi tuttukları evlerde, özel yurtlarda ve cemaat evlerinde kalıyor. (Zirve Yayınevi baskınındaki gençler de İhlas Yurdu’nda kalıyordu)

ÖĞRENCİLERİN TERCİHİ ALEVİ MAHALLELERİ

Eski rektör “radikal Atatürkçü” olarak tanımlanıyor. Bir önceki rektör ise emekli General Ömer Şarlak idi. Bu iki ismin üniversitedeki tarikat örgütlenmesi ile mücadele ettiği, ancak kampusta Nurculara ait “Abla-Abilik” ve Ülkücülere ait “Reislik” yapısının her zaman kendini gösterdiği belirtildi. Üniversitede ayrıca “yurtsever” denilen Kürt gençler de bulunuyor. Ömer Şarlak’ın rektörlüğüne kadar üniversitenin Nakşi rektörlerle yönetildiğine dikkat çekilirken, yeni atanan rektörün de cemaatlere yakın olduğu iddia ediliyor. Nitekim, yeni rektörü kampustaki makamında kutlayan ilk kişi Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan’ın olduğu bir diğer kutlamanın ise Malatya MÜSİAD yönetiminden geldiği aktarıldı.

Kampus içinde öğrenciler kentteki duruma göre daha rahatlar. Geçmişte favorileri uzun olduğu için dövülen öğrenciler bulunduğu anımsatılırken, kampusun öğrencinin tüm ihtiyacını karşılayacak olanağa sahip olduğu (Burada da itiraz edilen nokta, öğrencinin kentten kopması için bunun özellikle yapıldığı, öğrencinin kampusa hapsedildiği biçiminde) genelde tüm zamanını kampusta geçirdiği belirtildi.

Malatya’nın Çilesiz, Fırat ve Zafer mahallelerinde öğrencilerin kaldığı cemaat evlerinin yaygın olduğu belirtildi. Kent içinde işyerlerinin bulunduğu binalarda da öğrenci evlerinin yaygın olduğu belirtilirken, öğrencilerin ailelerin tutmadığı bu evleri tuttuğu öğrenildi. Malatya halkının genelde apartmanda öğrenci istemediği vurgulanırken, cemaatlerin bu durumu çok iyi kullandığı söylendi. Kayıt zamanı bazı tarikat ve vakıfların kentin otogarında (benzeri Maraş için de anlatıldı) elemanları aracılığıyla kente gelen öğrencilerin etrafını sardığı ve ev, yurt konusunda yardımcı olacaklarını söyledikleri aktarıldı. Bu durum “cemaat çığırtkanlığı” olarak nitelendirildi. Öğrencilerin Alevi mahallelerinde rahat olduğu da anlatılırken, Alevi mahallerinde ne giyim kuşam ne eve arkadaş gelmesi, ne içki içilmesi gibi sorunlar yaşandığı söylendi.

Kampus içinde küpe- uzun saç sorunu yaşanmıyor. Ancak kent içinde bazı mahallelerde durumun risk olduğunun altı çiziliyor. Gençler boş zamanlarında genelde kentteki kafelere gidiyor. Malatya’da “Türkü Cafeler” var. Bunlarda içki yok. Alevilerin işlettiği bazı kafelere solcu öğrenciler gidiyor. Bu kafelerden 15 yıldır faaliyet gösteren birinin sahibiyle görüşme yapıldı. İşletmeci kişi, kafesinin sık sık camlarının kırıldığını, bir seferinde kapalıyken çerçevelere benzin dökülerek yakılmak istendiğini, bir kurşunlanmada ise kardeşinin vurulduğunu anlattı.

YİNE KIRMIZI BÖLGE

Malatya’da “zımni” bir Kırmızı Bölge uygulaması bulunuyor. Kentin Cezmi Kartay adı verilen bölgesinde 17 tanesi bir iş hanının içerisinde olmak üzere 19 tane birahane, üç tane pavyon bulunuyor. Buranın dışındaki tek içkili mekân ise Kamu Emeklileri Lokali. Burası da dernek statüsü çerçevesinde ruhsal alabilmiş. Uzun süredir kentte içki ruhsatı verilmiyor. Kentin dışında üç mekân bulunuyor. Kent içinde bulunan turizm belgeli bir mekân ise belge eksikliği yüzünden kaybettiği turizm belgesinin ardından 7 ay belediyeden ruhsat için uğraşmış, sonunda çareyi yine turizm belgesi almakta bulmuş.

Malatya’da kent içinde içkili restoran bulunmuyor. Kent dışında iki-üç tane içkili mekan bulunuyor. Cezmi Kartay bölgesinde provokatif olaylar çıkarıldığı, bunun da yerel muhafazakâr medyada büyütüldüğü belirtilirken, bölgenin Malatya gözünde itibarsızlaştırıldığı, çirkin olayların yaşandığı yer olarak lanse edilmek istendiği belirtildi. Polis bir süre önce mekânlara özel güvenlik zorunluluğu getirmiş, Tüm birahanelerde kamera sistemi kurulmuş. Pavyonlarda da aynı durum var. Pavyonlarda konsomatrisler var ve ekonomik durumu iyi olanlar pavyonları tercih ediyor, çevre illerden de gelenler oluyor.

Belediye ve valilik bir süre önce kentin 15 kilometre dışındaki Elemenlik adı verilen bir bölgeyi göstererek birahanelerin buraya taşınmasını istediği aktarıldı. Kentte eskiden Emniyet Lokantası adı verilen ve özellikle memurların iş çıkışı “iki tek” attığı bir lokanta varmış ancak kapanmış. Ayrıca Tüccarlar Kulübü adındaki mekân da kapanan yerler arasında.

Piknik yerlerinde de içki yasağı uygulanıyor. Belediye tarafından işletilen Onduzu Piknik alanında ve Kayısı Fuarında (MişMiş Park deniliyor) içki yasağı var. Onduzlu mesire yerinin hemen yanında halka açık Polis Sosyal Tesisleri’nde ise içki içilebiliyor. Malatya çevresindeki mesire yerlerinin hiç birinde içkili piknik yapmanın olanaksız olduğu vurgulandı.

***

Hrant Dink’in  doğduğu mahalle

Malatya’da 5 tane Alevi mahallesi bulunuyor. Bunlardan dördü hayli büyük. Kentin Paşaköşkü denilen bölgesi bu Alevi mahallerinin kesiştiği bir yer ve kentin diğer noktalarından hayli farklı. Kafeler burada yoğunlaşıyor.

Çavuşoğlu denilen mahalle başta olmak üzere (Hrant Dink’in doğduğu mahalle) bazı mahallelerde Alevi-Sünni karışımı var. Ermeni yerleşimleri de Alevi mahalleleri içinde. Aleviler sayıca kalabalık olduğu ve belli yerlerde toplandığından Sünni baskı yaşamıyor. (kentte 100 binin üzerinde Alevi yaşadığı ifade ediliyor) ancak aktarıldığına göre bazı cemaatler özellikle Alevi mahallelerinde ev alıp buralara yerleşiyor.

Ayrıca, türbanlı bazı grupların gezmek amacıyla bu mahalleleri seçtiği ve grup halinde dolaştıkları aktarılıyor. Zaman zaman okullarda Alevi öğrencilere yönelik oruç, namaz baskısı yaşanıyor. İşe alımlarda mezhep sorularıyla karşılaşıldığı belirtilirken, fabrikalarda Ramazan ayında genellikle yemekhanelerin kapandığı ifade edildi. Kentteki bir Alevi mahallesinde cami bulunuyor. Yerel yönetim, Alevi mahallelerinde hizmetleri özellikle aksatırken, cemaatlerin ağırlıkta olduğu ve Alevilerin de yaşadığı bir mahallede cemaatin yoksul Alevileri kazanmak için özel çalışma yaptığı bildirildi.

Malatya’da ilginç bir durum da muhafazakâr baskıdan kaçan Sünniler’in Alevi mahallelerine göç etmesi. Alevilerin kentte dengeleyici bir güç olduğu kabul edilirken, yine de sistemli bir asimilasyon politikasının varlığı belirtiliyor. Kentte Hacı Bektaş Vakfı’na ait bir Cemevi bulunuyor. Cemevi’nin altında ise Malatya Belediyesi’nin işlettiği, içki satılmayan, iftar saatinde kapanan, kasiyerlerinin tümünün türbanlı olduğu Esenlik adlı süpermarket zincirinin şubesi bulunuyor.

BİRGÜN - 6 Mart 2009

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.