Malatya'da 'soykırım'dan yargılama talebine RET!

Malatya'da 'soykırım'dan yargılama talebine RET!Zirve Yayınevi davasında sanıkların soykırım suçundan yargılanmaları ve duruşmanın kamerayla kaydedilmesi...

Malatya'da 'soykırım'dan yargılama talebine RET!

Zirve Yayınevi davasında sanıkların soykırım suçundan yargılanmaları ve duruşmanın kamerayla kaydedilmesi isteği reddedildi

Malatya'da 18 Nisan 2007'de Zirve Yayınevi'ni basarak, Alman Tilman Ekkehart Geske, Necati Aydın ve Uğur Yüksel'i boğazlarını keserek öldürdükleri iddiasıyla 5'i tutuklu 7 sanık, ikinci kez hâkim önüne çıkarıldı. Mağdur avukatlarının, sanıkların "soykırım" suçundan yargılanmaları ve duruşmanın kamerayla kayda alınması istemi reddedildi.

Tutuklu sanıklar Emre Günaydın, Hamit Çeker, Salih Gürler, Abuzer Yıldırım ve Cuma Özdemir ile tutuksuz sanıklar Kürşat Kocadağ ve Mehmet Gökçe'nin yargılanmalarına dün Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Mahkeme, mağdur avukatlarının, sanıkların birbirlerinden ayrılarak tek tek dinlenmesi istemini kabul etti.

'Aralarına gireceğim'

Tutuksuz yargılanan sanıklardan Kürşat Kocadağ şöyle ifade verdi:

"Üniversiteden ağabeyler gelip bir 'Nur evi'nde bize ders veriyorlardı. Fahrettin Ölmez diye bir hocamız vardı. Burada Said-i Nursi'nin kitaplarını okuyorduk. Bu eve de Emre Günaydın'ın aracılığı ile gittim. Emre olaydan 4 ay önce beni arayarak kafeye çağırdı. Malatya'da 49 kilise evi olduğunu, bunların başında papazların bulunduğunu anlatırken, 'Bunların arasına gireceğim. Ne iş yapıyorlar, bunlara paralar nereden geliyor, hangi işadamları yardım ediyor bunları öğreneceğim' dedi.

'Kurusıkı tabanca verdi'

İnternette MSN'de Ozan isimli biriyle tanıştığını, bu kişinin kendisini kiliselerin başındaki kişilerle tanıştıracağını söyledi. Emre bir gün bana kutu içinde kurusıkı tabanca verdi. Eve getirdim. Bir gün ben evde yokken Emre gelip kız kardeşimden silahı istemiş ve almış. Emre ile aramız zaten açıktı. Kendilerine katılmamı ve onlarla birlikte olmamı istedi. Kabul etmedim."

'Günaydın hırçındı'

Hamit Çeker ifadesinde, Günaydın'ın hırçın, sert bir tavrının olduğunu, daha önce de yaralama olayına karıştığını ancak gözaltına alınmadığını savunarak şunları söyledi:

"Zaman zaman benim kıyafetlerimi giyerdi. Bir gün yurda geldiğinde kıyafetlerimi geri verdi. Kıyafetlerimin kanlı olduğunu fark ettim. Salih bana daha sonra, Emre'nin belediye önünde eski kız arkadaşı yüzünden tartıştığı bir kişiyi bıçaklayarak yaraladığını söyledi. Bu olaydan bir süre sonra Emre, Sümer Polis Karakolu'na girerek içeride bir memurla konuştu. Daha sonra ne olduğunu sorduğumuzda bıçakla yaralama olayını kastederek 'O iş kapandı' dedi."

'Ondan korkuyordum'

Günaydın'ın yurtta bıçaklı bir kavgaya karıştığını ve bu olaydan sonra yurttan atıldığını iddia eden Çeker, Günaydın'a bununla ilgili adli işlem yapılmadığını ileri sürdü.

Müdahil avukatların Günaydın'ın grup üzerindeki etkisinin nedenini sorması üzerine de şunları kaydetti:

"Arkadaşlar arasında Emre'nin Emniyet Müdürü ile oturup kalktığı konuşuluyordu. Bu duyumlarımız ondan daha çok korkmama neden olmuştu. Belediye önündeki bıçakla yaralamadan da gözaltına alınmamış olması beni korkutmuştu."

Müdahil avukatları, Çeker ve Cuma Özdemir'in olaydan bir gün önce yazdıkları iddia edilen mektupta, "Malatya'da en son olacak en büyük olayı biz yapıyoruz.

Eğer bize bir şey olursa, Hamit ile ben (Cuma) yaşamazsak ya da içeride olursak onlar (siz anlarsınız), ya da (Alman, uzun, maviş) bu üçü dışarıda olursa ya da ölmezse biz de yoksak bu üçü sorumludur" ifadesinde geçen "onlar"ın ne anlama geldiği sordu. "Mektubu ben yazdım ancak sözlerini bana Cuma yazdırdı, 'Onlar'ın ne anlam içerdiğini ya da kim olduğunu bilmiyorum" yanıtını veren Çeker, şunları söyledi:

'Kestiğini gördüm'

"Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske'yi ve Necati Aydın'ı Günaydın'ın kestiğini gördüm. Ancak Uğur Yüksel'i kimin öldürdüğünü görmedim. Yalnızca Uğur'un 'İsa' diye bağırdığını duydum. Olaydan kısa süre önce Necati Aydın'ın 'Hepimiz İsa'nın çocuklarıyız' sözleri de Günaydın'ı kızdırmıştı."

Tutuksuz yargılanan Mehmet Gökçe, kendisinin bilgisayar malzemesi satan bir işyerinde çalıştığını, Günaydın'ı müşterisi olduğu için tanıdığını ve olaydan bir gün önce görüştüğünü belirtti.

Müdahil avukatların, Günaydın'ın kendisine cep telefonundan çektiği, "Elmaları getirdim, manav açık değil" mesajına, "Sen elmaları getir, ben manavı açarım" diye yanıt yazdığını hatırlatması üzerine Gökçe, "Günaydın'ı ciddiye almadığım için o mesaja öyle bir yanıt yazdım" dedi.

Kimler izledi?

Duruşmayı TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, Almanya Büyükelçiliği'nden konsolos vekili Raner Dost, Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Dönem Başkanı Zekai Tanyar, Türkiye Protestan Kiliseler Birliği dönem sözcüsü İsa Karakaş, Diyarbakır Kiliseleri ruhani lideri Ahmet Güvener, Mazlum-Der Genel Başkan Yardımcısı Emrullah Bayar, İnsan Hakları Ortak Girişim Platformu, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur Platformu Başkanı Hüseyin Öntaç da izledi.

MİKAİL PELİT Malatya DHA, AA

MİLLİYET - 15 Ocak 2008 Salı

'Rahat ölsün diye başının altına yastık koydum'

Malatya katliamında kan donduran ifadeler...

İlk kez konuşan Zirve Kitabevi katliamı sanıkları cinayet anını kan donduran ifadelerle anlattı. Sanaklardan Hamit Ç, “Necati Aydın rahat ölsün diye başının altına havlu koydular' deyince Aydın'ın eşi Şemse Aydın Çığlık atarak “Alçaklar. Hem öldürmeye geliyorsunuz, hem de rahat ettirdiğinizi söylüyorsunuz' dedi. Malatya katliamı sanıkları Emre G., Salih G., Cuma O., Abuzer Y. ve Hamit C. ile tutuksuz yargılanan Kürşat K. ve Mehmet G., ikinci kez mahkeme önüne çıktı.

SOYKIRIM TALEBİNE RET

3. Ağır Ceza Mehkamesi'nde görülen duruşmada mahkeme heyeti, 17 müdahil avukatın duruşmanın teknik olarak kayda alınması, dava kapsamında adli emanette bulunan delillerin birer suretinin taraf avukatlarına verilmesi, 16 klasörden oluşan Hıristiyanlık ve misyonerlikle ilgili belgelerin dava kapsamından çıkartılması ve sanıkların soykırım suçu işlemiş olduğu iddiasıyla yargılanması talebini reddetti. Duruşmada, “sanıkların tek tek sorgulanması ve biri ifade verirken diğerlerinin mahkeme salonu dışında birbirleri ile konuşmayacak şekilde tutulması' talebi kabul edilerek sanıklar dışarı çıkartıldı.

Tutuksuz sanıklardan market sahibi Mehmet G, Emre Günaydın'ın cinayeti kendisine anlatmadığını iddia etti. Mehmet G., sanıkların olaydan saatler önce cep mesajlarında kurbanlar için kullandığı 'elma'dan bilgisayar hard disklerinin kastedildiğini ileri sürdü. Sanık Hamit Ç. ise Günaydın'la tanışmasının ise zanlı Salih G. aracılığıyla olduğunu söyleyen Hamit Ç, ondan korktuğu için yayınevine gitme teklifini kabul ettiğini ileri sürdü.

İÇERİ EMRE ALDI

Emre G'ın önce kitabevine çıktığını, sonra kendilerine mesaj göndererek çağırdığını anlatan Hamit Ç, “Kapıyı Uğur Yüksel açtı. Bizim konuşmamıza fırsat vermeden Emre, kendi arkadaşları olduğunu söyleyerek, bizi içeri aldı' dedi. Günaydın'ın lavaboya gidip geldikten sonra ortamın gerildiğini anlatan Hamit Ç, “Emre, yabancı adamın boğazına bıçağı dayadı. Diğerlerine yere yatmalarını, herkesi öldüreceğini söyledi' diye konuştu. Yere yattıktan sonra kurbanları iple bağladıklarını, anlatan Hamit Ç. olayı şöyle anlattı:

RAHAT ÖLSÜN DİYE YASTIK

“Salih Alman'ın başında Abuzer de diğerlerin başında bekliyordu. Biz Emre'ye 'Yeter artık. Burada işimiz kalmadı, gidelim' dedik. Ama Emre 'Dönüşü yok artık' dedi ve Salih'e Necati'yi boğmasını söyledi. 'Yapamam' diyerek boğazından elini çektiğimi gördüm. Emre ise Necati'yi boynundan bıçaklamaya başlamıştı. Emre de lavaboya gitti, elinde bir havluyla geldi. Necati'den bağırma sesi gelmiyordu. Emre daha sonra lavabodan aldığı havluyu Alman'ın yüzüne örterek, boğazını kesti. Uğur'un nasıl öldürüldüğünü ise görmedim.' Hamit Ç'nin Necati Aydın'ı ölürken rahat etmesi için kafasının altına yastık koyduğunu söylemesi üzerine, eşi Şemse Aydın, biranda çığlık atttı. “Bu alçakça. Hem adamı kesmeğe geliyorsunuz, hem de rahat ettireceğinizi söylüyorsunuz' diye bağıran Aydın'ı Mahkeme Başkanı, izin almadan konuştuğu için dışarı çıkardı. Tutuksuz sanık Kürşat K. da Emre G ile 2006'da dershanede tanıştığını belirterek şöyle konuştu: 'Seni misyonerlerle tanıştırayım' dedi ama ben teklifi reddettim. Kafama vurdu, şerefsiz, vatan haini. Emre sinirli, hırçındı. Ne yapacağı belli olmuyordu. Çevresindekiler bu nedenle Emre'den çekiniyorlardı.' Yaklaşık 10 saat süren ikinci duruşma sonrasında mahkeme heyeti, duruşmayı 25 Şubata erteledi.

'Emniyet Müdürü ile arası iyiydi'

Hamit Ç, Emre G'nin hırçın, sert bir tavrının olduğunu, daha öncede iki defa yaralama olayına karıştığını, ancak hakkında adli işlem yapılmadığını savundu. Hamit Ç, şunları kaydetti: “Arkadaşlar arasında Emre G'nin Emniyet Müdürü ile de oturup kalktığı yönündeki duyumlarımız ondan daha çok korkmama neden olmuştu. Bunun dışında belediye önündeki bıçakla yaralamadan da gözaltına alınmamış olması beni korkutmuştu.'

VATAN - 15 Ocak 2008 Salı

Güncel Haberleri

Kendi kaleminden: Rabia Mine kimdir?
‘Bizim Yunus’ genelgesine tepki
Önlü: Dersim’in doğası talan edilirken itiraz edilmesin istiyorlar!
Diyanet: 'Kadın-erkek el ele olmasın'
Seyahat yasağı mağdurları isyan ediyor