TKP'li öğrencilere gerici saldırı, 30 Öğrenci Gözaltında

TKP'li öğrencilere gerici saldırıİstanbul Üniversitesi'nde dağıttıkları "Üniversiteye Haçlı Seferi" başlıklı bildiri ile yeni YÖK başkanının...

TKP'li öğrencilere gerici saldırı

İstanbul Üniversitesi'nde dağıttıkları "Üniversiteye Haçlı Seferi" başlıklı bildiri ile yeni YÖK başkanının gerici, piyasacı ve emperyalizm yanlısı kimliğine dikkat çeken TKP'li Öğrenciler gericilerin saldırısına uğradı. Üç yurtsever öğrenci gericilerin satırlı saldırısında yaralanırken 30'a yakın yurtsever de gözaltında.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde dün yeni YÖK Başkanı'nın Fethullahçı ve ve ABD'ci kimliği ve üniversiteler üzerindeki yeni kuşatma dalgasına dikkat çeken bir bildiri dağıtan yurtsever öğrenciler, gericilerin saldırısına uğradı. Gericiler bildirileri yırtıp atarken yurtsever öğrencilere de sözlü sataşmada bulundu. Bu sabah yeniden bildiri dağıtımı yapmak üzere okula giden TKP'li Öğrenciler'e önce gericiler, okula ellerini kollarını sallaya sallaya soktukları satırlar ve baltalarla saldırdı. Üç yurtsever öğrenci ciddi şekilde yaralandı. Bu saldırının ardından çatışmaya müdahale bahanesiyle polis yurtsever öğrencilere gazla ve copla saldırdı. Yurtsever öğrencilerin öğle saatinde akademisyenlerin de katılımıyla yapacağı basın açıklamasını da engelleyen emniyet güçleri, saldırıya maruz kalan 30 civarında yurtsever öğrenciyi gözaltına aldı.

Türkiye Komünist Partisi İstanbul İl Örgütü'nün yaptığı açıklamanın tam metnine aşağıda yer veriyoruz:

Basına ve Kamuoyuna

İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nde TKP'li Öğrencilere bir saldırı gerçekleştirilmiştir.

Saldırıyı gerçekleştirenler, AKP hükümeti tarafından cesaret alan gericiler ve yobazlardır.

Fen-Edebiyat Fakültesi'nde üyelerimize dönük sopalı-keserli gerici saldırıdan sonra bu kez de Emniyet güçleri okula girmiş ve bir dizi arkadaşımızı gözaltına almıştır. Şu anda yaklaşık 30 arkadaşımız Beyazıt Karakolu'nda tutulmaktadır. Keser saldırısıyla 2 arkadaşımız ise yaralanmış ve hastaneye kaldırılmıştır.

Saldırıya uğrayan sosyalist öğrencilerin polis tarafından gözaltına alınması manidardır. ABD'nin "Ilımlı İslam" projesiyle hükümet eden AKP'den nasıl gerici yobazlar güç almışsa, Emniyet Teşkilatı da AKP hükümetinin emri altında taraflı davranmıştır. Saldırıyı gerçekleştirenler değil, saldırıya uğrayanlar kolluk güçleri tarafından gözaltına alınmıştır.

İşbirlikçi AKP'nin hüküm sürdüğü bir dönemde, Fethullah-Polis işbirliğinin bir kez daha ortaya çıkması şaşırtıcı değildir.

Emperyalizmin Türkiye'yi dönük planlarını ve ülkemizi nasıl uçurumun kenarına ittiği kamuoyu tarafından bilinmektedir. ABD emperyalizmine, AB emperyalizmine göbekten bağlı AKP hükümeti, ülkemizde son yıllardır gerçekleştirdiği uygulamalar ile kimin hükümeti olduğunu yeterince göstermektedir. Ülke kaynaklarının emperyalizme peşkeş çekildiği, emekçi halkımızın bütün haklarının teker teker gasp edildiği, ABD ve İMF politikalarının birer birer uygulandığı bu dönemde üniversitelerde yaşananlar bir uyarı işaretidir.

Yeni YÖK başkanının Fethullahçı ve ABD'ci kimliğini anlatan TKP'li Öğrencilere yapılan saldırı, ABD işbirlikçisi Fethullahçıların üniversitedeki öğrencilere dönük ilk "uygulamasıdır." Yeni YÖK başkanı görevine başlamıştır!

Türban tartışmalarıyla mazlumu oynayanlar, gerçek yüzlerini göstermeye başlamışlardır.

TKP'li Öğrencilere saldırının bahanesi olarak gösterilen bildiri "Üniversiteye Haçlı Seferi" başlığı taşımakta ve yeni YÖK başkanının Fethullahçı olduğunu ve NATO ve AB projelerinde çalıştığını anlatmaktadır.

TKP'li Öğrenciler, memleketlerine, üniversitelerine ve aydınlık geleceklerine sahip çıkmaya devam edecektir. Bu ülkeyi emperyalizme ve onun işbirlikçisi Fethullahçılara bırakmayacak gençlik mücadelesine devam ediyor, edecektir.

Gözaltına alınan TKP'li Öğrenciler derhal serbest bırakılmalıdır.

Türkiye Komünist Partisi

İstanbul İl Örgütü

26 Aralık 2007 - AHA

'Üniversiteye Haçlı Seferi'

Dün ve bugün İstanbul Üniversitesi'nde dağıtıldığı için gericilerin yurtsever öğrencilere saldırmasına yol açan "Üniversiteye Haçlı Seferi" başlıklı bildirinin tam metni.

Geride bıraktığımız ay Türkiye'de kimi siyasal başlıklardaki tartışmaların yoğunlaştığını tespit etmek için sadece birkaç gazeteyi birkaç gün üstün körü karıştırmak bile yeterli olur.

Bu açıdan, gündemde kalan başlıklardan bir tanesi Milliyet gazetesinde günlerce manşet ile sür-manşet arasında salınıp duran Konda'nın araştırmasıdır. Gündelik yaşamda dinin etkisini belirlemek amacı ile yürütüldüğü iddia edilen "araştırma" bize göre de dikkatle incelenmelidir.

Ankete bakan herkes, Türkiye'de dinin gündelik hayattaki ağırlığının artıyor olmasına işaret ermiştir. Zaten, anketin uygulanışından, hazırlanan soruların içeriğine kadar dikkatle bakıldığında böyle bir anketten başka bir sonucun çıkmasının mümkün olmadığı görülmektedir.

Bu anketin göze çarpan sonuçlarından bir tanesi, ABD'li yetkililerin sık sık ifade ettikleri gibi, Türkiye'nin bir ılımlı İslam ülkesine dönüştüğüdür. Ve büyük ihtimalledir ki, bu anketin sonuçlarının günlerce manşetlerden verilmesi bu dönüşüme verilecek tepkilerin ölçülmesini, hatta toplumun bu sürece alıştırılmasını amaçlamaktadır.

Anket tartışmalarının dumanı yok olmadan, bu kez üniversitelerin merkezinde durduğu benzer bir tartışma gündeme geldi. ABDullah Gül, Cumhurbaşkanı olarak atandıktan sonraki ilk cidi atamasını gerçekleştirdi ve YÖK'ün Başkanlığı'na Yusuf Ziya Özcan'ı getirdi.

Belki bir sonuç olarak ifade edilmesi gereken düşünceyi en başta söyleyelim, Yusuf Ziya Özcan (YZÖ) bugünün Türkiye'sinde, bugünün üniversite sistemi içerisinde YÖK'ün başkanlığına getirilebilecek en uygun isimlerden birisidir!

Çünkü hem gericidir, hem piyasacıdır.

Çünkü hem NATO için çalışmıştır hem de AB projelerinin fonlanmasında..

Yayımlanan "cv"sinden, sadece bir örnekle daha, ne kadar yerinde bir atama olduğuna ilişkin paragrafımızı sonlandıralım. YZÖ 2004 yılından bu yana, Türkiye Fulbright Komisyonu'nda Başkan Yardımcılığı görevini yürütmektedir. Bu komisyonun temel misyonu, Türkiye'den ABD'de öğrenim görecek olanlara olanak sağlamaktır.

Yeni YÖK Başkanı bugüne kadar, ülkemizden ABD'ye eğitime götürülecek kişilerin saptanmasında çalışmıştır.

Bütün bunlar yeni YÖK Başkanı'nı tanımak için yetmemektedir.

Bazı insanların her özelliklerini kartvizitlerine yazmadıklarını biliriz. Mesela bir hırsızın, ben hırsızım diye ortalıkta dolaştığı görülmemiştir. Ya da siz hiç üzerinde üçkağıtçı yazan bir kartvizit gördünüz mü?

Bizim ,ülkemizde de(belki de şimdilik demeliyiz) insanların içinde bulundukları tarikatı açıklamaları henüz meşru görülmemektedir. Ancak AKP döneminde bu bilginin alttan alta yayılması ise neredeyse bir zorunluluk olmuştur. YZÖ ile ilgili bu el altı açıklamalarının işaret ettiği yerde tanıdık bir sima durmaktadır; Fethullah Gülen.

Fethullah Gülen tarikatı içerisinde bulunmak ve tarikat çıkarları doğrultusunda faaliyet yürütmek hizmet olarak adlandırılmaktadır. Bu hizmetin tanımı bizim için bellidir. Fethullah Gülen her adımıyla açıkça ABD'ye hizmet etmektedir. Bu durumda hangi masum gerekçelerle olursa olsun bu tarikatta "hizmet"te bulunan herkes ABD emperyalizmine hizmet etmektedir. Bir tarafta şeriat tartışmaları yapılırken, lideri ABD'nin kucağında oturan bir örgütlenmenin ancak ve ancak G.W.Bush'un "Haçlı seferi" olarak tanımladığı bir emperyalist saldırı planının parçası olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. İster İslam ister Hristiyan şeriatını referans alsın, üniversiteye ve ülkemize dönük saldırılar uluslarlarası sermayenin çıkarları için emekçi halkımıza ve onun çocuklarına dönüktür.

Haçlı seferleri dini anlamda gerici bir karakter taşıyordu. Orta Çağın, hayatı anlama çabasına ve özgür düşünmeye set çeken din adamları geniş halk yığınlarını din yoluyla kandırdılar. Bu seferlerde en önemli amaç, zenginliklere doğrudan zor kullanarak el koymaktı. Haçlı seferleri emperyal bir projenin hayata geçirilmesine hizmet etti. Her dönemde emperyal güçler dini kendi yayılmacı çıkarları için kullandılar.

Bu saydıklarımız bugün geçersiz midir? Yine din emperyal amaçlarla kullanılmaktadır. Bu Haçlı Seferi'nin öncekinden fazlası bulunur eksiği bulunmaz. Fazlası bu kez dinler arası geçişkenliğin sağlanabilmesidir. Bush Ortadoğu'ya dönük Haçlı Seferi'nden söz etmekte, İslam'ın temsilcileri Amerika'dan ya da Türkiye'den fark etmez, bu sefere destek vermektedir. Nihayet, aydınlanmanın ve özgür düşüncenin temsilcileri de gerici bir işbirliğiyle kuşatılmaktadır.

Her çıkışın bir inişi, her seferin bir dönüşü vardır. Seferiler ya el koyacak başka değer kalmadığında ya da ölümcül bir dirençle karşılaştıklarında dönüş yolu göründü demektir. Tayyip'e, Fethullah'a, YZÖ'ye, YÖK'e hepsinin de ağababası Bush'a direnen özgür akıl, sol duyu ve yurtsever bilinç olacaktır. O kadar eminiz ki...

Yurtsever Cepheli Öğrenciler

26 Aralık 2007 - AHA - http://www.sol.org.tr/

 

Güncel Haberleri

Kendi kaleminden: Rabia Mine kimdir?
‘Bizim Yunus’ genelgesine tepki
Önlü: Dersim’in doğası talan edilirken itiraz edilmesin istiyorlar!
Diyanet: 'Kadın-erkek el ele olmasın'
Seyahat yasağı mağdurları isyan ediyor