PSAKD Genel Başkanı Fevzi Gümüş'ün İzmir Mitingi Konuşma Metni

PSAKD Genel Başkanı Fevzi Gümüş'ün İzmir Mitingi Konuşma MetniPir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Av. Fevzi Gümüş’ün...

PSAKD Genel Başkanı Fevzi Gümüş'ün İzmir Mitingi Konuşma Metni

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Av. Fevzi Gümüş’ün 6 Mart İzmir Mitingi Konuşma Metni

Sevgili Canlar, hepinizi saygıyla sevgiyle muhabbetle selamlıyorum.

Yüzlerce yıldır, katledilmiş, bastırılmış, susturulmuş ve yaşadığı sorunlarla anılmış bir toplumun üyeleri olarak, bir dönemi geride bırakmanın artık sırası geldi.

Eminim Gündoğdu meydanında bulunan hiç kimse artık, ezilmişlikle, baskıyla, yok sayılmakla, anılmak istenmiyor. Alevi toplumu artık, engin kültürüyle, büyük ve onurlu duruşu ve felsefesiyle, başarılı kurumlarıyla, örnek insanlarıyla anılmayı hak ediyor.

Aleviler artık ağıt yakma dönemini geride bırakıp, yaşadığı her yeri, eşitlik, özgürlük ve demokrasi adına, dönüştürme çabasının doğrudan içinde olmalıdır!

Aleviler olarak, solcular olarak, devrimciler olarak sürekli kaybeden tarafta olmak zorunda değiliz. Ülkemiz; sağcılara, muhafazakarlara, gericilere bırakılmayacak kadar güzeldir…

Sevgili Canlar,

Hallacı Mansuru, Nesimiyi, Hacı Bektaşı, Pir Sultan’ı, Nazım Hikmet’i, Deniz Gezmiş’i, Kaypakkaya’yı, Yılmaz Güney’i, Hrant Dink’i, Musa Anter’i yetiştiren bu toprakların, her geçen gün biraz daha sağcılıkla, muhafazakarlıkla, ırkçılıkla buluşması, insanı hem düşündürüyor, hem ürpertiyor. İnsanın aklına ister istemez “bu topraklar kuruyor mu” sorusu geliyor…

17 yaşındaki gençleri idam ettirenler 17-18 yaşındaki çocuklara Hrant Dink öldürtüyor, kitapevleri bastırılıyor, katliamdan 32 yıl sonra Maraş’ta “burası Maraş buradan çıkış yok” sloganı attırılıyorlar…

İnsanları domuz bağlarıyla bağlayıp, diri diri mezara gömen Hizbullahçıları övmek serbestken, işkencede öldürülen devrimcileri anmak yasak oluyor!

Hızla toplumun dokusu değişiyor. Siyasal İslam her alana hakim oluyor!

O yüzden dün karşı oldukları YÖK’e, bugün sıkı sıkıya bağlı oluyorlar!

O yüzden dün karşı oldukları HSYK’ya, bugün sıkı sıkıya bağlı oluyorlar!

Darbecileri yargılıyoruz diye Ergenekon’u öne çıkarıyorlar, halkın iradesi ile seçilmiş belediye başkanlarını tutukluyorlar…sapla samanı birbirine karıştırmak için ciddi bir çaba harcıyorlar, gazetecileri tutukluyorlar, asıl darbe yapanları gizliyorlar…darbecilerin rollerini üstleniyorlar. İslami faşizmi örgütlüyorlar…Toplumsal muhalefeti ortadan kaldırmak istiyorlar. 

Yargıda adalet diyorlar, siyasal İslamcı örgütlerin üzerine giden, JİTEM’İ yargıya taşıyan savcıları, gözaltına alıyorlar, sürgüne gönderiyorlar…

Açılım diyorlar, bir adım atmıyorlar. Açılımın, kendi çıkarlarına uygun olsun istiyorlar. Bu yüzden Alevi açılımında olduğu gibi her açılım ellerinde patlıyor!

Çünkü bunların zihniyetleri bozuktur. Bu zihniyetin en önemli temsilcilerinden biri olan Recep Tayyip Erdoğan yalnızca bir sonuçtur.

Çünkü bu zihniyet yüzyıllardır vardır. Bu zihniyet Muaviye’den Yavuz Selim’e;  2. Mahmud’tan Erdoğan’a kadar hep varola gelmiş bir zihniyettir. Bu zihniyet 12 Eylül Askeri darbesi ile doruğa çıkmış, “3K” söylemi ile yani ….“Kızılbaş, Kürt, Komünist” söylemiyle zirve yapmıştır. Bir ”Türk İslam Sentezi” olan 12 Eylül Askeri darbesi ve generalleri eli ile yeniden parlatılan, siyasal İslam bugün kendisini AKP kimliğinde iktidara taşımıştır.

12 Eylül ve sonrasında, “Zorunlu Din Dersleri” aracılığı ile Alevi çocukları işkencelerden geçirilirken, Alevi köylerine zorla cami yaptırılırken, Suudi’nin sermayesini arkasına alan generaller eliyle, siyasal İslam el bebek gül bebek büyütülmüştür.

Sevgili Canlar …Hiçbir şey tesadüf değildir.

Türkiye’de komünizme karşı mücadele derneklerini kuranlar, Siyasal İslamcılar değil midir?

Fettullah Gülen, Necmettin Erbakan, Abdullah Gül değil midir?

Peki Türkiye’de solcu gençlere saldırarak Kanlı Pazar’ı yapanlar kimlerdir?

Bunlar değil midir?

Her şey unutuluyor, unuturulmak isteniyor!

Değerli kardeşlerim,

Bugün Türkiye bir ayrışmayı tartışıyorsa.. bunun nedeni solcular değildir.

Bunun nedeni devrimciler değildir.

Bunun nedeni Aleviler hiç değildir.

Bu ülkede solcular, devrimciler iktidar olsa…ayrılık, gayrılık, bölücülük tartışılmaz, adı bile geçmez.

Ülkemiz de; Türk’ü Kürde, Sünni’yi Alevi’ye düşman eden, Ermenilere saldırtan, komşumuz Yunanistan’dan “Yunan domuzu” diye bahseden, İzmir’e “Gavur İzmir” diyen zihniyet… bugün maalesef iktidardadır.

Bunlarda zihniyet hiç değişmiyor. Bunlar kendilerine demokrat, kendilerine Özgürlükçü…. O yüzden Türkiye’de türban zulmünden bahsederler, milyonlarca Alevi çocuğuna Siyasal İslam’ı dayatmaktan geri kalmıyorlarlar.

Bu yüzden onlar, Cemevleri’ne ibadet merkezi dememek için kırk takla atarlar, İsteseler Anayasayı/yasayı meclisten çıkartacak çoğunluğu sağlarla ama, sanki iktidar partisi değillermiş gibi hareket ederler…

Yakarak, yıkarak, katlederek Alevileri yok edemediler. Şimdi yaptıkları hamlelerle Aleviliği katletmeye, kendi Alevilerini yaratmaya, Aleviliği devletleştirmeye çalışıyorlar…

Ama gene yanılıyorlar. AKP Aleviliğini, Devlet Aleviliğini Aleviler kabul etmez. Biz kabul etmeyiz!

2008’de, 2009’da yapmaya çalıştıkları “Alevi iftarı” girişimlerinde olduğu gibi bu girişim de Alevi toplumu tarafından mutlaka boşa çıkartılacaktır!

Değerli Canlar, Değerli Kardeşlerim, Yoldaşlarım…

Bütün kurumları ele geçiren AKP, “ileri demokrasi” diyerek kendine yakın duran, kendi gibi olanları koruyan bir sistemi hakim kılmaya çalışmaktadır.

Ancak biz, AKP’nin yaratmaya çalıştığı korku imparatorluğuna teslim olmayacağız.

Bizler ülkemizde, bütün kimliklerin ve kültürlerin, kardeşçe ve barış içinde yaşamaları için sonuna kadar mücadele edeceğiz.

Kıbrıslı canlarımızın eşit iki toplum taleplerini savunacağız. Kıbrıslı canlarımızın haklı mücadelelerinin sonuna kadar yanında duracağız.

Çünkü biz, kimseyi kendimize benzetmek istemiyoruz. Bizleri ısrarla kendilerine benzetmek isteyenlere de teslim olmayacağız.

Biz ülkemizde, demokrasi içinde herkese yer olduğuna inanıyoruz.

Biz ülkemizde, eşit yurttaşlık istiyoruz.

Biz ülkemizde, Alevilere karşı dayatmaları reddederken, diğer kültürlere, kimliklere de dayatmaları reddediyoruz.

Sevgili Kardeşlerim,Yoldaşlarım…

Türkiye’nin bir değişime ihtiyacı var.

Türkiye’nin demokrasi, eşitlik ve özgürlük için değişime ihtiyacı var.

Türkiye’nin yoksulluğu yenmeye ihtiyacı var.

Türkiye’nin farklı kimlik ve kültürlerin yan yana barış ve kardeşlik içinde yaşadığı çok kültürlü bir toplum yaratmaya ihtiyacı var…

Türkiye’nin yeni bir siyasal iklime ihtiyacı var…Yeni bir demokratik, eşitlikçi siyasi kültüre ihtiyacı var…

Peki bu mümkün mü?

Kolay değil ama “Evet bu mümkündür!

Neredeyse tuzun bile koktuğu ülkemizde “artık yeter” demeli ve yeni bir dönemi başlatmalıyız…

Şimdi, eşitlik, özgürlük ve kardeşlik adına bir büyük buluşmayı başlatma ve gerçekleştirme dönemidir…

Sürekli yenilmek, sürekli kaybetmek bizim için kader olamaz…olmamalıdır.

Artık yeter diyelim ve ülkemizde yeni ve bir büyük yürüyüş başlatalım…

Yapmamız gereken çok açık:

Örgütlülüğümüzü yükselteceğiz.

Hayatın bütün alanlarında müdahil olacağız.

Her alanda haklarımızı talep edeceğiz.

Haklının ve mazlumun yanında olmaya devam edeceğiz…

Eşitlik ve özgürlükler adına yeni bir demokratik  sol blok hareketini birlikte öreceğiz! Solun, sosyal demokratların birlikteliğini sağlayacağız.

Her şeyden önemlisi, en büyük zalimlerin zulüm görenlerin içinden çıktığını unutmadan…en az zalimler kadar cesur olacağız…

Faili meçhullerin aydınlatılmasını isteyeceğiz.

Dersim, Sivas ve Maraş başta olmak üzere bütün katliam dosyalarının yeniden açılmasını isteyeceğiz.

Kimsenin dilinden, dininden, mezhebinden, cinsinden dolayı aşağılanmasına izin vermeyeceğiz.

Kısacası Türkiye Toplumun vicdanı olacağız!

Bunun için sizleri, 12 Haziran’da haklının ve tüm ezilenlerin yanında yer almaya davet ediyorum!

Bunun için sizleri, 12 Haziran’da demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü ve laik bir halk iktidar için açıktan taraf olmaya davet ediyorum!

Bunun için sizleri,  13 Haziran sabahı aydınlık bir Türkiye’de uyanmak için, bir ve beraber olmaya, ortak mücadeleye davet ediyoruz!

Değerli Canlar, sizleri DERNEĞİMİZ adına eşitlik, özgürlük ve adalet için yürüttüğümüz mücadeleyi yaşadığımız her alanda inanç, bilinç ve direncimizden aldığımız güçle yükseltmeye davet ediyoruz.

***

O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.

Yavrum, annem, karım, kız kardeşim,

Hayat arkadaşımdır.

Tüm kadınların günlerini bu günden kutluyorum…12 Mart, 30 Martta, 31 Martta yitirdiğimiz canları saygıya ve özlemle anıyorum…

Hizmetiniz kabul olsun… mücadeleniz daim olsun. Hakk yardımcınız…Halk yoldaşınız olsun…hepinizi saygıyla selamlıyorum…

Alevi Haber - 6 Mart 2011

Güncel Haberleri

Kendi kaleminden: Rabia Mine kimdir?
‘Bizim Yunus’ genelgesine tepki
Önlü: Dersim’in doğası talan edilirken itiraz edilmesin istiyorlar!
Diyanet: 'Kadın-erkek el ele olmasın'
Seyahat yasağı mağdurları isyan ediyor