1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. MAKALE

  4. Reha MUHTAR : Başbakan mini etekli kızı aradı mı acaba?.
Reha MUHTAR : Başbakan mini etekli kızı aradı mı acaba?.

Reha MUHTAR : Başbakan mini etekli kızı aradı mı acaba?.

Reha MUHTAR : Başbakan mini etekli kızı aradı mı acaba?..  Ben herkes gibi değilim...Başbakan’ın ve eşinin, şiir yarışmasını kazanan türbanlı...

A+A-

Reha MUHTAR : Başbakan mini etekli kızı aradı mı acaba?.Reha MUHTAR : Başbakan mini etekli kızı aradı mı acaba?.. 

Ben herkes gibi değilim...

Başbakan’ın ve eşinin, şiir yarışmasını kazanan türbanlı Tevhide’yi aramalarına, ağlayan kız çocuğuna moral vermelerine bozulmadım...

Ben bu ülkede Tevhideler’in de başkalarının da ağlamasını istemem, hiç içime sindiremem...

Ama merak ederim, Tevhide’ye duyarlı Başbakan acaba Amasya’daki lise öğrencisi 4 kızı ve ailelerini de aradı mı?..

Emine Hanım Başbakan’ın elinden o telefonu alıp, Amasya’daki 4 kız çocuğuna da, “Okulda arkadaş baskısı varmış... Başka okullara naklinizi istemişsiniz... Merak etmeyin nakle de gerek yok, ben arkanızdayım...” dedi mi acaba?..

O dört öğrenci ve aileleri ki, “kendilerine dini baskı yapıldığını söyleyerek başka okullara nakillerini istediler...”

Bu iddiayı araştıran ve sadece AKP’li milletvekillerinden oluşan komisyon bile, “Okul baskısı olmasa da arkadaş baskısının olduğunu” kabullendi ve raporunda açık açık yazdı...

Peki Tevhide’ye duyarlı Başbakan o 4 kız çocuğunu aradı mı?..

“Merak etmeyin, arkanızda ben varım...” deyip, telefonu bir de karısına uzattı mı?..

Amasya Anadolu Lisesi’nden 4 kız öğrenci, şov olsun diye mi ayrılıyor?..

Anadolu Lisesi gibi yabancı dil eğitimi veren bir okuldan, “Üzerimizde dini baskı var” diyen öğrenci ve aileleri demokrasi kahramanı olmak için mi okuldan ayrılmayı göze alıyorlar?..

Bunu araştıran komisyonun sadece AKP’den oluşan milletvekilleri bile, Amasya’ya gidip olayı yerinde inceledikten sonra rapora, “4 kız öğrenci okul yönetimi ve öğretmenlerden değil, öğrencilerden baskı görmüş... Okulda dikkate alınması gereken bir arkadaş baskısının var olduğu tespit edilmiştir...” diyor...

“Okul yönetiminin ve öğretmenlerin hiç haberi olmadan sadece arkadaşlardan kaynaklanan ve öğrencileri okuldan ayrılmaya zorlayan bir arkadaş baskısı olabilir mi acaba bir lisede?..”

En azından böyle bir baskıdan haberi olup da ses çıkarmadığını söylemek mümkün değil midir, okul yönetiminin ya da öğretmenlerin?..

Tevhide’ye duyarlı Sayın Başbakan ve eşi, acaba okulu ve öğrencileri tek tek aradılar mı?..

Kız öğrencilere, “Sakın oralardan ayrılma... Bizzat ben talimat vereceğim... Kimse kılınıza dokunamayacak...” dediler mi?..

Tevhide’nin olayında türban konusu yasal olarak tartışmalı olduğu halde sorumluları cezalandıracağını söylemişti Başbakan...

Tevhide duyarlılığı, Amasya duyarlığını kapsamıyor mu?..

***

Yine merak etmekteyim dün, Antalya’daki fuarda görev yapan mini etekli hostes kızı aramayı düşünmekte mi Sayın Başbakan?..

Bakan’ın geldiğini görüp, mini eteğini kapatmak için kapalı alanda alelacele pardösüsünü giyen, bakan gittikten sonra pardösüsünü çıkartan o genç kızı arayacak mı Başbakan?..

“Niye böyle yapıyorsun kızım?.. Biz herkesin özgür giyimini istiyoruz... Mini etekliysen niye bakanın karşısında eziliyorsun?.. Niye pardösünü giymek ihtiyacı hissediyorsun?.. Rahat ol aslanlar gibi çık mini eteğinle Bakan’ın karşısına...” diyor mu?..

Tevhide’ye duyarlı olmak, demokrasiye duyarlı olmak mı yoksa sadece Tevhide’nin başınının örtüsü meselesine duyarlı olmak mı?..

“Tevhide ve ablasını okutacağız” diyen duyarlılık Ağrı’da modern giyimi nedeniyle eleştirilere maruz kalan ve görev yerinin değiştirilmesi düşünülen bayan öğretmen için neden geçerli olmuyor?..

Niçin o öğretmen Başbakan ve eşi tarafından telefonla aranmıyor, “Hocam sizin kılınıza dokunan karşısında beni bulur” denmiyor...

***

Eşi türbanlı, politikaları türbanlı bir Başbakan’ın esas yapması gereken, “gücün karşısında türbansız kalanları” korumak değil mi?..

Onların arkasında durup, esas onları teşvik edip, demokrasinin gelişmesini, farklılıkların zenginleşmesini istemek değil mi?..

Tevhide’ye duyarlı olmak, demokrasiye duyarlı olmak demekse öyle yapılması gerekmiyor mu?..

Bir yaşam biçimi, her geçen gün yalnızlaştırılıyor, izole ediliyor, veremli muamelesi görüyor ve Atatürk’ün yaşam tarzı adım adım gözümüzün önünde eriyor...

Demokrasinin zenginleşmesi için AKP iktidarını Amerikalılar’a pazarladığını yazıp söyleyen arkadaşlar, “Amasya’da ya da Antalya’da zenginleşen demokrasimiz” için ne düşünüyorlar acaba?..

Acaba onlar Amasya’da okuldan ayrılmak zorunda kalan o

4 genç kızın yüzüne bakabilecekler mi, Batı demokrasisini savunduklarını söylerlerken?..

Utanmadan o kızların yüzlerine bakabilecekler mi?..

Aloooo...

Utanma duvarınız zaten yıkılmış yıkalacağı kadar, yoksa kulak zarınız da mı patladı?..

Reha Muhtar

<!--

var prefix = 'ma' + 'il' + 'to';

var path = 'hr' + 'ef' + '=';

var addy50772 = 'rmuhtar' + '@';

addy50772 = addy50772 + 'gazetevatan' + '.' + 'com';

var addy_text50772 = 'rmuhtar' + '@' + 'gazetevatan' + '.' + 'com';

( '' );

50772 );

( '' );

//-->n

<!--

( '' );

//-->

<!--

( '' );

//-->


02 Aralık 2007 - VATAN

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.