Aleviler AKP Kıskacında 2

ALEVİLER AKP KISKACINDA (2)Tehlike AB'nin azınlık tanımında Laik Cumhuriyet'in savunucusu Aleviler AKP'nin sözde 'Alevi açılımı'...

ALEVİLER AKP KISKACINDA (2)

Tehlike AB'nin azınlık tanımında
 
Laik Cumhuriyet'in savunucusu Aleviler AKP'nin sözde 'Alevi açılımı' konusundaki kaygılarını anlattılar.

AKP'nin ortaya attığı "sözde Alevi açılımı", Aleviliğin inkârı, Alevi toplumunun kırmızı çizgilerinin ortadan kaldırılması amacına yönelik olduğu görüşünde birleşen Alevi örgütleri ve önderleri "Aleviliğin ne olduğu ve ne olması gerektiği" konusundaki karar merciinin yine Aleviler olduğunun altını çizdiler. "Alevi dedesinden memur olmaz" diyen Aleviler, AKP'nin açılımını ise "Gayretlerini Aleviliği Alevilik olmaktan çıkarmaya hasretmiş durumdalar" sözleriyle özetlediler.

"Ilımlı İslam projesi" nin aktörü AKP iktidarının, bu proje içindeki rolünü Alevileri asimile etmeden başarabilmesinin mümkün olmadığının altını çizen Aleviler, dinci AKP'nin gelecekteki tüm girişimlerinin Alevileri asimile etme çabası etrafında gerçekleşeceğinin altını çiziyorlar. Atatürkçülüğü özümsemiş, laik demokratik Cumhuriyete gönülden bağlı Alevi örgüt ve önderlerinin üzerinde durdukları bir diğer nokta da, AB İlerleme Raporu'nda "azınlık" olarak gösterilmeleri ve bu tanımın yakın gelecekte gerçekleşebilecek tehlikelerin habercisi olduğu.

Laik Cumhuriyet ve demokrasi konusunda kararlı tutumunu sürdüren, Cumhuriyetin dinselleştirilmesine karşı çıkan Aleviler, AKP'nin Alevilere dönük açılımına karşı kaygılarını Cumhuriyet'e anlattı.

ALEVİLERİN KIRMIZI ÇİZGİLERİ ORTADAN KALDIRILIYOR

ALİ YILDIRIM (Alevilik Araştırmaları Merkezi Başkanı):

AKP'nin son günlerde "devşirme Aleviler" eliyle piyasaya sürdüğü "sözde açılımı" yine Aleviliğin inkârı, Alevi toplumunun kırmızı çizgilerinin ortadan kaldırılması amacına yönelik görülüyor. Aleviler hangi ad altında olursa olsun temel değerleri olan, Cumhuriyet, laiklik ve demokrasi üçlüsünden oluşan kırmızı çizgilerinin ortadan kaldırılmasına olur vermeyeceklerdir. Aleviler varlıklarını ancak bu ilkelerin hayat bulmasıyla sürdürebileceklerine inanıyorlar. Bu değerler doğrultusunda siyasi tercihlerde bulunuyor ve bu değerlenin aşındırılmasına şiddetle karşı çıkıyorlar. AKP hükümeti ile tüm bunlardan dolayı Alevilerin ciddi bir zihniyet farklılığı var. AKP, Alevilerin yaşamsal bulduğu ilkelerle sorunlu bir siyaset yürütüyor. Bu siyaseti nedeniyledir ki Alevileri, Aleviliği görmezlikten geliyor, yok sayıyor, onları çeşitli yöntemlerle asimile etme gayreti içinde bulunuyor.

AKP'NİN HAK GASPI

Şöyle ki, yeryüzündeki hiçbir inanç/öğreti/kültür kendi mensubu olmayanlar tarafından tanımlanmıyor, adlandırılmıyor, biçimlendirilmiyor. O öğretiye kendi dışında, tümüyle yabancı olanlar roller biçip onun hakkında karar vermiyor. Daha doğrusu bir inanca/öğretiye/kültüre mensup olmayan kişilerin o öğreti adına ne böyle bir hakkı, ne de böyle bir yetkisi olduğu kabul ediliyor, düşünülüyor. Tersinden söylemek gerekirse çağdaş dünyada her öğreti ve inanç mensuplarının inanç ve öğretilerinin muhtevasına ve onun gereklerinin neler olduğuna kendilerinin karar vermesi gerektiğinin altı çiziliyor. Bu açıdan Alevi öğreti ve inancına baktığımızda AKP hükümeti eliyle tam bir hak ve yetki gaspının yaşandığını görüyor, tanık oluyoruz. Devşirme Aleviler aracılığıyla "Aleviliğin ne olduğu ve ne olması gerektiği" konusunda kendilerini karar mercii olarak görüyor, böyle bir gaflette bulunmaktan geri durmuyorlar. Bütün gayretlerini "Aleviliği Alevilik olmaktan çıkarmaya" hasretmiş durumdalar.

HÜSEYİN ÖZKAHRAMAN: Dede iktidara bağımlı olmamalı

CHP Bahçelievler İlçe Başkanı Hüseyin Özkahraman " Aleviliğe bakışı belediye başkanı olur olmaz Karacaahmet Cemevi'ni yıkışından açıkça belli olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan' ın tavrının altında birtakım güç odaklarının yatmakta olduğuna inanıyorum" dedi.

Özkahraman şöyle devam etti:

"AB ilerleme raporunda, Alevilik azınlık olarak yer almıştır. Bu tanımlamanın çok tehlikeli bir sürecin başlangıcı olduğu konusunda uyarıda bulunmak istiyorum. Aleviler azınlık değil, bu ülkeye bağlı, Atatürkçü yurttaşlardır. Geçmişten bugüne bu ülkede azınlık olarak yer alanların daha sonra hangi amaçlar için kullanıldığını unutmamak gerekiyor. İnanç unsuru kullanılarak toplumun diğer parçalarından "ayrı" gösterilmeye karşı durulması gerektiğine inanıyorum.

SÜNNİLEŞTİRME OYUNU

Ayrıca Aleviler toplumsal muhalefetin vazgeçilmez bir unsuru. Bu nedenle Alevi dedelerinin devletten maaş almalarını doğru bulmuyorum. Alevi toplumunu yönlendiren dedeler, siyasi iktidara bağlı olmamalı. Burda bir art niyet arıyorum. Dedelik bir saygınlık kurumudur, eğer iktidarla çıkar birliği içinde olurlarsa saygınlıklarını yitiriler. Ayrıca bir de dedeleri eğitme programı var. Akıl erdirmek mümkün değil. Alevileri, Sünniler mi eğitecek? Bu anlayış, Osmanlı'dan bugüne Alevileri asimile etme oyunun yeni bir parçası, yani geçmişten bugüne ne yazık ki siyasi anlayışta değişen bir şey yok. Bu proje ile Aleviler Sünnileştirmek isteniyor."

EMEL SUNGUR (Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Başkan Yardımcısı):

AKP iktidarının Alevilerin sorunlarını çözmek için ciddi bir çabası olduğunu düşünmek mümkün değil, ancak Alevileri asimile etme amcıyla ciddi bir proje yürütüldüğünü düşünmemiz için birçok neden var. Mevcut iktidarın aktörleri, Alevilik hakkındaki düşüncesini, öncelikle hafızalardan silinmeyen Karacaahmet Cemevi yıkımı, daha sonra Alevilerin inançlarına dönük "cemevi cümbüş evi" gibi çirkin ifadelerde gördük. Bugün yapılan tartışmanın gerçek içeriği "laiklik, demokrasi ve Cumhuriyet" tartışmasıdır. Hiç kimsenin bugün yapıldığı gibi Aleviliği, Aleviliğin inanç merkezini tartışmaya hakkı yoktur. Bu tartışmayı yapabilecek olan ancak ve ancak Alevilerin kendisidir.

DÜĞMEYE Mİ BASILDI?

Aleviler, bugün 'AKP açılımı' diye sunulan, Aleviliğin Sünni inanç içinde asimile etme amacı güttüğüne inandığı politikaların kamuoyuyla paylaşılmasının ardından Aleviler arasında birbirini yıpratmak için verilen birtakım demeçler yayımlandı. Bu, Alevileri ilk defa kendi içinde bir tartışmaya sevk etti. Alevi dernek ve vakıfları bu tartışmalardan olumlu sonuçlarla çıkmalı diye düşünmek istiyoruz. Ancak birtakım tartışma programılarına çıkan Alevi dernek ve vakıf yöneticileri, Alevilik hakkındaki yaptıkları yorumlar bizi şaşırtıyor ve ciddi ayrılıkların sinyalini veriyor. Aleviliğin bu denli farklı algılanabilir bir inanç olduğunu düşünmemek gerekir. Ama bugün dernek ve vakıflar aracılığıyla, çok farklı düşünceler ifade edilebiliyor. Aleviler için de düğmeye mi basıldı diye düşünmemek elde değil. Prof. İzzettin Doğan 'ın "Diyanet'i farklı görüyorum" açıklamasını yadırgatıcı buluyorum. Alevi dernek ve vakıfları bu tartışmaları televziyon ekranlarında değil, kendi içlerinde yaparak Aleviler için kazanca dönüştürmeli.

DEVLET ALEVİLİĞİ

Bugüne dek tüm baskılara karşın özgür ve özgün yapısını koruyan Alevilik, eğer Alevi dedeleri Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan maaş alarak siyasi iktidara bağlı olurlarsa Aleviliğin yerini "devlet Aleviliği" alır. İktidarın etkisine açılan Aleviliğin siyasi iktidarların güdümünde bütün değerlerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı endişesini taşıyıorum. Biz Alevilerin taleplerinin değiştiğini düşünmüyoruz. Örgütlü olduğumuz günden bugüne Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılmasını laik devletin temeli olarak gördüğümüz açıkladık. AKP samimiyetini göstermek istiyorsa zorunlu din derslerini kaldırılmalı, Alevi köylerine cami yapılmamasını sağlamalı ve cemevlerine yasal statü kazandırılmalı.

'Ilımlı İslam projesi için Aleviler asimile ediliyor'
YAVUZ TOP (Alevi Sanatçı):


Ilımlı İslam projesi halen gündümdeyken, AKP'nin, bu proje içindeki rolünü Alevileri asimile etmeden başarabilmesi mümkün değil. AKP bu toplumsal direnci kırmadan başarı sağlayamayacağını iyi biliyor. Devletin, Alevi toplumunun inançlarını yerine getirmesi konusunda yardımcı olmasını doğru buluyorum, ancak iktidarların yörüngesine girme riski var. Aleviler, Mustafa Kemal 'e ve laikliğe çok bağlı. Alevi toplumu devamlı bir muhalefet görevi üstlenmiş bir toplum. Alevi dedesini memur yapmak, dedenin elinden muhalefet yapma olanağını almak demektir.

Alevilerin, derneklerde örgütlenmesini doğru bulmuyorum. İnançlar örgütlendiğinde ister istemez siyasallaşıyor, siyasallaştığında gericileşiyor ve sistemin bir parçası haline gelebiliyor. Alevilik de aynı süreci yaşıyor. Dernekleşme, Aleviliği bu sürece taşıdı; her dernek ayrı bir Alevilikten bahseder hale geldi. 30 yıl önce 'Ben Aleviyim' diyen birinin demokratlığından şüphe edilmezken, artık şüphe eder hale geldik. Bir anlamda bu derneklerin kurulması da, Türkiye'de uygulanan islami bir projenin uzantısı olabilir. Bunu da göz ardı etmemek lazım.

Türkiye'yi İslami bir şemsiye altına tümüyle sokabilmek için Alevileri asimile etmek isteniyor olabilir. Geldiğimiz noktaya baktığımızda, keşke Aleviler kendi evlerinde sazıyla sözüyle kültürüyle kalmış olsaydı, dernekleşmeseydi diye düşünüyorum. Alevilerin toplum olarak örgütlenmesi gerekiyor ise avukatlar barolarında, mühendis ve doktorlar odalarında, yani herkes kendi meslek örgütünde örgütlenmeliydi.

Dernekleşme yakın zamanda siyasete de müdahil oluyor. En sosyal demokrat partiler bile Alevi derneklerinin başkanlarını aday gösteriyor ya da birtakım dernek başkanları kendilerinin aday gösterilmesini istiyor. Laikliği savunan bir parti, siyasette böyle yer aldığında benim siyasette örgütlenen Nakşibendilere söz söyleme hakkım olmadığını düşünüyorum. Bir farkımız kalmıyor, Nakşibendi de örgütleniyor, Alevi de.

HÜSEYİN GÜLER (ALEVİ DEDESİ):

AKP kendi iktidarını sorunsuz bir şekilde sürdürmek, Türkiye'deki şeriat devleti yaratma hedefine daha rahat ulaşmak için, toplumsal muhalefet sergileyen Alevileri önemli engel olarak görüyor. Bu nedenle Alevi dedeleri üzerinde çeşitli yollarla egemen olmak, onları Sünni bakış açısına yaklaştırmak için birtakım projeleri "açılım" olarak sunma gereği duyuyor. Çünkü, Biz Atatürk ilke ve devrimlerine yürekten bağlı bir topluluğuz. Aleviler, haklarının, özgürlüklerine kavuşmanın birinci önceliğinin laik demokratik cumhuriyetin varlığına bağlı olduğunun son derece bilincindedir.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın çalışma prensipleri de elbette tartışmaya açılmalı. Sünni bakış açısının yansıtıldığı Diyanet ya özerk olmalı ya da kaldırılmalı. Ama asla siyasi iktidara bağlı olmamalı. Diyanet İşleri Başkanlığı'nda gerçekleştirilecek samimi bir reform süreci ile Diyanet, Atatürk'ün kurduğu amaçla hizmet verebilmeli. Bu şartlar sağlandığında Alevi dedeleri diyanete bağlanmakta bir sakınca görmez. Ancak, günümüz Diyanet'inde Alevi dedelerinin maaşlı çalışması, memur olarak emir altına girmesi sosyal konumlarını sarsar. Bir Alevi dedesi olarak bunu kabullenmem mümkün değil.

TARKAN TEMUR
Cumhuriyet - 04 Aralık 2007

Basında Aleviler Haberleri

Can Dündar: Aleviler tarih yazıyor!
Hilal Nesin’e sistematik saldırı
Alevi Kadınların ilk ve tek dergisi PELGÜZAR