1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. MAKALE

  4. Özdemir İNCE : Yatay faşizm
Özdemir İNCE : Yatay faşizm

Özdemir İNCE : Yatay faşizm

Özdemir İNCE : Yatay faşizmLAİKLİK, Anayasa ve yasalar marifetiyle, birey ve toplumu dinin baskılarına karşı korur. Laikliğin din, inanç ve...

A+A-

Özdemir İNCE : Yatay faşizmÖzdemir İNCE : Yatay faşizm

LAİKLİK, Anayasa ve yasalar marifetiyle, birey ve toplumu dinin baskılarına karşı korur. Laikliğin din, inanç ve vicdan özgürlüğünün güvencesi (garantörü) olduğunu ileri süren bütün düşünceler mugalatadan başka bir şey değildir. Nasıl laiklikle ilgili yasalar varsa, din, inanç ve vicdan özgürlükleriyle ilgili yasalar vardır.

Laikliğin en önemli amaçlarından biri din kurallarını dünya işlerinin tamamen dışında tutmaktır. Din, inanç ve vicdan özgürlüğü ise, laik yasa ve kurallara karşın, dini dünya işlerine karıştırmak ister ve karıştırır. Bu nedenle, laikliğin; din, inanç ve vicdan özgürlüğünün güvencesi (garantörü) olduğunu ileri sürmek yasalara ve gerçeğe aykırıdır.

AYETE DAYANMIYOR

Çarşamba günkü yazımda sözünü ettiğim Doç. Dr. Şahin Filiz ile Doç. Dr. Nedim Yüzbaşıoğlu, Prof. Dr. Şerif Mardin’in mahalle baskısı olarak tanımladığı sosyolojik olguya mikrofaşizm adını veriyorlar ki bu tanımlama bana daha doğru geliyor. İmam hatip lisesi mezunu olan, Konya Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Şahin Filiz "türbanın farz olduğu"nu ileri sürenlerin bu iddialarını Kuran ayetlerine dayandıramadıklarını, İslamlıkla ilgili 76 günah arasında başörtüsünün bulunmadığını söylüyor (Cumhuriyet, 20.11.07).

BELGESEL KANIT

Doç. Dr. Şahin Filiz ile Doç. Dr. Nedim Yüzbaşıoğlu, sözünü ettiğim yazılarında (Müdaffa-i Hukuk, Kasım 2007) Yatay irtica ile ilgili olarak şunları yazıyorlar:

"Yatay irtica, hurafelerle halkı aldatmaktan başlar, devlet ve hükümetin bıraktığı siyasi ve sosyal boşluklara ve hatalara dayalı köktenci çözümler üretildiği savını, bir inanç esası olarak halk katmanlarına yaymakla gelişir ve büyür. Bu da, dinin siyasallaşması aşamasını da geçerek, siyasalın dinleşmesi sonucuna götürür."

Bunu türban fesadında bütün açıklığıyla görüyoruz. Hiçbir dinsel dayanağı bulunmayan türban önce siyasallaşmış, siyasallaşması pekiştikten sonra dinsel inancın simgesi haline getirilmiştir. Dolayısıyla türban İslam’ın değil fakat siyasal İslam’ın göstergesi ve yatay faşizmin belgesel kanıtı durumundadır.

Tekrar yazıyorum: "Ülkemizdeki İrtica Gerçeğinin Kavramsal ve Anatomik Analizi" başlıklı yazı mutlaka okunması gereken bir inceleme yazısı.

BAKAN ÖNÜ PARDÖSÜ

Birkaç yatay faşizm örneği vereceğim: Antalya Expo Center’da düzenlenen Anadolu Doğal Taş, Mermer ve Teknoloji Fuarı’nda Bahçeci Group standında görev alan mini etekli Vildan İlik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in standa yaklaştığı görünce üzerine uzun bir pardösü giymiş ve bakanla konuştuğu sürece pardösünün önünü kapalı tutmuş; Bakan’ın ayrılması üzerine pardösüyü çıkartmış (Vatan, 1.12.07). Bu tam anlamıyla bir yatay faşizm baskısı örneğidir.

Bazı yurtlarda öğrencilere yapılan türban, namaz ve oruç baskısı da yatay faşizm bağlamında değerlendirilmelidir. Yatay faşizmin son örneklerinden biri de bir öğretmenin oruç tutmayan bir Alevi öğrenciye dayak atmasıdır.

Sözde din ve vicdan özgürlüğüne dayanan yatay faşizm (mahalle baskısı), bütün özgürlüklerin ve demokrasinin kökünü kurutur, milleti böler!..

Özdemir İNCE
HÜRRİYET - 21 Aralık 2007

Etiketler : , , ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.