Alevi yurttaşlara karşı derin bir sevgi ve saygı duyuyorum..

Alevi yurttaşlara karşı derin bir sevgi ve saygı duyuyorum..Ergenekon iddianamesinde adı geçen Eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan açıklamalarda...

Alevi yurttaşlara karşı derin bir sevgi ve saygı duyuyorum..

Ergenekon iddianamesinde adı geçen Eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan açıklamalarda bulundu. Hürriyet Gazetesinden Yalçın Bayer'in köşesine taşıdığı açıklamlar şu şekilde:

...Aleviliğe ve Alevi yurttaşlara karşı derin bir sevgi ve saygı duyduğumu inkár etmiyorum. Kurtuluş Savaşımız’da Atatürk’ün ne yapmak istediğini doğru kavrayarak onun etrafında kenetlenenlerin öncelikle Alevi yurttaşlar olduğu bir gerçektir. Alevi olsaydım bunu gururla söyleyeceğimden kuşku duyulmasın. Kuzey Kafkaslar’da tarihi nedenlerle Alevilik mezhebi hiç yayılamamıştır. Bu nedenle özü Kafkas göçmeni bir Türk olarak Alevi olabilmem de mümkün değildir.

...Mezhep konusunda üzülerek yaptığım bu açıklamanın nedeni, iddianamede söz konusu edilen ’Gizli Konuşma Notları’nın merkezde ’Alevilik iddiası’ bulunması ve ’ciddiye alınan notların’ bütünüyle bir safsatadan ibaret olduğunu ortaya koymak içindir. Kaldı ki, dini siyasi arenadan çıkartarak onu inanç dünyasındaki kendi mecrasına sokma gayretinde olanların, ’Türkiye Aleviliği’ni yaratma gibi bir rüyası olamayacağını da herkesin bildiğini sanırım.

Yalçın BAYER : Asıl ’sünepe’ ve ’geberesiler’

ESKİ 1. Ordu Komutanı (E) Doğan Kılıç, iddianamede adının geçmesi üzerine şu açıklamayı yapıyor:

Eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan yanıtlıyor

"Ergenekon davası iddianamesinin 1618-1619-1620’nci sayfalarında hayali gizli toplantılara ilişkin ’belgelere’ (!) atıfta bulunulmakta, söz konusu toplantılarda yapılan ’konuşmaların’ bir bölümü bana (Çetin Doğan) mal edilmektedir. İddianamede yer alan hayali konuşmalar 28.7.2008 günlü gazetelerin bir bölümünde kısmen veya tamamen yer almış bulunmaktadır. (Doğan’ın, Çiller için ’geberesi kadın Sünni, Mesut Yılmaz için de aynı şey geçerli’; İ.H. Karadayı için de ’sünepe’ dediği öne sürülüyor. Y.B.)

Şahsıma yapılan saldırıların yanı sıra, büyük saygı duyduğum ve birlikte çalışmaktan onur duyduğum dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sayın İ.H. Karadayı ve dönemin Başbakanı Sayın Çiller’e gıyaplarında sarf ettiğim ileri sürülen çirkin yakıştırmaların tamamen uydurma ve maksatlı olarak ’imal’ edildiğini öncelikle belirtmek isterim. Konuyu yargıya götürme hakkım saklı kalmak üzere, iddianamenin ilgili sayfalarını ilişikte sunarak, konuya açıklık getirmem zorunlu hale gelmiştir.

Sayın savcılarımızın bütün iyi niyetime rağmen bu ’hezeyanları’ basit bir araştırma yapmadan iddianamelerine aldıklarını anlamakta hayli zorlandığımı belirtmeliyim. Bu uydurma notların bir delil olarak ortaya konması, başka benzer ’servis notlarının’ da iddianamede yer alıp almadığı sorusunu akla getirmekte ve yargı erkine duyulan ’güven’ zedelenmektedir. İddianamenin belirttiğim sayfalarında geçen hayali konuşma notlarının geçmişi 10 sene evveline dayanmakta ve senaryoların uzunluğu ile adeta bir ’pehlivan hikayesi’ne benzemektedir. Savcılarımızın sadece ’gerekli’ gördükleri kadarını iddianamelerine aldıkları anlaşılmaktadır.

’Pehlivan hikayeleri’nin 1997-1999 yıllarında Türk Silahlı Kuvvetleri’nde general rütbesi ile görev yapan hemen hemen bütün personele ’kişiye özel’ imzasız mektuplarla dağıtıldığını ve bana da dolaylı olarak iletildiğini belirtmeliyim. Yapılan araştırma sonucunda, notları imal eden kişinin TSK’dan irticai faaliyetler nedeniyle atılan bir öğretmen subay olabileceği, bunu kanıtlanmanın zorluğu nedeniyle bir işlem yapılmasından sarfınazar edildiği bildirilmişti.

ALEVİLERE SEVGİ-SAYGI

Aleviliğe ve Alevi yurttaşlara karşı derin bir sevgi ve saygı duyduğumu inkár etmiyorum. Kurtuluş Savaşımız’da Atatürk’ün ne yapmak istediğini doğru kavrayarak onun etrafında kenetlenenlerin öncelikle Alevi yurttaşlar olduğu bir gerçektir. Alevi olsaydım bunu gururla söyleyeceğimden kuşku duyulmasın. Kuzey Kafkaslar’da tarihi nedenlerle Alevilik mezhebi hiç yayılamamıştır. Bu nedenle özü Kafkas göçmeni bir Türk olarak Alevi olabilmem de mümkün değildir.

Mezhep konusunda üzülerek yaptığım bu açıklamanın nedeni, iddianamede söz konusu edilen ’Gizli Konuşma Notları’nın merkezde ’Alevilik iddiası’ bulunması ve ’ciddiye alınan notların’ bütünüyle bir safsatadan ibaret olduğunu ortaya koymak içindir. Kaldı ki, dini siyasi arenadan çıkartarak onu inanç dünyasındaki kendi mecrasına sokma gayretinde olanların, ’Türkiye Aleviliği’ni yaratma gibi bir rüyası olamayacağını da herkesin bildiğini sanırım.

Bu senaryoların yazarının bugün oldukça ’semirili’ ve ’korumalı’ olduğunu sanırım. Şimdi mertçe ortaya çıkıp yazdığı metinlere sahip çıkarak altlarını imzalamalıdır. Asıl ’sünepeler’ ve ’geberesi’ olanlar imzasız mektup yazıp ortaya çıkmaktan korkanlar ve iddialarının arkasında duramayanlardır.

İftira ve ’jurnalcilikte’ Abdülhamit dönemini anımsatan uygulamaların bizi nereye götüreceğini hep birlikte göreceğiz. Ünlü bir yazarın (Bertold Brecht) dediği gibi "Hiçbir ileri gidiş, akla, mantığa ve sağduyuya geri dönüş kadar zor değildir." Zorluklar bizi yıldırmasın. Halkımızın zorlukları yenerek yarınlarımızı aydınlatacağına inancımı hálá kaybetmedim."

Yalçın BAYER

<!--

var prefix = 'ma' + 'il' + 'to';

var path = 'hr' + 'ef' + '=';

var addy75020 = 'ybayer' + '@';

addy75020 = addy75020 + 'hurriyet' + '.' + 'com' + '.' + 'tr';

var addy_text75020 = 'ybayer' + '@' + 'hurriyet' + '.' + 'com' + '.' + 'tr';

( '' );

75020 );

( '' );

//-->n

<!--

( '' );

//-->

<!--

( '' );

//-->


HÜRRİYET - 31 Temmuz 2008

Basında Aleviler Haberleri

Can Dündar: Aleviler tarih yazıyor!
Hilal Nesin’e sistematik saldırı
Alevi Kadınların ilk ve tek dergisi PELGÜZAR