TMMOB Makina Mühendisleri Odası : Sivas'ın Işığı Sönmeyecek

TMMOB Makina Mühendisleri Odası : Sivas'ın Işığı Sönmeyecek"SİVAS'IN IŞIĞI SÖNMEYECEK"Sivas Katliamının 16. yıldönümü...

TMMOB Makina Mühendisleri Odası : Sivas'ın Işığı Sönmeyecek

"SİVAS'IN IŞIĞI SÖNMEYECEK"

Sivas Katliamının 16. yıldönümü nedeniyle TMMOB Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, "Sivas'ın Işığı Sönmeyecek" başlıklı bir açıklama yayınladı. Aktarıyoruz:

Türkiye’nin tarihinde yaşanan gerici-faşist katliamlarla hesaplaşmak, karanlık dinci paradigmayı yıkmak, yarına özgür ve demokratik bir gelecek bırakmak mümkündür. TMMOB Makina Mühendisleri Odası olarak bu bilinçle Sivas’ta katledilen insanlarımızın mirasına sahip çıkıyor, onları sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.

Sivas'ın Işığı Sönmeyecek

1993 yılında düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri'nin bir kısmının Sivas'ta yapılması planlandığında bütün demokrat kamuoyu bunu memnuniyetle karşılamış; Sivas'a giden aydın ve sanatçılar bir dizi etkinliğe katılmış ve Sivas'ın farklı kültürlerin kaynaştığı bir coğrafya olarak önemine vurgu yapmışlardı. Ancak gerek idari sorumluların kışkırtmaları, gerekse dönemin üst düzey siyasetçilerinin tahrikleri ile 2 Temmuz günü Cuma namazı çıkışında slogan atarak konukların kaldığı Madımak Oteli önüne gelen gerici, yobaz, gözü dönmüş güruh oteli taşlamış ve yakmışlardır. Bunlar olup biterken güvenlik güçlerinin telsiz konuşmalarında geçen "bırakın yaksınlar" ifadeleri tüm Türkiye tarafından duyulmuştur.

O gün Sivas'ta yaşananlar bir tarihselliğin ürünüdür ve ülkemizde gericiliğin, faşizmin en vahşi versiyonunun, kökleri çok eskilere uzanan nefret politikasının bir devamıdır. Geçmişte Çorum ve Maraş'ta karanlık yüzlerini gördüğümüz bu tip çete katliamlarında tetiği çeken, ateşi yakanlar ve onları koruyanlar her kim ise bugün Türkiye'nin demokratikleşmesinin önüne geçen, 12 Eylül rejimini yargılayamayanlar da aynı çevrelerdir.

Sorumlular; "Yeşil Kuşak" siyaseti ile İslam'ı belirli güç ve amaçlara yönelik olarak 1970'lerin sonları ve 1980'lerde kullanan ABD, onunla çıkar ilişkisi içerisinde bölge politikalarına uygun olarak darbe tezgahları kuran 12 Eylül faşist cuntası ve onların yaptığı anayasa, "Otelin önünde toplanan vatandaşlarımıza zarar gelmemiştir" yüzsüzlüğünü takınanlar, barbarların avukatlığını yürüten, cezaevi ihtiyaçlarını karşılayan, daha sonra Adalet Bakanı olmakla ödüllendirilen siyasetçiler, bu karanlığı yaratan tüm ilişkiler silsilesi ve bu kliklerin bugüne uzanan devamcılarıdır. İstisnasız hepsinin elinde Sivas'ta yanan onlarca insanımızın kanı vardır. Bu ilişki zinciri bugün de sürmekte, aynı tarzın iç politikadaki tezahürleri "Ilımlı İslam-Muhafazakar Demokrasi" tipi etiketlerle karşımıza çıkmakta, toplumumuz dinci gericileşmeye teslim olmaya çağırılmaktadır.

Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunların çözümü bütün sömürü merkezlerinden bağımsız, demokratik bir siyasetten ve tutarlı ve gerçek bir laiklikten geçmektedir. Dinin devletleştiği dönemlerde toplumların başına gelenler açıktır.

Devletin dinden elini tamamen çekmesi, dindar/dinsiz, inançlı/inançsız olmak ya da olmamanın devlet tarafından gözetilmemesi, bu bağlamda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın devletle olan ilişkisinin sönümlendirilmesi, farklı mezhep ve kültürel kimliklere yaşam ve nefes alma hakkı tanınması gerekmektedir. Bu gereklilikler ancak aydınlanmacı, bilimsel ve seküler temelli bir toplumsal yaşam ile gerçekleşebilir.

Türkiye'nin tarihinde yaşanan gerici-faşist katliamlarla hesaplaşmak, karanlık dinci paradigmayı yıkmak, yarına özgür ve demokratik bir gelecek bırakmak mümkündür. TMMOB Makina Mühendisleri Odası olarak bu bilinçle Sivas'ta katledilen insanlarımızın mirasına sahip çıkıyor, onları sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.

Ali Ekber ÇAKAR
TMMOB Makina Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Sekreteri

KAYNAK : Alevihaber.com - 1 Temmuz 2009

Güncel Haberleri

Kendi kaleminden: Rabia Mine kimdir?
‘Bizim Yunus’ genelgesine tepki
Önlü: Dersim’in doğası talan edilirken itiraz edilmesin istiyorlar!
Diyanet: 'Kadın-erkek el ele olmasın'
Seyahat yasağı mağdurları isyan ediyor