1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. MAKALE

  4. Rüstem GÜMÜŞ : Hacı Bektaş Değerlendirmesi
Rüstem GÜMÜŞ : Hacı Bektaş Değerlendirmesi

Rüstem GÜMÜŞ : Hacı Bektaş Değerlendirmesi

Rüstem GÜMÜŞ : Hacı Bektaş Değerlendirmesisana düşman, bana düşman,düşünen insana düşman,vatan ki bu insanların...

A+A-

Rüstem GÜMÜŞ : Hacı Bektaş DeğerlendirmesiRüstem GÜMÜŞ : Hacı Bektaş Değerlendirmesi

sana düşman, bana düşman,
düşünen insana düşman,
vatan ki bu insanların evidir,
sevgilim onlar vatana düşman
   

Sabah erkenden gidiyoruz Hacı Bektaş’a. Cumhuriyet Meydanı’na gitmek isterken karşımıza polis barikatı çıkıyor ve Türbenin önünden geçerek meydana inmemizin yasak olduğu söyleniyor. Gerekçe sorduğumuzda ise “cumhurbaşkanımız gelecek.” diyorlar. Uğradığımız şaşkınlığı nasıl açıklayacağımızı bilemeden alternetif yollara yöneliyoruz. ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU pankartıyla meydana doğru yürüyüşe geçiyoruz. Birden önümüze ikinci kez polis barikatı çıkıyor. Serçeşmenin gerçek sahipleri olan Alevileri yıldırmak, bir daha gelmelerini engellemek için ellerinden geleni yapanlar boş yere sevinmesinler. Her türlü şartlar altında orada olmaya devam edeceğiz. Çünkü bu yol gönül yoludur, yıkmaya değil yapmaya geliyoruz biz. Polis, barikatı sıklaştırıp adeta zulüm yaparken yaşlı bir teyzemiz acıyla ve öfkeyle karışık haykırıyor: “Sivas’ta insanları yakanların önüne niye dikilmediniz?” cevabını bildiğimiz sorular önümüze dizilmiş barikatlardan yansıyıp beyinlerimize çarpmaya başlıyor. Bizim değil miydi Hacı Bektaş, düşüncelerimizin, inançlarımızın Serçeşmesi niye bize zulümdü, dışarıdan gelen bir avuç ‘bölücü’ müydük, derdimiz neydi ki, kimdik bizler?

Meydana ulaşıyoruz en sonunda. Ülkenin en önemli kültürlerinden birinin varlığını olduğu gibi kabul etmeyip içini boşaltarak kendine yandaş bir kültür(süzlük) yaratmak isteyen hükümetin Kültür Bakanı konuşuyordu o esnada. Bizi görmeden, bize bakmadan, bizden korkarak konuşuyordu ki etrafımız yeniden polis barikatıyla çevrildi. Sevgiden, hoşgörüden bahsederken bu inancın temsilcilerine rağmen o kürsüyü kullanma rahatlığı içimizi bir kez daha incitti. Sağdan, soldan, ortadan, liberaller, gericiler bizi eleştiriyor: “Daha ne istiyorsunuz, devlet Alevilerin varlığını kabul ediyor, sizi tanıyor…” Hayır! Koca bir yalan, hem de kuyruklusundan. Bu nasıl tanımadır ki Alevi örgüt temsilcilerinin olmadığı bir yerde, Alevi örgütlerini yok sayan bir belediye başkanının katkısıyla da Alevilere ders verilmeye çalışılıyor.

Belediye Başkanı, kaymakam, vali, kültür bakanı ve son olarak devletin en üstü cumhurbaşkanı konuşurken yaratılan tabloya daha fazla dayanamayıp durumu protesto edip alandan ayrılıyoruz. Bir polis memuru yanındaki vatandaşa ders veriyor: “Bak, orada ‘incinsen de incitme’ yazıyor, niye gidiyorlar?” Hacı Bektaş Veli’nin engin felsefesinin ürünü olan bir sözü, karşıdakini yok sayma üzerinden gerçekleşen bir tepkinin önüne set olarak koymaya çalışmak Alevileri ve Aleviliği bir kez daha asimile etmenin yolu oluyor. Zaten içimizde Hızır paşalarla uzlaşanlar da bu sözü kendilerine kalkan olarak kullanmıyorlar mı? Mistik bir derinliği olan bir sözü lütfen zulümlerinizin üstünü örtmek için kullanmayın.

Kendisine muhalif, farklı anlayışları yüzyıllardır yok edemeyen zihniyet şimdi de değerlerimizin içini tamamen boşaltmaya çalışarak kendi safına yedeklemek istiyor. Bunun son örneğini Hacı Bektaş Veli’yi anma törenlerinde fazlasıyla yaşadık. Hacı Bektaş ilçesi sadece Hacı Bektaş’ta yaşayanları kapsayan şirin, turistik bir ilçe olarak değerlendirilemez, orayı ziyaret edenler de dışarıdan gelmiş konuklar olamaz. En azından Aleviler için bu böyledir. Çünkü Hacı Bektaş Alevilere ve tüm insanlığa malolmuş bir yerdir. Bunun için bizler kendi Serçeşmemizde konuk, ziyaretçi, dışarıdan gelenler değil ev sahibiyiz, oranın öz sahipleriyiz. Bir belediye başkanı düşünün ki Hacı Bektaş’ın sahiplerine Hacı Bektaş’ı dar eden, onların gelmemesi için önerine polisleri ve barikatlarını çıkaran, vereceği hizmetleri kendisi sunmayıp siyasal İslam temsilcilerinden adeta dilenerek isteyip Alevileri de küçük düşüren bir başkan ne kadar bizim başkanımız olabilir ki?

Zulme karşı direnişin adı da olan Aleviler, demokrasi emek güçleriyle ortak dayanışma ve mücadelesini güçlendirerek geleceğe yönelik söylenecek sözlerinin olduğunu göstermek için yolunu şimdiden dostlarıyla örmelidir. Aksi takdirde 1 yıl sonra aynı tabloyla karşılaştığımızda söylediklerimiz yakınmaya dönüşebilir.      

Rüstem Gümüş
Kayseri Pir Sultan Abdal Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı
 
Alevihaber.com - 23 Ağustos 2008

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.