Çamuroğlu: Bahçeli'nin açılımla ilgili sözleri takdire şayandır

AKP'nin Alevi vekili Reha Çamuroğlu:  Bahçeli’nin açılımla ilgili sözleri takdire şayandırDeniz Güçer...

AKP'nin Alevi vekili Reha Çamuroğlu:  Bahçeli’nin açılımla ilgili sözleri takdire şayandır

Deniz Güçer röportajı / Vatan

AK Partili milletvekili Reha Çamuroğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Alevi açılımıyla ilgili sözlerine destek verdi: “Sayın Bahçeli Alevilerin sorunlarına üçüncü defa grup konuşmasında özel olarak yer verdi. Saygı ve memnuniyetle karşılıyorum. Özellikle ’Biz Aleviliği İslam içi gören bütün grup ve kuruluşlarla görüşmeye, tartışmaya açığız’ yorumu takdire değer...”

AK Parti’nin Alevi milletvekili Reha Çamuroğlu, parti içindeki ve dışındaki liberalleri sert bir dille eleştirdi. CHP’nin ’Alevi katliamcısı “ olarak suçlanmasını ” vicdansızlık “ olarak niteleyen Reha Çamuroğlu, partisine de eleştiriler yöneltti...

Liberallerin son dönem tutumlarından oldukça rahatsızsınız...

Aslında liberallerde bir şaşkınlık görüyorum. ’Aaa PKK provokasyon yapıyor’ diyorlar. PKK, ’Haydi gel kardeşim elini ver bana’ mı diyecekti?

Başbakan’a endişelerinizi ilettiniz mi?

Çekincelerimi anlattım. Başbaşa 1.5 saat görüştük. Kendisi not aldı ve dinleme sabrını gösterdi. Herhangi bir yorum yapmadı. Şunu da söylemek istiyorum: Belirli kesimler AK Parti’ye, partinin kuruluşunda ve ilkelerinde olmayan bazı politikaları dayatmak istiyorlar.

Kim onlar ve hangi politikalar?

Bu kadar söyleyeyim ancak kast ettiğim şu: Türkiye’de pek çok STK, aydın, meslek kuruluşu var. Alevilerle bir şey yapılacaksa AK Parti’ye, ’Bunlar Alevileri temsil ediyorlar, birlikte konsensusa varın’ diyorlar. Kürt meselesi açılıyor, ’Muhatap benim, öbürü değil’ diyorlar. Tuhaf bir şey başlıyor. Birincisi böyle bir hükümet etmek tarzı olmaz. Türk milletini temsil eden tek kuruluş TBMM’dir. Eğer STK’lar iddia ettikleri gibi bütün kesimleri temsil ediyorlarsa o zaman TBMM’ye gerek yok. Hükümetin STK’lardan, aydınlardan görüş alması onun demokratlığının göstergesidir. Görüş alırsınız ama sonra doğru bildiğinizi yaparsınız. Çünkü görüş aldıklarınızın görüşlerinize itaat etmek demokrasinin mecburiyeti değildir. AK Parti’ye bu dayatılmaktadır. Belirli kesimler partiyi iktidarsız yönetme yoluna itmeye, farklı bir vesayet kurmaya çalışıyor. Sayın Başbakan’ı baskı altına almaya çalışmaktadırlar. Berat Özipek çıkıp Sayın Başbakan’a ’Özal olsaydı Genelkurmay başkanını görevden alırdı’ dedi. Çok talihsiz. Her şeyi bırakın rahmetli Özal, Evren’in başbakan yardımcısı yaptığı bir isimdi. Bir akademisyenin bu kadar unutkan olması, tarihin günlük siyaset lehine bu kadar çarpıtılması çok tuhaf.

Apo, Mandela’ya dönüştü

Onların nezdinde PKK birden bire STK’ya dönüştü. Türkiye’ye yeni gelmiş biri olsanız liberal basında tanımlanan Abdullah Öcalan’ı Mahatma Gandi ya da Nelson Mandela ile karıştırabilirsiniz. Bu basının Öcalan’ı, dört namlulu uçak savarlarla askerleri öldüren bir örgütün lideri değil sanki Ganj kenarında yürüyen Gandi. Bir örgüt 25 sene insan öldürecek sonra istediği bir dizi şeyi elde etmeye başlayacak. Kabul edilebilir değildir.

Kızılcahamam’a gitmediniz. Bir protesto mu?

Kızılcahamam’ı etkin bir tartışma ortamı olarak kullanmadığımızı düşünüyorum. Konuşmak isteyen herkesin daha çok söz hakkına sahip olabilmesi, konuların daha uzun tartışılabilmesi, Sayın Başbakan, bakanlarımız ve parti yöneticilerinin sabredip bu tartışmalarda daha uzun süreler bulunmalarını istiyorum. Olmayınca gitmeyi anlamlı bulmadım.

Aleviler dağa çıkmadı

Kürt ve Alevi açılımının aynı kefeye konulmasından rahatsızlığınızı dile getirdiniz...

Elmalarla armutları aynı sepete koymamamız lazım. Aleviler senelerdir en temel demokratik hakları, demokratik metotlarla istiyorlar. Mahkemelere gidiyor, dergiler çıkarıyor, dilekçeler veriyorlar. Aleviler Alevilik için bir kişiyi bile öldürmediler. ’Silaha sarılalım, istiklal marşı, bayrak neymiş’ demediler. Bunları aynı kefeye koymak için kör olmak lazım. Tamamen iki ayrı sosyal hadisedir.

MHP’nin Alevi adımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sayın Bahçeli Alevilerin sorunlarına üçüncü defa grup konuşmasında özel yer verdi. Saygı ve memnuniyetle karşılıyorum. Özellikle ’Biz Aleviliği İslam içi gören bütün grup ve kuruluşlarla görüşmeye, tartışmaya açığız’ yorumu takdire değer. Bu tabir çok önemli. Alevi olduğunu iddia eden ama pratikte Alevilik’ten başka her şey olan bazı kesimleri dışta tuttuğunu net olarak ortaya koydu. Uydurma Aleviliklere, özellikle Avrupa’da çeşitli enstitülerde, laboratuarda yaratılmış gibi Aleviliklere bizim vereceğimiz bir prim olmamalıdır.

‘Ermeni’ lafının niyeti belli

Çamuroğlu, Deniz Güçer’e verdiği röportajda ağabeyinin kendisi için ’Ermeni kökenli’ iddiasında bulunan Cemal Şener’le mahkemelik olmasına da değindi: “Ağabeyim benden bir yaş büyük. Sinirli bir mizacı var. Devreye girdim ve ’Asla hukuk ve medeniyet dışı yollara tevessül etmemesini’ söyledim. Ancak yapmış oldu. Sayın Şener ise ’Kardeşinin iktidar milletvekili olmasına güveniyor’ dedi. Ağabeyim bir şey yapacaksa hiçbir şeye güvenmeden yapar. Bir politikacıya ’Ermeni kökenlidir’ demenin ne gibi bir niyet taşıdığını hepimiz iyi biliriz. Bu alçaklığı ’Aşağılayıcı niyetim yoktu’ gibi laflarla izah etmeye çalışması sadece kendisini akıllı zannetmesinden kaynaklanıyor. Bu masalları mahkemeye anlatsın.”

Dersim’dekiler Alevi diye öldürülmedi

“SayIn Öymen son derece talihsiz bir şekilde Dersim’i gündeme getirdi. Dersim’de hepimiz için üzücü, utandırıcı, kahredici bir olay yaşanmıştır. Bu Türkiye Cumhuriyeti devletinin ayıbıdır. Ama bir partiyi eleştirmek, yıpratmak ucuzluğuna kapılarak Dersim olayını kullanmak büyük bir hatadır. Dersim’deki acı olaylar Alevileri hedefleyerek yapılmamıştır. Yani kimse ’bunlar Alevi öldürelim’ dememiştir. 1937 ve 1938’deki cumhuriyeti bugüne taşıyıp, o kahredici olayları yapan bugünkü cumhuriyetmiş gibi hücum eden yaklaşımlar kabul edilemez.”

CHP’yi kimse suçlayamaz

“CHP ana muhalefet partimizdir. Benim kanaatim, bir iktidar partisi milletvekili olarak, hiçbir zaman CHP’li biri olmamış biri olarak, kimse CHP’yi Alevi katliamcısı olmakla suçlayamaz. Bu çok büyük bir vicdansızlık ve haksızlık olur. Bu tartışmaları güncel siyaset tartışmalarına ucuz malzeme yapmamak lazım. Çünkü devlet, cumhuriyet yıprandığında bizi birlikte yaşatan irade yıpranıyor. Milli değerler bizi bir arada yaşatır. ABD vatandaşı evine bayrağını asıyor bu milliyetçilik, faşizm olmuyor. Ama Türkiye’de bayrak asarsanız faşist oluyorsunuz. Bu kabul edilemez.”

Bazen daha fazla ana ağlayabilir

“Türk milletine birçok şeyi kabul ettirebilirsiniz ama yenilgiyi asla. Bu millet bozgunda bile fetih rüyası görür. Fetih illa ki kılıçlı, toplu tüfekli olmaz. Türk milletini yenilgi ruh haline sokmaya çalışanların kendileri yenilir. Buradan da çözüm değil hepimiz için zarar çıkar. Analar ağlamasın, gözyaşları dinsin çok güzel bir temenni. Ama bu olayları, çatışmaları analar çıkarmadı. Çatışma varsa çatışanlar bitirirler. Bazen analar ağlamasın diye çıkılan yollarda daha fazla ana ağlayabilir. Türkiye’de bu riski görüyorum açıkçası. Karakol basılıyor, karşılık vermeyen polislere taşlar atılıyor. Bu sabrı test ediyorlar herhalde. Testi yapanlar, ’Uluslararası kamuoyu bizden yana’ mantığında. Buna çok güvenmesinler. Kuramsal olarak yanlış. Uluslararası kamuoyu istikrardan yanadır. İstikrarımızın bozulması onlar için en büyük tehdittir. Dolayısıyla kendi topraklarımızda bozulan istikrarı geri getirmeye yöneldiğimizde yasalar dışına çıkanlar uluslararası baskı gibi bir şeye güvenmesin. Federatif bir yapı Türkiye’ye dayatılmak isteniyor, mesele bu. Bilsinler ki bu mümkün değildir. Bu dayatmaların sonucunda bizde, kendileri de ağır bedeller öderler.”

Said Nursi de Mehmet Akif de İttihatçıdır

Reha Çamuroğlu, AK Partili kadın milletvekili Zeynep Dağı’nın ’İttihat ve terakki’nin üzerimize sıçrattığı pislikler” sözlerine niçin kızdığını da açıkladı: “Kendi içimizde rahatlıkla tartışan bir partiyiz. Şüphesiz Dağı’nın pislik lafı da, benim densiz lafım da ağırdır. Ama siyaset duygulardan arınmış şekilde yapılan bir iş değil. Belirli bir tarih anlayışında aramızda derin farklılıklar olduğu kesin. Türkiye’de seçimler o dönemde terakkiyle başlamıştır. Seçimleri yapmıyoruz deme gücü her zaman vardır ama düzenli seçim yapmışlardır. Türkiye’de ’Bizim ulus olma sürecimizde çok kanlar döküldü’ diye bir tavır var. Doğrudur ancak ulus olma sürecinde kan dökülmeyen bir ülke var mı? İngiltere, Almanya, İtalya’da dökülmedi mi? Atatürk diktatördü deniliyor. Kimse Atatürk liberal, demokrattı demiyor. O tarihte kuzeyde Stalin, güneyde Mussolini, kuzey batıda Hitler vardı. Dünyanın her tarafı otoriter rejimlerle yönetiliyordu. Tarihsel şartları kendi bağlamı içinde değerlendirmek lazım. İttihat ve Terakki heterojen bir örgüttür. Talat, Enver ve Cemal Paşa farklı farklı çizgileri temsil eder. Mehmet Akif Ersoy da üyesidir. ’İttihat Terakki pisliği’ dediğinizde nereye gider iyi düşünmek lazım. Said Nursi de bir dönem ittihatçıdır.”

‘Tren’den inmedi ama...

Yazar Reha Çamuroğlu, Alevi kesiminde sevilen isimlerden biri olarak tanınıyor. Birkaç partiden teklif alan Çamuroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine AK Parti İstanbul Milletvekili olarak TBMM’ye girdi. Alevi açılımı projesinin mimarı olan Çamuroğlu, 2007 Ekim’inde Başbakan Erdoğan’ın danışmanı oldu. Ancak Alevi açılımıyla ilgili süreç uzayınca Çamuroğlu, “Verilen sözler askıda kaldı” gerekçesiyle 7 ay sonra Başbakan danışmanlığından istifa etti. Genel Merkez’deki odasını boşaltan Çamuroğlu, “Trenden inmem” diyerek partiden ayrılmayı düşünmediğini de söylemişti.
 
VATAN - 4 Aralık 2009

Basında Aleviler Haberleri

Can Dündar: Aleviler tarih yazıyor!
Hilal Nesin’e sistematik saldırı
Alevi Kadınların ilk ve tek dergisi PELGÜZAR