1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. GÜNCEL

  4. Polis bilgi edinme hakkıyla alay ediyor
Polis bilgi edinme hakkıyla alay ediyor

Polis bilgi edinme hakkıyla alay ediyor

Polis bilgi edinme hakkıyla alay ediyorİşçiler 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak isteyince polis herkese biber gazı sıkmıştı. FOTOĞRAF:...

A+A-

Polis bilgi edinme hakkıyla alay ediyorPolis bilgi edinme hakkıyla alay ediyor

İşçiler 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak isteyince polis herkese biber gazı sıkmıştı. FOTOĞRAF: AFP

Bilgi edinme hakkını kullanan avukata Emniyet’in verdiği yanıtlar akla zarar. Emniyet’te ne kadar biber gazı var?: Yeteri kadar... 1 Mayıs’ta ne kadar kullanıldı?: Yetkili amirin belirlediği kadar...

ANKARA - Bilgi Edinme Yasası kapsamında, polisin elindeki biber gazı oranını, bu gazın hangi durumlarda ve hangi ölçülerde kullandığını öğrenmek isteyen Avukat Emre Baturay Altınok’a Emniyet Genel Müdürlüğü alay edercesine yanıtlar verdi. Altınok’un “Emniyetin elinde ne kadar biber gazı mevcut” sorusu “Yeteri kadar”, “2006 yılında ne kadar biber gazı kullanıldı” sorusu ise “Gerektiği kadar” diye yanıtlandı. Altınok, yanıtların ‘muğlak, geçiştirici ve belirsiz’ olduğu gerekçesi Başbakanlık Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu’na itiraz etti. Ancak kurul yanıtların yeterli olduğuna karar vererek Altınok’un itirazını reddetti.

Özellikle 2007 ve 2008 1 Mayıslarında polis göstericilere karşı aşırı düzeyde biber gazı kullandı. 2007 yılındaki gösterilerde 75 yaşındaki İbrahim Sevindik isimli bir vatandaş biber gazı nedeniyle hayatını kaybetti. Avukat Altınok, Radikal İki’de yayımlanan ‘Biber Gazı ile Emniyette miyiz’ başlıklı yazı üzerine 20 Mayıs 2007 tarihinde Bilgi Edinme Yasası kapsamında, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne başvurarak, biber gazının kullanımı hakkında bilgi istedi.

Ancak, Altınok’un başvurusuna bir türlü yanıt verilmedi. Bunun üzerine Altınok, 3 Temmuz 2007’de Başbakanlık Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu’na şikâyette bulundu. Şikayet üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü 13 Eylül 2007’de Altınok’a yanıt vermek zorunda kaldı. Ancak Emniyet’in Altınok’a verdiği yanıtlar son derece ilginç:

Soru: Emniyet Genel Müdürlüğü’nün stoklarında 2007 için ne kadar biber gazı var?

Cevap: Stoklarda ‘yeteri kadar’ mevcuttur.

Soru: 2006’da ne kadar biber gazı kullanılmıştır? Stoklarında 2007 senesine artan varsa bunun miktarı nedir?

Cevap: Yasadışı toplumsal olaylarda 2006 senesi içerisinde ‘gerektiği kadar’ kullanılmıştır.

Soru: 1 Mayıs 2007 tarihinde Taksim de ne kadar biber gazı kullanılmıştır?

Cevap: Yetkili amir tarafından ‘belirlenen miktarda’ gaz mühimmatı kullanılmıştır.

Soru: Biber gazının kullanımındaki ölçünün sınırı nedir?

Cevap: Yasadışı toplumsal olayın mahiyetine göre saldırı ve şiddetle orantılı olarak biber gazı kullanılmaktadır.

Soru: Emniyet güçleri tarafından kullanılan biber gazının üretimi Türkiye’de yapılmakta ise bu üretimi kim ve nerede yapmaktadır?

Cevap: Üretimi ülkemizde yapılmamaktadır. Alımlar ihale usulü yapıldığından, ihaleyi kazanan firma tarafından ‘çeşitli ülkelerden’ temin edilmektedir.

Soru: 1 Mayıs 2007’de biber gazından kaynaklı olduğu düşünülen İbrahim Sevindik adlı vatandaşın ölümü ile kolluk kuvvetleri hakkında bakanlığınızca açılmış bir soruşturma var mı?

Cevap: Biber gazından öldüğü iddia edilen adı geçen vatandaşın sürekli olarak kalp hastalığı nedeniyle tedavi gördüğü, 1996’da by-pass  geçirdiği, adı geçenin ölümü nedeniyle herhangi bir şahsa atfı kabil kastı ya da kusuru bulunmadığından, Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı kararı ile çevik kuvvet görevlileri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

Başbakanlık’a göre yeterli

Altınok, kendisine ‘muğlak, geçiştirici ve belirsiz ve ölçülmeyen cevaplar’ verildiği gerekçesiyle 25 Eylül 2007’de Başbakanlık Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu’na  şikâyette bulundu. Altınok, verilen cevaplarla kanunların kendisine tanıdığı ‘objektif ve sağlıklı bilgiye erişim hakkının engellendiğini’ belirtti. Ancak kurul  Altınok’a verilen cevapların yeterli olduğunu karar vererek itirazı reddetti.

Emniyet ‘bilgi vermeyi’ Genelkurmay’dan mı öğrendi?

Bilgi edinme hakkının resmi kurumlar tarafından ‘gereği kadar’ işletilememesine bir örnek de Genelkurmay Başkanlığı’ndan gelmişti. ‘Mayınsız Türkiye Girişimi’nden Muteber Öğreten, bilgi edinme  hakkını kullanarak 2004’te Türkiye’deki depolarla toprak altındaki antipersonel mayınlarla ilgili istatistikleri sormuş ve 13 Aralık 2004’te şu yanıtı almıştı: “Türkiye’nin stoklarında milli savunmasına yetecek kadar mayın bulunmaktadır. Sınırlardan yasa dışı geçişleri engellemek ve ülke güvenliğini sağlamak maksadıyla muhtelif yerlerde döşeli mayın bulunmaktadır. Sınırlardan yasa dışı geçişleri engellemek ve ülke güvenliğinin gerektirdiği tesisleri korumak maksadıyla bazı ülkelerle olan sınır hattı boyunca mayınlar döşenmiş ve bu mayınlı sahalar  üzerlerinde mayın ikaz levhaları bulunan tel çiti ile çevrilmiştir. Mayın tahrip çalışmaları devam etmektedir.”

Öğreten bu yanıtın sorunun karşılığı olmadığı gerekçesiyle Başbakanlık Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na başvurunca kurul bu bilgilerin ‘açıklanması halinde devletin emniyetine, dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine açıkça zarar verecek nitelikte devlet sırrı’ olduğuna hükmedip, Genelkurmay’a arka çıkmıştı.  Ancak, Türkiye 2004’te kara mayınları konusundaki uluslararası sözleşmenin tarafı olduğu için bu konu devlet sırrı olmaktan çıkmıştı. Üstelik Öğreten’in istediği bilgiler, Türkiye sözleşme gereği bildirdiği için  Birleşmiş Milletler’in internet sitesinde yayımlanıyordu.

MESUT HASAN BENLİ / RADİKAL - 21 Temmuz 2008

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.