1. HABERLER

  2. BASINDA ALEVİLER

  3. ÖKER : "Alevilik Dersleri Tarihsel bir kazanım"
ÖKER : "Alevilik Dersleri Tarihsel bir kazanım"

ÖKER : "Alevilik Dersleri Tarihsel bir kazanım"

ÖKER : "Alevilik Dersleri Tarihsel bir kazanım" AABF'lilerin üç yıl için daha görev verdiği Turgut Öker,...

A+A-

ÖKER : "Alevilik Dersleri Tarihsel bir kazanım"ÖKER : "Alevilik Dersleri Tarihsel bir kazanım"
 
AABF'lilerin üç yıl için daha görev verdiği Turgut Öker, gelecekteki hedeflerini ve Alevilerin taleplerini anlattı. Genel Başkan Öker, Aleviler yaşamın her alanında eşit olana kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

ALMANYA Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) üyeleri beşinci kez Turgut Öker'e (48) genel başkanlık görevini verdiler. Ancak onun Alevi örgütlenmesi için verdiği mücadele çok daha eskilere dayanıyor. Mesleği sosyal danışmanlık olan Turgut Öker, gençliğini Avrupa'daki Alevileri bir araya getirmeye adamış. Evli ve iki çocuk babası Öker, Aleviler için yaşamın her alanında eşitlik istiyor. Önümüzdeki üç yıl daha AABF'ye yön verecek Genel Başkan Turgut Öker, AABF'nin hedeflerini anlattı. Şahsına yönelik bazı eleştirilere cevap verdi.

Şimdiye kadar Alevi örgütlenmesinde nasıl bir rol oynadınız?

- Almanya'da Alevi ismiyle kurulan ilk Hamburg Alevi Kültür Merkezi'nin (AKM) kurucularındanım. 1991-1993 yılları arasında Hamburg AKM'nin başkanlığını, 1993-1996 yılları arasında AABF genel sekreterliğini yaptım. 1999 yılından beri AABF'nin genel başkanlığını yapıyorum. AABF Genel Başkanlığı'nın yanı sıra 8 yıldır Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkanlığı görevini yürütüyorum. Konfederasyonumuza bağlı Avrupa'da 250 AKM var. Bunlar bizim 20 yıl içinde ev ev dolaşarak insanları bir araya getirmemiz neticesinde oluştu. Almanya merkezli Alevi örgütlenmesi Avrupa'nın 14 ülkesine yayılmış durumda. Son bir yıl içinde İtalya, Romanya, Kıbrıs ve İskoçya'da AKM'ler kuruldu. Avrupa'daki Alevilerin biraya gelmesine son 10 yıl içinde büyük emek verdim. Türkiye'de de Alevilerin örgütlenmesi Avrupa'nın etkisiyle gelişti. Türkiye'deki Alevi Bektaşi Federasyonu'nun 9 kurucu üyesinden biriyim. Biz Avrupa'da Alevilerin tarihinde olmayan modern ve çağdaş örgütlenmenin öncülüğünü yaptık. Her şeyin ilklerini yaşadık.

Önümüzde dönemde Alevi hareketini getirmek istediğiniz nokta nedir?

- Gerek Avrupa gerekse Türkiye'de 20 milyon Alevi'nin gelebilecekleri en iyi yere gelmelerini hedefliyoruz. Nasıl Hırıstiyanlık ya da Budizm için “bu bir inanç topluğu” deniyorsa Aleviliğin de aynı şekilde tanınmasını amaçlıyoruz. Aleviliğin insanlığa katacak çok büyük değerleri olduğuna inanıyoruz. Yüzyılımızda insanlık hangi alanlarda ızdırap içindeyse, Alevilik bunlara çözüm sunan bir öğretidir. Bu bağlamda yeryüzündeki 5 milyar insan Aleviliği tanımalıdır. Birkaç kuşakla sınırlı olmayan ciddi bir kurumlaşma da hedefliyoruz. Avrupa'da doğan çocuklarımız Alevilik değerleriyle büyümeli. Tüm Alevilerin öğretilerimize uygun yaşamalarını arzuluyoruz. Sadece, “Ben Alevi'yim” demek yeterli değil. Aleviliğin gerektirdiği davranış biçimi neyse ona uygun davranılmalı. Ayrıca Alevilik derslerini Avrupa'ya yaymayı hedefliyoruz.

Obama örneği bizi heyecanlandırıyor

AABF olarak Alman devletinden ne gibi beklentileriniz var?

- Burada inanç özgürlüğümüzü rahatça kullanabiliyoruz. Bizim öğretimizle Almanya'nın demokratik, özgürlükçü anlayışı örtüşüyor. Ancak her şey bize altın tepside sunulmadı. Örneğin Alevilik dersinin hayata geçmesi için yıllarca çaba sarf ettik. Alevilerin tarihinde ilk defa bir ders kitabı, müfredat hazırladık, öğretmenlerimizi eğittik. Şu an 5 eyalette Alevilik dersleri veriliyor. Biz kendimizi bu ülkenin bir parçası olarak görüyoruz. O açıdan Almanya'nın yönetimine de katılmamız gerektiğine inanıyoruz. Bir Obama örneği bizi heyecanlandırıyor. Siyasete katılım noktasında ayrımcı uygulamalara son verilmesini istiyoruz. Her alanda bir Alman ile eşit haklara sahip olmalıyız. Avrupa sadece Avrupa kökenlilerin değil bu topraklarda yaşayan herkesin. Almanya'ya sonradan gelenlere uygulanan kısıtlayıcı yasaların kalkması gerektiğini düşünüyoruz.

Almanya'da yaşayan Sivas Katliamı zanlılarının burada yargılanmasını talep etmiştiniz. Bu konuda bir gelişme var mı?

- Hitler döneminde Yahudi katliamı yapanlar dünyanın neresine giderse gitsinler, yakalanıp adalete teslim edildiler. Sivas Katliamı'na katılanlar aynı şekilde hesap vermeli. Türk Mahkemeleri'nde katliamdan ötürü hüküm giymiş insanlar Almanya'da ellerini kollarını sallayarak dolaşamamalı. Fakat Almanya, suç Türkiye'de işlendiği için burada yargılama yapamıyor. Türkiye Adalet Bakanlığı ise, Almanya'dan bu şahısların iadesini izinsiz gösteriye katıldıkları gerekçesiyle istiyor. Almanya basit bir suçtan Türkiye'nin iade talebini yeterli görmüyor. Böyle bir durum söz konusu. Ancak biz bu işin peşini bırakmayacağız.

Kurum olarak Alevilerin politikada veya yaşamda daha etkin olmaları yönünde çabalarınız var mı?

- Aleviler sadece yönetilen ve seçen olmamalılar. Aleviler yaşamın her alanına müdahale etmeli. Karar mekanizmalarında yer almalılar. Bunu, Aleviler bugüne kadar gerçekleştiremediler. Bunda dışlanmışlığın etkisi söz konusu. Örneğin Türkiye tarihinde bir Alevi başbakan, başbakan yardımcısı veya genelkurmay başkanı göremezsiniz. 20 milyon insandan bir tanesi bile bu makamlara gelecek kapasitede değil miydi? Yasalarda herkes eşit olsa bile pratikte bir dışlama var. Bu bizim kaderimiz olamaz. İnsanlarımız her alanda gidebilecekleri en üst noktaya gitmeyi kendilerine hedef olarak koysunlar. Biz bunu istiyor ve destekliyoruz.

Bizi engellemeye çalışıyorlar

Dışarıdan bakıldığında AABF ile Türkiye Devleti arasında sanki bir soğukluk varmış gibi görünüyor. Bu ne kadar doğru?

- Türkiye Alevilerin, Alevi adıyla örgütlenmesini her zaman bölücülük olarak gördü. Türkiye ve Almanya'daki en üst düzeydeki Türk yetkililer bana, Türkiye'de Sünnilerin çoğunlukta olduğunu bizim Alevi adıyla ortaya çıkmamız durumunda çatışma yaşanabileceğini söylediler. Laiklik için vazgeçilmez olduğumuzu vurguluyorlar. Ama Sünniliğin karşısına kim çıkarsa bunun gerilime yol açacağını belirtiyorlar. Aleviliğin yok sayılmasına, Sünnileştirilmesine itiraz ettiğimiz için bizi tehlike olarak görüyorlar. Almanya'da büyükelçilerle görüştüm. Bunlar kurumumuzu kendi yedeğindeki güçler olarak istiyorlar. Onlardan direktif almamızı bekliyorlar. Bizim karakterimiz, çizgimiz, programımız buna uygun değil. Büyükelçilere saygıda bir kusurumuz olmadı ama onlar bizdeki bu soylu duruşu kabullenemediler. Milli Görüş'ün de içinde olduğu bir Türk lobisi kurmak istediler. Böyle bir oluşum içinde olmayı reddettik. Alevilik dersleri vermemizi engellemek için iki yıl önce dönemin büyükelçisi, NRW Eyaleti Uyum Bakanı Armin Laschet'i ziyaret etti. Laschet'e baskı yaptılar. Artık dışişleri bakanları Almanya'ya geldiklerinde düzenledikleri toplantılara AABF'yi davet etmiyorlar.

AABF'de demokratik bir yönetim olmadığı yönünde eleştiriler oluyor. Bu konuda neler söylersiniz?

- AABF'de var olan demokrasi, özgürlük ve katılımcılık en demokrat, ilerici kurumlar da bile yok. Benden önceki 8 yıl içinde AABF'de beş defa başkan değişmiş. Benim dönemimde yani son 10 yıldır istikrar var. Özgürlüğüne düşkün, adaletsizliğe bu kadar tepki gösteren bir toplumda siz demokratik iradeye bağlı olmadan uzun süre başkanlık yapamazsınız. Kaldı ki ben her seçilişimde delegelerin en az yüzde 80'inin oyunu aldım. Son genel kurulda aday olmayı düşünmüyordum. Ama yüze yakın AKM göreve devam etmem için yazılı başvuru yaptı. Çoğunluğun iradesi bireylerin iradesinden üstündür. Bunu görmezden gelemezdim. Genel kurullarımızda delegeler özgür iradeleriyle oy kullanıyorlar. Kimsenin aday olması engellenmemiştir. Seçimler medyanın önünde ve şeffaf şekilde yapıldı. Benim dönemimde Alevilik Avrupa'da büyük bir atak yapmamış ve üye sayısı artmamış olsaydı, bana bu görevi tekrar vermezlerdi.

Genel başkanlık için ne gibi özverilerde bulunuyorsunuz?

- Benim yaptığım işi yapanların maaşları, otomobilleri, şoförleri, özel asistanları vardır. Oysa ben 20 yıldır Aleviliğe hizmet etmeyi bir davaya hizmet olarak gördüm. Gençliğim yollarda geçti. Avrupa'da ve Türkiye'de ayak basmadığım şehir kalmadı. Yaşamınızı adadığınız taktirde bu görevi yapabilirsiniz. Diğer sivil toplum örgütlerinin başkanları bir süre başkanlık yaptıktan sonra Türkiye'de milletvekiliğine soyunurlar. Bulundukları makamı sıçrama tahtası olarak görürler. Ben her zaman toplumsal mücadeleye dava gözüyle baktım. Aksi taktirde başarı sağlayamazdık. Kimi zaman kardeşlerimin düğünlerine gidemedim. Hafta sonları çocuklarımı göremiyorum. Onlarla piknik yapamıyorum. Eşimin de çok büyük fedakarlığı var. Toplumsal örgütlenmeye adanmış bir yaşamı her eşin kabul etmesi mümkün değil.

Siyaset bana yabancı değil

İleride politikaya atılmayı düşünüyor musunuz?

- İnsanlığa vereceğiniz bir şeyler varsa sonuna kadar bunu verme çabası içinde olmalısınız. Her zaman benim Türkiye'ye dönüp milletvekili olacağım gibi bir beklenti mevcuttu. Ben siyasette yer almak yerine Alevilerin örgütlenmesi, toparlanması mücadelesini daha anlamlı buldum. Bir siyasi parti içinde yer alıp almayacağımı süreç gösterir. Siyaset bana yabancı bir şey değil. Toplumsal uğraşlara uzun yıllar verdim. Bu birikimimi gerek görülürse siyasette de değerlendirebilirim. Ama illa bir milletvekili olma sevdam yok.

Sizce AABF'nin kuruluşundan beri elde ettiği en önemli kazanım nedir?

- Bence en önemli kazanım Alevilik dersi. Asimile edilmek istenen bir toplumun inancını okullarda ders olarak kendinden sonraki kuşaklara verebilmesi bir devrim. Tarihsel bir kazanım. Önümüzdeki dönemde Alevi kürsüleri kurulacak. Bu kürsülerde Alevilik dersleri verecek öğretmenler yetişecek. Alevilik bilimsel alanda araştırılacak.

Sürekli Alevilikte kadın-erkek eşitliğinden bahsediliyor. Ancak genel kurulda erkekler ezici çoğunluktaydı ve AABF yönetiminde sadece bir bayan var. Bu çelişkiyi nasıl açıklıyorsunuz?

- Yüzyıllardır inancımızı gizli yaşamak zorunda bırakıldığımız ve Aleviliğin kulaktan dolma öğrenilmesi nedeniyle toplumumuz Alevi inancına uygun bir davranış gösteremiyor. Ayrıca İslam coğrafyasından geliyor olmamızdan ötürü olumsuz bazı düşünceler bizim insanlarımıza da yansımış. Öğretide kadın-erkek eşitliği olmasına rağmen güncel yaşamda bunu göremiyoruz. Erkek egemen toplum kendi çıkarı açısından öğreti dışına çıkmış. Bu çarpıklığı görerek Almanya Alevi Kadınlar Birliği'ni kurduk. Kadınların eşit temsil hakkına kavuşması için çaba gösteriyoruz. Son olarak kongre kararı aldık. Bizim teşkilatlarımızda bundan böyle yönetimin en az üçte biri kadınlardan oluşacak.

Aleviliğin İslam dışı olup olmadığı konusunda teşkilatınızın bakış açısı net olarak nedir?

- Yaşayan Aleviliğin değerleri konusunda hiç kimsede görüş ayrılığı yok. Fakat Aleviliğin tarihsel köklerine ilişkin farklı yorumlar var. Biz bunu yıllardır kazanım olarak gördük. Kendi açımızdan, tek tip Alevi yaratmayı bir facia sayarız. İnsanların inancını bireysel tanımlama hakkı vardır. Nasıl devletin inancı olmazsa kurumların da inancı olmaz. “AABF'nin inancı budur” diye bir yaklaşım doğru değildir. Kimseye Aleviliği şöyle ya da böyle görmesi şeklinde bir dayatmamız olmamıştır. AABF Alevilerin bütünün AABF'sidir. Farklı tanımlamayı tek tek bireylere özgü görür. İçimizde Aleviliğin tarihsel kökenini İslam içi gören de, İslam dışı gören de vardır.

Kaynak: Hakan AYTAŞ / KÖLN - hurriyet.de - 24 Mayıs 2009

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.