Serdar DOĞAN : AKreP GİBİSİN KARDEŞİM

Serdar DOĞAN : AKreP GİBİSİN KARDEŞİM

Serdar DOĞAN : AKreP GİBİSİN KARDEŞİMAlevi açılımı denen çözümsüzlük paketinin en önemli ayağı olarak cilalanan...

A+A-

Serdar DOĞAN : AKreP GİBİSİN KARDEŞİMSerdar DOĞAN : AKreP GİBİSİN KARDEŞİM

Alevi açılımı denen çözümsüzlük paketinin en önemli ayağı olarak cilalanan ve gözümüze sokulmaya çalışılan Alevi iftarı; beyhude bir çaba olarak tarihin sarı solgun sayfalarındaki yerini aldı. Samimiyetsiz olarak yapılan her çalışama er ya da geç mahkûm olacaktır. Alevi örgütlerini kendileri gibi samimiyetsiz zannedenler; iftara beş kala; her “ötüşe” gelecek keklik olmadığımızı gördüler. Keklik dedim de aklıma geldi;

Sevgili Musa Anter anlatırdı; yoksul bir Kürt, ya da Bektaşi Babası kuşlar çarşısı’nı geziyormuş. Burada avcılar, avladıkları kuşları; tuzakçılar, yakaladıkları maharetli, eğitimli, çeşitli kuşları satıyorlarmış. Baba, çocuklarına et götürmek istemiş. Boy boy kuşlar varmış; lafın gelişi; bıldırcından, deve kuşuna. Kuşçu; boyuna kilosuna göre fiyat veriyormuş, keklik bunlar içinde en etsiz butsuz olanlardan ama hepsinden pahalıymış. Baba merakla nedenini soruna satıcı; ‘Bu keklik özel eğitimlidir, çok güzel ötmektedir’ demiş. ‘Güzel ötmesi bir yana, bunun ötüşünü duyan ne kadar keklik varsa hepsi onun çevresine doluşur ve tabii bu arada avcılarda onun çevresine doluşan bu keklikleri daha rahat avlarlar. Yani buna vereceğin 5 altınla, bu keklik gibi yüzlercesini avlarsın' demiş. Baba 5 altına kıyıp, güzel ötüşlü kekliği satın almış ve hemen boynunu koparı vermiş. Satıcı; ne yaptın arkadaşım, en yetenekli kuşun kafasını kopardın, öldürmeyecek, besleyecektin deyince baba; Er ya da geç, bu kekliğin soyu nasıl olsa böyle olacaktı’ demiş. ‘Çünkü bu, kendi soyuna ihanet ediyordu’

AKreP gibisin kardeşim ÇAMUR, soyuna ihanet eden keklik kadar değerin yok, Sünni’ce dua et ki; daha kafa koparmayı öğrenmedik. İftara oturdukların hepsini saymaya gerek yok; Talibanın 2. adamı Hikmetyar’ın ayakları dibinde diz çökmüş biriyle,

Belki iki yıl önce küfür ettiğin biriyle ellerini göğe açtın. RTE; aynı kaynaktan su içen, aynı kıbleye yönelen, (bizim kıblemizin insan olduğunu en azından biliyordur) Vahdet iklimini soluyan (her neyse ben bilmiyorum)  diyerek söze giren RTE; iftara; Alevilerin matemini paylaşmaya değil, hepimizin matemini paylaşmaya gelmiş. Kerbela bizim ortak acımızmış!

Ne zamandan beri? RTE’nin yaşını bilmiyorum herhalde 50’nin üstündedir. Bu zamana kadar bu yas için ne yapmıştır? Belediye başkanı iken cem evimize yıkım ekipleri göndermişti, şimdi can evimize dimnit koymak istiyor. AKreP gibisin kardeşim!!!
      
Yemek fiyasko olunca; ne hikmetse hemen mahkemelerden “cemevleri ibadet yeri sayılamaz” kararı çıktı. RTE ve Çamurdan arkadaşları durumu değerlendirecek ve bizi bilgilendireceklermiş.

Medeniyetler ya da dinler buluşması için İspanya'ya iner inmez; “başörtüsü takana sen siyasi simge olarak takıyorsun deniliyor. O da “hayır ben siyasi simge olarak takmıyorum” diyor. Velev ki bir siyasi simge olarak takıldığını düşünün, siyasi simge olarak başörtüsü takmak suç mu? Simgelere, sembollere yasak getirebilir misiniz? Dünyanın neresinde böyle bir suç var? özgürlükler noktasında dünyanın neresinde böyle bir yasak var? Buradaki dert başka. Bunu takdirde zorlanıyoruz” diyor.

AKreP gibisin kardeşim!!! İki örnek verelim, simgenin suç olup olmadığına dair. Meclise giren DEP milletvekilleri. Yemin töreni ve sonraki günlerde yeşil, sarı, kırmızı fular, mendil, kravat takmışlar mı diye didik didik edildiler. Bu renkler bir şeyin simgesiydi ve en azından örgüt üyeliğinden 12.5 yıl yeme şansları vardı. İstanbul’da ateşe verilen ve masum birçok insanın yanarak öldüğü “çetinkaya” mağazası yangınında DGM; yakalanan sanıklar için örgüt üyesi olmaktan ve bu örgütün propagandası yaparak adam öldürdükleri için cezalandırıldılar. Çünkü sanıklar “Kürtçe slogan atıp; yeşil, sarı, kırmızı renkli bez parçalarını yüzlerine sararak uzaklaşırken yakalanmışlardır” (dava tutanaklarından)  Ama Madımak önünde yeşil şeriat bayrağı açıp, şeriat sloganları atıp 8 saat recm ettikten sonra yakanlarda “simge” aranmadı. Alevilere, Sola, Kürtlere ait her türlü simge yasak sayılabilirken, Türban simge olsa ne olur? AKreP gibisin kardeşim.

Üstelik bu açıklamayı, İspanya’da Yani Endülüs Emevi topraklarında yaptı.

Emevi hanedanın kurucusu Muaviye. Muaviye, Ömer döneminde 641'de Şam valisi olmuş ve Suriye'yi denetimi altına almıştı. Muaviye, 656’da başa geçen Ali'nin halifeliğini tanımadı ve onu üçüncü halife Osman'ın öldürülmesinden sorumlu tuttu. Ali, Şam valiliğine bir başkasını atayınca da çekişme savaşa dönüştü. Muaviye, Sıffin Savaşı'nda (657) yenilmek üzere olan askerlerinin mızraklarına Kuran yapraklarını taktırdı ve böylece Ali'nin ordusunu durdurdu. Hilafet sorununu savaşla değil hakeme başvurarak çözmeyi önerdi. Ne var ki Muaviye’nin hakemi Ali’nin hakemini ikna ederek Muaviye’yi halife ilan etti.. Muaviye, halifeliğini tanımayanları sert bir biçimde bastırdı ve iç karışıklıklara son verdi. Ardından yeni fetihlere girişti. Emevi egemenliğini doğuda Hindistan sınırına, batıda Kuzey Afrika'ya, oradan da Güney İspanya'ya kadar yaydı. Halifeliği dinsel önderliğin yanı sıra tam bir siyasal önderliğe dönüştürdü. Halifelik merkezini de kutsal topraklardaki Mekke’den Şam’a taşıdı. Artık halife bir kurul tarafından seçilmiyor, babadan oğula geçiyordu. Nitekim Muaviye’nin yerine oğlu I. Yezid halife oldu.

I. Yezid tahta çıktığında yeni bir halifelik sorunuyla karşı karşıya kaldı. Ali'nin küçük oğlu Hüseyin, halifeliğin kendi hakkı olduğunu ileri sürdü ve Yezid'in halifeliğini tanımadı. Yezid sorunu askeri yöntemlerle çözmeye karar verdi ve Hüseyin ile yandaşlarını 681’de Kerbela'da kıyıma uğrattı.

Son Emevi Halifesi II. Mervan döneminde (744-750) Abbasiler denetiminde gelişen muhalefet Emevi egemenliğini sarstı. Emevi Devleti’nin yıkılışında Ebu Müslim Horasani önemli rol oynadı. Sonunda Abbasilerin önderi Ebu'l-Abbas, Emevi egemenliğine son verdi ve Emevi hanedanının bütün üyelerini öldürdü. Bu kıyımdan canını kurtarabilen Abdurrahman, İspanya'ya giderek orada Endülüs Emevileri Devleti’ni kurdu.

Alevi iftarına Kerbelanın yasını tutmak için geldiklerini söyleyenler. Nasıl Muaviye soyu olup, Yezitlik edeceklerini gösterdiler Endülüs Emevi topraklarında.

Ne diyeyim AKreP gibisin kardeşim!!!
                                                              
SERDAR DOĞAN
PSAKD Ankara Şb. Başkanı
Alevi Haber / www.alevihaber.com / 16 Ocak 2008

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.