1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. MAKALE

  4. Oral ÇALIŞLAR : Siyasi cinayetlerle hesaplaşmak
Oral ÇALIŞLAR : Siyasi cinayetlerle hesaplaşmak

Oral ÇALIŞLAR : Siyasi cinayetlerle hesaplaşmak

Oral ÇALIŞLAR : Siyasi cinayetlerle hesaplaşmakBugün pazar. Siz bu yazıyı pazartesi günü okuyacaksınız. Dün Hrant için Kumkapı...

A+A-

Oral ÇALIŞLAR : Siyasi cinayetlerle hesaplaşmakOral ÇALIŞLAR : Siyasi cinayetlerle hesaplaşmak

Bugün pazar. Siz bu yazıyı pazartesi günü okuyacaksınız. Dün Hrant için Kumkapı Meryem Ana Kilisesi'nde düzenlenen ayin ve ardından onun mezarı başında yapılan anma ve dua törenine katıldım. Bu haftanın önemli bir bölümünü Hrant'la geçirdim.

Ocak ayının ikinci yarısı öldürülmüş aydınlarımızın acısına yanmakla geçiyor. Bizler arkadaşımızın, dostumuzun kaybıyla yaşadığımız büyük travmaları atlatmaya çalışıyoruz.

Ateş asıl olarak düştüğü yeri yakıyor. Öldürülen aydınlarımızın çocuklarının, eşlerinin ne büyük bir yıkımla yüz yüze olduğunu, onların yaşadığı derin acıyı tahmin etmek bile çok zor.

***

Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Musa Anter, Ahmet Taner Kışlalı, Doğan Öz, Abdi İpekçi, Cevat Yurdakul, Kemal Türkler, Cavit Orhan Tütengil, Bahriye Üçok, Sevinç Özgüner, Akın Özdemir, Hamid Fendoğlu ve adlarını bir çırpıda saymakla bitmeyecek insanlarımızı faili meçhul cinayetlere kurban verdik.

Bunların neredeyse tamamının katilleri yakalanmadı. Yakalanan tetikçiler ise ya az cezalarla kurtuldular ya da hiç ceza almadılar. Uğur Mumcu dosyası ikna edici hiçbir ilerleme kaydetmedi. Muammer Aksoy cinayetinin failleri bulunmadı. Bombalı paketlerle öldürülen Bahriye Üçok ve Hamit Fendoğlu cinayetlerinden en küçük bir ipucu bile ortaya çıkmadı.

Bütün bunları saymakla yalnızca yüreğimizdeki acıları derinleştiriyor ve kendimizi daha çaresiz hissediyoruz.

***

İşte bu nedenle "Hrant için, adalet için" çağrısının önemi var. Aydınlarımızı hedef alan ve Türkiye'yi bir iç kargaşa ortamına sokmayı hedefleyen ve bu hedefini birkaç kez askeri darbe yaparak gösteren güçle, Türkiye'nin "derin" bir iç hesaplaşmaya ihtiyacı bulunuyor.

"Susma, sustukça sıra sana gelecek" sloganı aslında bizim içinde bulunduğumuz durumu çok güzel açıklıyor. Ülkemizde, bomba kendi evine düşmeyen, bu bombanın hiç düşmeyeceğini zannediyor.

***

Ben genç yaşlardan itibaren siyasi cinayetlerle iç içe yaşamış bir kuşağın üyesiyim. Çok ölümler gördük. Ölümlerin bizim safımızdan olanı da vardı, karşı saftan olanı da. Çoğunluğu bizim saftan gidiyordu, ama karşı taraf da kayıplar veriyordu.

Düşmandan bir eksiliyor diye sevindiğimiz zamanlar oldu mu bilmiyorum, ama her arkadaşımızı kaybettiğimizde büyük bir acı ve yokluk hissine kapılıyorduk. Katillerin yargı önüne çıkıp hesap vermesini istiyorduk. Çabalarımızın çoğu hüsranla bitiyordu. Katiller, güvenlik güçlerinin, yargının labirentlerinden kendilerine bir çıkış yolu buluyordu.

***

Öldürülenlere çok yakın olmak, aynı siyasi topluluğun parçası olmak insanı daha fazla etkiliyor. Ancak zaman içinde öğrenmeye başladım ki, siyasi katilin tabancasından çıkan her mermi, hedefini vururken hangi görüşten olursa olsun herkesi de birlikte vuruyordu.

Her siyasi cinayet sonuç olarak demokrasi hedefini, daha eşitlikçi bir dünya özlemini mezara gömüyordu. Bu nedenle, katilin iyisi olmaz, cinayetin temizi olmaz.

Bunu anlamalıyız. Kurşun bir kez namludan çıktıktan sonra, nereye kadar gideceği ve kimleri hedef alacağı da kestirilemez.

***

Bir pazar sabahı siyasi cinayetler üzerine yazı yazmak hiç hoş değil. Düşünün, yakın tarihimizde ne kadar çok siyasi cinayet işlendi. İşlenmeye devam ediyor. Cinayetler Hrant'la bitmedi. Malatya katliamıyla, rahip yaralamayla devam etti.

Buna dur diyecek bir siyasi atmosfere çok gerek var. Bunu öncelikle sağlaması gereken ise siyasi iktidar. Siyasi iktidar zaman zaman kendi sorumluluğunda olan gelişmeleri bir muhalefet partisi gibi izliyor.

AKP, bu ülkede 6 yıldır tek başına iktidar. Türkiye gibi bir ülkede Meclis'te çoğunluğu elde etmek iktidar olmak için yeterli değil. Bunu biz de biliyoruz, dünya da biliyor.

Fakat, artık kendilerini "zenci" yerine koyup muhalefet gibi hareket etme zamanının geçtiğini görmeliler. Eğer iki seçim döneminde de tek başına iktidara gelip buna rağmen iktidar olunamıyorsa ya da "iktidar olamıyoruz" deniyorsa, o zaman söylenecek tek cümle var: "O zaman neden iktidara talip oldunuz?"

***

Ocak ayı acılar ayı...

Bu acıları aşmak için, cinayetleri aydınlatacak bir iradenin bir gün ortaya çıkacağını düşünüyoruz... Düşünmeye devam ediyoruz...

ORAL ÇALIŞLAR

<!--

var prefix = 'ma' + 'il' + 'to';

var path = 'hr' + 'ef' + '=';

var addy3879 = 'oralcalislar' + '@';

addy3879 = addy3879 + 'cumhuriyet' + '.' + 'com' + '.' + 'tr';

var addy_text3879 = 'oralcalislar' + '@' + 'cumhuriyet' + '.' + 'com' + '.' + 'tr';

( '' );

3879 );

( '' );

//-->n

<!--

( '' );

//-->

<!--

( '' );

//-->


CUMHURİYET  - 20 Ocak 2008

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.